Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2566 E. 2026/3781 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2566
- Karar No
- 2026/3781
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1839 E., 2024/2689 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/51 E., 2023/126 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; .... Genel Müdürlüğü kadrosunda görevli yetiştirilmek üzere yurt dışı eğitimine gönderilen ve ABD’de doktora eğitimini süresinde tamamlamadan yurda dönen davalı için eğitim süresinde 183.482,29 ABD doları ve 2.777,76 TL masraf yapıldığını, davalının kurumu zarara uğrattığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, toplam 533.637,89 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; yetki itirazında bulunduğunu, taahhüdün yalnızca master eğitimi için verildiğini,müvekkilinin halen mecburi hizmetini ifa etmek sureti ile zaten yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bununla beraber nakdi ödeme yapmasının açıkça sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceğini, davacı tarafından talep edilen faiz başlangıç tarihinin ve faiz başlangıç türünün kabulünün mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının dava açıldıktan sonra 16... tarihinde doktor unvanını aldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne; 183.482,29 USD'nin ödeme günündeki USD yurt dışı eğitim alacağının, temerrütün gerçekleştiği 5 Ocak 2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli döviz mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranıyla davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2.776,76 TL kişi borcunun temerrütün gerçekleştiği 05.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 657 sayılı Kanunun Ek 34. maddesinde ve yüklenme senedinde döviz ve TL cinsinden masraflara ilişkin faiz düzenlemesinin bulunmadığı, hükmedilen alacağa ilişkin faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi açısından genel hükümlerin uygulanması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, haksız çıkan taraftan alınacak harcın hesaplanmasında döviz cinsinden olan alacaklar yönünden dava tarihindeki (28.10.2015) USD'nin Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden (2,9246 TL) Türk Lirası karşılığının tespiti ile bulunacak rakam üzerinden harç tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden davanın kabulüne, 183.482,29 USD'nin temerrütün gerçekleştiği 5 Ocak 2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli döviz mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranıyla davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2.776,76 TL kişi borcunun 05.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmulardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili;183.482,29 USD ve 2.776,76 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanarak tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, dava konusu kamu zararlarına ilişkin faiz başlangıç tarihi olarak, paranın ödendiği (borcun doğuş tarihi olan) 15.08.2006 veya bilirkişi raporunda belirtilen 13.08.2010 tarihinin esas alınması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; kararın gerekçesiz olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, 5234 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 17.09.2004 tarihli değişiklikle Yönetmelikle belirlenen başarısızlık ve geri çağırılma hallerinde ödettirileceğini düzenlediğini, Yönetmeliğin başarısızlık hali ile geri çağırılmayı aynı anda aradığını, müvekkili hakkında geri çağırılma kararı mevcut olmadığını, Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile belirlenmeyen bir hususta personelinden taahhüt alınmakla yasal boşluğun dolduramayacağını, yapılan taahhüdün geçersiz olduğunu, dava açıldıktan sonra müvekkilin dosyaya diplomasını sunduğunu, borcunu ifa etmesi nedeni ile davanın konusuz kalmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yurt dışına eğitim için gönderilen davalı personelin eğitimini tamamlayamadığı iddiasıyla yapılan eğitim giderlerinin istirdadı istemine ilişkindir. 1.Somut olayda; davalının, 17.07.2026 tarihli Bakan oluru ile yurt dışı eğitimi amacıyla 15.08.2006- 14.08.2009 tarihleri arasında 3 yıl süreyle ABD'ye gönderildiği, davacı idare ile davalı ve kefilleri arasında yüklenme senedi ve müteselsil kefalet senedinin düzenlendiği, Bakanlık oluru ile eğitim süresinin 14.08.2010 tarihine kadar uzatıldığı, 16.09.2010 tarihinde göreve başladığı, 07.07.2014 tarihli yazı ile eksik belgelerini 15.08.2014 tarihine kadar tamamlaması istenildiği, diplomasını sunamadığından kamu zararının tahsilinin istendiği, dava açıldıktan sonra davalının 16.01.2017 tarihinde doktor unvanını aldığı, yine dava açıldıktan sonra 670 sayılı KHK'nın 2. maddesi uyarınca polislik mesleğinden 15.09.2016 tarihinde ihraç edildiği, dosya kapsamı ile sabittir. 29.10.2016 tarihinde yürürlüğe giren 675 sayılı KHK'nın peşin ödenen aylıklar ve mecburi hizmet başlıklı 10. maddesi; "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler ile doğrudan veya anılan kanun hükmünde kararnamelerde öngörülen usuller çerçevesinde meslekten, kamu görevinden veya ilgili kurumların teşkilatından çıkarılanlar ile 15/8/2016 tarihli ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi uyarınca öğrencilikle ilişikleri kesilenlerin; a) Çıkarıldıkları veya öğrencilikle ilişiklerinin kesildiği aya ilişkin olarak peşin ödenen mali ve sosyal haklarının çıkarılma tarihinden sonraki günlere tekabül eden kısımları geri alınmaz. b) Mecburi hizmet yükümlülükleri ve mecburi hizmete bağlı borç yükümlülükleri ortadan kalkar, buna ilişkin dava ve borç takibi işlemlerine son verilir. Bunlardan alınmış olan yüklenme senetleri ve muteber imzalı müteselsil kefalet senetlerinde yazılı olan tutarlar, ilgili kamu personelinden yahut kefillerinden talep ve tahsil edilmez. (2) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamındaki mali ve sosyal haklardan bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihe kadar tahsil edilmiş olan tutarlar geri ödenmez. (3) Bu madde kapsamında sonlandırılan davalarda vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmez, hükmedilenler tahsil edilmez.." şeklindedir. 675 sayılı KHK'nın 10. maddesi 06.02.2018 tarihli ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 08.03.2018 tarihli ve 30354 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonucu aynen kanunlaşmıştır. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davalının dava devam ederken kamu görevinden çıkarılması nedeniyle 675 sayılı KHK'nın 10. maddesinin somut olaya etkisinin değerlendirilmesi, borcun devam edip etmediğinin tartışılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bozma sebebine göre, 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.