Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1382 E. 2026/1583 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1382
- Karar No
- 2026/1583
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/1382
KARAR NO:2026/1583
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/01/2023
NUMARASI:2020/4 Esas - 2023/31 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:03/01/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/09/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; dava dışı ... 5. Levent projesindeki ... Üniversitesi inşaatı adresinde müvekkiline ticari sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı inşaat sahasında yüklenici firma ... İnşaat'ın taşeronu olan ... Mühendislik ile ... Proje firmalarının depolarının bulunduğu binanın 1. katında bulunan muhtelif tesisat ve vitrifiye malzemelerinin bulunduğu ... Mühendislik şirketinin kullandığı malzeme deposunun demir kapısının kimliği belirsiz kişilerce kırılarak depoya giriş yapıldığının, depoya giren kişilerin raflarda paket içerisinde bulunan çok sayıda malzeme ve ekipmanları çaldıklarının belirlendiğini, yine aynı katta bulunan ... firmasının kullanmış olduğu elektrik deposu giriş kapısı kilitlerinin sert metal bir cisimle kırıldığını, depoda bulunan çok sayıda malzemenin çalındığını, aynı katta bulunan ... Proje firmasının kullanmış olduğu malzeme deposunun asma kilitlerinin demir makası türü bir kesici ile kesilerek yerinden çıkarıldığı, bu şekilde depoya giren kişi veya kişilerin deposundan muhtelif emtiaların çalındığının tespit edildiğini, gerçekleşen hırsızlık hadisesi sonrasında hazırlanmış olan ekpertiz raporunda belirlenen hasar bedellerinden her iki poliçe kapsamındaki 2.499,32-USD'nin 25.10.2019 tarihinde, 2.499,32-USD'nin ise 30.10.2019 tarihinde dava dışı sigortalıya ödendiğini, sigortalı şantiyede güvenliğin davalı şirket tarafından sağlandığını, davalı şirket ile dava dışı sigortalı arasında akdedilmiş olan danışmanlık ve gözetim hizmeti sözleşmesinin 3/a maddesi gereğince, hırsızlık hadisesinin vukuu bulduğu riziko adresinde davalının 7/24 gece gündüz kesintisiz olarak gözetim hizmetini yerine getireceğini taahhüt eden davalının, görevini yerine getirmediğini ve gerekli önlemleri almadığını, bu nedenle asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin sigortalının haklarına TTK'nın 1481. maddesi gereğince halef olduğunu, hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... ve ... sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, icra takiplerine haksız bir şekilde itiraz edildiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; dava dışı sigortalı ... İnşaat ile müvekkili şirket arasında imzalanan 02.01.2018 tarihli sözleşme ile bu şirkete danışmanlık ve gözetim hizmeti verildiğini, sözleşmenin özel güvenlik sözleşmesi olmadığını, müvekkili şirketin 5188 sayılı kanun uyarınca özel güvenlik hizmeti vermesinin mümkün olmadığını, şantiye alanının güvenliği sağlanmadığından yaşanan olayda ... firmasının asli kusurlu olduğunu, 24.02.2018 tarihinde kapı girişinden giriş yapan araç ile gelen kişilerin hırsızlık yaptığının müvekkilinin personellerince görüldüğünü, ancak hırsızların silah doğrultarak kapıdan çıkış yaptıklarını, şantiyedeki kameraların giriş kapısını görmediğini, diğer kameraların ise görüntü kalitesinin düşük olması nedeniyle plakanın okunamadığını, çalındığı iddia edilen 3.753 kg malzemenin araç ile taşınmasının mümkün olmadığını, ayrıca hırsızların bu malzemeleri yükleyecek vakitlerinin olmadığını, sözleşmenin 3.b maddesinde müvekkilinin görev tanımının "Polis ve diğer danışmanlık görevlilerinin yetki alanları dışında kalan gözetim ve danışmanlık, yönlendirme hizmetlerinin verilmesi ve koordinasyonudur. Kolluk kuvvetleri yetki alanlarına giren durumlarla karşılaşıldığında en yakın kolluk kuvveti ile gerekli koordinasyon sağlanarak işyeri işleyişi sağlanacaktır" şeklinde belirtildiğini, müvekkili şirket personelinin sözleşmede belirtilen tüm görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, hırsızlık olayı meydana gelmesinin hemen akabinde saat 01.07'de kolluk kuvvetleri aranarak gerekli ihbarların yapıldığını, delil listesinde bildirmiş oldukları üzere 11.01.2018 ve 22.02.2018 tarihli risk analiz raporları incelendiğinde, müvekkilinin belirttiği işveren tarafından alınması gereken önlemlerinin hiçbirinin alınmadığını, sözleşmenin 5/d. maddesinde "Yüklenici, işverene yazılı olarak verdiği risk analizi doğrultusunda alınması gereken önlemleri yazacaktır.