Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5 E. 2026/3270 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5
Karar No
2026/3270
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1645 E., 2024/2305 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/1 E., 2024/12 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Isparta ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2022 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı olan eski 1949 parsel sayılı 2052 m² yüzölçümündeki taşınmaz 1 12... parsel numarasıyla ve 1.989,68 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 1946, 19 48... parsel sayılı sırasıyla 668, 8 16... m² yüzölçümündeki taşınmazlar 1 12... , 1 12... ve 1 12... parsel numarasıyla ve sırasıyla 757,02, 777, 08... .256,44 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalılardan ... adına kayıtlı bulunan eski 1947 parsel sayılı 266 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 12... parsel numarasıyla ve 273,94 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında mülkiyeti kendisine ait bulunan 1949 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini, eksikliğin davalılara ait 1946, 1947, 19 48... parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek tapu kayıtlarının düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi ek raporunda, "olması gereken sınırın" tesis kadastrosu sırasında takeometrik ve prizmatik olarak oluşturulan sınırlar olduğu, yenileme çalışmaları esnasında sabit sınır olarak belirtilen sınırların 1992 tarihli hava fotoğrafında mevcut olmadığı, bu durumda taşınmazların sınırlarının sabit sınır olarak belirlenmesinin hatalı olduğu ve geçerli sınır olarak belirlenmesi gerektiği, netice itibariyle 01.06.2023 tarihli bilirkişi raporuna istinaden dava konusu 1 12... parselin olması gereken sınır olarak nitelendirilen sınırlarının sabit sınır niteliği olmadığından geçerli sınır olarak tesis kadastrosu sınırlarına döndürülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne 1 12... , 192, 193, 1 94... parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptali ile 1 12... parsele dosyada mevcut 02.06.2023 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (B), (C) ve (E) harfli alanların eklenmesi ile parselin 2.077,66 m² yüzölçümü ile tesciline, 1 12... parselden (C) harfli alanın ifrazı ile parselin 772,62 m² yüzölçümü ile tesciline, 1 12... parselden (E) harfli alanın ifrazı ile parselin 1.194,39 m² yüzölçümü ile tesciline, 1 12... parselden (B) harfli alanın ifrazı ile parselin 261,55 m² yüzölçümü ile tesciline ve 1 12... parselden (A) harfli alanın ifrazı ile parselin 747,94 m² yüzölçümü ile tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin huzurdaki davaya Hazine ya da Belediyeyi dahil etmediğini dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı incelemeler ile oluşturulduğunu, söz konusu raporları kabul etmediklerini, 22/2-a çalışmaları neticesinde eksik ve yanlış hesaplanan kısımların tespit edildiğini, tekrardan sınırların söz konusu uygulama kadastrosuna göre belirlendiğini, belirlenen bu sınırlara uygun olarak da taşınmaz maliklerinin sabit sınırlarını belli edecek şekilde tarlalarını sürdüklerini, taşınmazlarını kullandıklarını, iş bu sebeple 22/2-a çalışmasına göre belirlenen sınırların günümüz sınırlarla uyumlu olarak belirlendiğinden bilirkişice tam olarak belirlenemeyen sınırlara riayet edilerek yapılan hesaplamanın kabul edilemez olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile belirtildiği üzere somut olayda müvekkilerinin sahibi olduğu 192 parselden 25,40 metrekarenin davacı tarafın parseline geçtiğini, müvekkilleri Erdoğan ve ...'ın somut olayda 191, 1 92... parsel numaralı taşınmazlarda hisseleri bulunduğunu, davacı taraf her ne kadar taşınmazın ölçülerinin yanlış tespit edildiğini ileri sürmüşse de müvekkillerinin 192 parsel sayılı taşınmazından 25.40 metrekarenin davacının taşınmazına dahil edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin de gerekçeli kararında 1 12... parselden 4.46 m²lik kısmın, 1 12... parselden 62,05 m²lik kısmın,1 12... parselden 19,08 m²lik kısmın ifraz edilmesine karar verdiğini ve müvekkillerinin hissesi bulunduğu 192 parselden 25,40 metrekarenin davacının taşınmazına dahil edilmesinin de hukuka ve kanuna uygun bulduğunu, iş bu durumun müvekkilinin Anayasa ile de güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5, K. 2026/3270, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5-e-2026-3270-k-6e884c87ff21