Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/15491 E. 2026/9974 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15491
- Karar No
- 2026/9974
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/130 Esas, 2025/193 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın Hazine yönünden reddine, ... Belediye Başkanlığı yönünden kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, .../... Mahallesi 4 40... parsel sayılı taşınmazın ... Belediyesinden 28.06.2007 tarihinde müvekkili tarafından ihale yoluyla satın alındığını, kadastro çalışmalarında dava konusu yerin orman olduğunun belirlendiğini ve Kadastro Mahkemesinde tespite itiraz davası açıldığını, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek dava konusu yeri satın aldığını, ancak Hazine adına orman olarak tesciline karar verilerek müvekkilinin elinden çıktığını belirterek zararının tazmini ve taşınmazın güncel değerinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili talebini açıkladığı 12.03.2021 tarihli dilekçesinde; davanın tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı tazminat talebinden ibaret olup bu tazminatın sicilin yanlış tutulması nedeniyle oluşan tüm zararları kapsadığını, ihale yolu ile satın alma bedelini de içermekle birlikte yapılan masraflar ile taşınmazın elden çıkması nedeniyle uğranılan diğer zararları da kapsadığını belirtmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli ve 2023/44 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararı ile davacı, dava konusu taşınmazı ihale yoluyla davalı Belediyeden satın almasına rağmen bu satımın hiçbir zaman tapuya işlenmediği ve davacının tapuda malik olamadığı, davacı adına kayıtlı olan bir yerin tapusunun iptali söz konusu olmadığından uğranılan bir zararın da bulunmadığı, bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı Hazine yönünden davanın reddine ve her ne kadar istinaf kaldırma kararı öncesi verilen ilk kararla davalı ... Belediye Başkanlığı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de davacının dava konusu yeri ihale yoluyla davalı Belediyeden satın aldığı gözetilerek Belediyeye dava yöneltilebileceği gerekçesiyle davalı Belediye yönünden de davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli ve 2023/2658 Esas, 2023/2720 Karar sayılı kararı ile ihale sonrasında dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçmediği, taşınmazın mülkiyeti davalı Belediye Başkanlığında iken taşınmazın tapu kaydının tespite itiraz davasının davacısı orman yönetimi lehine iptal edildiğinin anlaşılması karşısında, davacı vekilinin 12.03.2021 tarihli dilekçesi ile davalarının tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı tazminat talebinden ibaret olduğunu belirtmelerine göre, davacı adına kayıtlı bir taşınmazın tapu kaydının iptalinin söz konusu olmaması, dolayısıyla uğranılan bir zararın mevcut olmaması gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu değerlendirilmekle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; ... Belediye Encümeninin 28.06.2007 tarihli ve 2007/31 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın davacı ...’a satışına karar verildiği; ancak taşınmazın mülkiyetinin tapuda davacıya geçmediği anlaşılmakla 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince tazminat şartları oluşmadığından davanın Hazine yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, buna karşın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat davasında yasal hasım Hazine olup davanın Belediyeye yöneltilemeyeceği, ancak davacının talebini açıkladığı 12.03.2021 tarihli dilekçesinde tazminat talebinin, taşınmazın 28.06.2007 tarihli ... Belediyesi Encümen kararı ile davacıya satışına ilişkin ihale bedelini de kapsadığı anlaşılmakla, ihale bedelinin zapta karşı tekeffül yoluyla tahsili yönündeki davacı talebi yönünden herhangi bir inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde davanın Belediye yönünden esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Hazine yönünden davanın reddine, ... Belediye Başkanlığı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hüküm kısmında mahkemece hangi hususta karar verildiğinin yazılmadığını, hükmün açık ve anlaşılabilir olmadığını, hükümde davalı Belediyenin ne kadar tazminattan sorumlu olduğu hususunun açık olmadığını, mahkemece 108.086,18 TL’nin davalı belediyeden alınarak davacıya ödenmesine ve 15.000 TL'sine dava tarihinden, bakiye kısma ıslah tarihinden faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususun hükümde tümüyle unutulduğunu, tazminat miktarının düşük belirlendiğini, hüküm tarihine yakın gerçek ve güncel zararın tespiti gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali kadastro tespitine itiraz davası sonucunda gerçekleştirilmiş olup tapu kaydının doğru tutulmamasından kaynaklanan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci madde uyarınca Hazineden tahsili gerektiğini, müvekkili idarenin sorumluluğu bulunmadığını, satış anında tapu kaydında orman parseli olduğuna dair bir şerh ve kısıtlama olmadığını, belediyenin bilmediği ve bilmesi mümkün olmayan bir durumdan sorumlu tutulamayacağını, dava konusu taşınmaz satış anında belediye adına kayıtlı olup sonraki kadastro yargılaması ile 12 yıl sonra orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, zapta karşı tekeffül şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, taşınmazın orman niteliği dikkate alınmadan hazırlandığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat ve zapta karşı tekeffül istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ile davalı ... Belediyesi vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 6100 sayılı Kanun’un 297 nci maddesine göre; mahkemece verilen kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve verilen karar ile iki tarafın leh ve aleyhine hükmedilen görev ve hakların gayet açık ve anlaşılır biçimde yazılması gerekmektedir. Hâkim doğru ve infaz sırasında duraksamaya neden olmayacak biçimde, infazı kabil hüküm oluşturmak zorundadır. Karar, tereddüte meydan vermeyecek şekilde açık ve anlaşılır olmalıdır. Bu nedenlerle mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olmaması bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının “sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Davacı ve davalı ... Belediye Başkanlığı'ndan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.