Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5036 E. 2026/2622 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5036
Karar No
2026/2622
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1359 E., 2024/835 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kargı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/39 E., 2023/106 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında 124 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca orman kadastro ve 2/B çalışmaları 11.09.2004 tarihli yazı ile başlamış, 04.10.2004 tarihli iş bitirme ve 25.04.2006 tarihli Şekli ve Hukuki Noksanlıkları Düzeltme Tutanağı ile sonuçlandırılmış, 11.05.2006 tarihinde ilan edilmiş olup, 1 01... parsel sayılı 41.694.326,53 m² yüzölçümünde taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... mevkinde bulunan 2 40... parsel olan ve hala da ekilip biçilen taşınmazın Hazine adına kayıtlı olan 1 01... parsel numaralı orman parseli içinde bırakılan kısmının kendilerine ait olduğunu, orman parseli içerisinde bırakılan kısmının kendilerine ait kısma eklenerek hissedarlar adına hisseleri oranında tapuya tescilinin yapılmasını talep etmiş; bilahare, 22.06.2018 tarihli açıklama dilekçesi ile de davanın tapu iptali ve tescil davası olmadığı kadastro tespitindeki tespit tutanağında zeminde işaretlenen yerlere uygunsuz olarak tersim edilmiş olan aplikasyon haritasının kadastro tespit tutanağına uygun hale getirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; orman kadastrosu tarafından yapılan kadastro kesinleşmesinin ve söz konusu uyumsuzluğun üzerinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, bu sebeple de davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tarla ile ilgili olarak da dava süresi geçtiğinden davanın öncelikle esas girmeden reddinin gerektiğini, davanın tam anlamıyla tapu iptali ve tescil davası olduğunu, davacının aksi yöndeki iddialarının ise hak düşürücü süre itirazından kurtulmaya yönelik bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli ve 2017/112 Esas, 2019/33 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile dava konusu yere ait 15.09.2004 tarihli ve 5 numaralı orman kadastro tutanağının 24... sayfasında belirtilen 1 34... numaralı orman sınır noktasının tutanağa uygun olarak 16.10.2018 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (E) harfiyle gösterilen ve 9.004,57 m²lik alanın paftasındaki OS124 numaralı noktanın fen bilirkişisi raporunda bunun noktanın batısında gösterilen OS124 olarak düzeltilmesine OS135 numaralı noktasının fen bilirkişsi raporunda bunun noktanın batısında gösterilen OS135 olarak düzeltilmesine yine OS135 numaralı noktanın fen bilirkişisi raporunda bunun noktasın batısında gösterilen OS135 olarak düzeltilmesine karar verilmiş, davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2019 tarihli ve 2019/689 Esas, 2019/1039 Karar sayılı ve karar sayılı kararı ile davalı ... İdaresi ile Hazine arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu ve bu nedenle Hazinenin de davada taraf olması gerektiği gözetilmeden ve Hazine davaya dâhil edilmeksizin işin esası hakkında karar verilmesinin isabetsiz olduğu, Hazinenin davaya dahil edilmesinden sonra yeniden keşif icra edilerek taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 11. maddesinin 10. fıkrası gereğince yapılan çalışma ve haritalarına göre konumunun tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a.4. maddesi gereği kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma ilamı sonrası İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2020 tarihli ve 2019/74 Esas, 2020/78 Karar sayılı kararı ile keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu yerin eskiden beri sınırlarının değişmediğini beyan ettikleri, orman mühendisi bilirkişisinin hazırlamış olduğu 14.08.2020 havale tarihli raporda dava konusu yer olan (E) harfiyle gösterilen kısma ilişkin olarak eski tarihli memleket haritalarının analizi ile (E) harfiyle gösterilen yerin orman olmayan sahalarda kaldığının belirtildiği, sunulan bilirkişi raporlarının istinaf kaldırma ilamında belirtilen hususlar dikkate alınarak düzenlendiği, bilirkişi raporlarında tespit edilen hususlar ve yapılan tespitlerle mahalli bilirkişi beyanlarının doğrulanıyor olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile dava konusu yere ait 15.09.2004 tarihli ve 5 numaralı orman kadastro tutanağının 24... . sayfasında belirtilen OS124 numaralı orman sınır noktasının 28.07.2020 havale tarihli fen bilirkişi raporunda gösterilen OS124 yeni, OS135 numaralı orman sınır noktasının OS135 yeni noktası olarak düzeltilmesine, orman