Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2826 E. 2026/2983 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2826
Karar No
2026/2983
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/926 E., 2022/1269 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/230 E., 2022/58 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesinde 766 sayılı Tapulama Kanuna göre 1966 yılında yapılan tapulama çalışmalarda, taşınmazın kumluk olduğu belirtilerek tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır. Yörede, 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1951 yılında yapılan orman sınırlarının tespiti ve 01.04.1994 tarihinde yapılıp kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanuna göre orman kadastrosu ve 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 3373 Sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanunlarla değişik 2/B madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava dilekçesinde ekli krokide gösterilen 210,80 m²lik taşınmazın 1992 yılından beri müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu ve üzerine 1997-1998 yıllarında ev inşa edildiğini, özel mülkiyete engel bir durumunun bulunmadığını, taşınmazın bulunduğu alanda ilk zilyetliğin 1926 yılında ... ... tarafından tesis edildiğini ve el değiştirmelerle bugüne kadar nizasız ve aralıksız olarak devam ettiğini, imar ve ihya edilmek suretiyle uzun yıllar rençberlik yapıldığını ileri sürerek, taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın değerinin ve müvekkiline aidiyetinin tespitini ve muhdesatın müvekkiline aidiyetinin tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli bir taşınmaz olmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacının Kanunun aradığı anlamda ve sürede zilyetliğinin de bulunmadığını, taşınmaz üzerine ev ve yapı yapmanın ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak değerlendirilemeyeceğini ve taşınmaza tarım arazisi vasfı kazandırılmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı 19 Mayıs Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın tescil dışı alan olup Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, kendileri yönünden açılan davanın ayrıca husumet yönünden de reddinin gerektiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın 3. derece sit alanı içinde kaldığını ve muhdesatın tespitine ilişkin dava açmakta hukuki yararın bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçisinde; dava konusu taşınmazın ...Ramsar Sözleşmesi kapsamında bulunduğunu, deltanın büyük kısmının 1994 tarihinde 1. ve kısmen de 3. derece doğal sit alanı olarak ilan edildiğini, taşınmazın doğal sit alanı içinde kaldığı gibi yaban hayatı koruma ve geliştirme alanı içinde ve Ramsar Sözleşmesi kapsamında kalan bir bölge olmakla yapılaşmaya açılmasının mümkün olmadığını, 77 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın Samsun Kadastro Mahkemesinin 2013/40 Esas sayılı dava dosyasında devam ettiğini ve söz konusu dosyada verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulduğunu, Yargıtay bozma ilamından anlaşılacağı üzere 77 parselin özel orman niteliğindeki bölümünün 91 hektar 9000 m² olup, 77 parselin geri kalan bölümünün Devlet ormanı niteliğinde olduğunu, buna göre dava konusu taşınmazında içinde yer aldığı ve Kadastro Mahkemesinin dosyasında temin edilen bilirkişi raporunda Devlet ormanı olarak gösterilen (B) harfli bölüm içerisinde kaldığını ve taşınmazın genel orman alanı içinde bulunduğunu ve davanın kaçak yapının yıkımını engellemek için açıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları kapsamında dava konusu taşınmazın tescil harici alanda kaldığı, orman bilirkişisinin 15.03.2021 tarihli raporunda belirtildiği üzere 1980 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosuna göre tamamının orman sınırları içerisinde kaldığı, ancak incelenen hava fotoğrafları ve keşif tarihi itibari ile taşınmazın öncesinin orman olmadığı gibi güncel halinin de orman olmadığı, 23.11.2021 tarihli harita mühendisi tarafından tanzim edilen raporda belirtildiği üzere taşınmaz üzerinde 1953, 1962, 1975, 2005 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal kullanımın olmadığı, tarımsal kullanıma bağlı olarak oluşması gereken sürme izlerinin bulunmadığı, dinlenen tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmaz üzerinde 30-40 yıldan beri tarım ve hayvancılık yapıldığının beyan edilmiş ise de ilgili dönemlerin hava fotoğraflarının değerlendirilmesi ile düzenlenen 23.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığının kabul edildiği, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde yalnızca yakın bir dönemde yazlık ev inşaa ettiği, taşınmazda herhangi bir tarımsal faaliyet gerçekleştirmediği, taşınmazın kanunun aradığı biçimde imar ve ihya edilmediği, davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı ve davacının taşınmaz üzerindeki muhdesatın tespitine yönelik talebinde güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uzman orman bilirkişi kurulu tarafından 1980 yılında kesinleşen orman kadastro tutanakları ve haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sınırları içerisine alınan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğu, fotogrametri bilirkişilerinin 1953, 1962, 19 75... tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu taşınmazın tarımsal kullanımının olmadığı, kullanıma bağlı herhangi bir sınır oluşmadığı, jeoloji bilirkişi raporunda taşınmazın içindeki yerin alanındaki zemin birimlerinin denizel kum olduğu, ziraat bilirkişi heyeti raporunda taşınmazda bir miktar toprak doldurma işleminin yapıldığı yönündeki değerlendirmeler ile tüm dosya kapsamından davacı lehine zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği ve dava konusu tapulama harici taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığından davacının tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddesindeki tüm şartların gerçekleştiğini, taşınmazın 3. derece sit alanında yer aldığı, 3. derece sit alanında kalan taşınmazların olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yolu ile kazanılabileceğini, ... Alanı kapsamında kalmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığını, müvekkilinin zilyetliğinin yönetmelik tarihinden çok öncesine dayandığını, dosyada mevcut raporda da belirtildiği gibi ilgili kamu kuruluşları tarafından bu bölgede koruma amaçlı imar planı çıkarılmadığı için müvekkilinin zilyetliğindeki bu arsanın ve müvekkilleri tarafından yaptırılan binanın İmar Kanunlarına ve imar planlarına aykırı olduğundan bahsedilmesinin de yanlış bir değerlendirme olduğunu, olmayan bir imar planına aykırılıktan söz etmenin mümkün olmadığını, bu sebeple, mülkiyetin iktisabına ilişkin yasal imkan ve uygulamalara rağmen vaki tehlikenin giderilmesi için tescil davasının yanında muhdesata ilişkin taleplerinin de öncelikle yapmak gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı ve davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle kazanım koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2826, K. 2026/2983, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2826-e-2026-2983-k-359c1e79081e