Önlemler alınmadı ise yüklenici maddi zarardan sorumlu değildir." hükmünün bulunduğunu,müvekkilince risk analiz raporlarında belirtilen güvenlik eksiklikleri sigortalı şirket tarafından giderilmemiş olmakla, bu hüküm gereği müvekkilinin olayda bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün cevabi yazılarına göre davalı şirketin 5188 sayılı kanuna tabi, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesi için kurulmuş bir firma olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin danışmanlık ve gözetim hizmetleri sözleşmesi olduğu, sözleşme hükümlerinden anlaşıldığı üzere davalı şirket personelinin 7/24 gözetim hizmetlerini yerine getirmek ve kolluk kuvvetleri yetki alanlarına giren durumlarla karşılaşıldığında en yakın kolluk kuvveti ile koordinasyon sağlayarak işyeri işleyişini sağlamakla yükümlü olduğu, sözleşmenin konusu başlıklı 2. maddesi gereğince, bu hizmetin ...'nın şantiye ve idari bina ile harici alt yüklenici ofisleri için verileceğini, depoların bu hizmetin dışında olduğunu, hırsızlık olayının da depolar bölgesinde olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda 7/24 gözetim esasından hareketle, olaydan hemen sonra kolluk kuvvetlerine haber verilmediği, sabah 08.50'de ihbarda bulunulduğu ve burada zaafiyet yaşandığı belirtilmekte ise de, davalı çalışanlarının bu olaydan hiç haberleri olmasa ve sabah olayı fark etmiş olsalar dahi depoları gözetlemekle sorumlu olmadıklarından sorumluluklarına gitmek mümkün olmayacağından, fiili durumun davalı aleyhine yorumlanamayacağı, kaldı ki davalı şirket personelinin depolara kadar giderek olayla ilgilendikleri, şüpheli aracın ve hırsızların (silahlı olmalarına rağmen) peşine düştükleri, bu nedenle davalının olayda sözleşme hükümlerine göre kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; alınan bilirkişi raporunda olayda davalının kusurlu olduğu belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bu kusur durumunun dikkate alınmadığını, davalı şirketin, hırsızlık hadisesinin vuku bulduğu riziko adresinde 7/24, gece gündüz kesintisiz olarak gözetim hizmetini yerine getireceğinin taahhüt ettiğini, ancak dava dışı sigortalının hasara uğramasına sebebiyet veren hırsızlık hadisesinin önlenmesi için asli görevini yerine getirmediğini, bu sebeple davaya konu olayda asli kusurunun bulunduğunu, davalı şirket çalışanlarının tamamının karakol ifadelerinde, üzerinde plaka ve herhangi bir ibare olmayan bir aracın şantiye alanına girdiğini görmüş olduklarını, ancak girişine müdahale etmediklerini belirttiklerini, bunun açıkça görevin suistimali olduğunu, davalının imzalamış olduğu sözleşme gereği,mevcut bölgelerin risk analizlerini yaptırması ve bu risk analizlerine uygun olarak sabotaj ve hırsızlığa karşı planlar hazırlaması gerekmekteyken bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bilirkişi raporunda da değinildiği üzere davalı şirketin risk analizlerini hırsızlık olayından sonra hazırlayarak tedbir alınmasında gecikmeye neden olduğunu ve bu sebeple yüzde yüz kusurlu olduğunu, davalı şirketin çalışanlarının gece 23.30 sıralarında meydana gelen ve kendilerinin de aynı anda haberdar olduğu hırsızlık olayını kolluk görevlilerine bir gün sonra 24.02.2018 günü saat 08.50'de haber vermelerinin bile başlı başına bir kusur olduğunu, olayı kolluk görevlilerine geç haber vererek zararın artmasına sebebiyet verdiğini, davalı ile dava dışı ... arasındaki danışmanlık ve gözetim hizmetleri sözleşmesi gereğince, davalının sorumluluğunun işverenin faaliyet göstermekte olduğu şantiye ve idare binası ile harici alt yüklenici ofisler bölgesinde gözetim ve danışmanlık faaliyetlerini kesintisiz yürütmek ve organize etmek olduğunu, sözleşmede alt yüklenicilerin depolarının davalının sorumluluğunda olmadığına dair bir ibare bulunmadığını, bu durumda mahkemenin sözleşmede yer almadığı için diğer alt yüklenicilerin depolarından davalının sorumlu olamayacağı şeklindeki tespitinin doğru olmadığını, eksper raporu incelendiğinde, inşaatın ana yüklenicisi olan ... şirketi ile taşeronları olan ... Mühendislik ve ... Proje firmalarının depolarının aynı katta yer aldığını, sadece giriş kapılarının farklı olduğunu, aynı katta yer alan depoların sadece birinin davalının sorumluluğunda olup diğerlerinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, alt yüklenicilere ait depolar ayrı bir binada değil ana yüklenicinin deposu ile aynı binada aynı katta yer aldığını, bu husus göz önünde bulundurulmaksızın alt yüklenicilerin depolarının davalının sorumluluk alanının dışında bırakılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, inşaat tüm riskler sigorta poliçesi ile sigortalı inşaat şantiyesinde meydana gelen hırsızlık sonucu sigortalıya ödenen zarar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.TTK'nın 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir.Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.Somut olayda; davacı tarafından inşaat tüm riskler sigorta poliçesiyle sigortalanmış olan dava dışı ... AŞ'nin alt işvereni ve poliçe zeyilinde sigortalılar kapsamında yer alan ... İnşaat şirketi ile davalı arasında 02.01.2018 tarihinde imzalanan danışmanlık ve gözetim hizmeti sözleşmesi gereği şantiyenin gözetim ve danışmanlık hizmetlerinin davalı tarafından üstlenildiği, sigortalıya ait inşaat şantiyesinde kilit altında bulunan depolardaki malzemelerin 23.02.2018 tarihinde şantiye sahasına araç ile gelen kişilerce çalındığı, davacı sigorta şirketi tarafından yaptırılan ekspertiz sonucunda sigortalıya 25.07.2019 tarihinde ayrı ayrı 2.499,32-USD ve 2.499,32-USD hasar bedeli ödendiği, davacı sigorta şirketince ödenmiş olan hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine İstanbul 34. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 01.11.2019 tarihinde 2.499,32-USD asıl alacak ve 100,66-USD işlemiş faiz, ... sayılı dosyasında da 2.499,32-USD asıl alacak ve 100,66-USD işlemiş faiz üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı şirket ile sigortalı ... İnşaat arasında akdedilmiş olan 02.01.2018 tarihli danışmanlık ve gözetim sözleşmesinin 2. maddesinde sözleşmenin konusu, işveren şantiye ve idari binası ile harici alt yüklenici ofisler bölgesinde gözetim ve danışmanlık faaliyetini yürütmek olarak belirtilmiş olup 3. maddesinde, iş yerinin 5. ... ve üniversite etapları ve şantiye ofisleri ve alt yüklenici şantiye ofislerinin dışarıdan ve içeriden gelebilecek sabotaj ve hırsızlıklara karşı korunması yolunda kolluk görevlileri ile birlikte hareket edilmesi hizmetlerinin yerine getirileceği, sözleşmenin imzalanmasının ardından yüklenici tarafından hizmet verilen mevcut bölgelerin risk analizlerinin yapılacağı ve bu risk analizlerine uygun olarak sabotaj ve hırsızlığa karşı planlar hazırlanıp işverenin onayına sunulacağı hüküm altına alınmıştır.Düzenlenen ekspertiz raporunda; şantiyenin kamp bölgesindeki binanın 1. katında bulunan ... şirketi ile taşeronları ... Mühendislik ile ... Proje firmalarına ait malzeme depolarının asma kilitleri kırılarak malzemelerin çalındığı, yapılan inceleme sonucunda şantiye binalarına yakın çelik konstrüksiyon trapez sacla ve ahşap malzemelerle oluşturulmuş depoların asma kilitlerinin kırıldığı ve depolarda bulunan muhtelif malzemelerin çalındığı, muafiyet tenzili sonrası toplam hasar bedeli 39.989,21-USD olup, müşterek sigorta oranlarına göre davacı sigorta şirketi bakımından ayrı ayrı %6,25 oranında olmak üzere hasar bedelinin 2.499,33-USD olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunda; danışmanlık ve gözetim sözleşmesinde, işveren ile alt işveren firmaların şantiye ofislerinin sabotaj ve hırsızlıklara karşı korunmasının kararlaştırıldığı, sözleşmede ... şirketinin alt işverenlerinin depolarını gözetim hizmetinin bulunmadığı, sadece ofislerin gözetim ve denetim görevi bulunmakta olup, alt işverenlerin depolarında meydana gelen hırsızlık olayından davalının sorumlu olmadığı, olayın gece 23.30'da şantiyenin girişinden araçla girilmesi suretiyle gerçekleştiği, güvenlik görevlilerinin plakasız bir aracın şantiye alanına girdiğini görmelerine rağmen hızlı bir şekilde aracı takip etmeyerek ve olayı emniyete ertesi günü saat 08.50'de geç bildirdikleri, risk analizlerini olaydan sonra ... şirketine bildirdikleri ve tedbir alınmasında geciktikleri için davalının kusurlu olduğu, sonuç olarak davalının ... şirketin deposunda meydana gelen hırsızlıktan sorumlu olduğu, ancak sözleşmede yer almadığı için alt işveren depolarından sorumluluğunun bulunmadığı, ... şirketinin deposundan çalınan malların bedeli eskime tenzili sonrasında 8.955,47-USD olduğu davacının müşterek sigorta kapsamında her iki dosya