Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1418 E. 2026/1479 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1418
Karar No
2026/1479
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/39 E., 2024/60 K.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, müdahil davacılar .... ve ... davalarının görevsizlik nedeniyle reddine; davacı ... ve arkadaşları ile asli müdahiller ... ve ... Genel Müdürlüğü'nün davasının reddine; asli müdahil ... ve Hazinenin davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi asli müdahil ... vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise asli müdahil davacı Hazine ve ... vekilleri, davalılar ... ve arkadaşları, davacı ... mirasçısı kayyımı ..., ... ve arkadaşları vekili ve asli müdahil ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 tarihinde tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü, temyiz eden davalı Hazine vekili Avukat ..., ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., davalı ... İdarresi vekili Avukat ..., davacı ... mirasçısı ... Kayyımı ... vekili Avukat .... ile asli müdahil ... vekili Avukat ... katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.03.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, ... köyü ... mevki 274, 284, 3 46... parsel sayılı taşınmazlar, sırasıyla 2.932,95 m² yüzölçümüyle tarla, 7.057,35 m² yüzölçümüyle zeytinlik ve tarla, 1.730,75 m² yüzölçümü ile tarla, 1.347,39 m² yüzölçümüyle tarla niteliğiyle, önceden ... zilyetliğinde iken 1974 yılında ölümüyle mirasçıları olan eşi ... ve çocukları ... ve arkadaşları ile kendinden önce ölen oğlu ...'in oğlu ...'ya kaldığı ve halen onların zilyetliğinde olduğundan söz edilerek ... ve arkadaşları adına tesbit edilmiş, ... mirasçıları tereke mümessili tarafından yapılan itiraz kadastro komisyonu tarafından reddedilerek, tespit gibi ilân edilmişlerdir. Davacılar .... ve .... (....), taşınmazların murislerine ait Şubat 1962 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, bir bölümü eski ... yeni adıyla ... köyü sınırları içinde 373 ilâ 633 parsel sayısıyla tesbit görmüşse de, ... ... olarak geçen bölümünün ... köyü sınırları içinde kaldığı, tapudaki paydaşların ölümünden sonra davalı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı iddiasıyla, kadastro tespitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu malikleri adına tapuya tescili istemiyle dava açmışlar, ... ve arkadaşları, .... ve arkadaşları tarafından açılan davaya aynı iddia ile katılmışlardır. ... ... ve ... ... ise, tapu malikleri mirasçılarından ..., ..., ..... ... ve bunların mirasçısı A. .. .... payını 1991 ilâ 1994 yılları arasında düzenlenen dört adet noter satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı iddiasıyla, sözü edilen kişilere düşecek payın 1/2'şer adlarına tapuya tescili; ..., ...'ye ait payı, 08.07.1998 tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı iddiasıyla adlarına tescili istemi ile davaya katılmıtır. Hazine, parsellerin etrafı orman ile çevrili orman içi açıklığı ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla Hazine adına tescili; ... ise, ... köyü, 274 sayılı parselin etrafı orman ile çevrili orman içi açıklığı olduğu iddiasıyla, orman olarak Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Bozma ilamı sonrası davaya müdahil olan ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, 13.06.2017 havale tarihli dilekçesi ile, 284 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünde bir adet su deposu, bir adet kuyu ve isale hattı bulunduğu gerekçesiyle bu bölümün İdare adına tescili istemiyle; müdahil ... ise 09.03.20 17... .02.2018 havale tarihli dilekçelerle, 284 parsel sayılı taşınmazın 1.173,80 m², 11.01.2016 tarihli zilyetlik devir senedi ile 445,50 m², 23.09.2016 tarihli zilyetlik devir senedi ile, 1.170 m² ise 09.11.2017 tarihli zilyetlik devir senedi ile kendisine devredildiğini belirterek adına tescili istemiyle davaya ayrı ayrı katılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2015 tarihli kararıyla; müdahil davacılar ..., ... ve ... davalarının görevsizlik nedeniyle reddine, davacılar ... ve arkadaşlarının davasının reddine, katılan ... İdaresinin davasının kabulüne, katılan Hazinenin 274 parsele ilişkin davasının kabulüne, diğer taşınmazlar yönünden davasının reddine, dava konusu 274 parselin orman niteliğinde Hazine adına, diğer dava konusu 284, 3 46... parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hükmün davacılar ...... mirasçıları ve arkadaşları vekili tarafından tüm parsellere, asli müdahil Hazine vekili tarafından 274 parselin niteliğine 284, 3 46... parsellerin esasına ve davalılar vekili tarafından 274 parsele yönelik temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.06.2015 tarihli ve 2015/5879 Esas, 2015/5522 Karar tarihli ilamıyla; 274 parsel sayılı taşınmaza yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 274 parsel açısından onanamasına, dava konusu 284, 3 46... