Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1455 E. 2026/1580 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1455
Karar No
2026/1580
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2023/1455

KARAR NO:2026/1580

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:09/05/2023

NUMARASI:2022/206 Esas - 2023/453 Karar

DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:22/09/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/09/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin 01/12/2004 tarihli sözleşme gereğince davalı şirketin bayiliğini yaptığını, taraflar arasında bir anlaşmazlık olmadığı halde,davalının fiilen müvekkiline mal vermeyerek ve Babaeski ilçesindeki satışları Kırklareli bayisine yönlendirerek ilişkiyi sonlandırdığını, davalı tarafın müvekkiline gönderdiği 21/09/2020 tarihli ihtarnamesine müvekkilince 16/10/2020 tarihli ihtarnamesi ile cevap verilerek, sözleşmenin bu koşullarda feshi durumunda haksız fesih sayılacağının ihtar edildiğini, ancak davalının müvekkilinin depozitosunu bugüne kadar iade etmediğini, müvekkilince davalıya gönderilen 09/12/2020 tarihli ihtar ile davalıya sözleşmeyi feshetmek istediği takdirde depozitonun iade edilmesini ve mutabakat sağlanarak cari hesabın kapatılmasının talep edildiğini, davalının müvekkiline mal vermemesi nedeni ile müvekkilinin iş yerini kapatmak zorunda kaldığını, ayrıca davalının depozito bedelini de ödemediğini belirterek, davalının müvekkiline iade etmediği depozito bedeli ve haksız fesih nedeni ile uğradığı zararlara karşılık 30.000-TL'nin haksız fesih tarihi olan 29/12/2020 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 05.10.2022 tarihli dilekçesinde, talep sonucunu 3.290-USD karşılığı 28.000-TL depozito bedeli ve 2.000-TL maddi zarar olarak açıklamıştır.

