Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1745 E. 2026/2614 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1745
- Karar No
- 2026/2614
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1745
KARAR NO :2026/2614
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/02/2026
NUMARASI :2022/185 E - 2026/65 K
DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket
KARAR TARİHİ :01/10/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile davalılar ... ve ... arasında Iisanssız güneş enerjisi projeleri geliştirmek üzere 24.02.2016 tarihinde ortaklık anlaşması ve sözleşme imzalandığını, yapılan ortaklık anlaşması ve sözleşmeye göre ...'ın %100 hisse sahibi olduğu davacı ... Enerji'nin %20 hissesinin davalı ...'e, %20 hissesinin de davalı ...'e devredileceği, davalıların söz konusu anlaşmaya göre Iisanssız güneş enerji santralleri için gerekli uygun arazi bulma, yasal izinler, çağrı mektubu gibi yükümlülükleri üstlendiği, ancak bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaklık sözleşmesinin yerine getirilmediği, sözleşme kapsamında anlaşmaya göre imza tarihinden 8 gün sonra ...'lık proje geliştirme için 120.000 Dolar avans ödemesinin davacı ... Enerji tarafından davalı ... İnşaat'a yapıldığı, bununla birlikte davalıların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı 11.04.2017 tarihinde yapılan 120.000 dolarlık ödemenin geri ödenmesi için ihtarname ve fesih protokolü gönderildiği ancak olumlu geri dönüş alınamadığı, bu nedenle 01.08.2017 tarihinde İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasıyla icra takibine girişildiğini, ancak itiraz üzerine takibin durdurulduğunu beyanla, davalı borçluların haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren, kamu bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, davalı borçlular tarafından yapılan itirazın kötüniyetli ve alacağın likit olması sebebiyle, davalıların alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;Takibe dayanak “24.02.2016 tarihli ortaklık anlaşması” nın taraflarının ...,... ve ... olduğunu, takip talebinde alacaklı olarak görünen ... .... AŞ. ve borçlu olarak kaydedilen ... ....Şti'nin. bu ortaklık anlaşmasında taraf olmadıklarını, 24.02.2016 tarihli Ortaklık Anlaşmasının takibe dayanak edildiğini, buna rağmen davada 24.02.2016 tarihli sözleşmeye de dayanıldığını, borçlular ..., ... ve ... ....Şti. adına ... .... AŞ. nin alacaklı sıfatı olmadığından borca itiraz edildiğini, bu durum karşısında davacı-alacaklı ... .... AŞ. için; alacaklı sıfatı olmadığı halde haksız ve suiniyetle icra takibine geçmiş olması sebebiyle müvekkiller lehine % 20 haksız icra tazminatına hükmolunmasını, aynı zamanda borçlulardan ... ....Şti. adına da; tarafı olmadığı bir ortaklık anlaşmasından dolayı kendisine bir borç yüklenemeyeceğinden borca itiraz edildiğini beyanla, davanın reddi ile, davacı-alacaklı ... aleyhinde de; tarafı olmadığı ve bu sebeple de kendisine borç yüklenemeyecek ... ....Şti. ye yönelik haksız icra takibi sebebiyle de ayrıca % 20 haksız icra tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesi tarafından21/06/2021 tarihli kararla; "hükme elverişli bulunan 18.01.2021 bilirkişi kurulu raporuna göre; taraflar arasında imzalanan ortaklık anlaşması kapsamında, davacı tarafından davalı tarafa ...projeleri geliştirme amacıyla yapılan proje avans ödemelerinin, davalı yan tarafından proje geliştirme amaçlı olarak harcandığına ilişkin kanaat oluşmadığı, ödeme dekontlarının açıklama bölümünde yer alan bilgilerde, davacı tarafın amaçladığı ve istediği çalışma kapsamında, proje aşamalarının uygun şekilde (çağrı mektubu alacak stratejide) icra edildiği kanaatinin oluşmadığı, bu çerçevede, davacı tarafın, davalı tarafa ...projesi kapsamında verilen proje avans ödemesinin davacı tarafa iade edilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne; İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile 120.000 USD olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmak suretiyle 121.502,14-USD üzerinden takibin devamına, takibe konu asıl alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçeleriyle
