Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6710 E. 2026/2949 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6710
- Karar No
- 2026/2949
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2427 E., 2024/1642 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/66 E., 2022/218 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 4 69... parsel sayılı 11.308,02 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'ın kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; 25.10.2017 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereğince ve ...'ın noter ile verdiği muvafakatnameyle yapılan satış işlemi ile ... adına kayden intikal etmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; miras yoluyla gelen hakka dayanarak, murisin davalı ...'a verdiği muvafakatnamenin verildiği sırada murisin kanser hastası olduğunu, ağır kemoterapi gördüğünü, okuma yazma bilmediği için gerçek iradesinin dışında hile, baskı ve desise ile verildiğini, bu nedenle muvafakatnamenin usule uygun olmadığını belirterek hile ile davalı adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptaliyle tüm mirasçılar adına payları oranında tescilini talep etmiş; ıslah dilekçesinde ise tapu iptali ve tescil taleplerinin yalnızca muris muvazaası nedenine dayalı olarak kabulüyle dava konusu taşınmazın miras payları oranında davacılar adına tesciline, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde tasarrufu işlemin tenkisi ile davacılar adına saklı pay oranında tesciline, bunun da mümkün olmaması halinde tenkise karar verilen bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 4 69... parsel sayılı taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğunu, 6292 sayılı Kanun çıkınca müvekkilinin kişi başına 20 hektardan fazla alan yazılmayacağı duyumunu alınca dava konusu 4 69... parseldeki bahçesini annesi ... adına Milli Emlak Müdürlüğünde kaydını ve satış başvurusu işlemlerini yaptırdığını, daha sonra müvekkilinin .... Noterliğinin 14.09.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı muvafakatnamesiyle Mersin Milli Emlak Müdürlüğüne müracaat ederek 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca 25.10.2017 tarihinde satın aldığını, dava dilekçesinde muris ...'ın okuma yazma bilmediği, ağır hasta olduğu ve müvekkili tarafından kandırıldığı iddialarının yalan olduğunu, murisin tam aksine sağlıklı ve aklının başında olduğunu, ... Hastanesi'nden alınan murisin muvafakatname tanziminin de sağlıklı olduğunun açık bir kanıtı olduğunu, dava konusu taşınmazın üzerine yapılan limon bahçesinin ekilmesi, yetiştirilmesi ve bütün bakımında ne muris ...'ın ne de davacıların bir katkısının bulunmadığını ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı ve bu tür yerlerin 15.01.20 09... sayılı Kanun ile 6831 sayılı Kanun'a eklenen ek 10. madde gereğince zilyetlikle kazanılamayacağından murisin mülkiyet hakkının bulunmadığı; yine 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi gereğince 6831 sayılı Kanun'un 20.06.1973 tarihli kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen "askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir" hükmünü taşıdığı; "Kullanım kadastrosu" olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacının, 2/B sahalarını, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları 2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibarıyla fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermek olduğu; Kanun ile amaçlananın; orman kadastro komisyonlarınca nitelik yitirdiği belirlenerek 2/B madde uygulamalarına konu edilen taşınmazlar üzerinde kullanım kadastrosu yapmak suretiyle bu tür taşınmazların envanterini belirlemekten ibaret olduğu; bunlara göre, taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı bulunmayan murisin, taşınmazı alması için davalıya muvafakatname verdiği, dava konusu taşınmazın, Hazine tarafından 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıya yapılan satış işleminin idari işlem niteliğinde olduğu, bahsi geçen idari işlem idari yargıda iptal ettirilmediğinden tapu kaydının dayanağı olan idari işlemin hukuki geçerliliğini koruduğu gibi murisin, terekesindeki malvarlığından davalıya yapılan bir temlik bulunmadığı, taşınmazın muris adına kayıtlı olmadığı bu sebeple muris muvazaasına dayalı tapu iptal davası ile tenkis talebine konu olamayacağı anlaşıldığından (Aynı doğrultuda; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 21.01.2019 tarihli 2018/1438 Esas ve 2019/45 Karar sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 27.02.2020 tarihli 2019/1217 Esas ve 2020/249 Karar sayılı kararı) davacının tenkis ve bedel tahsiline ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından; "Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacılar murisi ...'ın 6292 sayılı kanun kapsamında ve kanunda düzenlenen şekilde hak sahibi olduğunu, dava dilekçesinde sunmuş oldukları 28.05.2012 tarihli belgeden de 2/B başvuru bedelinin yatırdığının sabit olduğunu, taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağının doğru olduğunu, Mahkemenin 6292 sayılı Kanun yerine 6831 sayılı Kanun hükümlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, Mahkemenin murisin mülkiyet hakkı olmadığına ilişkin kararının yanlış olduğunu, murisin dava konusu uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken 6292 sayılı Kanun doğrultusunda elde ettiği alım hakkının Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu düzenlemeleri ışığında hukuki niteliğinin kişisel hak olduğu, murisin 6292 sayılı Kanuna dayanarak elde ettiği alım hakkının mülkiyet hakkı kapsamında olduğunu, 6292 sayılı Kanun'da bu hakkın detaylı olarak düzenlendiğini, murisin alım hakkının terekeye dahil volan bir hak ve tenkise tabi olduğunu, murisin işleminin sağlar arası bir kazandırma olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2021/46 Esas, 2022/47 Karar sayılı kararında 6292 sayılı Kanun kapsamında elde edilen bedeli ödenmek koşuluyla satın alınmasına ilişkin talep hakkının ekonomik bir değer ifade ettiği ve parayla değerlendirilebildiği dolayısıyla mülkiyet hakkı kapsamında kaldığını açık bir şekilde ortaya koyduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında murisin terekesindeki malvarlığından davalıya yapılan bir temlik bulunmadığı gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 560. maddesinde mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaların tenkise tabi olduğunun düzenlendiğini, murisin dava konusu taşınmaz üzerindeki alım hakkının kişisel bir hak olduğu, bu hakkın mirasla intikal ettiği, terekenin aktif kısmında yer aldığının açık ve net bir şekilde görüldüğünü, kişisel hakların devrinin de Yargıtay içtihatlarına göre bağış olarak kabul edildiğini, tenkise tabi kazandırmalar arasında sayıldığını ileri sürerek; hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve Kanun'a uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf kanun yoluna başvuru sebepleri ile birlikte usul ve Kanun'a aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca davalı adına yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenilip istenilemeyeceği, tenkis ve tazminat iddiasının dinlenilip dinlenilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.