Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/596 E. 2026/4010 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/596
- Karar No
- 2026/4010
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1716 E., 2025/1550 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/2 E., 2024/835 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin eczane sahibi ve mesul müdürü olduğunu, müvekkilinin sözleşme yapma talebinin davalı Kurum tarafından reddedildiğini, redde gerekçe olarak müvekkili aleyhine yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının gösterildiğini, müvekkilinin eczacılık yapmaya engel hali bulunmadığını belirterek; davalı Kurumun sözleşmenin yapılması talebinin reddi işleminin iptali ile muarazanın giderilmesini, müvekkilinin MEDULA sistemine girişinin sağlanması ve sonraki ödemelerin yapılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının FETÖ/PDY soruşturması kapsamında etkin pişmanlıktan faydalanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı aldığını, müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme" suçundan yargılama yapıldığı, her ne kadar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa da, olgusal bağlamda ceza yargılamasının bağlayıcı olduğu, davalı Kurumun sözleşme yapma talebinin reddi kararının makul ve hukuka uygun olduğu, davalının sözleşme yapmaya zorlanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava tarihi itibariyle davacı hakkında terör örgütüne ilgi ve iltisak nedeniyle hukuken kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunduğu kabul edilemeyeceği, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılıp hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen eczacı hakkında sözleşme yapılmamasına ilişkin davalı Kurum işleminin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından sözleşme yapmama şeklinde yaratılan muarazanın hukuka aykırı olduğunun tespiti ile muarazanın giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; sözleşme özgürlüğü kapsamında müvekkili Kurumun sözleşme yapmaya zorlanamayacağını, davacının müvekkili Kurumla sözleşme yapma yönünde mutlak kazanılmış bir hakkı olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin .... Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol hükümleri uyarınca davalı Kurumun davacı eczacı ile sözleşme yapmaması şeklinde yaratıldığı ileri sürülen muarazanın meni istemine ilişkindir. 2020 yılı Eczane Protokolü'nün (7.1.) maddesi; "Kurumla eczane arasında bu protokol esaslarına göre her yılın Ekim ayında sözleşme yenilenir. Kurum ile TEB arasında yapılacak ek protokol veya protokollerle düzenleme yapılması halinde, sözleşmeli eczacı bu düzenlemelere uymakla yükümlüdür. Kurum, Protokol hükümlerini kabul eden ve başvuru formunu getiren eczacı ile (feshi gerektirecek hususlar nedeniyle sözleşmeleri feshedilenlerin fesih süreleri boyunca ve muvazaalı olarak açıldığı kanıtlanan eczaneler hariç) sözleşme yapar." (6.3.) maddesi ise; "Bu Protokol hükümleri ile ilgili olarak hakkında suç duyurusunda bulunulan ve açılan kamu davası sonucunda ceza mahkemesi tarafından beraat kararı verilen eczacının beraat kararından sonra talebi halinde sözleşme yapılır." şeklinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223. maddesinin ikinci fıkrasında beraat kararının; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hallerinde verileceği, hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, işlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı eczacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan dolayı açılan ceza davası sonucunda, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 29.09.2021 tarihli kararıyla; Niğde ilinde eczacı olan davacının örgüte......Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Derneğine 2006 yılında üye olup bu derneğin toplantılarına bir süre başkan olarak katıldığı, 2014 yılı içerisinde bu derneğin başkanlığını başka bir şahsa devrettiği, 17-25 Aralık 2013 öncesinde sohbet toplantılarına katıldığı, bir kısım örgüt mensupları ile Bosna Hersek gezisine katıldığı, bu eylemlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, sanığın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asyada mevduat hesabı, kredi kartı hesabı, tarihinde katılım hesabı ve katılım hesabı açtırarak 2014 yılı Ocak ayı mevduatı 100,00 TL olan mevduat hesabına 50.000,00 TL para yatırarak 2014 yılı Şubat ayı mevduatını 50.100,00 TL'ye çıkardığı Bank Asya hesap hareketleri ile tüm dosya kapsamından anlaşılan davacının, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin 2013 yılı sonunda örgüte müzahir Bank Asyaya para yatırılması ve işlem hacminin artırılması yönündeki talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden -Bank Asya hesabına ilişkin- belirtilen faaliyetlerinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu anlaşıldığından cezalandırılmasına, davacının daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönüne alınması sonucunda ilerde bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat edinildiğinden CMK'nın 231/5 maddesinin uygulandığı gerekçesiyle; davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, davacının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği ve soruşturma aşamasında örgüt hiyerarşisinde bulunan örgütsel toplantı ve diğer faaliyetlere katılanlarla ilgili bilgi vermiş olduğu dikkate alınarak, hakkında aynı Kanunun 221/4 maddesinin uygulandığı ve 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 07.10.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı Kurum, Protokolün yukarıda yer verilen maddeleri uyarınca, Protokol hükümleri ile ilgili olarak hakkında açılan kamu davası sonucunda ancak ceza mahkemesi tarafından hakkında beraat kararı verilen eczacının, işbu Protokol hükümlerini kabul etmesi ve başvuru formunu sunması halinde sözleşme yapmaktan kaçınamayacaktır. Ne var ki, davacı eczacı hakkında ceza mahkemesince beraat kararı verilmemiş, her ne kadar uzun süre silahlı terör örgütü içerisinde bulunduğu, örgüt yöneticileri tarafından verilen görevleri tartışmaksızın ve sorgulamaksızın yerine getirdiği, emir ve talimatlara uyduğu, bu yönüyle örgüt iradesini kendi iradesinin önüne ve üstüne koyduğu tespit edilmiş ise de, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasına ilişkin yasal koşullar oluştuğundan, 52 37... sayılı Kanun hükümleri uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu itibarla, davalı Kurumun davacı eczacı ile sözleşme yapmama şeklinde tezahür eden davranışının haklı nedene dayandığı anlaşılmaktadır (Dairemizin 28.04.2025 tarihli ve 2024/2525 E., 2024/2456 K. ilamı da aynı yöndedir.). Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı Kurumun, davacı ile sözleşme yapmamasının haklı bir nedene dayandığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.