sınırının ise 28.07.2020 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda yeşil renk ile belirlenen çizgiyi takiben K10- OS 124 yeni- OS 135 yeni- K11-K12-K13-K1 hattı olarak değiştirilerek düzeltilmesine karar verilmiş; davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2021/36 Esas, 2021/469 Karar sayılı ve sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince yöredeki orman tahdidi ve 2/B madde uygulama çalışmalarına ilişkin orijinal renkli orman tahdit haritalarının dosyaya getirtilmediği gibi bilirkişilerce hazırlanan raporda da kesinleşen orman ve 2/B madde uygulama çalışmaları ile 6292 sayılı Kanun'a göre fennî hataların düzeltilmesi çalışması arasında uyumsuzluk bulunup bulunmadığı, uyumsuzluk var ise, uyumsuzluğun nedenleri ile aplikasyon ve fennî hata düzeltme çalışmalarının kanun ve yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığı denetime olanak verecek şekilde açıklanmadığı, bundan başka yapılan keşifte çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman sınır noktalarının tespit edilmediği, uzman bilirkişiler tarafından zeminde orman sınır noktaları bulunmuşsa dahi bu hususun da keşif tutanağına yansıtılmadığı, ayrıca orman kadastro tutanakları, orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası uygulanarak orman kadastro tutanaklarının da bu yolla desteklenmediği gibi taşınmazın orman kadastro çalışmasındaki konumu ile 6292 sayılı Kanun'a göre yapılan çalışmadaki konumunun alınan bilirkişi raporlarında gösterilmediği eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle, davalı ... İdaresi vekili ile Hazine temsilcisinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.6. maddesi gereği kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yeniden yapılan keşifte değişik açı ve uzaklıklardaki en az 12 adet orman sınır noktasının bulunduğu, düzeltme çalışmasına ait tutanak ve haritalarının incelendiği, 6831 sayılı orman kadastrosu ve 2/B kadastrosunun birlikte yapıldığı 2009 yılında kesinleştiği, dava konusu alanda 2 ayrı orman kadastrosu sınırı bulunmadığı, davacının 17.11.2014 tarihinde Orman İdaresine vermiş olduğu dilekçede itirazın uygun bulunmadığı, ilk orman kadastro haritasıyla 2/B uygulama haritasının aynı anda yapıldığı ve dava konusu alanın dışında 221 adada ...ın parselinde yapılan düzeltme işlemi sonucu oluşan sınırın dava konusu 2 40... numaralı parselin sınırını etkilemediği, ayrıca dava konusu 2 40... numaralı parselde 6292 sayılı Kanun'a göre herhangi bir düzeltme işlemi yapılmadığının tespit edildiği, buna göre 221 adada ...ın parselinde yapılan düzeltme işlemi sonucu oluşan sınırın dava konusu 2 40... numaralı parselin sınırını etkilemediği, ayrıca dava konusu 2 40... numaralı parselde 6292 sayılı Kanun'a göre herhangi bir düzeltme işlemi yapılmadığı, kesinleşen orman ve 2/B madde uygulama çalışmaları ile 6292 sayılı Kanun'a göre fennî hataların düzeltilmesi çalışması arasında uyumsuzluk bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda 2004 yılında yapılmış olan orman kadastrosunun 11.11.2006 tarihinde kesinleşmiş olduğu ve buna göre dava konusu taşınmaz bölümünün orman sınırları içerisinde bırakılmış olduğu, 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 10. bendine göre yapılan aplikasyon çalışmasında çekişmeli taşınmaz bölümünde herhangi bir düzeltme ve değişiklik yapılmadığının İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif neticesinde hükme esas alınan orman bilirkişi heyeti raporu neticesinde tespit edildiği, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1. maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; asıl dava konusunun kadastro tespitine ve tespit tutanağına aykırı olarak tersim edilmiş aplikasyon haritasının kadastro tespit tutanağına uygun hale getirilmesine ilişkin olduğunu, dava konusu taşınmazda 6292 sayılı Kanun'a göre bir düzeltim işlemi yapıldığı iddiasında da bulunmadığını, Orman Kadastro Komisyonunca oluşturulan 1 02... parsel numaralı orman arazisinde pafta ve zemin uyumsuzluğu bulunması sebebiyle hisseli olarak maliki olduğu 2 40... parselin bir kısmının orman alanı olarak Hazine adına tescil edildiğini, orman alanı olan 1 01... parselin bir kısmının ise kendi adına ve diğer hissedarlar adına tescil edildiğini, gerçekleştirilen her üç İlk Derece Mahkemesi yargılamasında da iddialarının destekler nitelikle bilirkişi raporları tanzim edildiğini, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tarafın dava konusu ettiği yerin kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5036, K. 2026/2622, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5036-e-2026-2622-k-c366f8353445