Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/345 E. 2026/899 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/345
Karar No
2026/899
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/345

KARAR NO: 2026/899

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/11/2025

NUMARASI: 2025/104 E. - 2025/1033 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı ... arasında yıllardan beri süregelen para alışverişi olduğunu, davalı taraf medikal işi yaptığını, müvekkil ve davalı arasında medikal malzemeler konusunda bir alışverişi olmayıp, sadece para alışverişi olduğunu, bu ilişki sebebiyle davalıya verilmiş çekler ve senetler olduğunu, bunlar karşılığında banka yolu ile alınmış ve geri ödendiğini, davaya konu çekler de finansman oluşturmak amacıyla davalıya verildiğini, davalı finansman sağlamadığı gibi çekleri de iade etmediğini, müvekkili aleyhine icraya koyduğunu, müvekkili hakkında başlatılmış olan haksız icra takipleri sebebiyle tüm mal varlığı haczedildiğini, şu anda emekli maaşı dışında herhangi bir geliri bulunmadığını, tüm malvarlığının hacizli olması ve satma imkanı bulunmaması sebepleriyle huzurda açılan menfi tespit davasının adli yardım talepli açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkili, eski ortağı ...'nun iptal edilen tahkim kararları ile ele geçirdiği teminat senetlerini icraya koyması sebebiyle borçlu olmadığının tespiti için İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/157 E. Sayılı dosyası ile adli yardım talepli menfi tespit davası açıldığını,

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/157E. Sayılı dosyasında adli yardım talebimizin kabul edildiği gibi Adli yardım talebimizin kabulü ile davamızın görülmesini, davalıya, şirkete finansman sağlamak amacıyla verilen çekler sebebiyle müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, müvekkil aleyhine başlatılmış olan .... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibinin iptalini, takibe konu çeklerin bu hacizlere sebep olması nedeniyle dava sonuna kadar teminat alınmadan takiplerin durdurulmasını, davalının haksız ve kötüniyetli olduğundan müvekkil lehine %20 tazminatın tahsilini, talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının gerçek ve var olduğunu delillerle ispatlayacağını, davacının dava konusu çekin, hatır çeki olarak verildiği şeklindeki iddiasını, yasal yazılı delillerle ispat etme yükümlülüğü bulunduğunu, bu konuda davacının yazılı bir delil sunmadığını, davacı dava dilekçesinde çeklerin hatır çeki olduğunu savunmuş olmakla, çeklerin hatır çeki olduğunun ispat yükünün de artık davacıya ait olduğunu, davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkilin alacaklı olduğunun tespitini, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, haksız davanın açıkladığımız çerçevede tüm talepler yönünden reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince 26/05/2022 tarihli tarihli yapılan yargılama sonunda;"...Tüm bu açıklamalar ve deliller ışığında; davacı taraf, davaya konu çeklerin hatır çeki olarak verildiğini, çeklerin bedelsiz olduğunu iddia etmiştir. Somut olayda ispat külfeti, dava konusu çeklerin hatır senetleri olduğunu iddia eden davacı taraftadır. 6100 sayılı HMK'nun 201.maddesi uyarınca, senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. Bu itibarla ispat külfeti kendisinde olan davacının dava konusu senetlerin hatır senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamamış, aksine davalı taraf söz konusu çeklerin borcuna karşılık olarak aldığını delillerle ortaya koyduğundan, ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.

Dairemizin 09/01/2025 tarihli 2022/1161 Esas 2025/39 Karar sayılı kararıyla; "Dosya kapsamına göre, davacının Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/422 Esas sayılı dosyasından görülen davada beraat ettiği, davalı tarafından dava konusu çeklerin borca karşılık verildiğine ilişkin belgenin aslının sunulmadığı, aslının getirtilerek taraf beyanları alınarak incelemesi yapılması, Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/422 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun da değerlendirilmesi gerektiği, temel ilişkiyi ispat yükü davalı tarafta olup, Mahkemece ispat yükünün ters çevrilerek davacıya yüklenmesi yerinde olmayıp, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu değerlendirilerek delillerin incelenmesi ve alacağın ispatlanıp ispatlanmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken ispat yükünün ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, tüm bu delillerin değerlendirilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmeksizin kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. hükmü uyarınca kaldırılmasına, yöntemince inceleme yapılarak değerlendirme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine" karar vermek gerekmiştir.

