Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1560 E. 2026/1631 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1560
Karar No
2026/1631
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1560

KARAR NO:2026/1631

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:21/03/2023

NUMARASI:2022/171 Esas - 2023/201 Karar

DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:22/03/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/10/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 28/08/2020 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalı şirketin ayrıca 31.08.2020 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi imzaladığını, davalının bu taahhütname ile her sözleşme yılı 500 metreküp beyaz ürün almayı ve taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak %5'ini cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiğini, sözleşme ve taahhütnamede davalı ...'in de garantör olarak yer aldığını, davalının 1.periyod 28.08.2020-2021 döneminde toplam 206.002 litre beyaz ürün alarak 293.998 litre eksik alım nedeniyle 131.652,30-TL cezai şart tahakkuk ettiğini, 2. periyod 28.08.2021 ile fesih tarihi olan 01.12.2021 tarihi arasında ise davacının toplam 34.522 litre beyaz ürün alarak 90.478 litre eksik alım yaptığını ve 40.516,04-TL cezai şart borcu tahakkuk ettiğini, ayrıca davalının sözleşmenin feshine yol açması nedeniyle fesih tarihinden sözleşme süre sonu olan 28.08.2025 tarihine kadar olan dönem yönünden oluşacak toplam 2.259.476 litre eksik ürün alımı nedeniyle 1.011.793,35-TL kar mahrumiyeti tahakkuk ettiğini, davalının eksik alım taahhüdü ihlalleri sebebiyle müvekkilince sözleşmenin 01/12/2021 tarihli ihtarname ile haklı sebeple feshedildiğini ve tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içerisinde cezai şart ve kar mahrumiyeti borçlarının ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarın 06/12/2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalıların 10/12/2021 tarihinde temerrüde düştüğünü belirterek, şimdilik 28.08.2020 olan sözleşmenin başlangıcından 01/12/2021 fesih tarihine kadar olan dönem için 80.500-TL cezai şart alacağı ile 01/12/2021 fesih tarihinden sözleşme süre sonu olan 28/08/2025 tarihine kadar olan dönem için 80.500-TL kar mahrumiyeti alacağının 10/12/2021 tarihinden itibaren bayilik sözleşmesinin 21/5 maddesi gereği aylık %4 oranında faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalılar davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacı ile davalı şirket arasında 28/08/2020 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ile, asgari mal alım taahhütnamesi düzenlendiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 01/12/2021 tarihli ihtarname ile davalı şirketin asgari alım taahhüdüne aykırı davrandığı, yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği ve kar mahrumiyeti ile asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle cezai şart talep edildiği, asgari alım taahhüdünde davalı şirketin sözleşme süresince her yıl için ayrı ayrı asgari 500 metreküp beyaz ürün almayı taahhüt ettiği, eksik alım yapılmaması halinde her yıl için eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5'i oranında cezai şartın davacıya ödeneceğinin düzenlendiği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere birinci periyod olan 28/08/2020-28/08/2021 dönemi ve ikinci periyodda sözleşmenin feshedildiği 01/12/2021 tarihine kadarki dönemde davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği, davalı şirket tarafından bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin davacı yönünden sözleşmenin feshi için haklı neden oluşturacağı, bilirkişi raporunda sözleşmenin ilk yılı olan 28/08/2020-28/08/2021 dönemi için asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şarta ilişkin olarak bu dönem yönünden herhangi bir ihtirazı kayıt konulmadan sonraki dönemde ticari ilişkiye devam edilmesi nedeniyle ilk dönemdeki cezai şartın talep edilemeyeceği belirtilmiş ise de, asgari alım taahhütnamesinde, uzun süre asgari alım taahhüdüne uyulmaması ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davacı tarafından feshedilmemiş olmasının davacı yönünden asgari alım taahhüdünün uygulanmasından ve cezai şart alacakların zımnen vazgeçildiği ve feragat edildiği anlamına gelmeyeceğinin ve davacının talep hakkının devam edeceğinin belirtildiği, bu nedenle sözleşme kapsamından bir dönem sonunda ihtirazı kayıt konulmadan sonraki dönem için ticari ilişkinin devam etmesinin davacının önceki dönemlerdeki asgari alım taahhüdüne aykırılıkta cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, bu doğrultuda davacının sözleşmenin başlangıcından fesih tarihine kadar olan dönemdeki asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle 140.703,62-TL talep edebileceği, kar mahrumiyeti talebi yönünden sözleşmenin 26.4.8 maddesinde, sözleşmenin haklı olarak feshi halinde davacının kar mahrumiyeti talep edebileceğinin düzenlendiği, bilirkişi raporunda davacının altı