Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1579 E. 2026/1684 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1579
- Karar No
- 2026/1684
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/1579
KARAR NO:2026/1684
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/02/2023
NUMARASI:2021/638 Esas - 2023/143 Karar
DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/10/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/10/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; davalı satıcıya ait dükkan niteliğindeki taşınmazın dava dışı alıcı ...'a satışı amacıyla 26/04/2021 tarihli aracılık sözleşmesi ile müvekkilinin yetkili aracı kılındığını, sözleşme tarihinden 06/07/2021 tarihine kadar taşınmazın alıcıya davalı tarafça devredilmesinin beklendiğini, ancak satış işleminin davalı tarafça yerine getirilmediğini, bu nedenle davalıya keşide edilen 06/07/2021 tarihli ihtarname ile 13/07/2021 tarihine kadar sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi, aksi halde sözleşme hükümleri uyarınca caymış sayılarak taşınmazın satış bedelinin %4+KDV miktarındaki cayma bedelinin 13/07/2021 tarihine kadar ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı tarafça ne taşınmazın devir işleminin gerçekleştirildiğini ne de cayma bedeli ödendiğini, aracılık sözleşmesinin 5.4 maddesinde, göre alıcı veya satıcının satış işleminden vazgeçmesi halinde satış bedelinin %4+KDV'sinin cayma bedeli ödeyeceğinin kabul edildiğini, davalının arabuluculuk toplantısına da mazeretsiz olarak katılmadığını belirterek, şimdilik 20.000-TL'nin 13.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH:Davacı vekili 27/10/2022 tarihli dilekçesi ile talep miktarını 136.000-TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP:Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalıya ait bağımsız bölümün satışı ile ilgili olarak satıcı ... şirketi, alıcı ... ve davacı aracı arasında 26/04/2021 tarihli taşınmaz alım ve satımı hakkında aracılık sözleşmesi imzalandığı, taşınmazın satış bedelinin 2.881.356-TL+518.644-TL KDV olmak üzere toplam 3.400.000-TL olarak ve dava konusu taşınmazın tapuda satış işlemlerinin en geç 08/06/2021 tarihine kadar gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığı, davalı satıcı tarafından taşımazın alıcı ...'a devir işleminin sözleşme ile kararlaştırılan sürede yerine getirilmediği, bunun üzerine davacı aracı tarafından davalı satıcıya en geç 13/07/2021 tarihine kadar taşınmazın tapuda devir ve satış işlemlerini alıcıya yapması ve aksi halde taşınmazın bedeli üzerinden %4+KDV şeklinde hesaplanmış olan 136.000 TL+KDV cayma bedelinin 13/07/2021 tarihine kadar ödenmesi konusunda 06/07/2021 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, ihtarnamenin davalıya 12/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği, bilirkişi raporu doğrultusunda sözleşme imza tarihi itibarı ile alıcının sözleşmenin 5.2 maddesinde kararlaştırılan 100.000-TL cayma parasını satıcı adına ve davacı aracı şirket hesabına yatırılmasının, taraflardan her birinin sözleşmeden caymaya yetkili olduğu, bu durumda alıcı cayarsa verdiğini bırakacağının, satıcı cayarsa aldığının iki katını vereceğinin düzenlendiği, anılan maddenin TBK'nın 178. maddesinde düzenlenen cayma parası olduğu, alıcı tarafından satıcı adına, davacı aracı şirket hesabına işbu bedelin ödendiğine ilişkin delil sunulmadığı, sözleşmenin 5.4. maddesi ile "Alıcı veya satıcı her hangi bir nedenle taşınmaz satış işleminden vazgeçerse 3. maddede belirtilen satış bedelinin %4+KDV'sine tekabül eden bedeli ...'e cayma bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder."denildiği, anılan işbu maddenin ise TBK'nın 179/3 hükmündeki dönme cezası olduğu, buna göre taşınmazın sözleşmedeki satış bedeli olan 2.881.356-TL üzerinden %4 oranında hesaplanan 115.254,24-TL'ye %18 oranında KDV eklenmesi suretiyle hesaplanan 136.000-TL'nin satıcıdan talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 136.000-TL alacağın temerrüt tarihi olan 13/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; dava konusu sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, zira sözleşmenin imzalandığı 26.04.2021 tarihinde müvekkili şirketin konkordato kesin mühlet süresi içerisinde bulunduğunu, dolayısıyla o tarihte mevcut konkordato komiser heyetinin onayı ve imzası olmadan yapılan hiçbir sözleşmenin geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin önce Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1059 esas sayılı dosyası ile daha sonra Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/282 esas sayılı dosyası ile konkordato sürecini devam ettirdiğini, bu kapsamda konkordato komiser heyetinin onayı olmadan borçlandırıcı sözleşme yapılamayacağını, kaldı ki müvekkilinin halen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/33 esas sayılı dosyası ile konkordato sürecine devam ettiğini, İİK'nın 296. maddesinde; sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamının esas olduğunun, bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümlerin, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmayacağının, sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşmenin, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemeyeceğinin, bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimlerin karşılıklı olarak ifa edileceğinin, borçlunun, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebileceğinin, bu çerçevede ödenmesi gereken tazminatın, konkordato projesine tabi olacağının düzenlendiğini, dolayısıyla hukuken geçerliliği bulunmayan bir sözleşmeden dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun doğmasının söz konusu olamayacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile davalı satıcı ve dava dışı alıcı ... arasında, davalıya ait taşınmazın dava dışı alıcıya satışına ilişkin 26.04.2021 tarihli aracılık sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konu başlıklı 2. maddesinde, tarafları davacının bir araya getirdiğinin kabul edildiği; 3. maddesinde, satış bedelinin 3.400.000-TL olarak belirlendiği; 4. maddesinde, davacının satış için tarafları bir araya getirmiş olması nedeniyle faaliyeti sebebiyle satış bedelinin %4+KDV hizmet bedeline hak kazandığı; 5.1 maddesinde, davacı hizmet bedeline hak kazandığından alıcı ve satıcının bu bedeli resmi tapu devri tarihinde peşin olarak ödeyecekleri; 5.2 maddesinde, alıcının 100.000-TL cayma bedelini satıcı hesabına yatıracağı, taraflardan her biri caymaya yetkili olup alıcı cayarsa verdiğini bırakacağı, satıcı cayarsa aldığının iki katını vereceği, resmi satış işleminin en geç 08.06.2021 tarihine kadar yapılacağı; 5.3 maddesinde, resmi satış işlemine kusuru, kastı veya ihmali ile engel olan veya sözleşmeden cayan tarafın %4+KDV cezai şart bedelini davacıya ödeyeceği; 5.4 maddesinde, alıcı veya satıcının herhangi bir nedenle taşınmaz satış işleminden vazgeçmesi halinde 3. maddede belirtilen satış bedelinin %4+KDV'sine tekabül eden bedeli davacıya cayma bedeli olarak ödemeyi kabul ettiği hususlarının düzenlendiği, davalı satıcı tarafından satış işleminin gerçekleştirilmemesi nedeniyle davacı tarafça keşide edilen 06.07.2021 tarihli ihtarname ile devir işleminin 13/07/2021 tarihine kadar yapılmasının, aksi halde sözleşme hükümleri uyarınca caymış kabul edilerek taşınmazın satış bedelinin %4+KDV'si olarak hesaplanan 136.000-TL cayma bedelinin 13/07/2021 tarihine kadar ödenmesinin ihtar edildiği, ihtara rağmen satışın gerçekleştirilmemesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1059 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça 30.10.2018 tarihinde konkordato başvurusunda bulunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile konkordato projesinin tasdikine karar verildiği, kararın istinafı üzerine HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/282 esas sayılı dosyasında, davacının davadan feragati nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın 28.02.2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/29 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... Bankası tarafından davalı ... şirketi aleyhine, Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1059 esas sayılı dosyasında verilen konkordato tasdik kararının feshi istemiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, ortada tasdik edilmiş bir konkordato projesi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği görülmüştür. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/645 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından 22.06.2022 tarihinde konkordato başvurusunda bulunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verildiği, dosyanın gönderildiği İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/33 esas sayılı dosyasında, davacının feragati nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve kararın 16.12.2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/523 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... şirketi tarafından konkordato talebinde bulunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın davacının feragati nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.İİK'nın 297. maddesinde; borçlunun, komiserin nezareti altında işlerine devam edebileceği, borçlunun mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemeyeceği, kefil olamayacağı ve ivazsız tasarruflarda bulunamayacağı, taşınmazını, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatını devredemeyeceği ve takyit edemeyeceği, aksi hâlde yapılan işlemlerin hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda davalı şirket tarafından imzalanmış olan işbu dava konusu sözleşme ise yukarıda belirtilen yasak işlemler kapsamında değildir. Bu nedenle işbu davanın dayanağı olan sözleşmenin geçersizliğinden söz edilemez. Mahkemeden mühlet kararı alan konkordato talep eden davalının 297. maddeye aykırı davranarak, komiserin talimatlarına uymaması ya da alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmesi ise İİK'nın 292. maddesi kapsamında konkordato talebinin reddi nedeni olacaktır.Yine İİK'nın 296. maddesinde; borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamının esas olduğu, bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimlerin karşılıklı olarak ifa edileceği, borçlunun, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebileceği düzenlenmiştir. İşbu dava konusu sözleşme, bu madde hükmü kapsamında işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz edebilecek nitelikte bir sözleşme değildir.Yine sözleşme sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme niteliğinde olmadığı gibi, davalı şirketin açmış olduğu konkordato davalarında sözleşmenin feshi yönünde alınmış bir komiser onayı veya mahkeme kararı da bulunmamaktadır.Davalı şirket tarafından yukarıda özetlenen davalarda konkordato talep edilmişse de, tüm davalar davalı şirketin feragati nedeniyle reddedilmiş olup, dolayısıyla işbu dava tarihi ve yargılama sırasında davalı şirket hakkında tasdik edilmiş herhangi bir konkordato projesinin bulunmadığı da gözetildiğinde, sözleşme geçerli ve davalı şirket bakımından da bağlayıcıdır. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 9.290,16-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.322,90-TL harcın mahsubu ile kalan 6.967,26-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 146-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.13/10/2026