Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2293 E. 2026/2719 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2293
Karar No
2026/2719
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/2 E., 2024/36 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 26... , 3, 1 62... , 1 61... ve 1 58... parsel sayılı taşınmazlar, ham toprak vasfıyla Hazine adına; 1 62... sayılı parsel sayılı taşınmaz ise çeşme vasfıyla davalı köy tüzel kişiliği adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar dava dilekçesinde; Temmuz 1954 tarihli ve 71 sıra numaralı tapu kaydına dayanak, ..... Mahallesinde bulunan 1 26... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşımazın sınırları içinde kalan taşınmazların adlarına tescilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2014 tarihli ve 2010/8 Esas, 2014/18 Karar sayılı kararıyla davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacıların 1 26... numaralı parsele yönelik davası bulunmadığından davanın husumetten reddine, davaya konu ...köyü 1 58... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle kuru tarım arazisi niteliğiyle tapu kaydına istinaden davalılar adına ¼'er pay olarak tapuya tesciline, 1 61... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle 27.01.2014 havale tarihli fen bilirkişisi ek raporunun ekinde yer alan krokide kırmızı kalem ile çizilip gösterilen 22.555,94 m²lik kısmın ayrılıp 161 ada ve en son parsel numarası verilerek kuru tarım arazisi niteliğiyle davalılar adına ¼'er pay olarak tapu kaydına istinaden tapuya tesciline, kalan kısmın 1 61... parsel numarası ile ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 1 62... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle krokide sarı kalem ile çizilip gösterilen 15.958.18 m²lik kısmın ayrılıp 162 ada ve en son parsel numarası verilerek kuru tarım arazisi niteliğiyle tapu kaydına istinaden davalılar adına ¼'er pay olarak tapuya tesciline, kalan kısmın 1 62... parsel numarası ile ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 1 26... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle krokide mor kalem ile çizilip gösterilen 15.914.77 m²'lik kısmın ayrılıp 126 ada ve en son parsel numarası verilerek kuru tarım arazisi niteliğiyle tapu kaydına istinaden davalılar adına ¼'er pay olarak tapuya tesciline, kalan kısmın 1 26... parsel numarası ile ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 1 26... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle krokide kahverengi kalem ile çizilip gösterilen 1.863.14 m²lik kısmın ayrılıp 126 ada ve en son parsel numarası verilerek kuru tarım arazisi niteliğiyle tapu kaydına istinaden davalılar adına ¼'er pay olarak tapuya tesciline, kalan kısmın 1 26... parsel numarası ile ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 1 62... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi köy tüzel kişiliği adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.11.2019 tarihli ve 2019/2570 Esas, 2019/6452 Karar sayılı ilamıyla "Dosyanın incelenmesinde; davacı kişilerin 29.07.2008 tarihli dava dilekçeleri ile Temmuz 1954 tarih ve 71 numaralı tapu kaydına dayalı olarak açtıkları davada, dava konusu ettikleri taşınmazın kadastro tespiti sırasında ...Mahallesinde kain 1 26... parsel numarası alan ve Hazine adına tespit edilen taşınmazın içinde kaldığını belirtmiş ve 1 26... parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaliyle adlarına tescilini talep etmişlerdir. Yargılama sırasında yapılan keşifte ise dava konusunun sadece 1 26... parsel sayılı taşınmaz olduğu gözetilmeksizin; davacıların dayandıkları eski tapu kapsamında kaldıkları gerekçesi ile 1 26... ve 3 parsel, 1 61... parsel, 1 62... ve 2 parsel ile 1 58... parsel sayılı taşınmazlar hakkında da hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 maddesinde; "Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangibir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık ve şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" ifadesine yer verilmiştir. Aynı Kanunun 26. maddesi kapsamında mahkemeler talep sonuçları ile bağlı olup ondan fazlasına karar veremeyeceklerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesine göre de davacının talep sonucunu, dayandığı hukuki sebepleri, iddiasının dayandığı tüm vakıalarının özetini dava dilekçesinde belirtmesi gerekmektedir. Medeni hukuk yargılamasına hâkim olan ilkelerden biri de taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre, hâkim tarafların talepleri ile bağlıdır. Kanunlarda gösterilen sınırlı sayıdaki istisnalar bir kenara bırakılacak olursa talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Fakat hâkimin duruma göre talep sonucundan daha azına karar vermesinin önünde engel yoktur. Taleple bağlılık ilkesi özü itibariyle hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olduğunu ifade eder. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam; tarafın talep etmediği husus hakkında Mahkemenin karar veremeyeceğidir. Buna göre tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ikinci anlam ise tarafın talebinden fazlasına Mahkemece karar verilememesidir. Taleple bağlılık ilkesine yüklenen bu anlam aynı zamanda 24. maddede ifade edilen “tasarruf ilkesi” ve 25. maddesinde yer alan “taraflarca getirilme ilkesi” ile de bağlantılıdır. Nihayet taleple bağlılık ilkesinin bir diğer anlamı ise hâkimin talep edilenin dışında, farklı bir şeye karar verememesidir. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, dilekçenin talep sonucu kısmı ile verilen hükmün sonuç kısmının karşılaştırılması suretiyle tespit edilir. Taraflarca getirilme ilkesine uygun olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "dava dilekçesinin içeriği" başlıklı 119’uncu maddesinin 1/e bendinde, “davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin” gösterilmesi gerektiği düzenlendiği gibi "cevap dilekçesinin içeriği" başlıklı 129. maddesinin 1/d bendinde de “davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin” bulunması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Görüleceği üzere, davacı dava dilekçesinde talep sonucunu haklı göstermeye yarayan yani davanın temelini oluşturan maddi vakıaları yazmak zorundadır. Aynı ilke uyarınca davalı da cevap dilekçesinde savunmasının dayanağını oluşturan vakıaları bizzat sunmak zorundadır. Böylece davacı iddiasını, davalı da savunmasını somutlaştırmış olacaktır. Uygulamada somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek amacıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'da yeni bir düzenleme yapılmış ve 194. maddenin birinci fıkrasında "Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise somutlaştırma yükünün delillerle ilişkisi ortaya konulmuş ve tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmek zorunda oldukları düzenlenmiştir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119/2). Tüm bu ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.11.2018 tarih, 2017/3-1017 Esas, 2018/1750 Karar sayılı ilamında da açıklığa kavuşturulmuştur. Bu genel açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde; temyize konu davada, davacıların iddiasının açık ve net olduğu ve dava dilekçesinde sadece 1 26... parsele ilişkin tespitin iptali talep edildiği halde dava konusu edilmeyen 1 26... parsel, 1 61... parsel, 1 62... ve 2 parseller ile 1 58... parsel sayılı taşınmazlar hakkında da hüküm kurularak az yukarıda belirtilen taleple bağlılık ilkesine aykırı davranılmış olup, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince davacıların talebini aşacak şekilde dava konusu edilmeyen taşınmazlar hakkında da yazılı şekilde hüküm kurması usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak taleple bağlılık ilkesi gereği dava konusu 1 26... parsel sayılı taşınmaz yönünden yargılama yapıldığı, dava konusu taşınmazın orman sayılan alanlardan olmadığı ve Temmuz 1954 tarihli ve 71 sıra numaralı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı anlaşıldığından Kadastro Kanunu'nun 13. maddesi gereğince davanın kabulüne, dava konusu 1 26... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle 01.09.2024 tarihli fen ve jeodezi bilirkişisi raporunda yer alan 29.433,71 m²lik kısmın aynı parsel numarası verilerek "Çayır" niteliğiyle tapu kaydına istinaden ayrı ayrı 1/4 hisse ile davacılar ..., ..., ... adlarına ve ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline, dava konusu olmayan 1 26... parsel, 1 61... parsel, 1 62... parsel, 1 62... parsel, 1 58... parsel sayılı taşınmazlar ve dosya içerisinde kadastro tutanaklarının aslı bulunan ...Mahallesi 1 61... parsel, 1 49... parsel, 1 50... parsel, 1 50... parsel, 1 58... parsel, 1 49... parsel, 1 62... parsel, 1 49... parsel, 1 61... parsel, 1 61... parsel, ... Mahallesi 1 30... parsel, 1 24... parsel, 1 23... parsel, 1 23... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağı asıllarından "davalıdır" yazısının silinerek olağan usulde kesinleştirmesinin yapılmak üzere Van Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, davalılar ... ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının eldeki davada taraf olmaması gerektiğinden pasif husumet yokluğundan söz konusu taraflar açısından davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların dava dilekçelerinden de anlaşılacağı üzere 1954 tarihli tapu kaydı kapsamındaki arazilerini dava ettiklerini, dava dilekçesinin sonuç kısmı ile açıklama kısmında talep edilenler arasında çelişki bulunduğunun çok açık ve net olduğunu, davanın her aşamasında da arazilerinin sınırlarını belirterek dava ettikleri araziyi sürekli bu şekilde Mahkemenin dikkatine sunduklarını, buna binaen 20 09... yıllarında ayrı ayrı Mahkemece 1954 tarihli tapuya dayalı ve sözkonusu sınır ve mevkilere göre ve davacıların gerçek iradelerini yansıtan şekilde kabul kararları verildiğini, aslında baştan itibaren dava dilekçesinde bu durum çelişki barındırdığı halde açıklatma yaptırılmadığını, davacıların iradesinin 1954 tarihli tapudaki arazi ve sınırlar çok açık olduğu halde bu durumun netleştirilmediğini beyan ederek dava dilekçesindeki bu çelişkinin giderilmesi amacıyla hükmün bozularak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğini, dava konusu taşınmaz yönünden imar-ihya ve zilyetlikle edinim koşullarının oluşmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 732,00 TL onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2293, K. 2026/2719, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2293-e-2026-2719-k-dc92890a5eda