Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1400 E. 2026/3148 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1400
Karar No
2026/3148
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2617 E., 2024/2934 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/128 E., 2019/37 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın yenilenmesini isteyen davalılar ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Yargılamanın yenilenmesi istenen, ... Kadastro Mahkemesinin 17.07.2006 tarihli ve 2004/22 Esas, 2006/41 Karar sayılı kararı ile kadastro sırasında 11.10.1944 tarihli 21 sıra tapu kaydına istinaden tarla vasfıyla ... adına tespit edilen 3296 parsel sayılı taşınmaz hakkında, taşınmazın evveliyatının orman olduğu iddiasıyla tespite itiraz eden davacı Hazine'nin davasının kabulüne, dava konusu 3296 parselin orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; iş bu karar 30.06.2008 tarihinde kesinleşmiştir. 2. Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul Kadastro Müdürlüğünün 04.05.2018 tarih ve 1223615 sayılı mükerrer parselin iptali konulu yazısı ve yazı ekinde bulunan teknik personel heyeti tarafından hazırlanan 03.05.2018 tarihli teknik raporda, müvekillerinin miras bırakanı ...'ın maliki olduğu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 9 Pafta, 2421 Parsel sayılı 14.400,00 m² ... taşınmazın, ... Mahallesi, 9 Pafta, 32 96... sayılı parseller ile kısmen 3649 parsel ile tamamen geometrik olarak çakışan alanda kaldığının tespit edildiğini, buna göre 2421 parsel hukuken mevcut iken Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan ve 30.09.1999 tarihinde ilana çıkarılan kadastro çalışması ile 2421 parselin görmezden gelinerek 3296, 36 48... parseller olarak tescil edildiğini, bu durumda İlk Derece Mahkemesi kararına dayanak olan Kadastro tespitinin, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi gereği, dava dilekçesi ekinde sunulan teknik rapor ile davaya konu kadastro tespitinin 2. Kadastro tespiti olduğunu ve tüm sonuçları ile hükümsüz olduğunun ortaya çıktığını, İlk Derece Mahkemesi kararın dayanağının ortadan kalktığını, İlk Derece Mahkemesinin kararını tamamen değiştirecek ve davanın reddini gerektirecek nitelikte bir durum ortaya çıktığını, buna bağlı olarak da yargılamanın yenilenmesi gerektiğini belirterek, Hukuk Mahkemeleri Kanunu 377. maddesinde öngörülen süre içinde, yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur. Talep olarak İlk Derece Mahkemesinin verilen 17.07.2006 tarih ve 2004/22 Esas, 2006/41 Karar sayılı, 30.06.2008 kesinleşme tarihli olan hükmün kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. II. CEVAP Davacı Hazine vekili cevap dilekçesinde; yargılamanın yenilenmesi taleplerinin dinlenebilir nitelikte olmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımının söz konusu olduğunu, öncelikle yargılamanın iadesinin sebebinin tespit edilmesini ve bu sebebi karşı yanın ispat etmesi gerektiğini, belirtilen sebeplerin hiç birisinin yeni bir olay, bulgu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla"...Yargılamanın iadesinde, önemli olan bir başka husus da, anılan kanunun 379. maddesidir. Kanuna göre, yargılamanın iadesi taleplerinde, öncelikle m.379/1'de belirtilen hususlarda ön inceleme yapılması gerekmektedir. Mahkememizce öncelikle, 6100 sayılı Kanunun 379. maddesi uyarınca ön inceleme yapılmıştır. HMK. 379/1-c bendine göre yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olması gerekir. Davacı tarafın dayandığı sebep, mahkememizden verilen 17.07.2006 tarih ve 2004/22 Esas - 2006/41 Karar sayılı dosyanın yargılaması esnasında ileri sürülmesi gereken bir delile ilişkindir. Bu delilin HMK.375/1-ç maddesi uyarınca "Yargılama sırasında, aleyhinde hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması" gerekir. Davacı tarafın yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak rapor, ilk yargılama esnasında ileri sürülebilecek bir delil olmayıp, Teknik personel heyeti tarafından hazırlanan 03.05.2018 tarihli Teknik raporda da açıklandığı üzere, düzenlenen rapor sonrası ilgili parsel sahibi kişilerin yeni bir dava açarak iddialarını yeni davanın yargılamasında ileri sürebilecekleri bir konudur. Yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak delilin, önceki Yargılama sırasında, aleyhinde hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin (aslında madde metninde delil yazılması gerekirdi) söz konusu olması gerekir. Oysaki dayanak teknik rapor önceki yargılama esnasında hiç var olmamıştır. İlk dava dosyası tespite itiraz davası olup, taşınmazın orman olması nedeniyle açılmış bir davadır. Oysa ki teknik rapor mükerrer tapu kayıtlarından söz etmekte olup bir kısım kayıtların iptal edileceği hususunun teknik detayları ile açıklaması mahiyetindedir. Önceki yargılama ile ilgisi olmayıp 9 Pafta, 2421 Parsel, 9 Pafta, 3296, 36 48... parsel sayılı parsellerin güncel tapu maliklerinin arasında görülebilecek yeni davanın dayanağı mahiyetindedir...'' gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı yargılamanın yenilenmesini isteyen davalılar ... mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalılar ... mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Yargılamanın yenilenmesini isteyen davalılar ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; ilk dava açıldığı tarihte hukuken ortada olan bir durum yani davacı ile müdahil idare ve Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan idari işlem nedeniyle ortaya çıkan mükerrer kadastro çalışmasının, müvekkillerden saklandığını, ilk yargılama sırasında ise İlk Derece Mahkemesince bu durum hiç araştırılmadığını, yargılamanın yenilenmesi kararı verilmemesi halinde, parsellerin tesciline yönelik davalı idare lehine kesinleşen bir Mahkeme kararı bulunacağını ve bu Mahkeme kararının tüm tapu işlemlerine esas alındığını, ilk karar ortadan kalkmadan yeni bir Mahkeme kararıyla tekrar tescil yapılması, geriye dönülmesinin mümkün olmadığını, ilk kararıyla İlk Derece Mahkemesinin açılması gerektiğini ifade ettiği dosyanın kararıyla arasında çelişki meydana geleceğinden kesinleşmiş iki Mahkeme kararı arasında kalacak olan Tapu Müdürlüğü tarafından hangi karara göre işlem yapılacağı anlaşılabilir olmadığını, çünkü Mahkemeler arasından altlık - üstlük veya önceki karar - sonraki karar ayrımı bulunmadığını, İstanbul Kadastro Müdürlüğü’nün 04.05.2018 tarihli yazısı ve yazı ekinde bulunan 03.05.2018 tarihli teknik rapordan müvekkillerinin 01.06.2018 tarihinde haberdar olduklarını, buna göre, müvekkillerin miras bırakanı ...’in maliki olduğu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 9 Pafta, 2421 parsel sayılı 14.400,00 m² ... taşınmazın, ... Mahallesi 9 pafta 32 96... sayılı parselleriyle kısmen 3649 parsel ile tamamen geometrik olarak çakışan alanda kaldığının tespit edildiğini, evvelce kadastrosu yapılan yerlerin ikinci kez kadastrosunun yapılamayacağını, yapılmış ise ikinci kadastronun bütün sonuçları ile hükümsüz sayılacağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6100 sayılı Kanun'un 374 vd. maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarıyla hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarıyla İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup yargılamanın yenilenmesini isteyen davalılar ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1400, K. 2026/3148, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1400-e-2026-3148-k-94e4e1f9311a