Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6055 E. 2026/3067 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6055
- Karar No
- 2026/3067
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/361 E., 2020/591 K.
Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesine dayalı tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 14.05.2024 tarihli ve 2021/2910 Esas, 2024/3314 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 1943 yılında yapılan orman kadastrosu, daha sonra 29.11.1976 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun ile değişik 2. madde çalışması, 24.06.1989 tarihinde kesinleşen 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un değişik 2/B madde uygulaması vardır. Arazi kadastrosu 1963 yılında yapılmış, dava konusu taşınmaz tespit harici bırakılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ...köyündeki 1167 parselin hissedarlarından birisi olduğunu, tapuda davacı ve diğer hissedarlar adına kayıtlı bu gayrimenkulün doğusunda yer alan yaklaşık 7.000-8.000 metrekarelik (7-8 dönüm) taşınmazın müvekkili ve müvekkiline zilyetliği devredenler tarafından 70 yılı aşkın bir süredir kullanıldığını, söz konusu taşınmazda pamuk ve hububat ziraatı yapmak suretiyle malik gibi ihtilafsız ve sürekli zilyetliği sürdüren müvekkilin, malik gibi zilyetliği herkesçe bilinmediği, müvekkili ve kardeşlerinin 15.03.1990 tarihinde ... numaralı parsel ile ilgili olarak aralarında rızai taksim sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşmenin altına da 1167 parselin doğusunda bulunan taşınmazın zilyetliğini de müvekkiline bırakıldığına ilişkin not düştüklerini, bu rızai taksim sözleşmesinin ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı işlemi ile onaylandığını, müvekkilinin nizasız, fasılasız ve iyi niyetli olarak 20 yılı aşkın bir süredir gayrimenkulün zilyetliğini elinde bulundurduğunu yapılacak keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları ile de doğrulanacağını, yapılacak bu incelemeler neticesinde Medeni Kanun uyarınca taşınmazın zilyetliğini elinde bulundurarak mülkiyet hakkını kazanan müvekkili adına tescili işleminin gerçekleştirilmesini istediğini ileri sürerek müvekkilinin zilyetliğinde bulunan ...köyü 1167 parselin doğusundaki yaklaşık 7.000-8.000 metrekarelik taşınmazın mülkiyet hakkının tapuda davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacıların tapu iptali ve tescil davası açtıklarını belirtmelerine rağmen incelendiğinde tescil davası olduğunu ve tescil koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; husumet itirazlarının olduğunu, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6360 sayılı Kanun) 1/3 maddesi uyarınca "Mahalle" olarak bulundukları ilçe belediyesine katılmakta olduğunu, hak ve alacakların ilçe belediyesine devir edildiğini, taşınmazın Döşemealtı Belediyesi sınırları içerisinde kaldığını, mülkiyeti Hazineye ait olan bir yerin tapu kaydının iptaline tek başına zilyetliğin devrinin mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 17. maddesindeki koşulların oluşmadığını, taşınmazın zilyetliğinin oluşabilmesi için mutlak surette imar-ihya koşulu aranması gerektiğini, salt ev, ağıl, samanlık ahır ve inşa etmek zilyetlikle kazanmak için yeterli olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin13.07.2015 tarihli ve 2009/177 Esas, 2015/463 Karar sayılı kararı ile dava tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddeleri uyarınca kazandırıcı zamanaşımı şartlarının davacı lehine tamamlanmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Mahallesinde fen bilirkişisinin raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.520,77 m² taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalılar Hazine vekili ile ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.03.2018 tarihli ve 2016/6474 Esas, 2018/1714 Karar sayılı kararıyla 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince ilan yapılmadığı, 6360 sayılı Kanun gereğince Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmediği, taşınmazın tapulama dışı kalma sebebinin araştırılmadığı, taşınmazın bulunduğu yerde imar planı çalışmaları yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa ilk kez hangi tarihte yapılıp onaylandığı, imar revize çalışmaları yapılmışsa hangi tarihte yapıldığının araştırılmadığı, taşınmaza komşu, tescil davası sonucunda kişiler adına tesciline karar verilen veya halen davası devam eden taşınmazlar bulunup bulunmadığının araştırılmadığı gibi, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının ve zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin de usulünce araştırılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescili istenilen dava konusu taşınmazlarla çevresindeki parsellerin, bitki, toprak ve topoğrafik yapısı itibariyle aynı karakterde araziler olduğu, arazilerin tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, evveliyatının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden (çalılık, taşlık, kayalık) olduğu, bitki örtüsü, toprak yapısı, topraktaki bitki kök yapıları dikkate alındığında tescili istenen davaya konu taşınmazın fen bilirkişisinin düzenlemiş olduğu, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmında dava tarihinden itibaren 30 yıl önce para ve emek sarfıyla taşlarından, çalılarından, kayalarından temizlenerek, imar ve ihyanın tamamlandığı, 30 yıldan bu yana buğday, arpa, patates ve tarla bitkileri yetiştirilerek kültür tarım arazisi olarak kullanıldığı ve 3402 