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları bakımından hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Arazi Kanunnamesinin 20... . maddelerinin yürürlükten kaldırılmadığı, somut olayda anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması gerektiği, Mahkemece, tapu kaydının dava konusu parseli kapsamadığı, bir an için kapsadığı kabul edilse bile, taşınmazın Medenî Kanun’un yürürlüğünden önce tapu malikleri dışındaki kişiler tarafından 10 yıldan fazla süreyle zilyet edilmesi nedeniyle, Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri gereğince tapu kaydına değer verilemeyeceği kabul edildiğine göre, dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı, başka bir anlatımla, dava konusu taşınmazın davacılara ait tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulamanın yetersiz olması bir yana, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medenî Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce zilyet olup olmadıkları, zilyetlikleri varsa ne zaman ve ne şekilde başladığı, zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla devam edip etmediği konularındaki araştırmanın da hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, benzer nitelikte aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan davalar arasından bir kılavuz dosya seçilmesi, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye ilişkin en eski tarihli idari sınırlara ait harita ve diğer belgelerin getirtilmesi, ... Vakfiyesine ilişkin temessük kayıtları ile ... ... Mart 12 90... , ... (...) ... Mart 12 90... ve ... Maa ... ... Mart 12 90... sayılı tapu kayıtlarının tüm tedavül kayıtlarının ve revizyon gördüğü kadastro parsellerinin, söz konusu tapu kayıtlarının uygulandığı derdest ve kesinleşmiş dava dosyalarının celp edilmesi, yapılacak keşifte dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ... Maa ... ..., ... ... ve ... ... tapularında Mezar Gediği, Dikilitaş ve Löngöz sınırlarının ortak sınır, Kırvasil (Orhaniye), Gölenya (İçmeler) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde Devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun Devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ... Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, ... maa ... ... tapusunun ... köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı da gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişisi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, yerel bilirkişisi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerin yöntemince giderilmesi, revizyon parselleri ile Kırvasil (Orhaniye) ve Gölenya (İçmeler) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında Löngöz Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtlar 3402 sayılı Kanun’un 20... . maddeleri hükmüne göre sabit sınırla bağlantısı kesilmeksizin, bu sınırlardan başlanarak genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Bir kısım davalı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine anılan Daire tarafından yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda, “davacılardan ...’nun direnme kararından önce ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.05.2015 tarihli ve 2014/594-390 Esas, Karar sayılı ilamıyla akıl hastalığı sebebiyle kısıtlandığı ve kendisine oğlu ...’nun vasi olarak atandığı, anılan kararın kesinleştiği, ancak davanın vasiye ihbar edilmediği, vasinin vesayet makamından husumet izni alması suretiyle davaya katılımı sağlanmadan karar verildiği belirtilerek, davanın, davacılardan ...'na vasi olarak atanan ...’na ihbar edilerek husumet izni alması suretiyle davaya katılımının sağlanması, delil ve belgelerinin istenmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken anılan usuli eksiklik giderilmeden, kısıtlının hukuki dinlenilme hakkı ve savunma hakkı ihlal edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek onama-bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün açıklanan nedenle değişik gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli kararıyla müdahil davacılar ..., ... ve ... davalarının görevsizlik nedeniyle reddine; davacı ... ve arkadaşlarının davasının reddine; müdahil davacı ... İdaresinin davasının kabulüne; müdahil davacı Hazinenin davasının davaya konu 274 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulüne, diğer taşınmazlar yönünden reddine, ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan 274 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespitin iptaliyle davaya konu taşınmazın aynı ada ve parsel numarası altında orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya tesciline; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan 361, 2 84... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hükmün, davacılar ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... mirasçısı ... tarafından tüm taşınmazlara yönelik olarak, davalılar ... ve arkadaşları tarafından 274 parsele yönelik olarak, asli müdahil ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve asli müdahil ... tarafından 284 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak, katılan Hazine tarafından 274 parselin niteliğine, 284, 3 46... parsellerin ise esasına yönelik olarak ve katılan ... İdaresi tarafından 361, 2 84... parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine; Dairenin 19.04.2022 tarihli ve 2021/7544 Esas, 2022/3753 Karar sayılı ilamıyla kısmen hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Onama-Bozma ilamında özetle; "Davanın, kadastro tespitine itiraz niteliğinde olup taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanağının malik hanesi açık olmadığından, 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesinin somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, müdahil Orman İdaresinin sadece dava konusu 274 parsel yönünden davaya katıldığı, mahkemece, müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, 274 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla tesciline karar verildiği ve diğer taşınmazlar yönünden Orman İdaresinin davanın tarafı olmaması nedeniyle hükmü temyiz etme imkanı bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz dilekçesinin reddi gerektiği, davacı Hazine ile davalılar ... ... ve arkadaşlarının dava konusu 274 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyi itirazlarının reddi ile 274 parsel yönünden onanması gerektiği, davacılar ... ve arkadaşları ile ...’nun tüm taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının bakımından; dava konusu 361, 346, 274, 284 parsel sayılı taşınmazların ... köyünde bulunduğu, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları “... maa ...” mevkili çiftlik tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, dava konusu taşınmazların da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, dava konusu taşınmazların davacıların dayandıkları diğer çiftlik tapularının sınırları itibariyle belirlenen kapsamı dışında bulunduğu, tapu malikleri adına ... köyünde adlarına tespit ve tescil edilen taşınmaz olmadığı, ... köyü kadastro çalışma alanında ise, tapu malikleri adına tespit edilen, dava açılmaksızın ya da hükmen kesinleşen taşınmazların bulunduğu dikkate alındığında, “... maa ...” mevkili çiftlik tapu kaydının kapsamının da ... köyünde bulunan bu taşınmazların oluşturduğu alan olarak değerlendirilmesi gerektiği, diğer bir anlatımla; miktarıyla geçerli bu tapu kaydına, miktarı itibarıyla kapsam tayin edilirken yukarıda da işaret edildiği üzere ... köyünde çalışma alanında çiftlik tapu malikleri adına tespit ve tescil edilen (dava açılmaksızın ya da hükmen kesinleşen) taşınmazların kuzeyden başlayarak ve taşınmazların dış sınırları esas alınmak suretiyle arada bağlantı kesilmeksizin kapsam tayin edildiğinde, ... köyü ile ... köyü birbirinden bağımsız ve köy tarım arazileri arasında ormanlar, tepeler, bulunduğuna göre aynı tapu kaydına dayalı olarak iki ayrı köyde iki ayrı kapsam tayin edilmesi hukuken mümkün bulunmadığı, bu durumda; Mahkemece, ... köyünde bulunan dava konusu taşınmazlar hakkında ... ve arkadaşlarının davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz itirazlarının reddi gerektiği, asli müdahil Hazinenin, dava konusu 284 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, davalılar yararına 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. maddesi gereğince kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşulları oluştuğu belirlenerek hüküm kurulduğuna ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, asli müdahil Hazinenin, dava konusu 3 61... parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, asli müdahil Hazine tarafından taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle davaya müdahil olunduğu, mahkemenin taleple bağlı bulunduğu ve bu taşınmazların orman içi açıklık olmadığı gerekçesiyle, çekişmeli 3 61... parseller açısından Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de, 25.12.2019 tarihli bilirkişi ek raporuna göre, 1939, 1964, 1987 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazların makilik, çalılık ve çeşitli şüceyrat barındırdığı, tasarruf sınırlarının oluşmadığı, 19 92... tarihli hava fotoğraflarında dahi aynı nitelikte gözüktüğü, 361 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporuna ekli krokide 35.23 m² olarak belirtilen bölümünün dere olarak göründüğü, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfiyle gösterilen 451,79 m²lik bölümün ise zirai amaçlı kullanıma uygun olmadığı ve dere yatağının etkisi altında olduğu bildirildiğine göre, davalılar lehine kadastro tespitinin yapıldığı 1988 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14... . maddeleri uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı, asli müdahil Hazinenin müdahale dilekçesi, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasını da içerdiği anlaşıldığından, taşınmazların davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinden asli müdahil Hazinenin dava konusu 3 46... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu parseller açısından bozulması gerektiği, asli müdahil ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile asli müdahil ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; müdahil ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve müdahil ..., davaya, son bozma ilamından sonra, dava konusu 284 parsel sayılı taşınmaz yönünden katılmışlar ve bu parselin adlarına tescilini talep etmiş iseler de, Mahkemece, asli müdahillerin talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği ve hükmün asli müdahiller tarafından temyiz edildiği anlaşıldığından, asli müdahil ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve asli müdahil ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün müdahillerin talepleri hakkında bir karar verilmek üzere bozulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamındaki gerekçelerle 274 parsele yönelik dava Yargıtay incelemesinden geçerek onanması sebebiyle bu parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına, asli müdahil Hazine ve Orman İdaresinin davasının kısmen kabul kısmen reddi ile ... ili ... ilçesi ... köyü 361 parselin kadastro tespitinin iptaliyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, ... ili ... ilçesi ... köyü 361 ada içerisinde fen bilirkişisi raporunda dere yatağı olarak gösterilen 35,23 m² kısmın zeminde dere yatağı olarak gösterilerek tescil harici bırakılmasına, 346 parselin kadastro tespitinin iptaliyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 284 parselin ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline, diğer davacı ve davalılar ile davacı ... ... ve arkadaşlarının, asli müdahil ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile asli müdahil ...’