Davanın KABULÜ ile;
1-)İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile 120.000 USD olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmak suretiyle 121.502,14-USD üzerinden takibin devamına,
2-)Takibe konu asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 03/03/2022 tarih ve 2021/2259 E- 2022/643 K sayılı kararımızla "Mahkemece; davacının davacının eldeki davayı açması aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsadığı, davaya konu ortaklık amacının elde edilmesinin subjektif olarak imkansız hale geldiği, ortaklık ilişkisinin devamının artık mümkün olmadığı dikkate alınıp, adi ortaklığın haklı nedenle feshi ile birlikte tasfiyesine karar verilmesi; bu kapsamda masraflar harici yatırılan paranın tasfiye payı olarak ödenmesi gerektiği göz önünde bulundurularak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda;"Taraflar arasındaki 24.02.2016 tarihli ortaklık anlaşmasının 3.5. maddesinde "çağrı mektubu alınamaması durumunda yapılan masrafların ortaklık oranında paylaşılacağı" açıkça kararlaştırılmış olup, bu düzenleme TBK'nın 623. maddesindeki kazanç ve zarara katılma oranını belirlemektedir. Buna göre ortaklık oranları; davacı ... %60, davalı ... %20 ve davalı ... %20 olarak tespit edilmiştir.... Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, 24.02.2016 tarihli ortaklık anlaşmasının tarafları davacı ... ile davalılar ... ve ... olup, davalı ... Şti. bu ortaklık anlaşmasının tarafı değildir.Davalı ... İnşaat, aynı tarihli ayrı bir sözleşme ile davacı ... .... A.Ş.'ye karşı çağrı mektubu alınması konusunda iş görme edimi üstlenmiş olup, 120.000 USD avans da bu iş görme sözleşmesi kapsamında ... İnşaat'a ödenmiştir. Adi ortaklığın tasfiyesi davası, TBK'nın 644. maddesi uyarınca yalnızca ortaklar arasında görülebilir. Davalı ... İnşaat adi ortaklığın ortağı olmadığından, tasfiye payından doğrudan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davalı ... Şti. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.... davacı ... ile davalılar ... ve ... arasında 24.02.2016 tarihinde imzalanan lisanssız güneş enerjisi projeleri geliştirme konulu adi ortaklık anlaşması kurulduğu, bu bağlamda davacının avans ödemesi yaptığı, davalıların da lisanssız güneş enerji santrallerine ilişkin olarak uygun arazilerin bulunması, gerekli yasal izinlerin çıkarılması, çağrı mektuplarının alınması ve sair yükümlülükleri üstlendikleri yani ortaklığa emeklerini koydukları, taraflar arasındaki adi ortaklığın TBK'nın 639/1. maddesi uyarınca ortaklık amacının gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi nedeniyle sona erdiği, davacı ... Enerji tarafından ödenen 352.464,00 TL (120.000 USD) avansdan, TBK'nın 643. maddesi uyarınca öncelikle kabul edilen ortaklık giderlerinin (60.965,14 TL) davacının payına düşen %60'lık kısmı olan 36.579,08 TL'nin mahsubu ile kalan 315.884,92 TL (dava tarihi kuru ile 82.800,76 USD) katılım payının davacı yana geri verilmesi gerektiği, somut olayda bu tutarın iadesi sonrasında ortaklara paylaştırılacak bir şey artmadığından TBK'nın 642-644. maddeleri çerçevesinde ortaklığın bu şekilde tasfiye edilebileceği anlaşıldığından davalı ... Şti. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, %20 ortaklık payına tekabül eden 41.400,38 USD tasfiye payının Davalı ...'ten, %20 ortaklık payına tekabül eden 41.400,38 USD tasfiye payının Davalı ...'ten dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmek suretiyle tahsili ile davacılara verilmesine, adi ortaklığın TBK m.642-644 hükümleri çerçevesinde bu şekilde tasfiyesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçeleriyle
1-Davalı ... Şti. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-%20 ortaklık payına tekabül eden 41.400,38 USD tasfiye payının Davalı ...'ten, %20 ortaklık payına tekabül eden 41.400,38 USD tasfiye payının Davalı ...'ten dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmek suretiyle tahsili ile davacı yana verilmesine, Adi ortaklığın TBK m.642-644 hükümleri çerçevesinde bu şekilde tasfiyesine, karar verilmiştir.Karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ilk Derece Mahkemesi tarafından İstinaf İlamı sonucunda adi şirketin tasfiye bilançosunun yapılması için dosyanın bilirkişi heyetine gönderildiğini, hükme esas alınan Tasfiye Memuru Heyeti'nin 13.10.2025 tarihli 2. Ek Raporu hesaplama yönünden hatalı olduğunu, söz konusu raporun teknik kısmı hukuka uygun olup mali inceleme kısmı hatalı ve eksik olduğunu, yapılan teknik değerlendirmede, davalıların güneş enerjisi projelerinin geliştirilmesi maksadıyla davacılarla imzalanan anlaşma ve sözleşme kapsamında anlaşmanın geçerli olduğu 14 aylık süre içinde, lisanssız güneş enerjisi projelerine çağrı mektubunun alınması için herhangi bir başvuruda bulunulmadığı, davalı şirket ve davalıların sözleşme ile üstlendikleri edimi süreci hatalı yöneterek yerine getiremediğinin anlaşılmış olduğunu, yapılan teknik incelemede davalıların "sözleşme ile üstlendikleri edimi süreci hatalı yöneterek yerine getiremediği anlaşılmış" tespitine yer vermiş olmasına rağmen hatalı olarak Davalı ... bakımından emek bedeli hesaplandığını,Taraflar arasında akdedilen 24.02.2016 tarihli “ortaklık anlaşması” kapsamında davalılar için herhangi bir ücret ödeneceği hususunda bir anlaşma da olmadığını, davalıların adi şirket ortağı olmak kapsamında ki yükümlülüklerinin bilirkişi raporunda irdelenmediğini, davalıların basiretli bir tacir gibi davranma ve özen yükümlülüğünü yanı sıra hesap verme yükümlülüğü de olduğunu, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, davalılar kusurdan öte kasıtlı olarak vekiledeni yanılttığını, hileli davranışlarla sözleşme uyarınca davalıların taahhüt ettiği edimi ifa edeceğine dair kastılı olarak yanlış bir inanç oluşturulduğunu,16.11.2024 tarihli hukuki/teknik ve mali mütalaanın bilirkişilerce dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir emek hesaplaması yapılacak ise hesaplama yapılırken sözleşmenin feshedildiği tarih değil davalıların son işlem yaptığı tarihin dikkate alınması gerektiğini,13.09.2024 tarihli beyan dilekçeleri ekinde helios a.ş. tarafından ortaklık adına yapılan masrafların dekontunun sunulduğunu, bu dekontların mali hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, ...İnşaat tarafından yapılan ödemelerin hesaplamaya katılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı- ..., ... ... ŞİRKETİ vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davanın davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... İnşaat'a gönderilen paraya ilişkin olup, davalı gerçek kişiler ... ve ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, sözleşme sıralı ifa içerdiğinden, kendi edimini ifa etmeyen davacının davasının reddi gerektiğini, sözleşmede 2. maddede düzenlenen ve ilk ifa edilmesi gereken edimin, ... ... Şirketi'nin %20'şer hissesinin müvekkilleri ... ve ...'e ... tarafından devredilmesi olduğunu, Davacı ...'ın bu edimini hiçbir zaman yerine getirmediğini, ... edimini yerine getirmemesine rağmen, sözleşmenin konusunu oluşturan "Lisanssız ... projeleri geliştirmek" amacı doğrultusunda müvekkillerinin kendi edimlerini yerine getirebilmek için ellerinden gelen tüm emeği sergilediğini ve gerekli harcamaları yaptıklarını, ancak davacı tarafın edimini yerine getirmediğinden sözleşme konusunun en önemli unsurlarından biri olan "çağrı mektubu alınmasının" gerçekleştirilemediğini, davanın adi ortaklığın tasfiyesine yönelik olduğu tespitinin hatalı olduğunu, taraflar arasında bir adi ortaklık olmadığından, ... A.Ş. tarafından ... İnşaat'a gönderilen bir paradan, ... İnşaat'ın yöneticisi olsa da şirket ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğundan ...'