Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5543 E. 2026/4033 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5543
Karar No
2026/4033
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/232 E., 2025/1386 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/82 E., 2023/438 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 29.07.2021 tarihinde davalı şirkete bağlı sağlık merkezine karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleriyle başvurduğunu, bilgisayar tomografisi çekilmesinin ardından müvekkilini muayene eden dava dışı doktorun apandisit rahatsızlığı olduğunu, hayati tehlikesinin bulunduğunu ve acilen ameliyat olması gerektiğini söylediğini, fakat müvekkilinin aynı gün dava dışı özel hastaneye aynı şikayetlerle giderek muayene olduğunu ve apandisit rahatsızlığı olmadığının bildirildiğini, ancak tedbiren 2 gün hastanede müşahede altında tutularak taburcu edildiğini, daha sonra 09.08.2021 tarihinde davalı tıp merkezine çağrılması üzerine, radyoloji kliniğinde muayeneye gittiğini, muayene sonucu hazırlanan radyoloji sonuç raporuna göre tekrar apandisit teşhisi konulduğunu, davalının müvekkiline yanlış teşhis koyduğunu, müvekkilinin her tedavi ve rapor işlemi için ayrı ayrı hem davalı tıp merkezine hem de dava dışı özel hastaneye ücret ödediğini, bu süreç nedeniyle müvekkilinin endişeli bir ruh haline düştüğünü ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacının ödeme yaptığı tutar belli olduğundan maddi tazminat talebinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağını, maddi tazminat talebinin miktar itibariyle Tüketici Hakem Heyeti başvuru zorunlu hallerden olduğunu, başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı adına dava dışı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tutarının 96,94 TL olduğunu, miktar itibariyle davacının talebinin hakem heyeti görev sınırında kaldığını, davacının maddi tazminat talebi kalemlerinden birinin de dava dışı özel hastanaye ödemiş olduğu tedavi giderleri olduğunu, davacının kendi rızasıyla başvurduğu dava dışı özel hastane giderleri konusunda müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin kusuru olmadığını, davacının bedensel bir zararının ve maluliyetinin de söz konusu olmadığını, ameliyat ile yapılmış cerrahi bir müdahale de bulunulmadığını, davacının hastalığın öngörülebilir zararlı sonuçlarından korumak maksadıyla ileri tetkik ve tedavi için başka bir hastane önerisiyle taburcu edildiğini, manevi tazminat miktarının haksız ve fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın ilk olarak davacı vekilinin 10.06.2022 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaması nedeniyle işlemden kaldırıldığı, davanın yenilendiğini, davacı vekilinin 25.01.2023 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, vekillikten çekilme dilekçesi ile duruşma saatinin davacı asile usulüne uygun tebliğ edildiği, usulüne uygun tebliğe rağmen davacı asilin 10.02.2023 tarihli dördüncü celseye katılmadığı gibi mazeret dilekçesi de sunmadığı, davalı vekilince davacının takip etmediği davayı davalı olarak da takip etmediklerini içerir beyan dilekçesi sunulduğu, davanın 10.02.2023 tarihinde ikinci kez takipsiz bırakıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 320. maddesinin dördüncü fıkrasına göre; işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa davanın açılmamış sayılacağı gerekçesiyle, ikinci kez takipsiz bırakılan davanın anılan 10.02.2023 tarihi itibari ile açılmamış sayılmasına karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 10.02.2023 tarihli celsenin tutanağı incelendiğinde, davalı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğunu ve dosyanın ... sicil numaralı asıl Hâkim ... ...'