İlk derece mahkemesince 20/11/2025 tarihli yapılan yargılama sonunda; "....Tüm bu açıklamalar ve deliller ışığında; davacı tarafından imza ve yazısı ikrar edilen 06.11.2017 tarihli çek teslim ve tesellüm başlıklı el yazılı belge uyarınca davacının dava konusu çekleri davalıya borcuna karşılık verdiği, dinlenen tanıkların ve davalı asilin de bunu doğruladığı, dolayısıyla davalının takip tutarınca alacağının varlığını ispat ettiği kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı taraf söz konusu belgeyi muhasebe kayıtlarında sorun olmaması için düzenlendiğini beyan etmiş ise de, bu beyan hayatın olağan akışına uygun görülmemiş ve somut delillerle desteklenmediğinden itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nin 2022/1161 E., 2025/39 K. sayılı bozma ilamında açıkça; temel ilişkinin ispat yükünün davalıda olduğu, çeklerin borca karşılık verildiğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, yerel mahkeme aynı hatalı değerlendirmeyi tekrar ettiğini, bozma ilamının bağlayıcılığına aykırı davrandığını,

-Mahkemenin, dava konusu çeklerin hatır çeki olduğu iddiasının ispat külfetini davacı tarafa yüklediğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2022/1161 Esas ve 2025/39 Karar sayılı bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere, temel ilişkiyi ispat yükü davalı tarafta olup, ispat yükünün ters çevrilerek davacıya yüklenmesi yerinde olmadığını, gerekçeli kararda "davacının açıklamaları “hayatın olağan akışına aykırı” denilerek, Davalı lehine varsayımsal bir borç kabulü yapılarak ispat külfeti yerel mahkeme tarafından hatalı olarak davacı müvekkiline yüklendiğini,

-Davalı tarafından sunulan "borcun karşılığı olarak" verildiğine ilişkin belgenin aslının sunulmadığı ve aslının getirtilerek taraf beyanları alınarak incelenmesi gerektiği yönündeki bozma kararı gereği gibi yerine getirilmediğini,Davalı tarafından borca dayanak olarak dosyaya sunulan 06.11.2017 tarihli el yazılı “çek teslim ve tesellüm” belgesi borcun ispatlanması açısından yeterli olmadığını, bu belgenin temel borcun sebebini açıklamadığını, bu belge hangi borca karşı, hangi hukuki ilişkiye dayanılarak ve borcun ne zaman doğduğunu kanıtlayamadığını, İlk derece mahkemesinde yargılama aşamasında isticvap edilen davalının beyanı "olayın aslı ve çeklerin veriliş sebebi ... de bulunan otel yerinin davacıya devri neticesinde bu çekler bana verilmiştir. Buna ilişkin olarak davacı taraf bahse konu belgeyi imzalayıp çekleri borcuna karşılık olarak verdiğini kabul etmiştir.

Biz davacıya güvendiğimiz için bahse konu çekleri süresi içerisinde bankaya ibraz etmedik, bu nedenle de bahse konu genel haciz yoluyla takip yapılmıştır, bahse konu tapu devri ile çeklerin verilme tarihi birbirine yakındı" şeklinde olduğunu, Davalının, davaya konu çeklerin taraflar arasındaki otel satışından kaynaklandığını ve çeklerin veriliş tarihi ile otel satış tarihinin yakın olduğunu beyan ettiğini, bu beyanların gerçek dışı olduğunun davalının kendisinin sunmuş olduğu delillerle sabit olduğunu, bahse konu otel ve arsa 06.02.2012 tarihinde ... ve ... tarafından...'e devredildiğini, takibe konu çeklerin ise 06.11.2017 tarihinde davalıya verildiğini, davalı taraf davaya konu çekleri hangi sebeple hangi borca ve/ veya mala karşılık verildiğini ispat edemediğini, çeklerin bir borca karşılık değil de finansman sağlamak için verildiğini de ortaya koyduğunu, ... ile ... arasında bir tapu alışverişi olmadığı tapu kayıtları ile sabit olduğunu, davalı borcun temel sebebini ispat edemediğini, Davalının çekleri kambiyo senedine dayalı takip şeklinde bir icra takip yapmayıp yalnızca çek fotokopileri ile genel haciz yolu ile takip yaptığını, dava konusu çekler bankadan kredi temini için verilmiş ve o dönemde davalı tarafından bankaya verilmiş ama sonrasında geri alınmış olduğunu, çekler ibraz edilirse bu durumun ortaya çıkacağını, davalının çek asıllarını ibraz etmemesinin davanın sonucunu etkilemeye yönelik olduğunu,