CEVAP:Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını,olağan fesih halinde feshedenin herhangi bir sebebe dayanma zorunluluğu bulunmadığını, TTK'nın 121. maddesi gereğince taraflara belirsiz bir süre için yapılmış acentelik sözleşmesini üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshetme imkânı tanındığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmede de olağan fesih hali olarak 90 gün önceden bildirimde bulunma yükümlülüğü getirildiğini, olağan fesih için feshi haklı bir gerekçeye dayanması gerekmediğini, somut olayda feshe sebebiyet verecek gerekçeler bulunmakta olup, davacının satışlarındaki düşüş,istikrarın sağlanamaması, söz konusu satış artışını sağlayan başka bayilerin bulunması gibi nedenler olduğunu, ayrıca davacının sözleşme hükümlerine aykırı faaliyetlerinin de bulunduğunu, davacının sözleşmenin 7.4. maddesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı şekilde, müvekkilinin markası olan ... yanında ... Su sattığının anlaşıldığını, davacının zararının neden olduğunu ve fesih nedeniyle doğduğuna yönelik illiyet bağını açıklayamadığını, sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca 90 günlük ihbar öneline uyularak sözleşmenin feshi halinde davacının herhangi bir zarar ve talep hakkı bulunmadığını kabul ettiğini, müvekkilince keşide edilen 21.09.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 90 gün sonunda geçerli olmak üzere feshedildiğini, sözleşmenin 8.3. maddesi hükmünde, bayi tarafından bu sözleşme uyarınca tevdi edilen teminatların, bayinin sözleşme ve mevzuat gereğince müvekkiline karşı olan her türlü edim, taahhüt ve borçlarının tamamını müvekkilinin takdirine göre tam zamanında ifa etmiş olması kaydıyla sözleşmenin sona ermesinden altı ay sonra iade edileceğinin düzenlendiğini, davacının feshe ilişkin ticari hususlar yerine getirmemesi nedeniyle davacının depozito bedeli olarak belirttiği teminatının şirket nezdinde sözleşme usul ve esasları uyarınca tutulduğunu, davacı ile müvekkili arasında borç alacak ilişkisi bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; taraflar arasında 01/12/2004 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinin, davalı tarafından 21.09.2020 tarihli ihtarnamesi ile tebliğini takip eden 90. gün sonunda geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin davacıya 28.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve buna göre 90. gün sonu olan 28.12.2020 tarihinde feshedildiği, davalının incelenen ticari defterlerine göre davacının cari hesabının 21/02/2019 tarihindeki virman kaydı ile ve aynı şekilde 01/09/2019 tarihinde mutabakat farkı ile kapatıldığı,davalı şirketin 21/12/2020 tarihi itibariyle 10.852,59-TL bakiyesi ile davacıdan alacağı bulunduğu tespit edilerek, davalının fesih iradesinde de belirttiği davalı markası olan ... yanında davacının ... Su sattığına dair iddiasının sunulan fotoğraflarla birlikte doğrulandığı, davacı tarafından ticari defterlerin ibraz edilmemesinden de hareketle bu durum taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7.4. maddesindeki rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğinden, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı fesih olduğu, davacı tarafından dosyaya iddialarını ispatlar nitelikte delillerini sunmadığı gibi ticari defterlerini de sunmayarak, iddia olunan depozito bedeline ilişkin yapılan ödemelere dair delil sunmadığı da anlaşılmakla, sözleşmenin 8.3 maddesinde belirtilen her türlü edim, taahhüt ve borçlarının tamamının tam zamanında ifa edilmesi şartının yerine getirilemediği, bu nedenle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; mahkemenin davanın reddi gerekçesinin bilirkişi raporuna açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalı tarafın iddia ettiği gibi müvekkilinin bayilik süresi boyunca su satışlarının son dönemlerinde herhangi bir azalma bulunmadığını, bu nedenle davalı tarafın sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinden söz edilemeyeceği, bilirkişi raporunda davalı tarafın defter ve kayıtlarında depozito bedeli ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığının tespit edildiğini, ancak davalının müvekkilinden teminat aldığını cevap dilekçesinde ikrar ettiğini, ancak davalının müvekkilinden aldığı 3.290-USD depozito bedelini kendi nezdinde alacağına karşılık tuttuğunu iddia ettiğini, davalı tarafın açık ikrarına rağmen depozito bedeli ödendiğinin kanıtlanmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak sözleşme kapsamında ödenmiş olan depozito bedeli ile fesih nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasında su satışına ilişkin 01.12.2014 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin davalı tarafça keşide edilen 21.09.