İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/466 E. 2026/408 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/466
Karar No
2026/408
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/466 Esas KARAR NO : 2026/408

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde vaki ve kain tapunun, 328 pafta, 2384 Ada, 7 parselde bulunan 40.000 m2 lik taşınmaz üzerinde "..." isimli bir proje tanıtıldığı, müvekkil tarafından satış ofisindeki maketten, satış müdürünün açıklamalarından, tarafına verilen broşür ile kitapçıklardan ve internet sitesindeki video ve tanıtımlardan etkilenilerek daire satın aldığını, ancak taahüt edilen imalatlar zamanında ya da hiç yerine getirilmemiş, teslimden sonra gerek kendi konutu gerekse blok ve site ortak yerleri ile ilgili ayıp ve eksiklikler ortaya çıkmış, spor ve sosyal alanların satış sırasında siteye ait olduğu özellikle belirtilmiş olmasına rağmen yüklenici/davalı kendi adına alıp siteye zoraki kiraya vermiş, 30.000 dönümlük peyzaj alanı sözü yerine getirilmemiş, oturma ve peyzaj alanları vaat edildiği şekilde teslim edilmemiş olduğunu, söz konusu ayıpların giderilmesi adına davalı tarafça müteaddit kez iletişime geçilmesine rağmen hep oyalanmış ve bugüne kadar olumlu hiçbir gelişme kaydedilmediğini, ağır kusur ve hile ile gizlenen ve taşınmazda değer kaybına sebep olan aşağıda maddeler halinde sayılan ayıp ve eksiklikler nedeniyle ayıp oranında bedel indirimi isteme zarureti hasıl olduğunu beyan etmiştir. Bu nedenlerden dolayı; öncelikle dosyalarının aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunması, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkilemesi, benzer sebeplerden doğmuş olması sebebiyle ... 7. Tüketici Mahkemesinin ...esas numaralı dosyasının dava taraf ve talep konularının aynı olması sebebiyle birleştirilmesine karar verilmesini, dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi akabinde; davalarının kabulü ile yukarıda açıklanan Ayıplı Mal / Eksik İfa hususlarına ilişkin olarak satış bedeli üzerinden yerleşik içtihatlar uyarınca uygulanacak metoda göre hesaplanacak şimdilik 150.000,00 TL'lik indirim tutarının davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafın devir sözleşmeleri ile tarafı haline geldiği gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin kapak sayfaları incelendiğinde dava konusu taşınmazın niteliğinin ... olduğunun görüldüğünü, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın devraldığı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi/sözleşmeleri ile ... A.Ş.'nin sorumluluğu olmadığını kabul ettiğini, bu nedenle, müvekkil şirket yönünden pasif husumet yokluğu bulunduğunu, davacı tarafın iddia ettiği ayıpların varlığını ispatlamanın yanında, bunları süresinde ve usulüne uygun şekilde ihbar ettiğini de ispatlamak zorunda olduğunu, her ne kadar davacı taraf dilekçesinde, dava tarihi itibarıyla yönetim planının tapuya şerh edilmediğini ve kat irtifakı kurulamadığını ileri sürmüşse de tapu kayıtlarında da görüleceği üzere, 07.08.2024 tarihinde yönetim planı tapuya şerh edilmiş ve kat irtifakı da kurulduğunu, her türlü afiş, broşür, el ilanı vb. yayınlarda kullanılan ifadelerin, tanıtım ve bilgi mahiyetinde olup taahhüt niteliğinde olmadığını, bu hususun davacının taraf olduğu sözleşme ile sabit olduğunu beyan etmiştir. Bu nedenlerden dolayı; davanın reddini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. Davalı...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davada tüketici mahkemelerinin görevli olmadığını, müvekkili şirkete karşı husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ayıp ve eksik iş bulunduğuna dair iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının satış bedelinde indirim talep etmesinin yersiz olduğunu, davanın kötü niyetle ve haksız olarak açıldığından davacı tarafından tarafları vekalet ücretinin tamamının ödenmesini ve davacının disiplin cezası ile cezalandırılması gerektiğini beyan etmiştir. Bu nedenlerden dolayı; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava ayıplı ifa nedeniyle satış bedelinden indirim yapılması talebine ilişkindir. .... 13. Tüketici Mahkemesi'nin 22/04/2025 tarih, .... Esas ve... Karar sayılı görevsizlik kararı nedeniyle dosyanın mahkememize geldiği yukarıdaki Esas numarasını aldığı görülmüştür. .. müzekkere yanıtında , davacının esnaf kaydına rastlanılmadığı, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere yanıtında , davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif ve komandit şirket kaydı bulunmadığının belirtildiği görülmüştür. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere yanıtına göre davacının kira geliri yönünden gelir vergisi mükellefi olduğu görülmüştür. Davacının, dava dışı ... Şti. İle imzaladığı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesinin Devri Sözleşmesine konu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 328 pafta, 2384 Ada, 7 parselde bulunan ticari nitelikteki bağımsız bölüm ile ilgili ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim talep ettiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK. 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: ... S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare:... S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: ...S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:... S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sözleşmeye konu bağımsız bölüm ticari nitelikli olsa da ve davacının devraldığı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarafları tacir olsa da ,gerçek kişi olan davacının tacir olmadığı , davanın nispi ticari dava olmadığı gibi TTK 4.maddesindeki mutlak ticari davalarından olmadığı, salt davaya konu taşınmazın ticari nitelikte olmasının , iş bu davayı ticari dava haline getirmeyeceği davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Uyuşmazlığın niteliğine göre dava tarihi nazara alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği Mahkememizin GÖREVSİZ olduğu anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2- Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nın 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde gider avansının ilgili mahkeme veznesine aktarılmasına Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/06/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/466, K. 2026/408, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-466-e-2026-408-k-99c872a67ac5