-Davalı tarafın söz konusu takibi hem müvekkiline hem de ... ... A.Ş.'ye yönelik başlattığını, sonrasında ... ... A.Ş.'ye yönelik takipten feragat ettiğini, davalının alacağını şirketten tahsil edebilecekken feragat etmesi basiretli bir tacirin yapabileceği bir işlem olmayıp hayatın olağan akışına ayrıca ticaretin doğasına aykırı olduğunu, dosya içerisinde bulunan müvekkilinin sanık olarak yargılandığı ve beraat ettiği Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/422 esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporlarında dava konusu çeklerle ilgili herhangi bir ödemenin yapılmadığı ve kullanılmadığı ortaya çıktığını, davada ispat yükü davalıda olup davalı taraf gerek tanıkla gerekse de diğer delillerle borcun kaynağını ispatlayamadığını,

-Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/422 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları sonucunda müvekkilinin dava konusu çekleri kullanmadığı tespit edilmiş ve müvekkili beraat etmişken bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporları değerlendirilmesi gerekirken bu durumun göz ardı edildiğini, dava konusu çeklerin müvekkili tarafımdan muhasebe kayıtlarında sorun olmaması için düzenlendiği ve ortağı olduğu şirkete finansman sağlamak için verildiği yönündeki beyanının "hayatın olağan akışına uygun görülmediği ve somut delillerle desteklenmediği" gerekçesiyle itibar edilmemesi hatalı olduğunu,

-Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2025/807(2020/422) E. Sayılı dosyasında müvekkilinin sanık konumunda olduğunu ancak soruşturma aşamasında yasaklı bilirkişiye rüşvet verilerek rapor oluşturulduğunu, mevcut durumda yasaklı bilirkişinin dosyaya usulsüz bir şekilde atanması sebebiyle Büyükçekmece CBS. 2025770201 sor. Sayılı dosyası ile soruşturma yürütüldüğünü, soruşturma dosyasında şüpheli olarak adliye memurları ve dosya savcısı da bulunduğunu, yargı içi organize sahtecilik , delil manipülasyonu ,etkili soruşturmanın sistematik olarak engellenmesi ve bu tespit artık bir iddia olmayıp devletin kendi belgesi ile sabit olduğunu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nun 2025/70201 Soruşturma – 2026/17 Fezleke sayılı evrakında; bilirkişi teslim tutanağının sahte olarak düzenlendiği, tutanağın aslının dosyalarda bulunmadığı, UYAP kayıtlarının sonradan ve geriye dönük işlendiği, HSK 1. Dairesi tarafından iştirak halinde resmi belgede sahtecilik yönünden kamu davası açılmasına yeterli şüphe bulunduğu resmen tespit edildiğini, bu dosya ile dava konusu çeklerin nasıl oluşturulduğu tespit edildiğini,

-Yerel mahkemede tanık olarak dinlenen ... ve davalının birlikte hareket ettiğini, tanık ... haksız tahkim sürecinde dava konusu çekleri davalı tarafa kendisi ödediğini beyan etmiş ve bu bedelleri tahkim raporunda müvekkiline borç yazdıklarını, müvekkiline aynı çeklerden dolayı iki kere borç oluşturulduğunu, ...'nun bu konuya ilişkin beyanları İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2018/02 E. Sayılı dosyasında bulunduğunu, tanık söz konusu dosyadaki tanıklığında ise çeklerden hiç bilgisinin olmadığını iddia ettiğini, ayrıca davalının da Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2025/807(2020/422) E. Sayılı dosyasında tanık sıfatında olduğunu,

