Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1456 E. 2026/2903 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1456
- Karar No
- 2026/2903
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1311 E., 2024/1790 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İznik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/2 E., 2023/29 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesinde 766 sayılı Tapulama Kanunu kapsamında yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu yer tescil harici olarak bırakılmış ve bu çalışma 02.12.1974 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1995 yılında yapılan ve ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu ile orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması yapılmıştır. Bu çalışmada düzenlenen 27.05.1995 tarihli orman kadastrosu iç sınır tutanağı ".... numaralı bölümünde bulunan dava konusu yer 136, 137, 138, 136 OS hattının gidiş yönün sol tarafının orman sağ tarafının orman sayılmayan ... varislerine ait yer olduğuna oybirliği ile karar verilerek, bu kapalı poligon (14) nolu iç parsel numarası verildi" denilerek orman kadastro haritasında sarı renkte boyalı orman sayılmayan yer (orman iç parseli) olarak gösterilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan, orman kayıtlarında P.14 olarak gösterilen yaklaşık 17.000 m²lik taşınmaza müvekkilinin 20 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile zilyedi bulunduğunu, müvekkilinin babası ...'in ölümünden sonra da mirasçı olarak müvekkilinin zilyetliğinin aralıksız ve çekişmesiz olarak devam ettiğini, miras paylaşımında dava konusu taşınmazın diğer mirasçılar tarafından müvekkiline bırakıldığını, müvekkilinin kardeşlerinin anılan taşınmaza ilişkin hiçbir hak ve taleplerinin bulunmadığını, taşınmazın bilinmeyen bir nedenle tapulama harici bırakıldığını, taşınmazın orman sınırları dışında bulunduğunu, taşınmaz üzerinde uzun yıllardır hububat tarımı yapıldığını, ileri sürerek, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir aralıksız ve çekişmesiz malik sıfatı ile zilyetlik hükümleri uyarınca müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekilinin cevap dilekçesinde; öncelikle davaya hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçirilmiş olması nedenleriyle itirazlarının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın orman olarak bildirilen yerlerden olduğunu, fiilen orman olduğunu, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığını, taşınmazın tamamının orman ağaçları ile kaplı olduğunu ve Devlet ormanı ile sınır durumda olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın husumet yönünden reddine ve davanın esas yönünden reddini savunmuştur. 3. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın orman sayıları alanlardan olduğunun tespiti halinde davacının davasının reddini, aksi halde davanın İdare yönünden husumetten reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "davacı tanıkları ve yeminli dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazda davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde belirtilen davasız, aralıksız 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinin ispatının sağlanamadığı, özellikle mahalli bilirkişilerin beyanlarında dava konusu taşınmazı uzun süredir herhangi bir kullanımının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmış olup olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının şartlarının davacı açısından gerçekleşmediği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili taraından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin dava dilekçesinde belirttiği üzere bu taşınmazı babası ve miras bırakanı olan ... tarafından sağlığında kullanıldığını, orman tespitlerinde de bu durumun yer aldığını, babasının ölümünden sonra da müvekkilinin fasılasız nizasız 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinin devam ettiğini, bilirkişi tarafından tanzim olunan raporda dava konusu parselde önceden ekim dikim işi yapıldığının tespit edildiğini, ancak hali hazırda yabanıl otlarla kaplı olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin dava konusu parselin tapusunu almak istediğinden ve hali hazırda tapusu olmadığından taşınmazda yatırım yapamadığını, ancak kendisi de uzun yıllar bizzat mevcut parselde ekim dikim işi yapmış olup hali hazırda tüm civarda dava konusu parsel maliki olarak da müvekkilinin bilindiğini ve bu durumun tanık anlatımları ile sabit olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.