aylık makul bir sürede aynı bölgede yeni bir bayilik ilişkisi kurabileceğinin ve yeni bir bayilik ilişkisi kurulana kadar geçecek bu altı aylık süre için davacının yapılan hesaplama neticesinde 99.062-TL kar mahrumiyeti talep edebileceğinin belirtildiği, sözleşmenin 21.5 maddesinde temerrüt halinde aylık %4 oranında temerrüt faizi uygulanacağının düzenlendiği, davalı ... ...'in akaryakıt bayilik sözleşmesi,akaryakıt bayilik protokolü, asgari alım taahhütnamesi ve ariyet sözleşmesinde garantör sıfatıyla imzası bulunmakla, TBK'nın 128. maddesi doğrultusunda borçtan sorumlu olacağı gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 80.500-TL cezai şart alacağı ve 80.500-TL kar mahrumiyeti olmak üzere toplam 161.000-TL'nin 10/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek aylık %4 oranında temerrüt faizi işletilerek davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı ... ...; ülkemizde yaşanan Covid-19 hastalığı döneminde sokağa çıkma yasakları nedeniyle ekonominin durduğunu, vatandaş sokağa çıkamadığı için akaryakıt alamadığını, sözleşmeyi imzalamadığı için borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı şirket yetkilisi; ülkemizde yaşanan Covid-19 hastalığı döneminde sokağa çıkma yasakları nedeniyle ekonominin durduğunu, vatandaş sokağa çıkamadığı için akaryakıt alamadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesinin feshine dayalı kar mahrumiyeti ile asgari ürün alımı taahhüdüne aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında 28.08.2020 tarihli 5 yıl süreli istasyonlu akaryakıt bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolü akdedildiği, ayrıca davalı bayi tarafından 31.08.2020 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi imzalandığı, sözleşme, protokol ve taahhütnamede davalı ... ...'in garantör olarak imzasının bulunduğu, davacı tarafından keşide edilen 01.12.2021 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 1 ve 2. taahhüt periyotlarında gerçekleşen eksik alımların sözleşmenin esaslı ihlali niteliğinde olduğu, kalan sürede de asgari alım taahhütlerinin yerine getirilemeyeceğinin anlaşıldığı belirtilerek sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, sözleşmenin 1 ve 2. taahhüt periyodunda tahakkuk eden sırasıyla 131.652,30-TL ve 40.516,04-TL olmak üzere toplam 172.168,34-TL cezai şart borcu ile fesih tarihinden sözleşme süre sonu 28.08.2025 tarihine kadar olan dönem yönünden oluşacak eksik beyaz ürün nedeniyle tahakkuk eden 1.011.793,35-TL kar mahrumiyeti alacağının 3 gün içerisinde akdi temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi ihtar edilmiştir.Bayilik sözleşmesinin garantörlerin hukuki sorumluluğu başlıklı 27. Maddesi ile Bayilik protokolünün 7. maddesinde; "İşbu sözleşmenin sonunda garantör sıfatıyla bayilik sözleşmesini imzalayan kişi ... tarafından imzalanmış bayilik sözleşmesi ve ekleri olan sözleşmeleri okuduğunu, hükümlerin hepsini anladığını, bayinin işbu bayilik sözleşmesi ile ek protokol ve bağlı sözleşmeler, taahhütnameler vb. ekleri dolayısıyla ...’e olan tüm borç, yükümlülük ve taahhütlerini yerine getireceğini, TBK'nın 128. maddesi gereği üçüncü kişinin fiilini üstlenme anlamında olmak üzere garantör sıfatıyla garanti ettiğini beyan ve taahhüt etmektedir. Garantör, garantör sıfatını iradesi ile kazandığı iş bu sıfattan ötürü, feri niteliği bulunmayan, garanti alandan bir karşılık elde etmekten ziyade, garanti alan tarafından yapılan yatırım veya bir teşebbüs de meydana gelebilecek her türlü borç dahil risklerin tamamını şahsen üzerine aldığını kabul ve taahhüt eder. Garantör, bayinin bu sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle ... lehine sözleşmeden doğmuş ve doğacak cezai şart ve kar mahrumiyeti dahil her türlü hak ve alacağı ... tarafından kendisine gönderilen ve bayinin sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildiren ilk yazılı talebi üzerine protesto çekmeye hüküm elde etmeye ve BAYİ’ nin rızasını almaya gerek olmaksızın derhal, tamamen ve nakden ödeyeceğini, bu garanti taahhüdünün kesin ve süresiz olduğunu beyan kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlenmiştir.TBK'nın "Üçüncü kişinin fiilini üstlenme" başlıklı 128/1 maddesinde, üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenenin, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. TBK'nın 128. maddesinde ayrı bir müessese olarak düzenlenen garanti sözleşmesi ile kefalet sözleşmesinin temel amacı, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat verilmesidir. Kefalet sözleşmesi geçerlilik şekil şartlarına tabi iken, garanti sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına tabi tutulmamıştır. Kefalette TBK'nın 591. maddesi hükmü uyarınca kefil, borçluya ait defileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahipken, garanti sözleşmesinde teminat veren kişiye bu hak tanınmış değildir. Ayrıca kefilin kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra asıl borçluya yasadan doğan rücu hakkı bulunduğu halde, garanti