Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4675 E. 2026/2367 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4675
- Karar No
- 2026/2367
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/276 E., 2024/772 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/188 E., 2022/727 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesinde bulunanın 1778 parsel sayılı 14.000 metrekare yüzölçümlü tarla niteliğindeki taşınmaz, 05.06.1990 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş, 31.07.2002 tarihinde bedelsiz devir nedeniyle ...Müdürlüğü adına, 08.02.2005 tarihinde tashih nedeniyle...İdaresi (...) adına ve 18.05.2009 tarihinde satış nedeniyle davalılar ..., ... ve ... adlarına tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; 1778 parsel sayılı 2/B niteliğindeki dava konusu taşınmazda müvekkilinin harici satış sözleşmesi ile 217 metrekare yer satın aldığını ve zilyetliğinin eklemeli zilyetlikle 30-50 sene arasında olduğunu, ancak taşınmazın 05.06.1990 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, 31.07.2002 tarihinde Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne bedelsiz devredilerek tescil edildiğini, ...Müdürlüğünün kapatılması sonucu varlığının ...'ye devredildiğini, kamu kurumlarının taşınmazı üçüncü kişilere ihale yolu ile sattığını, yapılan ihalenin, şartnamenin usulsüz olduğunu, ilanların usulüne uygun yapılmadığını, taşınmazın tapu işlem dosyası kapsamına göre evveliyatının 2/B parseli olduğunu, 22.01.2002 tarihinde alınan...Kurul Kararı doğrultusunda konut amaçlı arsa üretim alanı olarak tespit edildiğini, işbu satışın kamu aleyhine mülkiyetin el değiştirmesi mahiyetinde olduğunu, 5831 sayılı ve 15.01.2009 tarihli Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanun'un ek madde ve diğer maddeleri gereğince orman vasfını kaybetmiş arazilerin ilgililerine satışına ilişkin ön düzenlemeler yapan yasanın yürürlüğe girdiğini, 6831 sayılı Orman Kanunu’nunda belirtilen 2/B vasfında bulunan yerlerin öncelikli olarak kullanıcılarına satılması gerektiğini ileri sürerek, tescilinin iptali ile dava konusu taşınmazın öncelikle Hazine adına tapuya tesciline, bu talep yerinde görülmediği takdirde ... Başkanlığı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ...Müdürlüğü adına tahsisli iken bu kurumun kapatılması sonucu ... adına tescil edildiğini, sonrasında usul ve yasaya uygun açık artırma yöntemiyle diğer davalılar adına satış işlemi yapıldığını, davacının hak sahibi olmayıp taşınmazda işgalci olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davalı idarenin iyi niyetli olduğunu, hileli satış iddiasının gerçek dışı olduğunu ve davacı tarafın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. 2. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içinde açılmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını davacı aleyhine Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/413 Esas sayılı dosyası ile müdahalenin meni davası açıldığını, davacının işbu davayı açmaktaki maksadının aleyhine açılan davayı uzatmak mahiyetinde olduğunu ve davacının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava, idari işlemin iptaline dayalı yolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Hukukumuzda tescil illi (sebebe bağlı) bir tasarruf işlemidir. Bu nedenle tescilin ayni bir hüküm ve sonuç doğurabilmesi için geçerli bir hukuki sebebe dayanması gerekir. Bu hukuki sebep, sağlararası bir hukuki işlem (örneğin satım sözleşmesi gibi), ölüme bağlı bir hukuki işlem (örneğin belirli mal vasiyeti gibi), kamu hukukundan kaynaklanan bir hukuki işlem (örneğin mahkeme kararı, kamulaştırma gibi) veya hukuki bir olay (örneğin işgal, miras gibi) olabilir. Çünkü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1024/2. maddesine göre, “Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” Düzenlemeye göre, geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan tescil yapılmış veya başlangıçta geçerli sebebe dayalı bir tescil olmasına rağmen sonradan geçersiz hale gelmiş ve bu şekli ile gerçek hak durumuna uymayan bir durum oluşmuşsa "yolsuz tescil" söz