Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/544 E. 2026/3292 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/544
- Karar No
- 2026/3292
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/41 E., 2023/15 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Mardin ili ... ilçesi ... köyü/Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 49... , 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar, 01.03.1981 tarihli ve 57 numaralı vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim ve satış nedeniyle; 1 49... parsel sayılı taşınmaz, 01.03.1981 tarihli ve 36 numaralı vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim ve satış nedeniyle; 1 49... parsel sayılı taşınmaz, 31.03.1977 tarihli ve 14 numaralı vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satış nedeniyle; 1 49... parsel sayılı taşınmaz, 01.04.1977 tarihli ve 39 numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 1 49... ve 19 parsel sayılı taşınmazlar, 31.03.1977 tarihli ve 8 numaralı vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim ve satış nedeniyle; 1 49... , 22... parsel sayılı taşınmazlar, 20.05.1950 tarihli ve 22 sıra numaralı tapu kaydı, 01.03.1981 tarihli ve 68 numaralı vergi kaydı, taksim, satış ve miktar fazlası yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 1 49... parsel sayılı taşınmaz, 01.03.1977 tarihli ve 26 numaralı vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim ve satış nedeniyle; 1 49... , 28... parsel sayılı taşınmazlar ise, 01.03.1981 tarihli ve 55 numaralı vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim ve satış nedeniyle, ... Kadatsro Mahkemesinin 2008/46 Esas sayılı dosyasında dava konusu oldukları belirtilerek, vasıf ve malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. 2. Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda, ... köyünde 1 01... , 1 03... , 1 06... ve 1 07... sayılı parsellerin orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek kısmi ilana çıkartıldığını, bu orman parsellerine bitişik olan dava konusu taşınmazların da orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında yapılan kültür arazilerinin tespiti çalışmasında bu davanın konusu olan taşınmazlara ilişkin kadastro tutanakları davalı olarak düzenlenerek tutanak asılları ve ekleri Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1 49... , 3, 4, 5, 6, 7, 18, 19, 21, 22, 23, 24, 26, 28... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tefrik kararı verilip, dava ayrı bir esasa kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2015 tarihli ve 2015/7 Esas, 2015/18 Karar sayılı kararı ile, "dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu" gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu 15 adet parselin davalılar adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 18.05.2015 tarihli ve 2015/7 Esas, 2015/18 Karar sayılı kararına karşı davacı ... İdaresi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.02.2019 tarihli ve 2016/7705 Esas, 2019/926 Karar sayılı ilamıyla, "taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın resen gözetilmelidir. Bu usul eksikliğinin giderilmesi, ileri doğabilecek telafisi mümkün olmayan hukuki sonuçlar ve usuli kazanılmış haklar bakımından zorunludur. Bu sebeplerle Hazine, ... ve ... davaya dahil edilmeli, taraf teşkili sağlanmalı, husumet yaygınlaştırılmalı, açılan davaya karşı diyecekleri sorulmalı kendilerine savunma hakkı verilerek ileri sürecekleri yazılı delilleri toplanmalı bundan sonra işin esası hakkında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Ayrıca Kadastro Mahkemesinin düzenli sicil oluşturmakla görevli olduğu gözardı edilerek dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında malik hanesinin ve taşınmazların niteliklerinin boş olduğu dikkate alınmaksızın tespit gibi tescil kararı verilmesi de hatalıdır." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı, bu taşınmazlarda kuru tarım yapıldığı, davacının ileri sürdüğü iddialar 2013/13 Esas sayılı dosyasından keşif mahallinde mahalli bilirkişilere sorulduğunda mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazların tespit yapılan kişiler tarafından ortalama olarak 20-25 yıldır kullanıldığını beyan ettiği, davalıların aynı kadastro çalışma alanı içinde senetsizden kazandıgı miktarlar da incelenmiş yapılan inceleme neticesinde 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen mülk edinme koşullarına engel teşkil eden bir durum olmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu ... ilçesi ... köyü 1 49... , 3, 4, 5, 6, 7, 18, 19, 21, 22, 23, 24, 26, 28... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi arazi vasfıyla hükümde belirtilen davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme yapıldığını ve yetersiz raporlara dayanılarak karar verildiğini ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve dava konusu taşınmazların davalılar adına yapılan tespitinin iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamında Hazine, ... ve ... Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, husumetin yaygınlaştırılması, açılan davaya karşı diyeceklerinin sorulması, kendilerine savunma hakkı verilerek ileri sürecekleri yazılı delillerin toplanması, bundan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gereğine değinilmiş olduğu halde İlk Derece Mahkemesince, adı geçen kurumlara dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmamış, sadece Yargıtay bozma ilamının tebliği ile yetinilmişir. Davanın esası yönünden ise; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ekindeki en eski tarihli hava fotoğraflarının denetime elverişli olmadıkları, rapor içeriğinde memleket haritasında taşınmazların kısmen yeşil alanda, hava fotoğrafında ise tarımsal yapıda olduğu belirlenmiş ise de, bu farklılığın nereden kaynaklandığına dair sorunu giderici bir açıklama yapılmadığı gibi, rapor ekindeki 1952 tarihli hava fotoğraflarının çıplak gözle incelenmesinde dahi dava konusu yerlerin tam anlamı ile açık alanda kalmayıp yer yer kapalılık bulunduğu anlaşılmasına rağman, taşınmazlar üzerinde kısmen kapalılık oluşturan ağaçların cinsleri, dağılımları ve kapalılık oranının ne olduğu da açıklanmamış, böylelikle hava fotoğrafıyla bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu halde, söz konusu çelişkinin giderilmesi için, taşınmazların durumunu büyük ölçeklendirilmiş hava fotoğrafında gösteren, taşınmazların orman sayılan veya orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin denetime elverişli rapor alınmamış, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Ayrıca; dava konusu 1 49... , 22... numaralı parsel sayılı taşınmazlar, tapu kaydı ve vergi kaydına, diğer taşınmazlar ise vergi kaydına dayalı olarak tespit edilmesine karşın, dayanak tapu ve vergi kayıtları usulünce uygulanarak, dava konusu taşınmazların tapu ve vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyorlarsa miktar fazlası alanın bulunup bulunmadığı ve varsa bu kısımlar bakımından, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen "tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir" hükmü gereğince adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına ayrı ayrı başkaca belgeye dayalı olmaksızın zilyetlik nedeniyle taşınmaz tespit edilip edilmediği araştırılmamış ve ayrıca taşınmazlar malik haneleri açık olarak tespit edildiği halde, tespit gibi arazi vasfıyla davalılar adına tesciline denmek suretiyle infazda sorun yaratacak şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtildiği üzere Hazine, ... ve ...'na dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, anılan kişilerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı; bundan sonra yöreye ait en eskisinden itibaren memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve ayrıca tespite dayanak tapu ve vergi kayıtlarının onaylı örnekleri getirtilerek kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, varsa revizyon gördüğü parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmeli, Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğüne yazı yazılarak adlarına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adlarına belgesize dayalı olarak taşınmaz tespit edilip edilmediği sorularak varsa tespit tutanağı ile tespit sonucu oluşmuş tapu kayıtları getirtilmeli, ayrıca adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişilerle diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları tarafından bu nedenle açılmış dava olup olmadığı Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabı ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ile bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazların birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği kesin olarak belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumları saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazların çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde büyük ölçeklendirilmiş hali ile gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimleri, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, davalı gerçek kişiler adına tesciline karar verilen taşınmazlar yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporuna ekli hava fotoğrafları ile memleket haritasındaki farklılığın nedenini açıklayan, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; tespite dayanak tapu ve vergi kayıtları usulünce uygulanarak miktarıyla mı yoksa sınırları itibarıyla mı geçerli olduğu değerlendirilmeli; keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden yapılacak keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen dayanak kayıtlarda ve komşu taşınmazların dayanaklarını oluşturan kayıtlarda gösterilen sınırlar işaretlenmiş dayanak kayıtlarının miktarı ve sınırları itibarıyla kapsamlarını gösteren ayrıntılı rapor alınmalı; tapu ve vergi kayıtlarına usulünce kapsam tayin edildikten sonra taşınmazların tapu ve vergi kaydı kapsamı dışında kalması veya miktar fazlası kaldığının anlaşılması halinde bu kısımlar bakımından 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince miktar kısıtlaması dikkate alınarak her bir kişinin azami sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönüm miktarında taşınmaz edinebileceği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, kadastro hakiminin malik hanesi açık taşınmazlarla ilgili olarak 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi uyarınca resen malik hanesini doldurarak açık, anlaşılır ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde tescil hükmü kurmakla yükümlü olduğu göz önüne alındığında, arazi ibaresinin genel bir kavram olduğu, taşınmaz vasfı belirtmediği halde malik ve vasıf haneleri boş olan taşınmazlarla ilgili olarak tespit gibi arazi vasfıyla davalılar adına tesciline denmek suretiyle infazda sorun yaratacak şekilde hüküm kurulması da usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.