ın da mazeretli olduğunu, müvekkiline 10.02.2023 tarihinde hâkimin mazeretli olduğu ve karşı vekilin de mazeret dilekçesi sunduğunun söylendiğini, müvekkilinin Mahkeme kalemine ''Benim bir şey yapmama gerek var mı?'' şeklinde sorduğunda ''Hayır, hâkim de yok zaten yeni duruşma günü verilecek.'' dendiğini, dosyanın asıl hâkiminin ve davalı vekilinini de mazeretli olduğu 10.02.2023 tarihli duruşmanın 2 numaralı ara kararında ''Davacının mazeretsiz şekilde duruşmaya katılmadığı, davalı vekilinin ise davacı tarafça takip edilmeyen davayı takip edip etmeyeceğine ilişkin beyanda bulunması için davalı vekiline önümüzdeki celseye kadar süre verilmesine, (işbu duruşma zaptının davalı vekiline tebliğine,)'' şeklinde mazeretli olduğu duruşmada dosyayı takip edip etmeyeceğinin davalı vekiline sorulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin bu durumu öğrenir öğrenmez Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosuna beyan dilekçesi sunduğunu, 13.03.2023 tarihli duruşmaya müvekkilleri ile birlikte vekil olarak katıldıklarını, dosyanın ... sicil numaralı asıl Hâkim ...'ın katılım sağladığı 13.03.2023 tarihli celsede davalı vekili beyanında davayı takip etmediklerini belirtmiş olsa da, yukarıda belirttiğimiz hususların varlığını dikkate alan hâkimin bu hususta bir ara karar dahi kurmaya gerek duymayarak muhakemeye devam ettiğini, 21.06.2023 tarihli celsede tanık dinlendiğini ve dosya Adli Tıp Kurumuna tevdii edilmek üzere ara kararlar kurulduğunu, daha sonra 22.11.2023 tarihli celsede ... sicil numaralı Hâkim...'nun Mahkemeye atandığını, yeni atanan Hâkiminin geçmişe yönelik dosyayı hatalı bir şekilde işlemden kaldırdığını, müvekkilinin bir kere müracaata bırakılan dosyayı ikinci kez müracaata bırakmadığını, dosyasını takip ettiğini, dosyanın asıl Hâkiminin izinli olmasından mütevellit tarafların mazeret dilekçesi sunma zorunluluğu da her ne kadar uygulamada süregelen bir durum olsa da kanunen zorunlu olmadığını, müvekkilinin bu durumu Mahkeme kalemine sorduğunu ve yanlış yönlendirildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşunun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun)73. maddesinin dördüncü fıkrasına göre Tüketici Mahkemelerinde görülecek davalar 6100 sayılı Kanunun Altıncı Kısım hükümlerine yani basit yargılama usulüne göre yürütülür. 6100 sayılı Kanunun 320. maddesinin dördüncü fıkrası gereği basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır. Dosyanın safahatı incelendiğinde; davanın ilk olarak davacı vekilinin 10.06.2022 tarihli ilk celseye mazeretsiz olarak katılmaması nedeniyle işlemden kaldırıldığı, davacı vekilinin 14.06.2022 tarihli dilekçesi ile dava yenilenerek yargılamaya devam olunduğu, davacı vekilinin dördüncü celseden evvel 25.01.2023 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiği ve çekilme dilekçesi ile duruşma davetinin 31.01.2023 tarihinde davacı asile usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 10.02.2023 tarihli dördüncü celseye davacı asilin mazeretsiz olarak katılmadığı, davalı vekilinin ise 09.02.2023 tarihli dilekçesi ile hâkimin izinli olması nedeniyle duruşmaya katılamayacağı şeklinde mazeret bildirdiği, İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin mazeretinin kabulüne ve davacı asil mazeretsiz şekilde duruşmaya katılmadığından, davalı vekiline davacı tarafça takip edilmeyen davayı takip edip etmeyeceğine ilişkin beyanda bulunmak üzere sonraki celseye kadar süre verilmesine karar verildiği, davalı vekilinin celse arasındaki 03.03.2023 tarihli dilekçesiyle davayı takip etmediklerini bildirdiği, 13.03.2023 tarihli beşinci celsede de davalı vekilince davayı takip etmediklerinin yinelendiği, ancak Mahkemece bu celsede eksik hususların giderilmesi için müzekkere yazılmasına, tanıklara davetiye çıkarılmasına ve davacı vekiline bazı konularda açıklama yapmak üzere kesin süre verilmesine dair ara kararlar verildiği, ancak