Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/4183 E. 2026/5388 K. – Taksirle Yaralam
Konu: Taksirle Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/4183
- Karar No
- 2026/5388
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Yaralama
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/4991 E., 2026/177 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 20.01.2026 tarihli ve 2025/4991 Esas, 2026/177 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede neticesinde;
İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli kararıyla sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4 ve 53/1-2-3. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu kararın itiraz edilmeden 19.06.2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip sanığın denetim süresi içinde 28.07.2022 tarihinde kasten işlediği suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2024 tarihli kararıyla ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı CMK'nın 231/5.maddesi gereğince açıklanmasına karar verilerek sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4 ve 53/1-2-3. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 18.03.2025 tarihli kararı ile bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2025 tarihli kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4 ve 22/3. maddeleri gereğince 2 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 20.01.2026 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2024 tarihli ve 2024/183 Esas, 2024/392 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 18.03.2025 tarihli ve 2024/3614 Esas, 2025/1243 Karar sayılı kararı ile bilinçli taksir koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmemesi, taksirli suçlarda 5237 sayılı TCK'nun 53/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi ve hükmün açıklanmasına karar verilirken sanık hakkında ceza tayininde "hapis para cezası" denilmek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunmasından dolayı hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 18.03.2025 tarihli ve 2024/3614 Esas, 2025/1243 Karar sayılı bozma kararı, bozma üzerine verilen İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2025 tarihli ve 2025/252 Esas, 2025/566 Karar sayılı kararı ile kararın istinaf edilmesi üzerine verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 20.01.2026 tarihli ve 2025/4991 Esas, 2026/177 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2026 tarihinde karar verildi.