Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/679 E. 2026/3288 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/679
- Karar No
- 2026/3288
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1589 E., 2024/1572 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... (Ankara) Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2023/11 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 158 parsel sayılı 20.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 57 21... parsel numarasıyla 20.409,54 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; maliki olduğu Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi eski 1 58... ada 8 parsel sayılı taşınmazda yapılan uygulama kadastrosu sırasında taşınmazının yüzölçümünün hatalı tespit edildiğini belirterek, hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Müdürlüğü cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "dava konusu parsellerin bulunduğu yerde komisyon tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun m.22 hükmüne göre yapılan güncelleme kadastro çalışmalarının tekniğine, yönetmelik ve kanun hükümlerine uygun yapıldığı, bu durumun 1950, 1955, 1991 tarihli hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi beyanları ve teknik bilirkişi raporlarıyla doğrulandığı, kaldı ki güncelleme çalışmaları sonucu davacı tarafa ait parselin yüzölçümünde artma meydana geldiği, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/4280 Esas, 2018/5443 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacı tarafın Kadastro Müdürlüğüne yöneltmiş olduğu davanın, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucu belirlenen yüzölçüm farklılığının teknoloji farklılığından ve hesaplama yönteminden kaynaklandığı" gerekçesiyle, davanın reddine ve eski 1 58... ada 8 parsel sayılı taşınmazın güncelleme kadastro çalışmaları sonucu yapılan tespit gibi tapu siciline tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın ayrıntılı olmadığını, hangi tarihte hangi bilirkişiden rapor alındığının belirsiz olduğunu, dava konusu taşınmazın haritasıyla zemininin uyumlu olmadığını, bilirkişi raporunu hazırlayan fen bilirkişisinin Kadastro Müdürlüğü personeli olduğunu, taraflarınca özel rapor alındığını ve bu raporda zemin ile haritanın uyumlu olmadığının tespit edildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaza ilişkin uygulama kadastrosu tespitinin tekniğine, yönetmelik ve kanun hükümlerine uygun yapıldığı, bu durumun 195, 19 55... tarihli hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi beyanları ve teknik bilirkişi raporlarıyla doğrulandığı, kaldı ki uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda davacıya ait taşınmazın yüz ölçümünde bir artma meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğundan bahisle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) 268/3. Maddesinde "Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez." hükmüne yer verilmiş olup, Yargıtay içtihatlarında ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında açıklandığı üzere bu hüküm, gerekçesinde de belirtildiği üzere bilirkişinin objektif ve tarafsız olamayabileceği düşüncesine dayalı konulmuş bir kuraldır. Anılan yargısal kararlarda bir kurumun çalışanının o kurumun taraf olduğu (davacı veya davalı olduğu) uyuşmazlıklarda psikolojik veya idari bağı / baskı altında olabileceği, bu nedenle objektif ve tarafsız bir rapor sunamayacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle davalı veya davacı kurumun kendi personelinden (kurumda görevli teknik personelden) alınan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi, tarafsızlık ve adil yargılanma ilkesine aykırı bulunarak bozma nedeni yapılmaktadır. Bu gibi durumlarda mahkemenin, kurumla bağı olmayan, tarafsız ve uzman başka bilirkişilerden oluşan bir kuruldan yeniden rapor alması zorunludur. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan 19.12.2022 tarihli keşfe katılan ve keşif sonrası dosyaya sunduğu rapor hükme esas alınan harita mühendisi bilirkişisi Yusuf Duru'nun, eldeki davanın davalısı olan ... Kadastro Müdürlüğünde harita mühendisi olarak çalıştığı - keşif tutanağı içeriğinden - anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun' un 268/3. maddesi hükmü ve bu konuya ilişkin yargısal kararlar dikkate alındığında, davalı kurumun (... Kadastro Müdürlüğünün) kendi personeli olan harita mühendisi bilirkişisinin objektif ve tarafsız olamayabileceği ve bu nedenle bu bilirkişiden alınan rapora dayanılarak karar verilmesinin, tarafsızlık ve adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği gözetilerek, kurumla bağı olmayan, tarafsız ve uzman başka bilirkişiden / bilirkişilerden denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, sair yönler incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi cihetine gidilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın talebi halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.