ün ve ... İnşaat ile hiçbir bağı olmayan ...'ün sorumlu tutulamayacağını, aynı şekilde, ... da bu uyuşmazlıkta davacı sıfatını taşıyamayacağını,husumet yönünden davanını reddi gerektiğini, tarafların ortak iradesi lisanssız güneş enerjisi projeleri geliştirme işinin ... A.Ş. çatısı altında yürütülmesi olduğunu, aksi kanaatte de yani taraflar arasında bir adi ortaklık kurulduğunun kabulü halinde de davanın reddi gerektiğini, yapılan yargılamada adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri usulüne uygun yerine getirilmediğini, istinaf kararına aykırı karar verildiğini, tasfiye memuru tarafından tasfiyeye giriş bilançosu çıkarılarak tarafların itirazına sunulması gerektiği halde yapılmadığını, tasfiye heyeti olması gerekirken “bilirkişi heyeti” olarak faaliyet gösterildiğini,yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, 13.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 82.800,76.-USD'nin %60'ından ... sorumlu olması gerekirken,İlk Derece Mahkemesinin kararıyla sorumluluk %50-50 oranında müvekkilleri ... ve ... arasında paylaştırıldığını, 24.02.2016 tarihli Ortaklık Anlaşması'nda çağrı mektubu alınamaması durumunda yapılan masrafların ortaklık oranında paylaşılacağı kararlaştırılması karşısında İlk Derece Mahkemesinin kararı hukuka aykırı olduğunu, uzman görüşünün değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, davacı ... ile davalılar ... ve ... arasında Iisanssız güneş enerjisi projeleri geliştirmek üzere 24.02.2016 tarihinde ortaklık anlaşması ve sözleşme imzalandığı, davalının yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle ortaklık sözleşmesinin yerine getirilmediği,1 20.000 Dolar avans ödemesinin davacı ... Enerji tarafından davalı ... İnşaat'a yapıldığı, bununla birlikte davalıların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı 11.04.2017 tarihinde yapılan 120.000 dolarlık ödemenin geri ödenmesi için ihtarname ve fesih protokolü gönderildiği ancak olumlu geri dönüş alınamadığı iddiasıyla paranın tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı ... ve ... ... Şirketi tarafından borçlu ..., ..., ... Şirketi aleyhine 120.000,00 USD asıl alacak, 1.502,14-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 121.502,14-USD (427.687,53-TL 1 USD = 3,52-TL) alacağın tahsili talebiyle 01/08/2017 takip başlatıldığı, borçluların süresinde itirazı ile takibin durduğu anlaşılmaktadır.... ... Şirketi ve ... Şti arasında 24/02/2016 tarihinde imzalanan ... Şırketı adına geliştirilecek ... için gerekli çağrı mektubunun alınması için gerekli çalışmaların yapılması konulu sözleşme gereğince; ... Şti uygun arazileri bulmak, gerekli yasal izinleri çıkarmak, çağrı mektubu sonrası ...'a sunulmak üzere statik ve elektrik projelerinin hazırlanması; ... Şirketi ise taraflarca kararlaştırılan arazilerin satın alınması yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır. Yine aynı sözleşmede, işin bedeli, ... başına 20.000 USD olarak belirlendiği,... i ıçin çalışmalara başlanacağı ve avans olarak %60 bedelin ödeneceği ve çağrı mektubu çıkınca bakiye bedelin ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.Davacı ..., Davalı ... ve ... arasında 24.02.2016 tarihinde imzalanan Ortaklık Anlaşması gereğince ise, ..., ... .... AŞ. nezdindeki hisselerinin %20'sini ...'e, 20'sini ...'e devredeceğini, ... ile ...'ün ise, ... .... AŞ. için Lisanssız ... Projelerini geliştireceği, ... .... Şti.'nin ise uygun arazileri bulmak, gerekli yasal izinleri çıkarmak, çağrı mektuplarını almak, çağrı mektubu alırdıktan sonra ...'a sunulmak üzere statik ve elektrik projelerin hazırlanmasını sağlamakla yükümlü kılınmış, işin bedeli ise ... başına 20.000 USD olarak belirlenmiş olduğu, çağrı mektubu alınamaması durumunda ise yapılan masrafların ortaklık oranında paylaşılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.02/03/2016 tarihinde ise ... .... AŞ tarafından, ... .... Şti'ne ... (Proje Avans Ödemesi) açıklaması ile 120,000 USD ödeme yapıldığı hususunda ihtilaf yoktur.Davacılar tarafından Davalılara keşide edilen Beşiktaş ... Noterliği'nin 11/04/2017 Tarih ve... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedilerek ödenen 120.000 USD'nin iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; taraflar arasında 24.02.2016 tarihinde adi yazılı şekilde,... .... AŞ. için Lisanssız ... Projelerini geliştireceği, ... .... Şti.'nin ise uygun arazileri bulmak, gerekli yasal izinleri çıkarmak, çağrı mektuplarını almak, çağrı mektubu alındıktan sonra ...'a sunulmak üzere statik ve elektrik projelerin hazırlanmasını sağlamakla yükümlü kılındığı, işin bedeli ise ... başına 20.000 USD olarak belirlenmiş olduğu, çağrı mektubu alınamaması durumunda ise yapılan masrafların ortaklık oranında paylaşılacağının kararlaştırıldığı, davacının takibe konu miktarda ödeme yaptığı, sözleşmenin ifasının ve ortaklık anlaşması ile güdülen amacın gerçekleşmesinin (çağrı mektubunun elde edilmesinin), tarafların kusuru olmaksızın imkânsız hale gelmesi nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır.Dairemiz kaldırma kararında,taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu ve davacıların, ortaklık payı olarak verilen bedelin iadesi için davalı aleyhine icra takibi başlatmış olmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerektiği hususları belirtilmiştir.Kaldırma kararı sonrası mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda tasfiye memuru atanmış, bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.Taraflarca sunulan mali müşavir, elektrik mühendisi ve ticaret hukuku öğretim üyesi uzman görüş raporunda özetle; " Davalıların kendilerinden beklenen yönetim görevini yerine getirmediği, ciddi bir özensizlik içinde bulundukları, trafo kapasitesine dahi hakim olmadan iş yaptıkları, davacı tarafından yapılan ödemelerin de belgelendirilemedikleri, adi ortaklığın işlerinde özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen yönetici ortağın diğer ortaklara karşı sorumlu olacağı, adi ortaklığın özen yükümlülüğüne aykırı bir şekilde idare ve temsil edilmesi sorumluluk doğuran davranışlar olduğu,, Adi ortaklığa ve dolayısıyla (adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için) ortaklara zarar veren yöneticinin, bu zararları tazmin yükümlülüğünün bulunduğu, böyle bir durumda, TBK m.628/f.2 uyarınca, bu yönetici, başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın zararı tazmin etmek zorunda olduğu, Ayrıca davalı ortaklar ...- ..., söz konusu ortaklığın feshi için kusurları ile haklı bir sebebi oluşturduklarının da kabul edilmesi gerektiği, Bu arada davalıların uzman görüşünde yaptıkları hesaplamanın tamamen hatalı olduğu, kazanç elde edilmeden kazanç payının afaki olarak hesaplanamayacağı, huzurdaki davanın da sorumluluk davası olmadığı, hepsinden öte taraflar arasındaki anlaşmada emeğin ücretlendirileceğine dair en küçük ifade yokken bunun dahi hesaplamaya dahil edilmeye çalışılmasının tamamen zorlama ve hukuka aykırı bir hesaplama olduğu,... davalı tarafın başvurularının geçerli kabul edilebilmesi teknik olarak mümkün olmaması, davalıların ilgili mevzuata uygun bir başvuru süreci yürütmemesi ve bu nedenle özen yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları, gider olarak sundukları belgelerin tevsik edici nitelikte olmaması ve davalıların sahibi olduğu şirket tarafından gider kaydı yapılması ve KDV indirim konusu yapılması nedeniyle ortakların hiçbirisine borç ödemesi yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığı, ancak davacı tarafından ödenen 120.000USD avans ve söz konusu avansa ilişkin 1.557,83USD işlemiş ternerrüt faizinin davacıya ödenmesinin uygun olacağı..." yönünde görüş bildirmişlerdir.Mahkemesince tasfiye memuru atanmış, tasfiye memurundan rapor ve ek raporlar alınmıştır.Tasfiye Memuru ...'