Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6489 E. 2026/2324 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6489
Karar No
2026/2324
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/240 E., 2024/2233 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/340 E., 2022/340 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesi 1 01... ve 6 sayılı parseller ile yol arasında kalan 2150 m² alanlı yerin müvekkiline ait olduğunu ve eklemeli zilyetlikler ile beraber 50 yıldan fazla bir süredir içerisinde muhtelif cinslerde meyve ağaçları yetiştirildiğini, bahçe olarak müvekkilinin zilyet ve tasarrufu altında kullanıldığını, dava konusu yerin orman sınırları içerisinde kalmış ise de bu tespitin dava konusu yerin gerçek durumunu doğru yansıtmadığını, dava konusu yerin bir tarafında özel mülk olan 1 01... ve 6 parsel sayılı taşınmazlar ile yolun bulunduğunu, içerisinde muhtelif cinslerde meyve ağaçlarının yetiştirildiğini ve orman vasfı bulunmayan bir yer olduğunu ileri sürerek, dava konusu alanın orman vasfını kaybettiğinden, 21 29... parselden ifraz edilmesine ve bu yerin bahçe vasfı müvekkilinin kullanımında olduğunun tespit edilerek beyanlar hanesinin bu şekilde değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İdaresi cevap dilekçesinde; dava konusu olan talebin haksız, usul ve kanuna aykırı olduğu davanın reddinin gerektiğini, öncelikle davacının bir talebi var ise bunu kadastro aşamasında itiraz ve dava yolu ile sürülmesi gerektiğini, dava konusu yeri kullanılmasının, vergisinin ödenmesinin, davacıyı hak sahibi yapmayacağını ve Hazine arazileri zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın Hazine tescilli taşınmaz olduğunu, olağanüstü zamanaşımı ile taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığı kanaatinde olduklarını, davaya konu taşınmazın nizasız fasılasız kullanılmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesindeki diğer bütün şartların da oluşmadığını, davacının kanun maddesinde belirtildiği süre içinde itiraz etmediğini ve dava açmadığı gerekli sürelerde zilyetliği bulundurmadığını, ormanların 2709 sayılı Anayasa'nın 169. maddesi ile güvence altına aldığını, Devlet ormanlarına ve Devlet ormanı sayıları yerlere ait her çeşit işlerin genel müdürlüklerince yapılacağının 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 6. maddesi ile hüküm altına alındığını, mülkiyeti Hazineye ait olmakla birlikte Anayasanın teminatı altında olduğunu, korunmasının, işletilmesinin ve muhafazasının kanunlar gereği idarelerine ait olan ormanların mülkiyetinin devrolunamayacağını, zamanaşımıyla mülk edinilemeyeceğini, dolayısıyla hak sahipliliği iddiasının 2709 sayılı Anayasa'nın ve 6831 sayılı Kanun'un karşısında mümkün olmayacağını ileri sürerek, davanın husumet ve esas açısından reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Mahallesinde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Orman Kanun'u kapsamında 1939 yılında yapıldığı ve 198.989,44 m² yüzölçümüyle ... Devlet ormanı (3) olarak tescil edildiği, 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) kapsamında yapılan orman sınırı dışına çıkarma ve uygulama çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın Devlet ormanı içerisinde kaldığı, daha önce hiçbir şekilde 6831 sayılı Kanun'un 1744, 2896, 33 02... sayılı değişik Kanun'lara göre 2/B maddesi uygulamalarına konu olmadığı ve ... Devlet ormanı tahdit sınırları içerisinde kaldığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile orman alanında kalan taşınmazın, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman vasfının kaybı nedeni ile orman dışına çıkarma yetkisinin Orman Kadastro Komisyonlarına tanındığına, orman vasfında bulunan bir taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması ve 2/B alanlarında kullanım kadastrosu yapılması işleminin idari bir tasarruf olup, bu konuda Mahkemeye idareyi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağını, yine davacı ... vekilinin taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı olarak müvekkilin isminin yazılması talebin bakımından ise bu talebin ancak 2/B olarak orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazların, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4 maddesine göre kullanım kadastrosuna tabi kılınmasından sonraki aşamada değerlendirilebilecek bir talep olduğunu, taşınmazın öncelikle 2/B vasfıyla orman sınırları dışına çıkartılmasına bağlı olduğundan, ayrıca taşınmazın bulunduğu mahalde 3302 sayılı Kanun'a göre 2/B ye çıkarma işlemlerinin 19.04.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği ve taşınmazın bu çalışmada dahi orman içinde kalmaya devam ettiği belirlendiğinden İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu alanın 21 29... parselden ifraz edilerek bahçe vasfına sahip olduğunu ve kullanıcısının müvekkili olduğunun tespit edilmesi gerekirken bu çalışmanın yapılmamasına yönelik kadastro işlemine itiraz ettiklerini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince taşınmazın orman sınırları dışında çıkarılması gereken bir yer olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince bu yönde araştırma yapılmadığını, dinlenen tanık beyanlarına göre taşınmazın müvekkillerinin kullanıma başladığı zamandan itibaren orman olmadığını, bu nedenle 2/B çalışmaları kapsamında orman sınırları dışına çıkarılması gereken yerlerden olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, orman sınırları içinde kalan taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulamasına konu edilmesi talebine ilişkindir Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6489, K. 2026/2324, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6489-e-2026-2324-k-670ea8011661