İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1860 E. 2026/841 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1860
Karar No
2026/841
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1860 Esas KARAR NO : 2026/841

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/10/2026 KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;09.03.2026 tarihinde, müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın, önünde seyreden...plakalı aracın kasis nedeniyle ani fren yapması sonucu arkadan çarpmasıyla meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında, davacı taraf kazanın tamamen öndeki sürücünün kusurundan kaynaklandığını ve müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, kazaya karışan aracın 20.02.2026 tanzim tarihli genişletilmiş kasko poliçesi bulunmasına rağmen, sigorta şirketi hasar tazmin talebini gerekçesiz ve sözlü olarak reddettiğini, bunun üzerine yapılan... numaralı zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde de davalı sigorta şirketi ile anlaşma sağlanamadığını, aracın kullanılabilmesi amacıyla yapılan onarım masrafları davacı müvekkil tarafından faturalı olarak karşılandığını, mahkemece atanacak bilirkişi marifetiyle hasar dosyasının celbi ve onarım bedelinin kesin tespiti talep edildiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı olarak davacı sigortalının davalı kendi sigortacısına karşı açmış olduğu hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; 09.03.2026 tarihinde davacı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla dava dışı 3. Kişiye ait ... plakalı araç arasında meydana gelmiş olan maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının aracının hasara uğraması sebebiyle davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan 20/02/2026 tanzim tarihli ... numaralı genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında hasar bedelinin davalı kendi sigortacısından tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."

28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Anılan kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu Kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir. Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2023/812 Esas, 2023/972 Karar Sayılı, 24.11.2023 Tarihli "... Davacıya ait hususi otomobil 16.04.2022 tarihi ile 16.04.2023 tarihlerini kapsayacak şekilde davalı... Sigorta AŞ tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanmıştır. Sigortalı araç 24.05.2022 tarihinde meydana gelen kaza sonucu hasarlanmış, davacı tarafından kasko sigorta şirketine karşı 13.10.2022 tarihinde dava açılmıştır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. Maddesinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Dava konusu olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK.nun 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olan davalı ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi ve hususi otomobil sahibi olan tüketici arasında yapılmış Kasko Sigorta Poliçesinden kaynaklanan alacak davası niteliğinde olup, davacının TTK’nun 11. ve 12. maddeleri anlamında ticari işletme yürütmediği ve tacir olmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklindeki gerekçeli ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2022/1225 Esas, 2024/2239 Karar Sayılı, 19/12/2024 Tarihli "... Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi ile sigortacısı olan davacı ... arasında ... plakalı araç için Kasko Sigorta Poliçesi imzalanmıştır. Davalının sigortalısı gerçek kişi olup sigortalı araç, ruhsat bilgilerine göre hususi nitelikte otomobildir. Bu durumda uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesi görevli bulunduğu anlaşıldığından, göreve ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir." şeklindeki gerekçeli ilamı kapsamında somut olayda her ne kadar davalı taraf sigorta şirketi ise de davacı ile davalı arasında kasko poliçesinin akdedilmiş olduğu, davacının aracının hususi kullanıma ait olduğu, nitekim bu hususun poliçede de açıkça yer aldığı, bu hali ile taraflar arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu, davaya bakmaya mahkememizin görevli olmadığı, tüketici mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılarak HMK m.30 hükmü göz önünde alındığında gereksiz yargılama giderlerine sebebiyet verilmemesi amacıyla re'sen dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.114 ve 115 hükümleri uyarınca aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. H ÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca işbu kararın verildiği anda kesin olması sebebiyle gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. 14/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1860, K. 2026/841, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1860-e-2026-841-k-5e094a81c2c5