Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1455 E. 2026/1026 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1455
Karar No
2026/1026
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1455

KARAR NO:2026/1026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2026/536 Esas sayılı derdest

ARA KARAR TARİHİ:15/06/2026

DAVA KONUSU:Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİH:15/10/2026

KARARIN YAZILDIĞI TARİH:15/10/2026

Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile ...tarihli üretim sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında üretim ve montaj işinin engeç 26/04/2026 tarihine kadar eksiksiz şekilde tamamlanmasının kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında üretimde kullanılacak kompozit malzemeleri davalıya eksiksiz şekilde teslim ettiğini, ayrıca ... Bankası... Sanayi/... Şubesine ait Keşidecisi ... Ltd. Şti olan ...tarihli ...seri nolu 100.000,00 TL bedelli çek ve ...tarihli ... seri nolu 100.000,00 TL bedelli çekleri avans mahiyetinde davalıya teslim ettiğini, ancak davalı tarafın sözleşme gereği edimini yerine getirmemesi nedeniyle çeklerin dayanağının tamamen ortadan kalktığını belirterek dava konusu ... Bankası ... Sanayi/ ... Şubesine ait Keşidecisi .... Ltd. Şti olan ...tarihli ...seri nolu 100.000,00 TL bedelli çek ve ...tarihli ... seri nolu 100.000,00 TL bedelli çek hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek çeklerin bankaya ibrazı halinde ödenmemesine, çeklerin üçüncü kişilere devrinin ve tahsilinin önlenmesine, çeklerin ciro takibine konu edilmesi halinde icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığını, ancak mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin ikametgahı ve ticari işletme adresinin İzmir sınırları içerisinde olduğunu, bu nedenle davanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm edimlerini yerine getirdiğini, gecikmenin davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, malzemelerin davacı tarafça teslim alındığını, montajının yapıldığını ve halen davacının kullanımında olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu ve fiili teslime rağmen usulsüz olarak sözleşmeyi feshetmeye çalıştığını, TBK m.125/3 kapsamında sözleşmeden dönme şartlarının oluşmadığını, sözleşme bedelinin 300.000,00 TL olduğunu, alınan 200.000,00 TL'lik çekin yapılacak iş için toptancılara ciro edildiğini, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN 15/06/2026 TARİHLİ ARA KARAR ÖZETİ :Mahkemece; ihtiyati tedbir talep eden tarafça aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen ... Bankası ... Sanayi/... Şubesine ait Keşidecisi .... Ltd. Şti olan ...tarihli ...seri nolu 100.000,00 TL bedelli çek ve ...tarihli ... seri nolu 100.000,00 TL bedelli çekleri avans mahiyetinde davalıya teslim ettiğini, taraflar arasında yapılan ... Sözleşmesinde ise .... Şti 500.000,00 TL karşılığında üretim ve montaj karşılığında ... ile anlaşma sağlandığını, sözleşmenin imza aşamasında ...tarihli ...seri nolu 100.000,00 TL ve ...tarihli ... seri nolu 100.000,00 TL çeklerinin ödeme olarak ...'a teslim edildiğinin belirtildiği anlaşılmakla, HMK 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi için talebin tam ispatına gerek bulunmayıp yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli olduğu, sunulan tüm belgelerden ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi hususunda yaklaşık ispat şartlarının oluştuğu, ancak çekin bir ödeme aracı olması ve illetten mücerret olması sebebiyle ödeme yasağının ve çekin icra takibine konu edilmemesi yönündeki ihtiyati tedbirin yalnızca aleyhine dava açılan davalı yönünden verilmesi gerektiği, 3. kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği dikkate alınarak yalnızca aleyhine dava açılan yönünden hüküm kurulmuş, aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın da ileride doğabilecek muhtemel zararlarının teminatı olmak üzere uyuşmazlık konusu çek bedeli toplamının %15'i oranında teminat mukabili tedbir talebinin kısmen kabulüne, çeklerin üçüncü kişilere devrinin ve tahsilinin önlenmesine, çeklerin 3. Kişiler tarafından icra takibine konu edilmesi halinde icra işlemlerinin durdurulmasına dair talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, verilen kararın hukuken isabetli olmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının işi süresinde yerine getirmediğini, ... tarihli ihtarname ile sözleşmeden dönüldüğünü, çeklerin iadesinin istenildiğini ancak davalı tarafça iade edilmediğini, dava konusu çeklerin hukuki sebebinin ortadan kalktığını, çeklerin bedelsiz hale geldiğini, yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin mahkemece kabul edildiğini, ancak üçüncü kişiler yönünden tedbir talebinin reddedilmesinin HMK'nun 389. maddesiyle bağdaşmadığını, dava konusu çekler üçüncü kişiler tarafından bankaya ibraz edildiği veya kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu edildiği takdirde, müvekkilinin mağdur olacağını, ara kararda yalnızca ... tarafından bankaya ibraz edilmesi halinde ödeme yasağı kurulduğunu, ancak çeklerin davalı tarafından üçüncü kişilere devredildiğinin açıkça beyan edildiğini, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının fiilen uygulanabilir nitelikte olmadığını, üçüncü kişiler yönünden tedbir verilmesini engelleyen herhangi bir hukuki gerekçenin bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER :İddia, savunma ve dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler.

İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan çekten dolayı menfi tespit talebine ilişkin olup; uyuşmazlık tedbir kararının 3. kişileri de bağlayıcı olması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Somut olayda; davacı tarafından davalı ile aralarında düzenlenen sözleşmenin davalı tarafından yerine getirilmediğini, sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen ...tarihli ...seri nolu 100.000,00 TL bedelli çek ve ...tarihli ... seri nolu 100.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve çekler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek çeklerin bankaya ibrazı halinde ödenmemesine, çeklerin üçüncü kişilere devrinin ve tahsilinin önlenmesine, çeklerin ciro takibine konu edilmesi halinde icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiş olup, davalının sözleşmeyi ve dava konusu çeklerin sözleşme kapsamında verildiğini kabul ettiği, ancak işi eksiksiz teslim ettiğini savunduğu, mahkemece verilen 15.06.2026 tarihli ara kararla İİK. 72/2 maddesi uyarınca 30.000,00.-TL teminat mukabilinde çekler üzerine ... tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmemesi için ödeme yasağı konularak, yine ... tarafından dayanak yapılarak icra takibine konu edilmemesi, icra takibi başlatılması halinde durdurulması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, çeklerin üçüncü kişilere devrinin ve tahsilinin önlenmesine, çeklerin 3. kişiler tarafından icra takibine konu edilmesi halinde icra işlemlerinin durdurulmasına dair talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilinin reddedilen kısım yönüyle ara kararı istinaf ettiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İİK'nın 72/2 maddesi "borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir."İİK 72/3.maddesi "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak,... göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir."İhtiyati tedbir kararı ancak davanın tarafları arasında hüküm ifade edebilir. Davanın tarafı olmayan kişiler aleyhine hüküm verilemeyeceğinden, ihtiyati tedbir kararı da verilemez. Kambiyo senetleri nedeniyle İİK 72/2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde kambiyo senedinin, ciro kabiliyeti bulunduğundan elinde bulunduran üçüncü şahısların hukukunun etkilenmemesi için "davanın tarafları arasında hüküm ifade etmek üzere" kaydı konulur.Kambiyo senedi niteliğinde olan çek ve bono; temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkini ifade edip, bedelsizlik iddiası düzenleyen/keşideci davacı ve lehtar davalı arasındaki temel ilişkide şahsi def'i olup, davanın tarafları dışındaki iyiniyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, dava konusu bono ve çeklerin tedavül kabiliyetini ortadan kaldıracak, davanın tarafları dışında 3. kişileri bağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince davacı vekilinin anılan talebinin reddine yönelik ara kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nun 359/4 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

6-Kullanılmayan gider avansı var ise 6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürünce başvurana iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f. maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1455, K. 2026/1026, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1455-e-2026-1026-k-63ccfb2a3ff0