-Davalının, dava konusu takipte söz konusu çeklerin fotokopisi ile ilamsız takip başlattığını, Yerel mahkemece çek asılları kesin süre içinde istenmesine rağmen davalı tarafından çek asılları dosyaya sunulmadığını, söz konusu takipte yerel mahkemede dayanak gösterilen sözde borç belgesine dayanılmadığını, takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olması ve takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin yargılamada ispat aracı olarak kullanılmasının mümkün olmadığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davalarında genel kabul gören ilke uyarınca, borcun mevcut olmadığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, çeklerin borca karşılık olmadığı iddiasının çürütüldüğünü, Davacı, ek beyanında dava konusu çeklerin finansman amacıyla ve geçici olarak verildiğini tekrar ettiğini, bu iddianın; Dosyada bulunan 06.11.2017 tarihli, davacının bizzat imzasını ikrar ettiği çek teslim ve tesellüm belgesi, davacının isticvapta verdiği çelişkili beyanlar, tanık anlatımları ve dosya kapsamındaki maddi deliller karşısında tamamen dayanaksız kaldığını, Davacı, ek beyanında ceza yargılamalarına ve beraat kararlarına atıf yaparak sanki borcun mevcut olmadığı ispatlanmış gibi bir algı yaratmaya çalıştığını, ceza yargılamasında verilen beraat kararları, hukuk hakimini bağlamayacağını, kesin delil niteliği taşımadığını, dava konusu takip genel haciz yolu ile başlatıldığını, çeklerin süresinde ibraz edilmemesi kambiyo takibini engellediğini ancak temel borç ilişkisini ortadan kaldırmadığını, Yerel mahkeme, çeklerin niteliğini değil, çeklere dayanak borcun varlığını incelediğini ve bu borcun ispatlandığı sonucuna ulaştığını, dolayısıyla çek asıllarının ibraz edilmemesi, davacı lehine hukuki bir sonuç doğurmamakta, aksine davacının esas borç ilişkisini çürütemediğini ortaya koyduğunu, Davacının istinaf dilekçesine ek olarak sunduğu kişisel beyan niteliğindeki açıklamalar, yargılamada dikkate alınmış, ancak hukuki ve maddi delille desteklenmediğinden hükme esas alınmamış olduğunu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

Dava konusu çeklerle ilgili olarak, .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, takibe dayanak çekin keşidecisinin dava dışı, davacının da ortak olduğu şirket olduğu, davacı adına düzenlenen çekin arka yüzünde davacı cirosu sonrasında, davalının isminin bulunduğu ve fotokopi belge üzerinde 06/11/2017 tarihli " "... dericiye borç karşılığı teslim ettim" ibaresinin bulunduğu, çekin muhataba ibraz edildiğine dair şerh bulunmadığı görülmektedir.

Kaldırma kararı sonrası ıslak imzalı aslı sunulan 06.11.2017 tarihli çek teslim ve tesellüm başlıklı el yazılı ve tarafların imzasını taşıyan evrak da; dava konusu çeklerin davalıya "borcun karşılığı olarak" verildiği ibaresinin yer aldığı ve davacı tarafından isticvap beyanında bu belgedeki yazı ve imzaların kendi eli ürünü olduğu kabul edilmiştir.

Dosyada mevcut tapu kayıtları uyarınca söz konusu otelin 06/02/2012 tarihinde davacının oğlu...'e devir gördüğü, akabinde banka tarafından konulan ipoteğin terkin edildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece davacı asil ...'ün (T.C. No:...) bahse konu çekler ve çeklerin teslimine ilişkin belgeye dair imza ve yazının eli ürünü olup olmadığına ilişkin olarak isticvabına başvurulduğu. Davacı asilden beyanında; ''Tanık beyanlarını aleyhe olan hususlarını kabul etmiyorum, tanık ... ile ortaklığımız olduğu doğrudur ancak ortaklıktan kaynaklı olarak sorunlarımız olmuştur.

Bahse konu çekler otel inşaatından dolayı verilmemiştir. Otel inşaatı dedikleri olay 2011 yılında olmuştur, çekler ise 2017 yılında verilmiştir. İşin aslı tanık ... ile beraber ...'da büyük bir kentsel dönüşüm projesi yapmak için bahse konu ... ... A.Ş.'ye %50 ortak oldum. Akabinde bu yerdeki arsaları toplamaya başladık.

