Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/13911 E. 2026/6079 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13911
- Karar No
- 2026/6079
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/389 E., 2025/1163 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/874 E., 2021/1103 K.
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece yetkisizlik kararı verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.11.2016 tarihli ve 2016/11513 Esas, 2016/9703 Karar sayılı ilamıyla bozma kararı verilmiş, dosya aynı mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda görevsizlik kararı verildiği, dosyanın görevsizlik üzerine tevzi edildiği ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.2020 tarihli 2020/90 Esas, 2020/86 karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 03.11.2020 tarihli 2020/7592 Esas, 2020/9097 karar sayılı kararı ile ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiği, Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Bölge Adliye Mahkemeleri, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25. ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığı’nın 07.11.2015 tarihli 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 Sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.", (2) numaralı fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemez.” hükmü yer almaktadır. Eldeki davada; davacı vekili tarafından dava ilk olarak ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde 11.12.2015 tarihinde açılmış olup, mahkemenin 22.12.2015 tarih ve 2015/1177 - 959 Esas ve Karar sayılı yetkisizlik kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.11.2016 tarihli ve 2016/11513 Esas, 2016/9703 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 373/4 maddesi; "Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü, geçici 3/2 maddesi; "Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." hükmünü içermektedir. Temyize konu dosyada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen 22.12.2015 tarihli Mahkemenin yetkisizliğine dair kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.11.2016 tarihli ve 2016/11513 Esas, 2016/9703 Karar sayılı kararı ile bozulmak suretiyle Yargıtay denetiminden geçtiği anlaşılmaktadır. Yukarıda zikredilen geçici 3/2 madde gereğince bir dosyada 20.07.2016 tarihinden önce HUMK hükümlerine göre temyize tabi nihai bir karar verilmiş ise bu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olsa bile o dosyada kesinleşinceye kadar verilecek tüm kararlar HMK hükümlerine göre istinafa tabi olmayıp doğrudan HUMK hükümlerine göre temyize tabidir. Bu nedenle davaya yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesi'nin vermiş olduğu karar yok hükmünde olup, Dairemiz temyiz incelemesi yapmakla görevli ve yetkili olduğundan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 11.07.2025 tarihli, 2022/389 Esas, 2025/1163 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davacının ilk derece mahkemesine karşı vermiş olduğu dilekçenin temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek temyiz incelemesi yapılmasına karar vermek gerekmiştir. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.03.2013 tarihinde, davalının işleteni olduğu ancak Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) bulunmayan aracın karşı istikametten gelen araca çarpması ve daha sonra savrularak kaldırımda yürüyen yayalar dava dışı ... ve ...'ya çarpması sonucu malul kalan ... ve ...'nın müvekkili şirkete başvurması üzerine adı geçenlerin maluliyeti için müvekkili tarafından 34.562,00 TL maddi tazminat ödendiğini, yapılan ödemenin rücuen tahsili için davalı hakkında Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2014/10830 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2015 tarih ve 2015/1177 Esas, 2015/959 sayılı kararı ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle, davanın HMK m. 115 uyarınca usulden reddine, HMK m. 20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde müracaat edilmesi durumunda dosyanın yetkili ve görevli olan ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. 2.Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 01.11.2016 tarih ve 2016/115 13... /9703 Karar sayılı ilamıyla "... yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 22.12.2015 tarihli tensip kısa kararında "Mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın HMK m. 115 uyarınca usulden reddine, HMK m.20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içersinde müracaat edilmesi durumunda dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine," denildiği halde, gerekçeli kararda “Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle, davanın HMK m.115 uyarınca usulden reddine, HMK m.20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde müracaat edilmesi durumunda dosyanın yetkili ve görevli olan ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,” şeklinde yazıldığı görülmektedir. Bu durum HMK'nin 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2019 tarih ve 2016/1141 Esas, 2019/1359 sayılı kararı ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, dosyanın görevsizlik üzerine tevzi edildiği ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.2020 tarihli 2020/90 Esas, 2020/86 karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 03.11.2020 tarihli 2020/7592 Esas, 2020/9097 karar sayılı kararı ile ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır. 2. İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2021 tarih ve 2020/874 Esas, 2021/1103 sayılı kararı ile "... kaza nedeniyle ... ve ...'nın maluliyetine sebep olacak yaralanmalarının olup olmadığı ve oranı ile ilgili herhangi bir rapor alınamadığı, her ne kadar Mahkemenin önceki celselerinde davacı vekili dosyanın ATK'ye gönderilmesine yönelik ara karardan rücu edilerek ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1138 esas sayılı dosyasında verlien kararda ... Hastanesi tarafından belirlenen maluliyet oranı dikkate alınmak suretiyle tespit edilen maluliyet oranları dikkate alınarak yapılan ödemelerin yerinde olup olmadığının tespiti bakımından dosyanın bilirkişiye tevdini talep etmiş ise de ... Hastanesi tarafından adı geçenlerin maluliyetine ilişkin düzenlenen raporun hükme esas teşkil edecek nitelikte olmadığı, buna göre adı geçenlerin kaza sebebiyle maluliyetlerinin bulunup bulunmadığı ve derecesine ilişkin ATK'dan rapor alınmadan ödenmesi gereken gerçek tazminat miktarının ne olduğunun tespitini yapmanın mümkün olmadığı, bu noktada ATK'dan rapor alınmasının elzem olduğu " gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazazedenin Adli Tıp Kurumuna götürülmesinin mahkemenin sorumluluğunda olduğunu, 15.10.2021 tarihli duruşma tutanağında kazazedeler ... ve ...'nın celse arasında hazırlanması için taraflarına süre verilmiş ise de kazazedelerle iletişim kurmalarının mümkün olmadığını, mahkeme tarafından HMK'nın 291. maddesi gereği 3. kişiye ihtarlı davetiye tebliğ edilerek gelmediği taktirde zorla getirilerek kolluk kuvveti vasıtasıyla sevk edilerek rapor aldırılması gerektiğini, bu halde mahkemece zorla getirilme kararı çıkarılmadan doğrudan davanın reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, HMK'nin 291. maddesinin kıyasen uygulanmasının hakkaniyete, adalet duygusuna ve çıkarlar dengesine daha uygun olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmayan aracın neden olduğu trafik kazası sonucu zarar gören dava dışı kişilere ... tarafından ödenen tazminatın, ... Yönetmeliği'nin 16. maddesi gereğince araç işleteni davalıdan rücuen tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Sözkonusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda davacı tarafından, ... ve ... hakkında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen raporlarda belirlenen maluliyet oranları esas gözetilerek yapılan aktüer hesabı benimsenerek yaya ...'ya 21.04.2014 tarihli ibraname ile 10.079,00 TL, yaya ...'ya 24.483,00 TL tazminat ödenmiştir. Mahkemece, kaza neticesinde yaralanan dava dışı ... ve ...'nın maluliyetine sebep olacak yaralanmalarının olup olmadığı ve oranı ile ilgili herhangi bir rapor alınamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, 27.03.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında zarar gören ... ve ...'nın kazaya ilişkin tüm tedavi evraklarının temini ile dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek suretiyle Adli Tıp Kurumu'ndan kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınıp maluliyet oranları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.