ın davalarının reddine, müdahil davacı ..., ...... ve .... davalarının görev yönünden reddine karar verilmiş; asli müdahil Hazine, ..., ... ve ... Genel Müdürlüğü vekilleri ile davacılar ... ve arkadaşları ile ..... mirasçısı ... Kayyım ... vekilleri ile davalılar ... ve arkadaşları vekilleri temyiz isteminde bulunmuş, 30.09.2024 tarihli ek karar ile davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiş; ek karar da, davalılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davalılar ... ve arkadaşlarının 03.09.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazları bakımından; Mahkemece kurulan 03.09.2024 tarihli ek karar ile davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz istemlerinin süresinde olmadığından bahisle temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmiş; bu ek karara yönelik temyiz istemlerinde, temyiz istemlerinin katılma yolu ile temyiz olduğunu ve süresinde olduğunu belirterek ek kararın kaldırılması talep edilmişse de; davalılar ... ve arkadaşları vekiline gerekçeli kararın 22.07.2024 tarihinde, karşı tarafın temyiz dilekçeleri; 04.08.20 24... .08.2024 tarihlerinde tebliğ edilmiş temyiz dilekçesi ise 21.08.2024 tarihinde verilmiştir. Davalı vekilleri tarafından temyiz istemlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan "katılma yolu ile temyiz olduğu ve süresinde olduğu" bildirilmişse de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 433/2. maddesine göre; hükmü temyiz etmeyen taraf, karşı tarafın temyiz dilekçesinin tebliği üzerine on gün içinde vereceği cevap dilekçesiyle hükmü temyiz edebilir. Hükmü temyiz etmeyen veya süreyi kaçıran tarafın cevap süresi içerisinde temyiz (katılma yoluyla temyiz) denilen bu yolla hükmü temyiz etmesi mümkündür. Ancak davalı vekili, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 433/2. maddesinde öngörülen on günlük cevap süresini kaçırarak hükmü temyiz etmiş olduğundan davalı vekilinin hem temyiz isteminin hem de katılma yolu ile temyiz isteminin süresinde olmadığından bahisle temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekirken sadece temyiz isteminin süresinde olmadığından bahisle ek karar kurulmuşsa da sonuç itibariyle doğru olan hükmün değişik gerekçe ile onanmasına, 2. Asli müdahil Hazine, ... vekilleri ile davacılar ... ve arkadaşları ile ... mirasçısı ... Kayyım ... vekilinin temyiz itirazları bakımından; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil Hazine, ... vekilleri ile davacılar ... ve arkadaşları ile ... mirasçısı ... Kayyım ... vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından 284 parsele yönelik temyiz itirazlarının reddine, 3 46... parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 3 46... parseller açısından onanmasına, 3.Asli müdahil ... ve ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekillerinin müdahil oldukları 284 parsele yönelik temyiz itirazları bakımından; Anayasa'nın 141/3. maddesi “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. Yine 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde de, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının üçüncü bendine göre; İlk Derece Mahkemesi kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da bir gereğidir. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun m. 27-(l)-c) Yukarıda bahsedilen hukuki düzenlemelere aykırı olarak 284 parsel yönünden asli müdahil ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve asli müdahil ...’ın davalarının herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 284 parsel açısından bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve arkadaşları'nın 03.09.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın değişik gerekçe ile ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahil Hazine, ... vekilleri ile davacılar ... ve arkadaşları ile ... mirasçısı ... Kayyım ... vekilinin 284, 3 46... parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddine, hükmün 3 46... parseller açısından ONANMASINA; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asli müdahil ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve asli müdahil ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 284 parselle ilgili asli müdahillerin talepleri yönünden gerekçeli bir karar verilmesi için BOZULMASINA, Yargıtayda duruşma yapıldığı tarihte yürürlükte bulunanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davacılar ... ve arkadaşları ile asli müdahil Hazine'den alınarak Asli müdahil ...'a verilmesine, Taraflarca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1418, K. 2026/1479, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1418-e-2026-1479-k-ece3f900a2c0