Birçok yeri şirket üzerine satın aldık. Bahse konu çekleri ...'ye bankadan kredi çekip bize vermesi karşılığında düzenleyip verdim. Davalı tarafın tanık olarak gösterdiği ... da yanımızdaydı. Bahse konu ıslak imzamın belgenin altındaki yazı bana aittir, imzada bana aittir, söz konusu şirket kayıtlarında sorun olmaması amacıyla muhasebeci tarafından borcuma karşılık ibaresi koydurulmuştur.

Kesinlikle otel inşaatından kaynaklı bir borç değildir. Buna karşılık vermedim. Uzlaştırma heyetinde de böyle bir şey söylemedim. ...'da yalan söylemektedir. Bunu da ispat edeceğim. ...'nun bilgisi dahilinde çekler ...'ye verilmiştir, ancak ... çeklerin verilmiştir amacına uygun olarak ne bana ne şirkete aktarmıştır. Bu yüzden çekleri tahsile de koymamıştır. Çekler ortada da yoktur,'' şeklinde beyanda bulunmuştur

Mahkemece davalı tarafın 24/04/2025 tarihili beyan dilekçesi ile bildirmiş olduğu ..., ... ve ... isimli kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurulduğu, Davalı Tanığı ... beyanında; "Ben tarafları tanırım. Davacı ... benim eski ortağımdır. Dava konusu çeklerin keşidecisi olan ... ... A.Ş.'ye beraber ortaktık. ... ile ... bir otel yapımı konusunda anlaşıyorlar. Otelin yerine bu kişiler ortaktır. Otelin yapımını da ... üstlenmiştir. Otel mevzuata aykırı olduğu için yıkılmıştır. Bu yüzden aralarında anlaşmazlık doğmuştur. Daha sonra ... ile yaşadığımız sorun neticesinde ortak olduğumuz şirkete ait dava konusu çeklerin ... tarafından ...'ye verildiğini öğrendim. Bu aramızda yaşadığımız anlaşmazlıkta bizzat ... bana ...'ye şirkete ait 18.000.000,00-Tl'lik çeki verdiğini söylemiştir.