için %6,25 payının ayrı ayrı 559,71-USD olduğu bildirilmiştir. Olay sonrası kolluk tarafından düzenlenen olay yeri inceleme raporunda, hırsızlık olayının yaşandığı ..., ... ve ... firmalarının depolarının aynı binada ve aynı katta bulunduğu, hırsızlık ihbar saatinin ise 08.50 olduğu belirtilmiştir.Davalı şirket güvenlik görevlilerinin ifadelerinde, bir aracın şantiye girişinden girdiğinin görüldüğü, giriş kapısına yakın kulübedeki görevlinin aracın girdiğini görerek durumu telsizle diğer görevliye bildirdiği, diğer görevlinin aracı şantiye içerisinde bulamadığı, depolar bölgesinde aracı gördüklerinde hırsızların araçla çıkışa doğru gittikleri, girişe gelen araçtakilerin silah göstermesi üzerine kapıdaki görevlinin müdahale etmediği ve aracın şantiyeden çıkış yaptığı belirtilmiştir.Sözleşmenin 3. maddesinde, 5. ... ve üniversite etapları şantiye ofisleri ve alt yüklenici şantiye ofislerinin korunması davalı tarafından üstlenilmiş olup, sözleşmede depoların hariç tutulduğu yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. ... şirketi ile alt işvereni olan diğer iki şirketin depolarının da aynı binada bulunduğu anlaşılmakla, alt işveren depolarının sözleşme kapsamı dışında olduğunun kabulü mümkün değildir.Bu durumda davalı şirketin sözleşme ile üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getirmemesi sonucu gerçekleştiği belirlenen olayda kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Ancak davalı şirket tarafından düzenlenen denetim raporlarından olay öncesine ait 11.01.2018 tarihli raporda; şantiye girişi turnike ve bariyer eksikliği bulunduğu, kamera sistemi yetersizliği, diğer şantiyelerin güvenlik alanları ile sorumlu olunan arasındaki giriş çıkış bölgesindeki kontrol zorlukları, aydınlatma eksikliği ve devriye aracı gerekliliği tespit edilmiş olup, söz konusu raporun 16.01.2018 tarihinde e-posta ile sigortalı... şirketine gönderildiği anlaşılmakta olup, belirtilen eksikliklerin giderildiği konusunda bir iddia ve delil de ileri sürülmediğine göre, olayın oluşumunda sigortalı ... şirketinin de %50 oranında müterafık kusurunun bulunduğu kanaatine varılmıştır.Bu doğrultuda her bir dosya için belirlenen hasar miktarı 1.749,52-USD asıl alacak ve 70,46-USD işlemiş faiz olarak hesaplanmıştır.Bu durumda davanın kısmen kabulü gerekirken mahkemece yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Ancak davacı vekilince dava dilekçesinde itirazın iptali talep edilmekle birlikte, harca esas dava değeri asıl alacak miktarı olan 4.998,64-USD karşılığı 28.611,22-TL olarak gösterilmiş olup, icra takibindeki işlemiş faiz miktarı harçlandırılıp usulen dava edilmemiştir. Bu nedenle davanın takip konusu asıl alacak tutarı üzerinden açıldığının kabulü gerekmektedir.Diğer yandan somut olayda takip ve dava konusu alacak tazminat kabilinden olup, miktarı tarafların kusur durumları, poliçe ve sözleşme hükümleri incelenerek belirlendiğinden, alacak likit değildir. Bu nedenle icra inkar tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/01/2023 Tarih 2020/4 Esas - 2023/31 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 34. İcra Dairesinin ... sayılı icra takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 1.249,66-USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının bir yıl vadeli USD mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,Davalının İstanbul 34. İcra Dairesinin ... sayılı icra takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 1.249,66-USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının bir yıl vadeli USD mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 1.021,36-TL harçtan peşin alınan 488,61-TL harcın mahsubu ile kalan 532,75-TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 543,01-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.100-TL bilirkişi ücreti, 151-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 2.251-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.125,50-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 14.951,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 14.951,93-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 660-TL'sinin davalıdan, kalan 660-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,"Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 128-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 64-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026