Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/739 E. 2026/4003 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/739
- Karar No
- 2026/4003
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1627 E., 2025/1909 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/474 E., 2024/156 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ...... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurum tarafından gönderilen 10.11.2010 tarihli yazıyla; 5 adet reçetede tahrifat yapıldığı gerekçesiyle, 2009 yılı Eczane Protokolünün (6.3.15.) maddesi uyarınca 734,65 TL cezai şart, 8 adet reçetenin sigortalıların tedavisine dayanmadığı gerekçesiyle Protokolün (6.3.19.) maddesi uyarınca 100,00 TL cezai şart ile 2 yıl süreyle sözleşmenin feshine karar verildiğinin ve toplam 437,52 TL reçete bedelinin tahsil edileceğinin bildirildiğini, Kurum işleminin mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurum Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 30.09.2009 tarihli ve 2 sayılı raporda yapılan tespitler doğrultusunda davacı hakkında cezai işlem uygulandığını, Kurum işlemlerinin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli kararıyla; davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu ..... Eczanesinde sigortalılar adına düzenlenen 5 adet reçetede kasten tahrifat yapıldığı ve 8 adet reçetenin hastaların bilgisi dışında düzenlendiği iddiasıyla uygulanan işlemde, davacının veya eczane çalışanlarının herhangi bir kastının bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan fesih, cezai şart ve reçete bedellerinin tahsili kararının iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli kararıyla; Mahkemece, 2012 Protokolü ile 2016 tarihinde yürürlüğe giren Protokolün ilgili maddesinin olaya uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durulması, ardından varılacak kanaate göre eczacı hakkında uygulanan cezai şartın unsurlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve gerekirse bu hususta içerisinde eczacı ve SGK uzmanlarından oluşan heyetten taraf ve yargı denetimine elverişli rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkındaki resmi belgede sahtecilik nedeniyle açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek 06.04.2017 tarihinde kesinleştiği, alınan her iki bilirkişi raporunda da davaya konu Kurum işleminin Protokol hükümlerine uygun olduğunun belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Kocaeli l. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/105 E., 2014/253 K. sayılı kararı ile davacı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verildiği, kararın Yargıtay 21. Ceza Dairesi tarafından eksik araştırma gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair verilen kararın 08.04.2021 tarihinde onanarak kesinleştiği, dava konusu işlemin dayanağı olan 2009 yılı Protokolünün (6.3.15.) ve (6.3.19.) maddeleri uyarınca ceza hükümlerinin uygulanabilmesi için eczacı veya çalışanın reçetede tahrifat yapanlarla eylem ve işbirliği içinde olması veya kasıtlı olarak sahte ilaç fiyat kupürü veya sahte reçete veya sahte rapor fatura etmeleri gerektiği, davacının veya çalışanının işleme konu reçetelerin düzenlenmesinde veya tahrif edilmesinde işbirliği veya kastı olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu nedenle Kurum işleminin sözleşmeye aykırı olduğu, davanın kabulüne karar verildiğinden davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından uygulanan fesih, cezai şart ve reçete bedellerinin tahsiline ilişkin işlemin iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı hakkındaki işlemin 2009 yılı Protokolünün ilgili hükümleri çerçevesinde uygulandığını, Kurum müfettişleri tarafından yapılan araştırmada ilgili doktorların ifadelerine başvurulduğunu, reçetelere yapılan eklemelerin ilgili doktorlar, hasta ve hasta yakınlarınca yapılmadığının beyan edildiğini, vekalet ücreti yönünden yaptıkları tavzih taleplerinin reddedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2009 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin .....Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol uyarınca, davacı aleyhine uygulanan fesih, cezai şart ve reçete bedelinin tahsili işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
1. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davacı eczacı tarafından Kurumu zarara uğratmak amacıyla sahte reçete fatura edildiğinin davalı Kurum tarafından ispatlanamadığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Somut uyuşmazlıkta; davacı eczacının sahte ve tahrifatlı reçeteleri davalı Kuruma fatura etmesinde kusurunun olmadığı sabit ise de, davacının söz konusu ilaçlara ilişkin reçete bedelini, sorumlu olmayan davalı Kurumdan tahsil etmesi mümkün değildir. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurum sorumlu tutulamaz. Davacı, reçete bedelini ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebilir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince; 2009 yılı Protokolünün (4.3.6.) maddesi uyarınca uygulanan reçete bedelinin tahsilinin iptaline ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.