Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4215 E. 2026/5606 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4215
- Karar No
- 2026/5606
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/668 E., 2025/561 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/271 E., 2023/27 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 138 parsel sayılı 7.938,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla davalıların murisi Ahmet Öztürk adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü mülki sınırları içerisinde kalan 138 parselin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/A madde uygulama çalışmalarının kesinleştiğini, parselin bir kısmının Devlet ormanı sınırları içinde kaldığını, dava konusu taşınmazın bir kısmının eski memleket haritaları, amenajman planları ve hava fotoğraflarında orman olarak görülmesi, Devlet ormanlarına bitişik olması, orman muhafaza karakteri taşıması ve meyil durumu itibari ile 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunu beyan ederek, dava konusu parselin orman kadastrosu ile kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalan koordinatlarla sınırlı alanın tapu kaydının iptaline, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline, mevcut parselin bir kısmının orman sahası olması sebebi ile varsa parsel üzerinde mevcut ayni hak ve şerhlerin de orman sahası olan kısımlardan terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ... köyünde yapılan 6831 sayılı Kanun'un 2/A maddesi uygulama ve orman tahdit sınırı çalışmaları ile ilgili çalışma kapsamında davalı idareye herhangi bir resmi bilgilendirme yapılmadığını, ancak 2018 yılında şifahi bilgi neticesinde ormanla ihtilaflı olan kamulaştırma kapsamındaki bütün taşınmazların kamulaştırma işlemlerinin durdurulduğunu, ... köyü 138 parsel sayılı taşınmazda herhangi bir kamulaştırma yapılmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 138 parselin, 1944 yılında belirlenen ve kesinleşen orman tahdit hattı hatalı olduğundan, alanın vasfının eski ve yeni tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları ve fiili durumuna göre değerlendirilmesinin gerektiği, bu itibarla; dava konusu parselin tamamının orman alanı dışında kaldığı, dava konusu parselin orman açmayla kazanıldığına dair bulguların olmaması, eski tarihli belgelere göre orman sayılmayan alanlardan olması, davalı taşınmaza müdahale için ormandan yararlanılmak gerektiği gibi konumda bulunmaması, bu nedenle de 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında orman içi boşluk veya orman içi açıklık gibi bir özelliğinin olmaması, orman işletme şefliği amenajman planı meşcere haritasına göre orman sayılmayan alanlardan olması, 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun), göre orman sayılmayan alanlardan olması, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlarla (5658 sayılı Kanun) ilişkisi bulunmaması, orman ile arasında kabul edilebilir ayırt edici bir sınır bulunmasından dolayı orman bütünlüğünü bozmaması, parselin tamamının toprak yapısı olarak orman humusu içermemesi, parselin tamamında orman bitki örtüsü bulunmaması ve dolayısıyla eylemli hali itibarıyla orman olmamasından dolayı dava konusu parselin davalı bölümünün tamamının orman sayılmayan alanlardan olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece kesinleşmiş orman tahdidine ilişkin evraklar ve orman tahdit haritaları getirtilerek orman bilirkişi refakatinde keşif yapıldığı, keşif sonucu uzman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada dava konusu 138 parsel sayılı taşınmazın 5.595,99 m²lik kısmının kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalan yerlerden olduğunun belirlendiği, ancak alınan bilirkişi raporunda kesinleşen tahdidin zeminde hatalı olduğundan bahisle eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları uyarınca ve fiili durumu göre değerlendirme yapılarak taşınmazın orman sayılmayan yer olduğuna kanaat getirilerek rapor düzenlendiği, oysa kesinleşen tahdide dayalı açılan davalarda orman kadastro tahdit hattının uyumsuzluğunun tartışma konusu yapılamayacağı açık olmakla, mahkemece 1945 yılında kesinleşen tahdit uyarınca orman tahdidi içinde kalan ve 138 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.595,99 m²lik kısmın orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılmasına göre söz konusu kısmın tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalılar ..., ..., ..., ... ..., ... , ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine; (B) bendinin 1. fıkrasında belirtilen davalılar dışındaki diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçe ... köyü 138 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının dosyada mevcut 21.01.2022 havale tarihli fen bilirkişisi ...'un raporu eki krokide (A) harfi ile gösterilen 5.595,99 m²lik kısmının iptali ile tüm şerh ve takyidatlardan ari olarak orman vasfında Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; "davalılar ..., ..., ..., ..., ... , ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu yönünden reddine" karar verdiğini, ancak belirtilen davalılar arasında ...'ın davalı ... vekili olduğunu, bu nedenle kararın bu yönden düzeltilmesi gerektiğini, ayrıca davalı kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 138 parsel numaralı taşınmazın tamamının, “... Dörtdivan Projesi ... Barajı” projesi göl alanında kalması nedeniyle kamulaştırma kapsamına alındığını, taşınmazın tapu kütüğüne 25.05.2015 tarihli ve 8103 yevmiye numarası ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesi gereğince kamulaştırma şerhi konulduğunu, ... köyünde 6831 sayılı Kanun'un 2/A maddesi uygulama ve orman tahdit sınırı çalışmaları ile ilgili çalışma kapsamında davalı idareye herhangi bir resmi bilgilendirme yapılmadığını, ancak 2018 yılı başında edinilen şifahi bilgi neticesinde orman ile ihtilaflı olan kamulaştırma kapsamındaki bütün taşınmazların kamulaştırma işlemlerinin durdurulduğunu, ... köyü 138 parsel sayılı taşınmazda herhangi bir kamulaştırma yapılmadığını beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kesinleşmiş tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına ve temyiz edenin sıfatına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğün'den harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.