Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10147 E. 2026/1354 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10147
- Karar No
- 2026/1354
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/154 E., 2025/140 K.
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı, davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. .... Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; davacının 13.07.2017 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP 1.Davalı ... İnş. vekili cevap dilekçesinde özetle, işyerinde davacı dahil tüm çalışanlara her türlü koruyucu malzeme verildiğini, davacının inşaat işlerinde gereken deneyime sahip olduğunu, kazayı yapan ekskavatörün kör noktasında durduğundan kazanın oluştuğunu, kazadan sonra hemen ambulansa haber verilip şirket aracıyla yola çıkarıldığını ve yolda gelen ambulansa devredildiğini, davacının ücretinin iddia ettiği gibi 6.000,00 TL değil, net 1.404,06 TL olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda müvekkiline yüklenebilecek bir kusur olmadığını, hizmetinden yararlandıkları uzman ekip sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkili şirkete kusur yükletilemeyeceğini, ücrete ilişkin iddialarının gerçek olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... İnşaat .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirkette bakım onarım işçisi değil formen olarak çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi bir ücretle çalıştırılmasının söz konusu olmadığını, işverenlerin güvenlik önlemi almadan işçileri çalıştırdıkları iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kazanın meydana gelmesinde hem kazalının hem de üçüncü şahısların ağır kusuru olduğunu, davacıya ...'dan herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli ve 2018/14 E., 2022/156 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 738.779,40 TL maddi tazminatın, 70.000,00 TL manevi tazminatın 13.07.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsil alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli ve 2018/14 E., 2022/156 K. sayılı kararına karşı davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. .... Şti. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/1685 E., 2022/1778 K. Sayılı kararında özetle; davacının 13.07.2017 tarihinde geçirdiği iş kazasında malul kaldığının tespit edildiği, kusur durumunun tespiti için alınan 23.12.2020 tarihli raporda davalı ... .... Şirketinin kazada %25 oranında, davalı ... Şirketinin kazada %50 oranında, dava dışı ... Kumek in %10 oranında, davacının %15 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, alınan bu kusur raporunun gerekçeli, açıklayıcı ve olaya uygun olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece alınan ve davacının karşılanmamış zararını belirleyen bilirkişi tarafından yaş, bakiye ömür, ücret, işlemiş kazanç dönemi geliri, iskontolu kazanç dönemi geliri ve emeklilik geliri, maluliyet oranı ve kusur durumları gibi tazminat unsurları gözönüne alınmış, ... tarafından davacıya bağlanan iş görmezlik ödeneğinin işveren kusuruna isabet eden miktarının da raporda düşülerek maddi tazminat belirlendiği görülmüş, doğru tespitler içermesi nedeniyle Mahkemece bu rapor esas alınarak değerlendirme yapılmış böylelikle davalıların bu yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığının tespit edildiği, ücret miktarının ispat yükü davacı işçiye ait olup, (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23.01.2013 tarih, 2010/384 84... /2588 karar sayılı içtihadı) İlk Derece Mahkemesince davacının kıdemi, yaptığı iş, davacı tarafından sunulan belgeler ve emsal ücret araştırması kayıtlarıyla ücretin belirlendiği tespit edilmekle, Mahkemece davacının en son ücretinin kabulünde isabetsizlik bulunmayıp davalıların bu yöndeki istinafının haklı olmadığı, davalı ... .... Şirketinin diğer davalı şirketlerden hizmet aldığı, yapılan işin mahiyeti gereği davalılar arasında asıl iş veren alt işveren ilişkisi olduğu yukarıda belirtilen kanun maddesi gereğince davalıların birlikte sorumlu olduğunun tespit edildiği, davalı ... vekiline 08.05.2019 tarihli celsede ...'dan gelen yazı cevabını inceleyip beyanda bulunması için süre verildiği, davalının verilen sürede her hangi bir maluliyete itirazının olmadığı tespit edilmekle, davalının bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle, davalı ... İnşaat .... ve Taah. .... Şti.'nin ve davalı ... San. .... ve .... A.Ş.'nin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/1685 E., 2022/1778 K. sayılı kararının süresi içerisinde davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. .... Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.01.2024 tarih ve 2024/805 E.