davanın açılmamış sayılmasına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Davalı vekilinin dördüncü celseye dair sunduğu 09.02.2023 tarihli mazeret dilekçesinde; hâkimin izinli olması nedeniyle duruşmaya katılınmayacağı bildirilmiş, fakat davacı yanın duruşmaya gelememesi halinde dosyanın işlemden kaldırılmasına dair herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Bu bilgiler ışığında eldeki dava irdelendiğinde; davalı vekilince dördüncü celseye dair verilen mazeret dilekçesinde karşı tarafın katılmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılmasına dair açık bir talepte bulunmadığı, duruşmaya mazeret bildirmenin niteliği itibari ile davayı takip etme iradesini de barındırdığı, bunun yanı sıra müstemir yetkili hâkim tarafından beşinci ve altıncı celselerde yargılamaya dair işlemlere devam edildiği anlaşıldığından, dördüncü celsede davalı vekiline dosyayı takip edip etmeyecekleri konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmesi hatalı olup, dosyanın ikinci kez takipsiz bırakıldığından bahsedilemeyecektir. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmaya karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, basit yargılama usulüne tabi davada, dosyanın birinci kez işlemden kaldırılmasına karar verildikten sonra davacı tarafından yenilemeden sonra tekrar takipsiz bırakıldığı duruşmada davalı vekili mazeret dilekçesi vermesi ve mazeretin kabul edilmesi halinde daha sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davada, dosyanın birinci kez işlemden kaldırılmasına karar verilip yenilendikten sonra 10.02.2023 tarihli duruşmaya da davacının mazeretsiz olarak katılmadığı, davalı vekilinin ise mazeret dilekçesi verdiği, Mahkemece mazeret dilekçesi kabul edilerek davlı tarafa bir sonraki duruşmaya kadar davayı takip edip etmeyeceği konusunda süre verildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili celse arası 03.03.2023 tarihinde süresinde verdiği dilekçe ile davayı takip etmediğini bildirmiştir. 13.03.2023 tarihli müteakip duruşmada taraf vekilleri duruşmaya gelmiş, davalı vekili davayı takip etmediklerini yinelemiş ancak Mahkemece araştırmaya yönelik ara kararı oluşturulmuştur. Sonraki duruşmalarda ise hâkim, hatasını fark ederek davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. 6100 sayılı HMK’nın 150. maddesi; (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. (2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Maddeye göre, bir taraf duruşmaya gelmezse ancak gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya devam edilebilir, aksi halde edilemez. Davacının gelmediği duruşmaya davalı vekili mazeret dilekçesi vermiş ancak davayı takip edeceğine dair beyanda bulunmamıştır. Mahkeme de mazereti kabul edip sonraki duruşmaya kadar davayı takip edip etmeyeceği konusunda süre vermiştir. Davalı vekili de süresinde dilekçe ile davayı takip etmeyeceğini bildirmiş ve müteakip duruşma da bu talebini yinelemiştir. Mahkemece bu duruşma davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgı ile duruşmaya devam edilmiştir. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği halde hatalı olarak duruşmaya devam edilmesi, davayı takipsiz bırakan davacı lehine bir hak doğurmaz. HMK 1 50... . maddelerine göre davanın açılmamış sayılmasını gerektiren usulü şartlar gerçekleştikten sonra Mahkemenin yanılgı ile duruşmalara devam etmesi, sonlanmış bir hakkı tekrar canlandırmaz. Müteakip duruşmalarda hâkim hatasını gördüğü anda HMK’nın 1 50... . maddesini uygulaması gerekir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle yerel mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğum için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5543, K. 2026/4033, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5543-e-2026-4033-k-928d17284732