Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4454 E. 2026/5602 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4454
Karar No
2026/5602
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1130 E., 2025/191 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/235 E., 2022/102 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 11.322.491,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, elli yılı aşkın süredir, nizasız fasılasız, ailelerinin zilyetliğinde olan ... ili ... ilçesi ... köyünde ... mevkinde 1 01... parselde bulunan taşınmazın maliki olduğunu, bölgede 2011 tarihinde yapılan kadastro çalışması ile dava konusu ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 1 01... parselde bulunan taşınmazın sehven davalı ... İdaresi adına tespit edildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı halen ekip biçtiğini ve değerlendirildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; kadastro tespit tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre geçtiğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, dava konusu yerin memleket haritasında ve amenajman planında orman alanı olarak gözüktüğünü, orman sayılan yerlerin zamanaşımı ile kazanılması mümkün olmadığından özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın komşu parseller ile orman anlamında bütünlük arz ettiğini ve bu yönüyle de dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin davaya konu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyde ikamet etmeleri ve yaşlarının büyüklüğü nazara alındığında, olaylara ilişkin samimi beyanda bulundukları, beyanlarına itibar edilmemesini gerektirir, davadan çıkacak sonuçtan menfaatlerinin bulunduğu ya da davacı ile aralarında husumet bulunduğuna dair dosya kapsamı itibarıyla bir delil bulunmadığı gibi beyanlarının birbirleri ve tanzim edilen bilirkişi raporları ile de çelişki ihtiva etmediği gözetilerek, mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edilerek, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazın, davacı tarafından mahalli bilirkişi olarak beyanı alınan ...'ın babası ... ...'tan yaklaşık 10-15 sene önce satın alındığı, davacının komşu taşınmazı satın almadan önce dava konusu taşınmazın kimse tarafından kullanılmadığı, ekilip biçilmediği, davacının dava konusu taşınmazı, komşu taşınmazı ... ...'tan satın aldıktan sonra kullanmaya ve ekip biçmeye başladığı, dosya kapsamına uygun, taraf ve yargı denetimine açık, somut oldukları anlaşıldığından hükme esas alınan fotogrametri ve uzaktan algılama bilirkişisi... tarafından tanzim edilen rapordan da taşınmazın 19 84... tarihlerinde tarımsal amaçlı kullanılmadığı, ziraat mühendisi bilirkişisi raporunda da belirtildiği üzere taşınmaz üzerinde ağaçların yaşlarının da 5-15 yaş arasında olduğu, orman mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda her ne kadar taşınmazın bir kısmının evveliyatında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarih olan 2011 tarihine kadar 20 yıllık süreyle zilyetlik koşulunun ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafın, ne tarafsız mahalli bilirkişi beyanları ile ne de teknik bilirkişi raporlarıyla zilyetliğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile orman mühendisi bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığına dair tespit yapılmış ise de ziraat mühendisi bilirkişisi raporunda taşınmaz üzerinde 5-15 yaşlarındaki meyve ağaçlarının bulunduğunun tespit edildiği, jeodezi mühendisi bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda taşınmaza ait 19 84... tarihlerine ait hava fotoğraflarının yapılan incelemesinde taşınmazın evveliyatında imar ihya görmediğinin tespit edildiği, yine keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve kadastro tespit tutanağı bilirkişilerin müşterek olarak taşınmazın davacı tarafından 10-15 senedir kullanıldığı, öncesinde taşınmaz üzerinde herhangi bir zirai faaliyetin bulunmadığının ne davacı tarafından ne de bayiisi tarafından kullanılmadığının beyan edildiği, davacı tarafından terör olayları nedeniyle köyün boşaltıldığı ve bu nedenle taşınmazın kullanılamadığı şeklinde savunma yapılmış ise de terör nedeniyle köyün boşaltıldığı 1994 tarihi öncesine ilişkin olarak da yine bu tarihten önce taşınmazın davacı ya da halefleri tarafından kullanıldığına dair delil bulunmadığı gibi hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede de taşınmazın kullanıldığına rastlanılmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın komşusu olan 1 78... parselin senetsizden davacı adına tespit edildiği, bu halde davacının terör olayları nedeniyle taşınmazın kullanamadığı şeklindeki iddialarına itibar edilmeyeceği, dolayısıyla davacı lehine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde yer alan koşulların gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ... ili ... ilçesinde özellikle 1990 tarihi ve sonrasında terör olaylarının sık yaşandığını, bu durumun bölge halkının taşınmasına ve taşınmazlarını kullanmamasına sebep olduğunu, her ne kadar komşu parsel davacı adına olsa da dava konusu taşınmazın şekil itibarıyla kullanımının hayvan otlatma ve fidan dikme şeklinde gerçekleştiğini, bu yönüyle taşınmazın kullanılmadığı iddiasının yersiz olduğunu, taşınmazın uzun süreden beri imar ihya gördüğünün, davacı tarafından ekip biçildiğinin raporlardan fark edileceğini, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde ağaçların yaşlarının 5-15 yaş arasında olduğu belirtilmiş olsa bile bu durumun gerçeği yansıtmadığını, davacının evveliyatında bu yeri ihya etmek için uzun süre çaba sarf ettiğini, dava konusu taşınmazı ekim yapmak için düzenlediğini ve daha sonra ekip biçtiğini, davacının satın alır almaz ekip biçmeye başlamadığı gibi taşınmazın hazır hale getirmesinin uzun yıllarını aldığını, davacının dava konusu taşınmazı hazır hale getirmesi, ihya için hazırlıklar yapması ve daha sonra ağaç dikimine başlamasının uzun bir süreye tekabül edip dava şartı olan 20 yılı aştığını ve zilyedinde 20 yıldan fazla bulundurduğunu, ayrıca mahalli bilirkişilerin beyanları arasında çelişki olup bu çelişkilerin davacının taşınmazı kullanım süresi ile alakalı gerçeği yansıtmadığı gibi beyanlarda bulunan çelişkilerin davaya yön vermemesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4454, K. 2026/5602, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4454-e-2026-5602-k-5ef4e02c7dcd