Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1733 E. 2026/3149 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1733
- Karar No
- 2026/3149
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/571 E., 2024/637 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/93 E., 2022/64 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Kadastro sırasında Van ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 10.315.394,95 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2.Davacılar dava dilekçesinde; Van ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mezrası, ... mevki, ... mevki ve ... mevkinde bulunan ve mahallelerine ait biçenek vasfında olan ve ekli krokide sunulan taşınmazlarının Van Kadastro Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan kadastro çalışmaları sonucunda yokluklarında 1 01... numaralı parsel olarak orman alanına çevrildiğini, bunun doğru olmadığını, söz konusu taşınmazların kendilerine atalarından kaldığını, uzun yıllardır biçenek vasfında kullandıklarını ileri sürerek, yapılan hatanın düzeltilmesine 1 01... numaralı parselin orman vasfından çıkarılarak sunulan kroki esas alınarak adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 1955 yılı hava fotoğrafında üzerinde ağaç tespit edilebilen alanların orman olarak nitelendirildiği, ağaç tespit edilemeyen bölümlerin ise hali hazır durumu dikkate alınarak mera vasfı taşıdığı, dava konusu bölümlerin mera veya orman vasfı taşımadığı değerlendirilse dahi dağlık alanların şahıslar lehine tapuya tescili mümkün bulunmadığından zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılamayacağı, mera olarak tespit edilen bölümler içinde vasıf değişikliği itirazında bulunulmadığı, davacı ... asli müdahiller tarafından açılan davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekili ve asli müdahiller vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 100 yıldan fazla bir süredir müvekkiller ve murisleri tarafından sürülerek tarımsal faaliyet gerçekleştirildiğini, taşınmazlarda ekim ve sürüm izleri bulunmadığı yönündeki tespitlerin tümüyle hatalı bir tespit olup aslını yansıtmadığını, fotoğraflarda da görüldüğü gibi dava konusu yerlerde taşlardan arındırıldığını, herhangi bir ağaçlanmanın olmadığını, biçilmeye elverişli bir zemin yaratıldığını, bahse konu taşınmazların tümünde halk dilinde (parzuk) denilen bir bitkinin ekilip biçildiğini, ekim için bir defa sürülmesinin yeterli olduğunu, taşınmazların 40-50 yıl öncesinde saban ile sürülüp ekim yapıldığını, yıllarca sürmeden aynı bitkinin tekrardan çıkmakta ve devamlılık sağladığını, davaya konu yerde yapı olmadığının söylendiğini, ancak hem çok eski dönemlerde orada yerleşimin olduğunu, keşif mahallinde yapılan gözlemlerde eski yerleşim yerlerinin açık bir şekilde görüldüğünü, yapılan değerlendirmede dava konusu taşınmazlarının çoğunun orman vasfı taşımadığının söylendiğini, diğer kısımları için de (boyama hatasi oldugu düşünülerek) denilmek suretiyle orman vasfına haiz olduğunun tahmin üzerine kurulduğunu, taşınmazların hepsinin tarıma elverişli ve tarım yapılan yerler olduğunu, orman vasfına haiz olmadığı gibi 3402 Kadastro Kanunun 16/C ve Türk Medeni Kanunu'nun 715/2 kapsamına girmeyip ve tescil yapılabilinecek taşınmazlar kategorisinde bulunduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Asli müdahiller vekili temyiz dilekçesinde; dava açılmasına müteakiben 17.05.2022 tarihinde yapılan keşifte hazır bulunan tespit bilirkişileri ve mahalli bilirkişilerce dava konusu taşınmazların davacıların yıllardır tasarrufları altında olduğunu, öncesinde babaları ve dedeleri tarafından sürülüp ekilmiş olduğu, şimdide kendilerinin kullandığını ifade ettiklerini, ancak İlk Derece Mahkemesi jeoloji, harita, ziraat ve orman bilirkişilerin eksik inceleme ve gerekçesiz raporlarını dikkate alarak ret kararı verdiğini ve verilen bu kararın eksik ve hukuka aykırı olarak verilmiş olup kaldırılması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kısmi ilan süresi içinde açılan kadastro tespitine itiraz davasında, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı, davacılar veya asli müdahiller lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden asli müdahiller ve davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.