Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1628 E. 2026/2892 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1628
Karar No
2026/2892
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2973 E., 2025/1803 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/16 E., 2021/757 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ... Mahallesinde bulunan 2 72... parsel sayılı 513,39 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve...oğlu ...'ın kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına; 2 72... parsel sayılı 745,82 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... oğlu... (1/4), ...oğlu ... (1/4), ... oğlu ... (1/4) ve ... oğlu ...'un (1/4) kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 2 72... parsel sayılı taşınmazın müvekkili tarafından 1992 yılında zilyetlik devir sözleşmesi ile satın alındığını, o tarihten bu yana müvekkilinin fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesine müvekkili adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahiller vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu 2 72... ve 15 parsel sayılı taşınmazların asli müdahillerin murisi ... tarafından 16.07.1988 tarihinde zilyetlik devir sözleşmesi ile satın alındığını, o tarihten bu yana asli müdahillerin fiili kullanımında olduğunu, emlak kaydı ve vergi ödemelerinin bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazların beyanlar hanesine asli müdahiller adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı yönünden; mahalli bilirkişiler dava konusu yerin dere yatağı olduğunu, burayı kullanan kimsenin bulunmadığını, taşınmazı kullanan birilerini görmediklerini beyan etmişlerdir. Yine davacı tanığı; davacının uzun bir süredir...'de oturduğunu, davacının dava konusu yere ara sıra bir şeyler ektiğini söylediğini, direklerin kimin tarafından çekildiğini bilmediğini beyan etmiştir. Bu kapsamda somut davada tüm dosya kapsamı itibarıyla dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğe delalet edecek iz ve emarenin yer almadığı, taşınmazın boş arsa niteliğinde olduğu, davacının burayı kullanmadığı, taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunmadığı ve davacı tarafından kullanılmadığı; asli müdahale yönünden, tespitin 24.08.2010 tarihinde kesinleştiği, tespitin kesinleştiği tarih ile asli müdahale tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu nedenle davanın hak düşürücü süre nedeni ile 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca reddi gerektiği" gerekçesiyle davacının davasının reddine ve asli müdahillerin davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve asli müdahiller vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazda davacının kadastro çalışmaları sırasında kullanımının tespit edilemediği, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından davacının fiili kullanımı bulunmadığı, buna ilişkin delil elde edilemediği, taşınmazın boş arsa vasfında olduğunun İlk Derece Mahkemesince yapılan gözlem, sunulan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, bu halde fiili kullanım olgusu davacı tarafça ispat edilemediğine, taşınmazın kadastro tespitinin 24.08.2010 tarihinde kesinleşmiş olmasına, asli müdahillerin davasının da 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 11.09.2020 tarihinde açılmış olmasına göre, İlk Derece Mahkemesince davanın yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekili ve asli müdahiller vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asli müdahiller vekili temyiz dilekçesinde; 10 yıllık hak düşürücü sürenin mülkiyet hakkını dolaylı olarak ortadan kaldırdığını, kaldı ki murisin tespit tarihinden sonra vefat ettiğini, murisin, taşınmazın mülkiyetini zaten olağanüstü zamanaşımı ile kazandığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda asli müdahillerin kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL asli müdahiller tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1628, K. 2026/2892, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1628-e-2026-2892-k-887ce0f5669d