Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/48 E. 2026/2551 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/48
- Karar No
- 2026/2551
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3319 E., 2024/4197 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/256 E., 2023/166 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ...'nın 19.07.1982 tarihinden emekli olduğu 01.08.2006 tarihine kadar ...Şirketinde çalıştığını, müvekkilinin bu hizmetinin dışında Sosyal Güvenlik Kurumunda 4 sene 5 ay 10 gün hizmeti bulunduğunu, müvekkilinin banka nezdinde çalıştığı dönemde kazanılmış haklarına konu olan munzam sandık vakfı ile emekli sandığı vakıf senetleri ve de yönetmelik gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde bulunan hizmet sürelerinin her iki sandıktaki hizmet süreleri ile birleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek, davacının Sosyal Güvenlik Kurumundaki 4 sene 5 ay 10 gün hizmetinin davalı vakıf hizmetleri ile birleştirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçelerinde; Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliğinin istisnai durumlar için düzenlenmiş bulunan geçici maddeleri kapsamına girmeyen davacı talebinin hukuki hiçbir dayanağı ve haklılığının bulunmadığını, işbu davanın esastan reddi gerektiğini, ayrıca davacının 2005 yılında yapılan değişiklik ile Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliğine sadece güvenlik görevlileri için ilave edilen geçici 2. ve geçici 3. maddeden kıyasen yararlanarak borçlanma talep ettiğini, bu talebinine de tamamen hukuk dışı olduğunu, anılan geçici 2. veya geçici 3. maddeler tamamen ...Şirketinde çalışan ve süreli sözleşmeli olmaları nedeniyle müvekkil vakfın mevzuatı uyarınca müvekkil vakfın üyesi olamayan banka güvenlik görevlileri için getirilmiş düzenlemeler olduğunu, davacının bankada güvenlik görevlisi olarak çalışmadığını, davacının son unvanının müdür statüsünde olduğunu ve anılan maddelerden yararlanmasının mümkün bulunmadığını, ayrıca yine söz konusu geçici 2. ve geçici 3. maddelerde getirilen düzenlemelerde de yine aynı hukuki mantık ile ...Şirketinde çalışan ve bu çalışma süreleri için müvekkili vakfın üyesi olamayanlara bankada geçen çalışma sürelerini borçlanma hakkı tanındığını, bu kişilerin banka dışındaki çalışmaları için borçlanma suretiyle müvekkili vakıfta üyelik hakkı tanınmadığını, davacının iddialarının hukuki dayanağının olmadığını belirterek, davanın esastan da reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu talebi hak düşürücü süre yönünden değerlendirildiğinde yönetmeliğin geçici 3, 4 ve 5. maddelerindeki bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı, zira bir yıl içinde davacının ne başvuruda bulunduğu ne de dava konusu taleple ilgili işlemleri kuruma bildirmediği, davacının bankadan ayrıldığı 01.08.2006 tarihinden itibaren 13 yıl sonra bu davayı açmasının yerinde olmadığı, bu sebeple sonradan ortaya çıkan herhangi bir yeni kanun veya uygulama da bulunmadığından, talebin Sosyal Güvenlik Kurumu hükümleri de gözönüne alınarak reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının vakfa üye olmadan önceki Sosyal Güvenlik Kurumu nezdindeki hizmetlerinin, davalı Munzam Sandık Vakfına tabi hizmetleri ile birleştirilmesi istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.