Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5627 E. 2026/4224 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5627
Karar No
2026/4224
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2130 E., 2025/1479 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/326 E., 2023/618 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat.....ile davalı vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurum tarafından müvekkili hastaneye 10.06.2022 tarihinde tebliğ edilen Sayıştay 2021 Taslak Denetim Raporu konulu E-10448831-742.06-46898499 sayılı yazıyla, Hastanede görev yapan doktorların yurt dışında oldukları tarihlerde işlem faturalandırdıkları iddiasıyla yapılan işlemler için 1.220.078,93 TL ile reçete işlemleri için 1.078,53 TL olmak üzere toplam 1.221.157,46 TL kamu zararı oluştuğu gerekçesi ile cezai işlem uygulandığını, işbu kesintinin haksız olduğunu ileri sürerek, işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında kesinti yapıldığından bahisle, dava konusu bedelin avans faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuat hükümlerine uygun olarak yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye dayanılarak cezai şartın uygulandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan 31.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, tüm hastalar ve işlemlerin, yurt dışına çıkışı tespitli ilgili müdavi hekimleri adına yapılan kodlama ile değerlendirildiği, hekim yokluğunda hasta adına yazılan tüm ilaç reçetesi düzenlemelerinin hatalı olduğu, ilaç reçetesinin bizzat hekimin kendisi tarafından düzenlenmesi gerektiği, bu nedenle davalı Kurum tarafından yapılan 1.078,53 TL kesintinin yerinde bulunduğu, hekim yokluğunda adına muayene kaydı işleminin hatalı bir işlem olduğu, 8 hastanın Dr. A.B., 1 hastanın Dr. M.E.D. adına kaydedildiği, listede mevcut diğer tüm işlemlerin bizzat müdavi hekim tarafından yapılması zorunlu olan işlemler olmadığı, hatta büyük çoğunluğunun da müdavi hekim tarafından yapılamayacağı, sadece yetkili sağlık personellerince hekim gözetimi veya hekim denetimi veya hekim sorumluluğunda yapılması gerekli işlemlerden olduğu, bu nedenle bu işlemler için yapılan kesinti işleminin yersiz bir işlem olduğu, yapılan 1.078,53 TL'nin reçete bedeli ve 9 (dokuz) hasta muayene bedeli olan 322,92 TL kesintinin yerinde olduğu, 1.219.756,01 TL kesinti işleminin ise yersiz kesinti olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 1.219.756,01 TL'nin 10.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda taraflar arasında yapılmış olan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (9.3) maddesine göre; davacı tarafın SUT hükümlerine aykırı davranarak Kurumdan tahsil ettiği sağlık hizmeti bedellerini davalıya iade etmesi gerekeceği, her ne kadar uyuşmazlığa konu hastaların bir sağlık hizmeti sunucusunda tedavi olmaları halinde Kurumca ödeme yapılması gerektiği ve davacının hastalara gerçekten hizmet sunmuş ise de, davacının bilerek kurum mevzuatını ihlal etmesine izin verilmesinin hukuksal güvenceyi ortadan kaldıracak nitelikte bulunduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi, kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bilirkişi raporunda kesintinin yersiz olduğunun tespit edildiğini, hekimlerin izinli olduğu süre zarfında hasta kabulü yapmadıklarını, daha önceden muayenesi yapılıp tedavisine başlanan hastaların yardımcı sağlık personelinin katkısı ve aynı branşta farklı bir doktorun gözetiminde hasta tedavilerine devam edildiğini, bu kapsamda hastalara verilen sağlık hizmetinin devamlılığının sağlandığını, hasta mağduriyetinin önüne geçilmesi için gerekli tüm önlemlerin alınarak tedavilerin tamamlandığını, ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı kurum tarafından tesis edilen işlemlerin iptali, borçlu olunmadığının tespiti ile yapılan kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. Eldeki