Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5556 E. 2026/5583 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5556
Karar No
2026/5583
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/296 E., 2025/813 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ovacık (Tunceli) Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/90 E., 2023/51 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2019 yılında yapılan kadastro sırasında 1 01... parsel sayılı 489.456,87 m² yüzölçümlü taşınmaz kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. 2. Davacı ... dava dilekçesinde özetle; 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının dedesinden babası ...'a, babasının vefatıyla da mirasçılarına kaldığını, bu kısmın imar ihya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik sebeplerine dayalı olarak ... mirasçıları adına tespiti gerekirken tamamının mera olarak yazılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, yapılan bu tespitin iptali ile taşınmazın mahallinde gösterilecek sınırları ile ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiş, ... aynı nedene dayalı olarak davaya müdahil olmuştur. II. CEVAP Davalılar; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nu uyarınca yapılan ilk tesis kadastro tespit çalışmalara itiraz niteliğindedir. İddia, savunma, yapılan yazışmalar, dosyaya getirtilen bütün bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan ilk tesis kadastro çalışmasında dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesi B bendine istinaden orta malı vasfı ile tespit gördüğü anlaşılmıştır. Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik, fundalık, nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları gibi arazilerden olması ve emek ve para sarfedilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerekir. Ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır. Emek ve masraf gerektirmeyen, zilyetliğin sürdürülmesi seviyesindeki taşınmazın daha verimli hale getirilmesi gibi çalışmalar imar ve ihya sayılmaz. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. Maddeleri uyarınca taşınmazın emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin (20 yıl) geçmesi zorunludur. Yapılan keşif incelemesinde dava konusu taşınmazın zemin itibari ile doğal bitki örtüsü otlarla ve gevenlerle dolu olduğu, yer yer kayalık bölümlerin bulunduğu, zemin itibari ile ekili ... zirai ürün bulunmayıp, işlenmemiş toprak şeklinde olduğu gözlemlenmiştir. Mahalli bilirkişiler ile tespit bilirkişilerin istikrarlı ve tutarlı beyanlarında taşınmazın tamamının eskiden beri aynı vasıfta olup köylünün hayvancılık vb. faaliyet yaparak kullandığı arazi olduğu, davacı tarafların dava konusu edilen taşınmazda zilyet ve tasarrufunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Dosya kapsamında müşterek sunulan uzman bilirkişi raporundaki tespitler ve rapora yansıtılan hava fotoğraflarına ilişkin değerlendirmeler çerçevesinde dava konusu taşınmazın tamamı itibariyle imar ihya faaliyetinin tamamlanmadığı, tarım toprağı sıfatı kazanmadığı, toprak yapısı, bitki örtüsü ve topoğrafik özellik bakımından mera arazisi şeklinde olduğu, taşınmazın yüzeyinin bölgeye has mera bitkileri ve yer yer ardıç ağaçları ile kaplı belirtilmiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarının davacı ve müdahil adına gerçekleşmediği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davacının davasının reddine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi uyarınca orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..İleri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere, ilk derece mahkemesince delillerin takdirinde usul ve kanuna aykırılık görülmemesine ve dosya kapsamına, mahalli ve tespit bilirkişi beyanları ile teknik bilirkişi raporlarına ve özellikle taşınmazın mera vasfında olması nedeniyle zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığının anlaşılması..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, mazeret sunmalarına rağmen yokluklarında keşif yapıldığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5556, K. 2026/5583, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5556-e-2026-5583-k-33a5e3f71b4e