Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5217 E. 2026/2482 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5217
- Karar No
- 2026/2482
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 07.08.2025 SAYISI : 2025/25 E., 2025/124 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen 07.08.2025 tarihli ek karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, ...köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 2 66... parsel sayılı 26.194,31 m² yüzölçümündeki taşınmaz, susuz tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 2 71... ve 2 69... parsel sayılı taşınmazların 2/3 hisselerinin ve 2 66... ve 2 73... parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespit edildiğini, dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup dava konusu yerler bakımından zilyetlikle iktisap koşullarının da oluşmadığını belirterek, kadastro tespitlerinin iptaline ve dava konusu taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu parsellerin uzun yıllardır davalı müvekkillerinin kullanımında olduğunu, taşınmazların tarla vasfında olduğunu ve açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin15.03.2018 tarihli ve 2016/70 Esas, 2018/101 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 66... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 17.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 7.069,35 m²lik alana ilişkin kısmın yeni bir ada parsel numarası verilerek davalı ... adına tapuya tesciline, 2 66... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 17.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 19.124,96 m²lik alana ilişkin kısmın aynı ada parsel numarası verilerek davacı Hazine adına tapuya tesciline, 2 69... , 2 71... ve 2 73... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2019 tarihli kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi kapsamında 2016 tarihinde yapılan kadastro çalışmasında "susuz tarla" vasfı ile senetsizden davalı adına tespit gördüğü, istinafa konu (A) harfli alanın orman sayılan alanlardan olmadığı, 1978, 19 84... tarihli hava fotoğraflarına göre taşınmazda imar-ihya olduğu, ekili sürülü olduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazın % 0-5 eğimli, II. sınıf kuru tarım arazisi vasfında olduğu, uzun zamandır tarımsal işlemeye tabi tutulduğu, keşifte alınan mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık beyanlarının bilirkişi raporlarını desteklediği, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden, dere yatağı, mera olmadığı ve 2 66... parselin (A) harfi ile gösterilen kısmı bakımından gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ve bu nedenlerle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2019 tarihli kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.01.2025 tarihli ve 2022/4474 Esas, 2025/541 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince 2 66... parsel sayılı taşınmazın 17.03.2021 tarihli...'a ait bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 7.069,35 m²lik alana ilişkin kısmın yeni bir ada parsel numarası verilerek davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfiyle gösterilen 19.124,96 m²lik alana ilişkin kısmın aynı ada parsel numarası verilerek davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, (A) ve (B) harfli kısımlarına yönelik hükmün infazını mümkün kılacak biçimde infaza elverişli ölçekli kroki düzenlenmemiştir. Bu haliyle hükmün infazı kabil olduğundan söz edilemez. İlk Derece Mahkemesince fen bilirkişisinden ek rapor aldırılarak (A) ve (B) harfli kısımlarına ilişkin infaza elverişli ölçekli kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekli olduğundan usul ve kanuna uygun bulunmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile orman teknik bilirkişi raporunda orman sayılmayan yerlerden değerlendirilmesinin yapıldığı, 2 66... numaralı parselin 17.03.2021 tarihli harita bilirkişisi...'a ait raporda (B) harfiyle simgelendirilen ve geriye kalan bölümü için ise bu alana yönelik harita bilirkişisince imar-ihya çalışmalarının yapılmadığını içerir bilimsel kaidelerce, denetime elverişle usul ve esasa uygun raporu doğrultusunda 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmemiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 07.08.2025 tarihli ek kararı ile Mahkemenin 2019/10 Esasında verilen kararı davalıların istinaf etmemesi üzerine davalılar yönünden ilgili kararın kesinleştiği, davacı Hazine vekilinin ise yalnızca 2 66... parsel yönünden temyiz ettiği, bozma kararının da davanın esasına yönelik olmayıp önceki hükmün infazı kabil olmaması sebebiyle bozulduğundan dava esası itibarıyla onanmış olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin 07.08.2025 tarihli ek kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu ve zilyetlik koşullarının davalı lehine oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun uyarınca zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Davacı Hazine kanuni süresi içinde temyiz talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesinde "Bölge Adliye Mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar. b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere 4. maddede gösterilen davalar ile (23.06.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar. c) (Değişik:22.07.2020-7251/39 madde) Yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar. ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar. d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar. e) Yargı çevresi içindeki İlk Derece Mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir Mahkemeye nakline ilişkin kararlar. f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar. g) (Ek:22.07.2020-7251/39 madde) 353. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar. (2) Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir." hükmü ile temyiz edilmeyen kararlar sayılmış olup davacı Hazine tarafından temyiz edilen kararın bu kapsamda yer almadığı, temyiz konusu yapılan kararın kesin nitelikte olmadığı ve temyizi kabil kararlardan olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan gerekçelere göre davacı Hazine vekilinin temyiz talebi süresinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın kaldırılarak istinaf talebinin esastan reddine dair kararın incelenmesine geçildi. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 07.08.2025 tarihli ek kararının kaldırılarak, 12.06.2025 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.