Bu bilgiler benle ... arasında yapılan tahkim yargılamasında bizzat ... tarafından söylenmiştir. ... tahkim yargılamasında söz konusu çekleri ...'ye otelden kaynaklı olarak borcuna ilişkin verdiğini söylemiştir. Tahkimdeki 6 kişi de bu olaya şahittir. Ayrıca kesmiş olduğu bu çeklerden dolayı ben kendisine suç duyurusunda bulundum ve yapılan ceza yargılamasında çekleri finansman sağlamak amacıyla ...'ye verdiğini söylemiştir. ... ile ... arasındaki borcun kaynağı yukarıda da bahsettiğim gibi otel yeri ve inşaatı ile alakalıdır. ... ...'ye yaşadığı ekonomik sorunlarla alakalı olarak otel yerini kendisine devretmesini istemiş ve ... de otel yerini ...'nin oğluna devretmiştir. Daha sonra da bu yer tekrar ... adına tescil edilmeyince bu çekler verilmiştir.Tahkim yargılamasında otel yerini ... ...'ye devredeceğini kabul etmiştir, ancak tahkim yargılamasındaki bu beyanından 2 gün sonra oteli ... isimli bir kişiye devretmiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı Tanığı ... beyanında; "Ben tarafları tanırım. Taraflarla bir husumetim yoktur. Tanık ... ile davacı ...'ün ... ... A.Ş.'de yaşadıkları sorunların çözümü adına tahkime başvurmuşlardır. 5 kişilik tahkim heyetinde bende vardım. Aralarındaki sorunu çözmek adına dava dışı şirketin ticari kayıt ve belgelerini getirttik. Çek koçanları ve listesinde dava konusu çeklerle beraber bir kısım çeklerin olmadığı tespit ettik. Bu çeklerin muhasebe kayıtlarına da işlenmediğini gördük. Bu hususu ... Bey'in kendisine sorduk. ... bey bahse konu çekleri davalı ...'ye otel yeri ile alakalı verdiğini söyledi. ...'nin ekonomik olarak yaşadığı sorunlar nedeniyle oteli kendisine devrettiğini kendisinin de bunun karşılığında dava konusu çekleri verdiğini söylemiştir ve otel arsasına ...'ye devredeceğini dava konusu çekleri de getireceğini söyledi ancak bu beyanının ertesi günü otel arsasını 3. Kişi konumunda olan ...'a devrettiğini bize söyledi. Bizde neden böyle bir şey yaptığını sorduğumuzda borcuna karşılık olarak arsayı bu kişiye devretmek zorunda kaldığını söyledi ve çekleri de getirmedi. Bu çeklerin kesildiğinden ... tahkim yargılaması sırasında haberdar olmuştur," şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı Tanığı ... beyanında;" ben dava dışı ... firmasının eski ortaklarındanım, bu sebeple şirket hisselerini devralan ...'ü tanırım, ... dolayısıyla da ... ile tanıştım. ... bana ...'nin ... de yapacağı fabrikanın kaba işlerini benim adıma alabileceğini söyledi, bu şekilde ... ile de tanıştık, tarihini tam hatırlamadığım 2016-2017 yıllarında ...'ün oğlu... beni arayarak ... ile babası arasındaki otel devri ve karşılığında vermiş oldukları çekler ile ilgili sıkıntı yaşadıklarını, ...'nin bahse konu çeklerin takibe koyma noktasında kendilerini sıkıştırdığını söyledi ve ben de ... ile konuşarak bahse konu çeklerin bankaya ibraz edilmemesi konusunda rica da bulundu. Ben de bunun üzerine ...'yi arayarak durumu kendisine ilettim, çeklerin bankaya ibrazı halinde ...'ün sıkıntıya düşeceğini söyledim, bunun üzerine ... ile ... bir araya gelip eski çekler ile yeni çekleri değiştirdiler, daha sonra bana ... yeni çekleri aldığını ve karşılığında da belge aldığını söyledi dedi. Aradan 7-8 sene geçtiği için bahse konu 06-11-2017 tarihli çek teslim tesellüm belgesi imzalanırken benim orda olup olmadığımı tam hatırlamıyorum, ancak yukarıda da bahsettiğim gibi taraflar kendisi de bana bu belgeyi düzenlediklerini söylemişlerdir dedi. Beyanı okundu, imzası alındı.." şeklinde beyanda bulunmuştur.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

Somut olayda, davaya konu çek fotokopilerinden; keşidecinin .... A.Ş., lehtarın ... olduğu, ... tarafından, ... ve ... A.Ş. Aleyhine 30.10.2019 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, taraflar arasında temel ilişki bulunması nedeniyle belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edilerek ve ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu kabul edilerek yargılama yapıldığı, çekin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olması nedeniyle her türlü delille ispatının mümkün olduğu, bunun için tanık dinlenmesinin de mümkün olduğu, Mahkemece bu kapsamda tanıkların dinlendiği, Davalı tarafın, davacının isteği üzerine oğlu... adına oteli devrettiği çeklerin bu nedenle verildiğini ispatla yükümlü olduğu, ıslak imzalı aslı sunulan 06.11.2017 tarihli çek teslim ve tesellüm başlıklı el yazılı ve tarafların imzasını taşıyan evrak da; dava konusu çeklerin davalıya "borcun karşılığı olarak" verildiği ibaresinin yer aldığı ve davacı tarafından isticvap beyanında bu belgedeki yazı ve imzaların kendi eli ürünü olduğu kabul edildiği, tapu kayıtları uyarınca söz konusu otelin 06/02/2012 tarihinde davacının oğlu...'e devir edildiği, akabinde banka tarafından konulan ipoteğin terkin edildiği, tüm bu belgelere göre davalının çekleri borca karşılık aldığının ispatlandığı, Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/422 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları sonucunda davacının dava konusu çekleri kullanmadığı tespitinin iş bu dosya kapsamında değerlendirilmesi gerekli olmadığı, davacının çek nedeniyle borçlu bulunduğuna yönelik Mahkeme kabulünde aykırılık bulunmadığından davacının istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/.... tarih ve 2025/.... E., 2025/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/345, K. 2026/899, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-345-e-2026-899-k-5f3b8fb3cc47