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulların gerçekleştiği, aynı krokide, (D) harfi ile gösterilen kısmın ise imar yolunda kaldığı, krokide (C) harfi ile gösterilen kısmın imar ve ihya edilmediği, krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın dava tarihinden 16 yıl önce imar ve ihyasına başlandığı ancak imar ve ihyasının tamamlanmadığı, dolayısıyla imar-ihyanın gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ... Mahallesinde fen bilirkişisinin 06.11.2019 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.191,99 m² taşınmazın ... Mahallesinde son parsel numarası ile davacı adına tapuya tesciline, fen bilirkişisinin raporunda (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen yerlere ilişkin davacı talebinin imar-ihya koşullarının oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen reddi ile vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına ilişkin kısımlarına itiraz ettiklerini, 2009/177 Esas, 2015/463 Karar sayılı karara gerekçe alınan bilirkişi raporunda 7.520,77 m²lik kısım için imar ve ihya koşullarının oluştuğu kabul edilirken 7 yıl sonra alınan bilirkişi raporunda 4.191,99 m² için imar-ihya koşullarının oluştuğunun kabulünün mümkün olmadığını, ilk karara göre 3.328,78 m² daha az taşınmaz parçasının kayıt ve tesciline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, karara gerekçe olarak gösterilen bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, ilk kararda geçen 7.520,77 m²lik kısmın tamamının davacı müvekkilinin kullanımında olduğunun ve imar ve ihyasının tamamlandığının dinlenen mahalli bilirkişilerin ve davacı tanıklarının ifadesi ile de sabit olduğunu, kararda lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesinin de hukuka aykırı bulunduğunu, yine yargılama giderinin de davacı üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; ziraat bilirkişisinin krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısmın imar-ihyasını 30 yıl önce tamamlanmış olduğu görüşüne katılmadıklarını, 30 yıllık tespitin hangi gerekçelerle yapıldığının belli olmadığını, üzerinde ekili meyve ağacı olmayan bu kısım için yapılacak tespitin hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri ile desteklenmesi gerektiğini, sadece topoğrafik yapıyı gözlemleyerek 30 yıl önce imar-ihyanın oluştuğu kanaati ile düzenlenen rapora dayanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi krokisinde (A) harfli bölüm yönünden verilen kısmen kabul kararının bozulmasına, (B), (C) ve (D) harfli bölümler açısından verilen ret kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu, bu sebeple davacı adına tescil kararı verilmesinin usul ve yasalara uygun olmadığını ve taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile incelenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle temyiz istemlerinin reddine ve İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalılar Hazine vekili ile ... vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı yazılı şekilde karar verilmiş ise de karar usul ve Kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmaz hakkında yargılama devam ederken, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18... . maddeleri uyarınca imar çalışmaları yapıldığı, tescil harici alanların Hazine adına ihdas edildiği ve dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın da imar parsellerine dağıtımının yapıldığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince fen bilirkişisinin 06.11.2019 tarihli raporunda (E) harfi ile gösterilen 6.927,04 m² yüzölçümlü taşınmazın imar planı kapsamında güncel olarak hangi taşınmazlara isabet ettiği sorularak, ilgili tapu kayıtları istenilmeli, belge ve tutanaklar ile haritalar temin edilerek dosya içerisine alınmalı, isabet ettiği parsel maliklerinin eldeki davada taraf olup olmadıkları araştırılarak taraf değiller ise bu parsel maliklerinin davaya dahil edilmesi için davacı vekiline süre ve imkan tanınmalıdır. Ayrıca Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "..... sayfasında yapılan incelemede dava konusu yere ait en eski hava fotoğrafının 1956 tarihli olduğu halde bu hava fotoğrafının da incelenmediği ve bu kapsamda orman araştırmasının yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "....." sayfasında yapılan incelemede dava konusu yere ait 1956, 1957, 1963, 1969, 1971, 1975, 1977, 19 81... tarihli hava fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle yöreye ait hava fotoğraflarının tamamı Harita Genel Müdürlüğünden, memleket haritaları ise Orman İdaresinden getirtilmeli, temin edilebilen ortofoto ve uydu fotoğrafları dosya arasına alınmalı, dava konusu yerin kadastro sırasında neden tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı ve kadastro pafta sureti dosya arasına alınmalı, davacı adına belgesizden zilyetlik yoluyla kazanılan taşınmaz miktarı ilgili Tapu Müdürlüğünden araştırma yapılmalıdır. İstenilen bilgi ve belgeler dosya arasına alındıktan ve dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu mahallede ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, Hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmiş olması isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak onanmış olduğu anlaşıldığından, karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili, davalılar Hazine vekili ile ... vekilinin karar düzeltme taleplerinin kabulü ile Dairemizin 14.05.2024 tarihli ve 2021/2910 Esas, 2024/3314 Karar sayılı ilamın KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.