sözleşmesinde bu hak tanınmamıştır. Garanti verenin sorumluluğu, kefalet verenin sorumluluğundan daha ağır koşullara tabi tutulmuş olup, her iki sözleşmenin birbirinden ayırt edilebilmesi için çeşitli kıstaslar belirlenmiştir. Bu kıstaslardan yardımcı olarak belirlenen ilk kıstaslar; sözleşmede kullanılan deyimler, üstlenilen rizikonun niteliği, borçlu yerine ifa veya tazminat ödeme yükümlülüğü, para borcunun tekeffülü veya bir fiilin tekeffülü gibi kıstaslardır. Ana kıstaslardan ilki ise asli-feri yükümlülük kriteridir. Buna göre, garanti veren bağımsız bir borç altına girmekte olup, kefalette ise, asıl olan bir başka borcun olması ve kefalet ile o borcun ödenmesinin sağlanmasıdır. Ana kıstaslardan ikincisi, yükümlülüğün kapsam ve niteliğidir. Buna göre, asıl borçlu gibi yükümlülük altına girme amacını taşıyan sözleşme kefalet, asıl borçlunun borcunu aşabilecek, lehine taahhüt altına girilen alacaklının hiçbir şekilde zarara uğramayacağını temine yönelik sözleşme ise, garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmelidir. Üçüncü kıstas ise menfaat olup, kefalet ilişkisinde kefalet verenin bu ilişkide bir yararlanma amacı olmadığı halde, garanti sözleşmesinde ilke olarak teminat verenin menfaati mevcuttur. Ana kıstaslardan bir diğeri ise, kişiye yönelik teminat verme kıstası olup, buna göre teminatın bir kişi gözönüne tutularak verilmesi halinde kefalet; objektif olarak belli bir sonucun gerçekleşmesi amacına yönelik olarak verilmesi halinde ise garanti sözleşmesinin amaçlandığı kabul edilmelidir (Yargıtay 3. HD'nin 2017/6543 E. ve 2019/3083 K. sayılı emsal ilamı). Sözleşme ve protokolü garantör olarak imzalayan davalı ... ..., ticaret sicil kayıtlarına göre diğer davalı bayi şirketin tek ortağı ve tek yetkilisi olup, davaya konu her iki sözleşmeyi garantör sıfatıyla imzalamıştır.Sözleşme ve protokolde, davalı ... ...'in bayinin protokol ve bağlı sözleşme ile ekleri dolayısıyla davacıya olan tüm taahhütlerini yerine getireceği, TBK'nın 128. maddesi gereği garantör sıfatıyla kesin ve süresiz olarak garanti ettiği beyan edilmiştir. TBK'nda ayrı bir müessese olarak düzenlenen garanti sözleşmesinin, kefalet sözleşmesinden farkları yukarıda ortaya konulduktan sonra, davalı ...'in sözleşmedeki iradesinin tabi olacağı hükümleri belirlemek gerekir. Buna göre diğer davalı şirketin yani bayilik sözleşmeleri borçlusunun tek ortağı ve yetkilisi olan bu davalının, yukarıdaki kriterlere göre bayilik sözleşmelerini garantör sıfatıyla imzaladığı, iradesinin garanti sözleşmesi akdetmek yönünde olduğu,taleplerden diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğunun kabulü gerekmekte olup, davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Her iki davalı tarafından, Covid-19 pandemisi döneminde ekonominin durduğu, sokağa çıkamayan insanların akaryakıt alamadığı ileri sürülmüştür. Dünyada 2019 yılı Aralık ayında Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan, ... tarafından 11.03.2020 tarihi itibariyle pandemi olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılı Mart ayından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi amacıyla ülkemizde bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Kararları ve İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile de halka açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamın kapatılmış, sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de, tedbirlerin büyük bir bölümü 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler de olumsuz olarak etkilenmiştir. Buna bağlı olarak salgın döneminde yapılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalığı mücbir sebep sayılmıştır. Somut olayda ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi,2020 mart ayında başlayan pandemi tedbirlerinin devam ettiği süreçte imzalanmış olup, akaryakıt bayiliği yapmakta olan davalının basiretli bir tacir olarak pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı bir dönemde sektörün içinde bulunduğu durumu ve satış koşullarını öngörerek bayilik sözleşmesini ve asgari alım taahhüdünü imzaladığının kabulü gerekir. Asgari alım taahhüdünde davalı bayi tarafından her bir yıl için 500 metreküp beyaz ürün alınacağı taahhüt edilmiş olup, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı bayinin 28.08.2020-28.08.2021 döneminde 206.002 litre ve 28.08.2021 tarihinden 01.12.2021 fesih tarihine kadar 34.524 litre ürün aldığı ve dolayısıyla asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı sözleşmeyi fesihte haklı olup, davalıların bu hususta ileri sürdükleri istinaf nedenleri de yerinde görülmemiş, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 10.997,91-TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin yatırılan toplam 2.750-TL harcın mahsubu ile kalan 8.247,91-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 178-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1560, K. 2026/1631, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1560-e-2026-1631-k-dbd4af40cffd