Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6464 E. 2026/4057 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6464
Karar No
2026/4057
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1735 E., 2025/937 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/58 E., 2023/98 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 721 parsel sayılı 37.300,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 38... parsel numarasıyla ve 37.993,38 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 722 parsel sayılı 20.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 38... parsel numarasıyla vea 19.729,13 m² yüzölçümlü olarak olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının 721 parsel sayılı taşınmazın maliki, davalının ise 722 parsel sayılı taşınmaz maliki olduğunu, davacının sabit sınırları olan taşınmazına 29.05.2006 tarihinde aplikasyon işlemi yaptırdığını, davacı ve murisinin taşınmazı sabit sınırları içinde kullandığını, taşınmazın sınırlarında değişiklik olmadığını, taşınmaz içerisinde 300 - 400 yıllık su kuyusu ve yaklaşık 30 yıl önce yapılan mesken niteliğinde bina bulunduğunu, taşınmazın etrafının çit ile çevrili olduğunu, muhtelif tarihlerde çeşitli meyve ağaçlarının dikildiğini, 22/a çalışması sırasında davacının evinin ve kuyusunun bulunduğu yaklaşık 1300 m²lik alanın komşu 722 parsel içerisine dahil edildiğini belirterek, uygulama kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın zemindeki sabit sınırlara göre tespitinin yapılarak davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını usulden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kendileri ve evvelinde murisleri ... tarafından aynı sınırlar içerisinde kullanıldığını, davacının iddia ettiği evin 10 yıl önce yapıldığını, ağaçların da yeni dikildiğini, dava konusu taşınmazların önceki ve yeni hali arasında fark olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacı tarafından iddia edilen sınırın 1959 yılı ortofoto ve 1972 yılı hava fotoğrafında yer almadığı, bu tarihlerde taşınmazlar arasında herhangi bir sabit sınırın bulunmadığı, keşif esnasında beyanları alınan ve yaşça tesis kadastrosunun yapıldığı yılı bilebilen tutanak bilirkişileri ...., davacı tanığı ..., davalı tanığı ...'ın beyanlarında her iki taşınmaz arasında tesis kadastrosunun yapıldığı 1975 yılında sabit herhangi bir yapı ve sınırın bulunmadığına ve davacı tarafından iddia edilen sınırların taşınmazlar arasındaki sınır olup olmadığına ilişkin bilgilerinin olmadığına ilişkin beyanları, taşınmazlar arasında davacı tarafından iddia edilen sınırların 1992 yılı hava fotoğrafından sonra görülmesi birlikte değerlendirildiğinde taşınmazlar arasında tesis kadastrosunun yapıldığı 1975 yılından önce ve günümüze kadar sabit herhangi bir yapının veya sabit sınırın bulunmadığı, zemindeki iddia edilen sınırın tesis kadastrosundan sonraki bir zaman diliminde oluşturulduğu, davacı tarafından iddia edilen sabit sınırın ispatlanamadığı, bu nedenle kadastro müdürlüğünce davacı ve davalı parsel arasındaki geçerli sınır yönündeki sınırlandırmanın doğru olduğu kanaatine varılmış olup davaya konu taşınmazlarda yapılan 22/a uygulaması ile yapılan sınırlandırmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 38... parsel ve 1 38... parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve yöntemine uygun olarak yapılan inceleme sonucunda, harita bilirkişi tarafından denetime elverişli olarak hazırlanan raporda; mahalli bilirkişilerin yaşları itibari ile taşınmazlar arasındaki sınırı bilmedikleri, tutanak bilirkişilerince, dava konusu sınırda tesis kadastrosu sırasında sabit sınır bulunmadığının beyan edildiği, davacı tarafından her iki taşınmaz arasında, sınır olduğu iddia edilen ve keşif esnasında taraflarınca ölçülerek krokilerde yeşil renkle gösterilen sınırın, 1959 tarihli hava fotoğrafı ile 1972 (ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1975 yılına en yakın tarihli hava fotoğrafı) tarihli hava fotoğrafında mevcut olmadığı, bu sınırın 1992 tarihli hava fotoğrafı ile 20 12... tarihli ortofotolarda mevcut olduğu, gerek hava fotoğrafları ve ortofotolar gerekse keşif esnasında dinlenen bilirkişi beyanlarından, zeminde mevcut sabit sınırların ilk tesis kadastrosundan sonra yapıldığının anlaşıldığı, zeminde mevcut sabit sınırın ilk tesis kadastro paftası ile uyumlu olmaması nedeniyle bu sınırda “sabit sınır” şeklinde sınırlandırma yapılamayacağı kanaatine varıldığı, dolayısıyla ilk tesis kadastrosunda belirlenen ve herhangi bir hata bulunmadığı tespit edilen fenni sıhhate haiz sınıra uyulmak suretiyle güncelleme kadastrosunda “geçerli sınır” şeklinde yapılan sınırlandırmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi, Yönetmelik ve Genelge hükümlerine uygun olduğunun tespit edildiği" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusnun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazın kullanım şeklinin tanıklar tarafından dile getirildiğini, davalıların murisinin 1976 yılında vefat ettiğini, bu tarihe kadar taraflar arasında sabit sınır ihtilafının bulunmadığını, 22/a uygulaması sonrası su kuyusu ve evin davalıların taşınmazına dahil edilmesinden davalıların istifade ettiklerini, mahkemenin bu hususu ve 22/a uygulamasının yarattığı mülkiyet uyuşmazlığını dikkate almadığını, fen raporunun yeterli olmadığını, çelişkili olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6464, K. 2026/4057, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6464-e-2026-4057-k-65892ea34807