ün 23.08.2023 tarihli raporunda özetle; davacı ... Enerji'nin 02.03.2016 tarihinde ... nezdindeki hesabından davalı ... İnşaat firması hesabına 120.000 USD gönderdiği, TL karşılığının 352.464,00 TL olduğu, davalıların ortaklık adına 292.057,54 TL harcama yaptığı, bu tutarın ortaklık hissesi oranından davacı ... payının 175.234,52 TL (%60), davalı ... payının 58.411,51 TL (%20), davalı ... payının 58.411,51 TL (%20) olduğu, davacının iade talep edebileceği tutarın 352.464,00 TL - 175.234,52 TL = 177.229,48 TL olduğu, bunun dava tarihindeki USD karşılığının 46.455,96 USD olduğu tespit ve rapor edilmiştir.Mahkemesince tasfiye memuruna ilave olarak mali müşavir ve hesaplama uzmanı atanarak ek rapor alınmış, heyet ek raporunda " mali sonuç olarak davacının iade talep edebileceği 177.229,48 TL'nin dava tarihindeki USD karşılığının 46.455,96 USD olduğu, davacıya bu tutarın tasfiye payı olarak ödenmesi gerektiği; hukuki sonuç olarak ise davalıların yaptıklarını iddia ettikleri ve belgelerini sundukları ödemelerin davacılar ve davalılar arasında hisseleri oranında paylaşılması gerekli ödemeler olarak göz önünde bulundurulmadığında davacıların davalılardan 120.000 USD karşılığı 352.464,00 TL alacağı bulunduğu şeklinde sonuca varılması gerektiği, davacıların takip tarihinde alacak tutarının USD karşılığını talep ettiklerinden ve bu taleplerinin de haklı olduğu kanaatine varıldığından davacıların takip tarihi itibariyle davalılardan 18.01.2021 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda tespit edildiği gibi 120.000 USD asıl alacakları (tasfiye payı alacakları) ve 1.434,33 USD işlemiş temerrüt faizi alacaklarının bulunduğu kanaati bildirilmiştir.13.10.2025 tarihli ek raporlarında ise heyete ...alanında uzman Prof. Dr. ...'in ilave edilmesi istenilmiş, sunulan ek raporda da "... başvuru için gerekli diğer belgelerin (tapu/kira sözleşmesi, tek hat şeması, teknik değerlendirme formu, koordinatlı aplikasyon krokisi vb.) bulunmadığı, dolayısıyla bu dosyaların başvuru dosyası olarak nitelendirilemeyeceği, ... Davalılar tarafından yapıldığı iddia edilen harcamalar (Nadel Mühendislik, Kabasakal Mühendislik, ..., ..., ..., Şehir Plancısı ..., ... Mimarlık, Av. ..., Emlakçı ..., ... Mühendislik ve ...'e yapılan ödemeler) incelenmiş, bu ödemelerin ortaklık amacına hizmet ettiğinin ispat edilemediği, somut çıktı veya rapor bulunmadığı, ödemelerin yapıldığı firmaların bir kısmının davalılarla organik bağı olduğu, fesih tarihinden sonra yapılan ödemelerin de bulunduğu belirlenmiştir. TBK m.628 uyarınca ortaklık için yapıldığı ispat edilebilen giderler olarak yalnızca ... İnşaat'ın fiili giderleri (29.377,10 TL) ile davalı ...'ün 412 günlük emek karşılığı (31.588,04 TL) olmak üzere toplam 60.965,14 TL kabul edilmiştir." şeklinde rapor verilmiştir.Tüm bunlara göre yapılan değerlendirmede, mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda tasfiye heyeti atanarak hesaplamalar yaptırıldığı, adi ortaklığın faaliyeti konusunda gerekli girişimlerin yapıldığı, ancak başvuru dosyası hazırlanmadığı, adi ortaklığın amacının gerekli izinlerin alınamaması nedeniyle gerçekleşemeyeceğinin anlaşıldığı, çağrı mektubu alınamaması durumunda ise yapılan masrafların ortaklık oranında paylaşılacağının sözleşmede kararlaştırıldığı, bu haliyle de heyet tarafından hesaplamaların yapıldığı, davacı tarafça sunulan dekontun adi ortaklık için yapılan harcama olduğu hususunun kanıtlanamadığı gibi heyet tarafından yapılan bir kısım harcamaların da adi ortaklık amacı için yapıldığının belgelenmediğinin değerlendirildiği, taraflar arasında imzalanan her iki sözleşmenin adi ortaklık kurma amacıyla yapılmış olduğu ve taraflara husumet düştüğü anlaşılmasına göre mahkemesince kararda benimsenen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalılardan alınması gereken 21.578,09 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 6.126,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.451,57 TL'nin bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/10/2026