konusudur. Öte yandan, 4721 sayılı Kanun'un 1015. maddesine göre, “Tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukuki sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır.” Tapu kütüğündeki tescil veya terkin işlemleri geçerli bir hukuki nedene dayanmıyorsa veya 4721 sayılı Kanun'un 1015. maddesindeki düzenlemeye gereği istemde bulunan gerçek hak sahibi değilse veyahut tescil dışı kazanma halleri söz konusu olup da, tapu kütüğüne açıklayıcı tescil yapılmamışsa gerçek hak sahipliği ile tapu sicili birbirine uymaz ve tapu sicili yolsuzlaşır. Yolsuz tescil en yalın anlatımı ile gerçek hak durumunu yansıtmayan tescildir. Geçerli bir hukuki sebepten yoksun ya da sakat olan tescil baştan itibaren yolsuz tescildir. Mahkememizce dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı ile resmi senet dosya içerisine getirtilmiştir. Tapu kaydının yapılan incelenmesinden; taşınmazın 14.000,00 m² ve tarla vasfında olduğu, 08.02.2005 tarihinde tahsis ile ... adına tescil edildiği, 18.05.2008 tarihinde 1/4 hissesinin 137.500,00 TL bedelle ...'ya, 1/4 hissesinin aynı bedelle ...'ya ve 2/4 hissesinin 275.000,00 TL bedelle ...'na satıldığı ve adlarına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalı ..., taşınmazın satışına ilişkin ihale şartnamesini ve eklerini dosya içerisine sunmuştur. İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 2011/571 Esas ve 2011/1091 Karar sayılı ilamından; davacıların ... ve arkadaşları, davalının ..., dava konusunun ... ilçesi 1778 sayılı parsel için 22.08.2006 tarihinde yapılan ihale işleminin iptali olduğu, dava sonunda mahkemenin davanın ehliyet yönünden reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Danıştay 13. Dairesi 2011/4449 Esas ve 2012/1639 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar vermiş, İstanbul 8. İdare Mahkemesi 2013/1019 Esas ve 2015/1195 Karar sayılı ilamı ile 1778 sayılı parsel için 22.08.2006 tarihinde yapılan ihalenin mevzuata uygun olması nedeniyle açılan davanın esastan reddine karar vermiştir. Danıştay 13. Dairesi 2015/5681 Esas ve 2019/1215 Karar sayılı ilamı ile, kararın onanmasına karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere karar vermiştir. Bu şekli ile; dava konusu taşınmazın tahsis ile davalı ... adına 08.02.2005 tarihinde tescil edildiği, taşınmaz için 22.08.2006 tarihinde ihale yapıldığı, taşınmazın hisseli olarak bu ihale sonucu davalılar ..., ... ve ... adına 18.05.2008 tarihinde tescil edildiği, davacının ihalenin iptali için İstanbul 8. İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay incelemesi sonucunda kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizce mahallinde keşif icra edilmiş; keşif sonucu dosyaya ibraz edilen 23.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 146.000,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmış ve eksik harç davacı tarafça ikmal edilmiştir. Davacı, davasını bu taşınmazda zilyet olması ve taşınmazın öncesinin Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılan taşınmazın, öncelikle kendisine satışı yapılması gerektiği gerçekçesi ile ... adına tescili talebi ile açmıştır. Tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmazın ihale ile gerçek kişi davalılara satıldığı, ihalenin iptali için açılan davanın İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 2013/1019 Esas, 2015/1195 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, kararın Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu halde idarenin işlemi iptal edilmeden adli yargı yerinde açılan bu davanın görülmesinin mümkün olmadığı, (emsal İstanbul Bam 6. Hukuk Dairesinin 2021/1 28... /610 kararı) Mahkemenin idare yerine geçerek idareyi satış yapmaya icbar edemeyeceği, usulüne uygun düzenlenmiş ihale sonucu bu taşınmazı satın alan davalılara karşı, davacının zilyetlik iddiasına dayalı olarak açtığı bu davanın dinlenme olasılığı bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacı, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Davaya konu taşınmazın ihale ile gerçek kişi davalılara satıldığı, ihalenin iptali için açılan davanın İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 2013/1019 Esas, 2015/1195 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, kararın Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu halde idarenin işlemi iptal edilmeden adli yargı yerinde açılan bu davanın görülmesi mümkün olmadığı gibi, davacı tarafça ilgili idari yargı kararının yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulduğuna ilişkin dilekçe örneği sunulmuşsa da, Uyap üzerinden yapılan araştırmada yargılamanın yenilenmesi talebinin İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 2022/3057 Esas ve 2023/481 Karar sayılı kararı ile reddine karar verildiği, temyizi üzerine Danıştay 13. Dairesinin 2023/2488 Esas ve 2023/4897 Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verildiği anlaşılmış olmakla, yerel mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. .." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve Kanuna aykırı olduğunu, yeterli araştırma yapılmadığını, müvekkilinin taşınmazda çekişmesiz ve aralıksız olarak malik sıfatı ile zilyet olduğunu, tüm vergilerini ödediğini, buna ilişkin tüm delillerin dosyada mevcut olduğunu, 22.02.2021 tarihli raporda; "Davaya konu 1778 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide sarı renkte boyalı (A) ile işaretli 217 m²lik kısım etrafının davacı tarafından tel örgü ve duvar ile çevrili olduğu ve (A) ile işareti kısım, davacıya ait olduğu iddia edilen "... Kapı No" adresindeki tek katlı yapı ve bu yapıya ait bahçe olarak kullanılmaktadır." şeklinde tespitte bulunulduğunu, taşınmazın öncesinde 2/B arazisi olduğunu, taşınmazın 05.06.1990 yılında Hazine adına 2/B vasfında tescil edildiğini, 22.01.2002 tarihli...Kurulu Kararı doğrultusunda, mülkiyetin Hazinede kalması kaydıyla ilgili taşınmazların konut amaçlı arsa üretim alanı olarak tespit edildiğini, 31.07.2002 tarihinde, ...Müdürlüğü adına “bedelsiz devir” ile tescil edildiğini, 08.02.2005 tarihinde ...Müdürlüğü’nün lağvedilmesi ile bütün mal varlığının ... ye devredilmesi sebebi ile ... adına tahsis ile kaydedildiğini, ... tarafından yasal usullere ve amacına aykırı şekilde yapılan ihale ile 18.05.2009 tarihinde 9636 yevmiye numaralı işlem ile davalılar ..., ... ve ...'na satıldığını, müvekkilinin bu satıştan haberdar edilmediğini, müvekkilinin ilgili kurumlara yaptığı başvurulara ise cevap verilmediğini, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu’nun 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin "14.09.2001 tarihli yürütmeyi durdurma ve 23.01.2002 tarihli kararı ile" iptal edildiğini, buna göre 2/B arazilerinin satışının ortadan kaldırıldığını, Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların da yer aldığı “6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun” 26... tarihli ve 28275 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, 26.04.2012 tarihinden önce, 2/B arazilerinin satışının mümkün olmadığının söz konusu düzenleme ile de açıkça ortaya çıktığını, ancak ... tarafından davaya konu 2/B vasfı taşıyan taşınmazın, hukuka aykırı şekilde yapılan ihale suretiyle 18.05.2009 tarihinde davalılara satıldığını, bu nedenle söz konusu satışın yok hükmünde olduğunu, Mahkemenin gerekçesinin de yerinde olmadığını, yolsuz tescil bulunduğunu, müvekkillerinin haklarının ihlal edildiğini, ... tarafından hazırlanan şartnamenin de yasal olarak taşıması gereken zorunlu unsurları taşımadığını, ihalede taşınmazın boş olarak gösterildiğini ancak müvekkilinin ikamet ettiği konut bulunduğunu, bu nedenle değerin de hatalı belirlendiğini, ihale ve ilanın da yasal şartlara uygun olmadığını, taşınmazda imar uygulaması bulunmadığını, rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, taşınmazın değerinin çok altında bir bedel ile ihale edildiğini, ayrıca tanık deliline dayandıkları halde tanıklarının dinlenmediğini, sadece İdare Mahkemesinin kararına istinaden karar verildiğini, aynı taşınmaza ilişkin olarak açılan davaların birleştirilmediğini, İstanbul 8. İdare Mahkemesine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurduklarını, bu durumun bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.