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 9.2 maddesine dayalı olarak 90. gün sonundan itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 09/12/2020 tarihli ihtarname ile davalıya verilmiş olan depozito bedelinin iadesi ile karşılıklı olarak mutabakat sağlanarak cari hesabın kapatılmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.Bayilik sözleşmesinin 6.1 maddesinde, bayinin ofisinde sözleşme konusu ürünler haricinde bir emtia teşhir edemeyeceği, satamayacağı; 8.1 maddesinde, bayinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri ile borçlarının teminatı olarak şirketin belirleyeceği teminatı vereceği; 7.4 maddesinde, bayinin doğrudan veya dolaylı olarak başka kişi ve kuruluşların ürünler ile rekabet halindeki ürünlerini satışa arz edemeyeceği, 7.5 maddesinde, bu hallerde şirketin sözleşmeyi derhal fesih hakkı bulunduğu; 8.1 maddesinde, bayinin sözleşmedeki edim ve borçlarının teminatı olmak üzere şirket tarafından belirlenecek teminatı şirkete tevdi etmekle yükümlü olduğu;8.3 maddesinde, bayi tarafından verilmiş olan teminatların bayinin şirkete karşı olan her türlü edim ve borçlarının tamamını şirketin takdirine göre tam zamanında ifa etmiş olması kaydıyla sözleşmenin sona ermesinden altı ay sonra iade edileceği; 9.1 maddesinde; sözleşmenin taraflarca imzalandığı tarihten ibaren dört yıl için geçerli olduğu, ancak sona ermediği ve taraflardan her hangi biri sözleşme süresinin sona ermesinden en az üç ay önce diğer tarafa yazılı ihbarda bulunarak sözleşmeyi sona erdirdiğini bildirmediği taktirde, sözleşmenin süresinin kendiliğinden bir yıl için uzayacağı, ancak beşinci yıldan sonra sözleşmenin yenilenmesi için tarafların yazılı mutabakatı gerektiği; 9.2 maddesinde, sözleşmenin 9.1. maddede yazılı süre içerisinde şirketin yazılı ihtarı üzerine ihtarın bayiye gönderildiği tarihten itibaren 90 gün sonunda kendiliğinden sona ereceği; 9.4 maddesinde ise, bayinin edim ve taahhütlerine aykırılık halinde şirketin sözleşmeyi derhal tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacının ticari defter ve kayıtlarını incelenmek üzere ibraz etmediği, davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının 21.12.2020 tarihi itibariyle davacıdan 10.852,59-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin 2019 ve 2020 yılı defterlerinde davacının ödediği depozito bedeline ilişkin bir kayıt bulunmadığı bildirilmiştir.Davacı tarafça fesih nedeniyle ne suretle zarara uğradığı da kanıtlanamadığı gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.4 maddesinde, bayinin doğrudan veya dolaylı olarak başka kişi ve kuruluşların ürünler ile rekabet halindeki ürünlerini satışa arz edemeyeceği, pazarlayamayacağı, 7.5 maddesinde ise, bu hallerde şirketin sözleşmeyi derhal feshetme hakkının bulunduğu kabul edilmiş ve davacı bayinin sözleşmeye aykırı olarak başka marka su satışı yaptığı tespit edilmiş olmakla, davalı sözleşmeyi fesihte haklı olup, mahkemece davacının sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini isteminin reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Mahkemece davacının depozito ödediğini kanıtlayamadığı kabul edilmiş ise de, davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sözleşmedeki feshe ilişkin hususları yerine getirmemesi nedeniyle davacının depozito olarak belirttiği teminatın şirket nezdinde tutulduğunu kabul etmiş olmakla, davacının davalıya teminat bedeli ödediğinin kabulü gerekmektedir. Davacı tarafça davalıya ödenmiş olan teminat bedeli 3.290-USD karşılığı 28.000-TL olarak açıklanmış olup, davalının bilirkişi raporu ile belirlenen 10.852,59-TL tutarlı alacağının mahsubu sonucunda davacının davalı uhdesinde 17.147,41-TL bakiye teminat bedeli kalmıştır. Bu halde davacıdan alacağı kalmayan davalının, bakiye teminat bedelini haksız olarak elinde tuttuğu sabit olup davacıya iadesi gerekmektedir.Davacı tarafından keşide edilen 09/12/2020 tarihli ihtarname ile davalıya verilmiş olan depozito bedelinin iadesi talep edilmiş ve ihtarname davalıya 15.12.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olmakla davalı 16.12.2020 tarihinde temerrüte düşmüş ise de, davacı tarafça 29.12.2020 tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olmakla, faiz başlangıcı yönünden belirtilen tarih esas alınmıştır.Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2023 Tarih 2022/206 Esas - 2023/453 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne, 17.147,41-TL alacağın 29.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 1.171,33-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 512,33-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 659-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafından yatırılan 571,63-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan 3.600-TL bilirkişi ücreti ve 390-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.990-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.275-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine taktir olunan 17.147,41-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine taktir olunan 12.852,59-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 752-TL'sinin davalıdan, 568-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, "Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 28-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 16-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 13-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1455, K. 2026/1580, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1455-e-2026-1580-k-aea5c8c72e3f