- 2024/451 K. ilamında özetle; "... Somut olayda, tarafların dava konusu kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarını belirlemek maksadıyla bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Mahkemece aldırılan 16.12.2019 tarihli kusur bilirkişi raporunda kazalı davacının kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu rapora davalılar ... ve ... şirketleri vekillerinin itiraz ettiği, davacı vekilinin ise itiraz etmediği, beyan dilekçesi sunarak 16.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun hukuka uygun olduğunu ve taraflarınca kabul ettiklerini bildirdiğinin görüldüğü, davalı şirketlerin itirazı nedeniyle Mahkemece farklı bir heyetten kusur bilirkişi raporu aldırıldığı, işbu 23.12.2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda kazalı davacının kazanın meydana gelmesinde %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve Mahkemece bu rapor ve bu oranlara itibar edilerek davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka aykırı şekilde hatalı hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında 08.02.2022 tarihli hesap raporunda davacı için esas alınan %15 kusur oranı yerine 16.12.2019 tarihli kusur raporuyla belirlenen %25 davacı kusur oranını uygulamak ve gelirin tenzilinde de oranları gözeterek, diğer usuli kazanılmış haklara riayet edilerek sonucuna göre belirlenecek davacının tazminat alacağını hüküm altına almaktan ibarettir. " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 13.07.2017 tarihinde ... ... ... şantiyesinde meydana gelen iş kazasında ekskavatör paleti altında kalarak sol bacağını diz altından kaybettiği, dosya kapsamına uygun bulunan kusur raporuna göre davalı asıl işverenin %25, alt işverenlerin %50, ekskavatör operatörünün %10, davacının ise %15 oranında kusurlu olduğu, ... tarafından belirlenen %40,2 sürekli iş göremezlik oranına süresinde itiraz edilmediği, davacının ücretinin tanık anlatımları, yaptığı iş, kıdemi, önceki ücreti, emsal ücret araştırması ve imzasız bordrolar birlikte değerlendirilerek tespit edildiği, bu verilere göre yapılan bilirkişi hesabı doğrultusunda davacının maddi zarara uğradığı ve olayın oluş şekli, maluliyet oranı, tarafların kusur durumu ile ekonomik ve sosyal koşullar dikkate alındığında davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile a-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 357.836,55 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 13.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, b-Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 70.000,00 TL manevi tazminatın 13.07.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsil alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ise de Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamının yalnızca kusur oranına ilişkin olduğu, Mahkemece yapılması gerekenin 08.02.2022 tarihli hesap raporunda davacı için esas alınan %15 kusur oranı yerine %25 kusur oranının uygulanmasından ibaret bulunduğu, buna rağmen bozma ilamının sınırları dışına çıkılarak hüküm kurulduğunu, b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 08.02.2022 tarihli hesap raporu yerine hatalı şekilde 12.04.2021 tarihli hesap raporunun esas alındığı, yalnızca kusur oranının değiştirilmesi gerekirken maddi tazminat tutarının fahiş biçimde düşürüldüğü, bu nedenle maddi tazminatın eksik ve yanlış hesaplandığını, c. Maddi ve manevi tazminata yalnızca kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin zararı karşılamaya yeterli olmadığı, 2022 yılından itibaren oluşan enflasyon karşısında alacağın ciddi değer kaybına uğradığı, tazminat tutarlarına enflasyon farkı eklenmemesinin davacıya aşırı külfet yüklediğini, d. Manevi tazminat isteminin kısmen reddi nedeniyle davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de, buna dayanak HMK’nın 326/2. maddesinin Anayasa Mahkemesince manevi tazminat davaları yönünden iptal edildiği, bu nedenle davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... San. .... ve .... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkil şirket ile davalı ... İnşaat ve ... İnşaat şirketleri arasında uzman ekip sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmeler uyarınca çalışanların işçilik hak ve alacaklarından anılan şirketlerin sorumlu olduğu, davacının hiçbir zaman müvekkil şirket çalışanı olmadığı, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, b. Dosya kapsamında ... inceleme raporu ile bilirkişi kusur raporları arasında müvekkil şirkete atfedilen kusur oranı yönünden çelişki bulunduğu, bu çelişki giderilmeden ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınmadan karar verilmesinin eksik incelemeye ve emsal içtihatlara aykırı olduğunu, c. Müvekkil şirketin olay öncesinde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının gerektirdiği tüm önlemleri aldığı, kazanın meydana gelmesinde asıl kusurun davacı, ekskavatör operatörü ... ... ve davalı ortaklıkta olduğu, buna rağmen müvekkile %25 kusur atfedilmesinin keyfi, çelişkili ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, d. Yargıtay bozma ilamında davacının kusur oranının %25 olarak uygulanması gerektiğinin açıkça belirtildiği, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde davacının kusur oranının %15 olduğu yönünde ifadeye yer verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporlarında %25 kusur oranı üzerinden hesaplama yapıldığından kararın bu yönüyle maddi hata içerdiğini, e. Davacının ücretinin hatalı ve fahiş şekilde belirlendiği, dosyadaki bordrolar, hesap pusulaları, tanık beyanı ve emsal ücret araştırması dikkate alınmadan yalnızca davacının beyanı ve ... cevabı esas alınarak net 6.004,00 TL ücret üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını, f. İlk Derece Mahkemesince kusur ve hesap raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden, bozma öncesi itirazlar ve ücrete ilişkin itirazlar karşılanmadan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... İnşaat ...AŞ. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacının %40,2 oranındaki maluliyet tespitinin taraflarına tebliğ edilmediği, ... yazı cevabı ve eklerinde yer alan iş göremezlik oranına karşı usulüne uygun kesin süre verilmediği, buna rağmen maluliyet oranına makul sürede itiraz edilmediği gerekçesiyle hüküm kurulmasının savunma hakkını kısıtladığını, b. Mahkemece maluliyet oranına yönelik itirazlar değerlendirilmeden dosyanın Yüksek Sağlık Kuruluna veya Adli Tıp Kurumuna gönderilmediği, hatalı ve yüksek belirlenen maluliyet oranı esas alınarak yapılan aktüer hesaplamanın ve maddi tazminat miktarının hukuka aykırı olduğunu, c. Davacının ücretinin, meslek odası veya meslek birliği niteliği bulunmayan, hangi ölçütlere göre emsal ücret bildirdiği belirsiz olan ... adlı derneğin cevabına dayanılarak belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, d. ... tarafından bildirilen ücretin 2017 yılı asgari ücretinin dört katından fazla olduğu, davacının önceki işindeki ücreti, dosyadaki bordrolar, tanık beyanları ve sendika cevabı dikkate alınmadan net 6.004,00 TL ücret üzerinden hesaplama yapılmasının fahiş ve gerçeklikten uzak olduğunu, e. Davacının makine operatörü olmayıp beden işçisi olduğu, buna rağmen makine operatörleri derneğinden emsal ücret sorulduğu, derneğin davacının yaptığı işe ilişkin emsal ücret bildirme yetkinliği bulunmadığı, ücret tespitinin ... ve ilgili kamu kurumlarından araştırma yapılmadan eksik inceleme ile belirlendiğini, f. Müvekkil şirketin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gerekli eğitimleri verdiği, kişisel koruyucu donanımları teslim ettiği ve yükümlülüklerini yerine getirdiği, kazanın davacının dikkatsiz ve özensiz şekilde iş makinesinin kör noktasına girmesi sonucu meydana geldiği, bu nedenle müvekkil şirkete kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, g. Kazanın meydana gelmesinde davacının kendi kusurunun belirleyici olduğu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın olay tarihi, tarafların kusur durumu, 2017 yılı ekonomik koşulları ve paranın alım gücü dikkate alındığında fahiş miktarda yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
A) Manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. 2.Somut olayda Dairemizin 23.01.2024 tarih ve 2024/805 E.- 2024/451K. sayılı kararıyla, yapılan temyiz incelemesi sonucunda manevi tazminat yönünden temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 3.Bozmaya uyan Mahkemece önceki kararda hükmedilen manevi tazminat yönünden bir değişikliğe gidilmediği gözetildiğinde manevi tazminat hükmüne karşı temyiz başvurusunda bulunulmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre, davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. .... Şti. vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 3. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup, bozma ilamına uyulmakla Mahkeme yönünden bozma gereklerinin yerine getirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu kapsamda, davacı kazalının kusur oranının %25 olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda, işlemiş dönem sonu bakımından bozma ilamında açıkça işaret edilen ve dosya kapsamında mevcut bulunan 08.02.2022 tarihli hesap raporundaki verilerin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği açıktır. 4.Mahkemece yapılacak iş; davacı kazalının kusur oranının %25 olduğu gözetilmek suretiyle, 08.02.2022 tarihli hesap raporundaki veriler esas alınarak davacının maddi zararını belirleyen, denetime elverişli ve bozma ilamına uygun yeni bir hesap raporu almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 5. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. .... Şti. vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 3.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, 4.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine 6.Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.