davada, taraflar arasında düzenlenen Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin (Sözleşme) (9.3) maddesine aykırılıktan dolayı, dava dışı hekimlerin yurt dışında bulundukları tarihlerde hasta kabulü ve tedavi işlemlerine devam ettikleri gerekçesiyle, davalı Kurum tarafından davacı ... aleyhine ceza işlemi tesis edilmiştir. Sözleşmenin (9.3) maddesi;“SHS, Kurumla sözleşme yaptığı branşlarda/sağlık hizmetlerinde görev yapan hekimlerin geçici (izin, rapor, eğitim vs.) veya sürekli ayrılmaları halinde bu kişileri ayrılış tarihleri itibariyle MEDULA’da pasif hale getirir. MEDULA’ da pasif hale getirilmeyen hekimler tarafından sunulan hizmet bedelleri ödenmez. Sürekli ayrılanlar 5 (beş) iş günü içinde Kuruma bildirilir. Sağlık personelinin MEDULA Sisteminde pasif hale getirilmediğinin tespiti halinde pasif hale getirilmeyen ve/veya Kurum ilgili birimine bildirilmeyen her bir sağlık personeli için 5.000 TL ceza koşulu uygulanır ve tespit edilen fiil açıkça belirtilmek suretiyle SHS’ye tebliğ edilir" hükmünü içermektedir. Dava konusu olayla ilgili, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Müdürlüğünün 05.03.2024 tarihli ve 238218346 sayı ve "Hasta Takip ve Tedavi İşlemleri Görüş Talebi" konulu görüş yazısında; "...Sayıştay tespitlerine dayalı olarak, yurtdışına çıkan hekim izinlerinin bildirilmemesi ve bu hekimler üzerinden gerçekleştirilen işlemler hakkında gerçeğe aykırı fatura düzenlenmesi gerekçeleri ile özel sağlık kuruluşlarına kesintiler uygulandığı bildirilerek, Kurumunuz ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği arasında yapılan görüşmelere istinaden Bakanlık değerlendirmemiz talep edilmektedir. Hasta yararı ve tedavi işlemlerinin aksatılmaması bakımından, yılda 30 günü geçmemek kaydıyla; yıllık izinli oldukları süre içerisinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimleri tarafından tedavisi planlanmış, düzenlenmiş ve tedavi/rehabilitasyon aşamasındaki hastaların; gelişen teknolojilerle görüntü ve bulgulara uzaktan erişilmesinin mümkün olması sebebiyle Radyoloji ve Laboratuvar branşları hekimleri tarafından işlemleri başlatılan hastaların süreçlerinin devam edebileceği değerlendirilmiş, Yoğun Bakımda yatan hastaların, bu branşın bağlı ana dalları olan Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Genel Cerrahi, Göğüs Hastalıkları, İç Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Nöroloji, Acil Tıp branşlarından bir uzman hekime devredilmek suretiyle tedavi ve takibine devam edilebileceği mütalaa edilmiştir." şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca Medula sisteminde güncelleme yapıldığı, tetkiki isteyen hekimin izinli olması durumunda onun tescil numarası yanında tetkiki isteyen doktorun da tescil numarasının sisteme kaydedildiği, böylece sağlık hizmetinin kesintisiz devamının sağlandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre; sadece reçete yazmak ve muayene etmek için hekimin bulunması gerektiği, bunun dışında radyoloji, laboratuvar tetkikleri, fizyoterapi vb. tedavi işlemlerinde bizzat hekimin bulunmasına gerek bulunmadığı açıktır. Diğer bir anlatımla; hekim tarafından bizzat yapılması gerekmeyen tedavi işlemlerinin, bu tedaviyi planlayan hekimin yokluğunda sağlık hizmeti sunucusu tarafından verilmiş olması, sözleşmeye ve eki sayılan SUT hükümlerine aykırılık teşkil etmeyecektir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; ilaç reçetesinin ve muayene işleminin bizzat hekimin kendisi tarafından yapılması gerektiği, bu hususlara ilişkin 1.078,53TL reçete bedeli ile muayene bedeli olan 322,92 TL kesintisinin yerinde olduğu gözetilerek, davanın kısmen kabulüne, 1.219.756,01 TL alacağın avans faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5627, K. 2026/4224, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5627-e-2026-4224-k-97644cac8c40