Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5110 E. 2026/3066 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5110
- Karar No
- 2026/3066
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/354 E., 2024/258 K. FERİ MÜDAHİL : İSKİ Genel Müdürlüğü vekili Avukat ...
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1949 yılında yapılan orman kadastrosu, 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre 1978 yılında yapılıp 1979 yılında kesinleşen arazi kadastrosu ve 29.07.1980 Bakanlık onaylı 1/50000 ölçekli İstanbul ... ... imar planı bulunmaktadır. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi... köyü, ... mevkinde bulunan dava dilekçesi ekinde sunulan krokideki tarım arazisinin 50 yıldan fazladır davacıların zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi uyarınca müvekkilleri adına eşit paylarda tesciline karar verilmesine talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılan ve plan dışında kalan bir alan olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre de davada tarafın Hazine olması gerektiğini, sorumluluğunun ve herhangi bir tasarrufunun olmadığı bir konuda kendilerine husumet yöneltilmesinin ve dava açılmasının haksız ve hukuka aykırı bir durum olduğunu, dava konusu olayda müvekkili belediyenin bir işleminin, yetkisinin ya da sorumluluğunun bulunmadığı gibi herhangi bir menfaatinin de olmadığını ileri sürerek, davanın müvekkili Belediye Başkanlığı açısından husumet yönünden davanın reddini savunmuştur. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için kadastro tutanağının düzenlenmesinden sonra ihya olgusunun tamamlanması ve imar planı içerisine alındığı tarihe kadar 20 yıldan fazla süre tasarruf edilmiş olması gerektiğini, ... köyünde tapulama kadastrosunun 1984 yılında yapılmış olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu Bölgede Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 29.07.1980 tarihinde onaylanan 1/50000 ölçekli İstanbul ... Alan ... Planı bulunduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki hüküm gereği imar planında kalan taşınmazların hukuken zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını, ... köyünde 1980 yılında onaylanan ... imar planında kaldığından bu köydeki taşınmazların tamamının kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılacak yerlerin dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davanın 3402 sayılı Kanun'un 24. maddesine istinaden Kadastro Mahkemesine açılmasını gerektiğini, davacıların ve murislerinin kadastro tespiti sırasında kadastro tespitine itiraz edip etmediğinin belli olmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 9. maddesinde kadastro tespitine kadastro sırasında itiraz edilebileceğini, 11. maddede ise kadastro tespitinin 30 gün süre ile ilan edileceği ve itirazı olanların ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açabileceklerini, bu süreler geçirildikten sonra kadastro tutanaklarının kesinleştirildiğini, davada da kadastro tutanaklarının kesinleştiğini ve dava açmak için 10 yıl hak düşürücü sürenin de geçirildiğini, dava konusu taşınmaz kadastro tespiti sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması sebebi ile tespit dışı bırakılmış olabileceğini, taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeninin Kadastro Müdürlüğünden öğrenilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın reddini karar verilmesini savunmuştur. Feri müdahil İstanbul ... Genel Müdürlüğü (İSKİ) vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu yerin ... Barajı mutlak koruma alanında kaldığını ve zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek müdahale talebinde bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2014/612 Esas, 2016/227 Karar sayılı kararı ile; ziraat mühendisi tarafından dava konusu taşınmazdan örnek alınmak sureti ile toprak analizi yapıldığı ve düzenlenen 24.11.2015 tarihli raporda taşınmazın sulu tarla vasfında olduğu ve 3. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğunun tespit edildiği, henüz taşınmazın İstanbul ... Genel Müdürlüğü tarafından mutlak koruma altına alınmadığı yalnızca İstanbul ... Genel Müdürlüğü tarafından bu şekilde bir planlama yapıldığı, dava konusu taşınmaza davacıların uzun süredir aralıksız ve sürekli malik sıfatı ile zilyet oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul ili ... ilçesi... Mahallesinde bulunan fen bilirkişisince düzenlenen 12.10.2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 4.742,07 m²lik kısmının tarla vasfıyla davacılar adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/8488 Esas, 2020/5930 Karar sayılı kararı ile yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli bulunmadığı, Orman bilirkişi tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan raporda 1949 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre orman tahdidinin yapıldığı belirtilmesine rağmen Mahkemece bu çalışmalara ilişkin belgeler dosyaya getirtilmediğinden orman bilirkişinin dava konusu (A) harfiyle gösterilen taşınmazın tahdit haritasına göre orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin tespitinin doğru olup olmadığının denetlenemediği, 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahdit sonrasında herhangi bir aplikasyon, 2. madde, 2/B çalışmasının olup olmadığının da dosyadan anlaşılamadığı, memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planına göre taşınmazın niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, dava konusu taşınmaza komşu bulunan ve tescil harici bırakılmış olan yerlere ilişkin tescil davası açılıp açılmadığının araştırılmadığı, ... Barajı mutlak mesafeli koruma alanında, imar planı kapsamında kaldığı bildirilen taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden ise dava tarihinden şayet dava tarihinden önce onaylanan imar planı var ise bu imar planı içerisine alınma tarihinden geriye doğru 20 yıl kazandırıcı zilyetliğin bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmadığı ve denetime elverişsiz raporların hükme esas alındığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; bilahare, davacılar vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine aynı Dairenin 04.06.2021 tarihli ve 2021/2947 Esas, 2021/4862 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların 20 yıllık zilyetlik süresinin aralıksız ve sürekli malik sıfatı ile geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul ili ... ilçesi... Mahallesinde bulunan fen bilirkişisince düzenlenen 12.10.2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4.742,07 m²lik kısmının tarla vasfı ile davacılar adına tapuya ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararda 4721 sayılı Kanun'un 715. maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi ve sunulan Yargıtay ilamındaki görüşlerin dikkate alınmadığını, davaya konu krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715. maddesinde sayılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bu nedenle (A) harfiyle gösterilen kısmın Hazine adına tescili gerektiğini, dava konusu taşınmaz için kazanım koşullarının oluşmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile kazanılacak yerlerden olmadığını, taşınmazın eğimi %12 den fazla olduğundan kazanmaya elverişli olmadığını, taşınmazın 29.07.1980 tasdik tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul ... Alan ... İmar Planında ve ... 15.06.2009 tasdik tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı kapsamında bulunduğunu, taşınmaz ... imar planında kaldığından kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını, ... köyünde genel arazi kadastrosunun 1978 yılında yapıldığını, 29.07.1980 tasdik tarihli ... ... İmar Planına kadar 20 yıllık zilyetliğin ispatlanamadığını, taşınmazın 27.03.2013 tarih onaylı 1/5000 ölçekli... ... ... İmar Planında, ... ...Mutlak Mesafe Korumada Tarımsal Niteliği Korunacak Alanda kaldığını, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımıyla kazanılacak yerlerden bulunmadığını, ... ... 13.03.1984 tarihinde havza ilan edildiğinden mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarının 13.03.1984 tarihinden sonraki zilyetliğine değer verilemeyeceğini, 13.03.1984 tarihi arasında da 20 yıllık süre bulunmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde zilyetlikle edinilebilecek taşınmazın miktarının belirlenmediğini, denetime elverişli olmayan, eksik inceleme sonucu oluşturulan bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.