İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/269 E. 2026/425 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/269
Karar No
2026/425
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2022/269 Esas - 2026/425 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/269 KARAR NO : 2026/425

... DAVA : Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi DAVA TARİHİ : 15/01/2021 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 23/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı şirketin, ... sayılı icra takip dosyasında davalı .....'den alacaklı olduğu; davalıların teşkil ettiği adi ortaklığın, ... İKN sayılı ihalesi ile ...." yüklenicisi olduğunun bilindiği; davalıların bahsi geçen işlerden başka bir ihalede yüklenici olup olmadıklarının bilinmediği; .... sayılı dosyasında 15/02/2019 tarihli haciz yazısı ile, davalıların teşkil ettiği adi ortaklıkta borçlu .... ortaklıkta elde edeceği kârdan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 622. maddesi uyarınca hissesine düşen kâr payına ve aynı Kanun'un 638. maddesi uyarınca ortaklığın tasfiyesi hâlinde borçlu ortağa isabet edecek tasfiye payına ilişkin haciz kararı verildiği; diğer davalının icra mahkemesine şikâyeti üzerine .... Karar sayılı kararı ile haciz yazısının iptaline karar verilmiş ise de, istinaf başvurusu üzerine .... Karar sayılı kararı ile başvurunun kabulüne karar verilerek anılan iptal kararının kaldırıldığı; .... Karar sayılı, 05/04/2019 tarihli kararı ile davacı tarafa, davalıların oluşturduğu adi ortaklığın tüm tasfiye işlemlerinin yapılması için dava açmak üzere 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca yetki verildiği; borçlu ortağın ortaklığa ilişkin kâr payı ve tasfiye hissesine yönelik haczin devam etmesi nedeniyle mevcut yetkiye dayanılarak işbu davanın açılmasının gerektiği; 6098 Sayılı TBK.'nın 638. maddesi uyarınca ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça bir ortağın alacaklılarının haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilecekleri; aynı Kanun'un 639. maddesinde adi ortaklığın sona erme sebepleri arasında ortaklardan birinin alacaklısı tarafından tasfiye hissesi hakkında cebrî icraya başvurulmasının gösterildiği ve borçlu ortağın kâr payı ile tasfiye hissesine yönelik gerçekleştirilen haciz işlemi ile ortaklığın son bulduğu; davalılar tarafından iş ortaklığının tasfiyesine gidilmediği; 6098 Sayılı TBK.'nın 642. maddesi ve devamı hükümleri ile Yargıtay içtihatları uyarınca tasfiye işlemlerinin bizzat Mahkemece yaptırılması gerektiği; borçlu ortağa ait kâr payı ile tasfiye hissesi davacı alacağı lehine hacizli olduğundan, tasfiye aşamasında bunların tedbiren korunmaması hâlinde davacının alacağının tahsilinin imkânsız hâle gelmesinin kuvvetle muhtemel olduğu; görevlendirilecek tasfiye memuru marifetiyle, adi ortaklığın kuruluş sözleşmesi doğrultusunda .... elde edilen hakediş belgelerinin incelenmesi suretiyle borçlu ortağa ait kâr payı ve tasfiye hissesinin tespitinin mümkün olduğu beyan edilmiş olup; öncelikle, ortaklığa hakediş ödemesi yapacak kurumlar olan .... nezdinde ortaklığa ödenecek ortaklık alacaklarının ilgili kurumlarda veya Mahkeme veznesinde muhafazasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine; davalıların teşkil ettiği ortaklığın feshi ile tasfiyesine, tasfiye işlemlerinin Mahkeme tarafından yapılmasına; tasfiye neticesinde hesaplanacak, borçlu ortak .... sayılı icra takip dosyasına gönderilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davacının işlemlerine dayanak olan ve alacaklı olduğunu iddia ettiği .... Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığı ve bu davada ihtiyati tedbir kararı verildiği; anılan davada verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle kararın henüz kesinleşmediği; bu nedenle davacının, davalıdan talepte bulunduğu kesinleşmiş bir alacağının bulunup bulunmadığı ve alacağın miktarı dahi belirlenmemişken davacının iş ve işlemlerinin hukuki bir zemininin bulunmadığı; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 639. maddesinde ortaklığın hangi durumlarda sona ereceğinin tahdidi olarak sayıldığı, ancak dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirketin tasfiye ve kâr payı üzerine konulmuş geçerli bir haciz işleminden söz edilemeyeceği; davalılar arasında imzalanan iş ortaklığı sözleşmesi ile .... üstlenildiği, sözleşme gereği bu işin yapımının tamamlandığı ve ortaklığın bütün malvarlığı belirlenip ortakların birbirleriyle alacak, borç ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırıldığı, bu durumun 31/12/2019 tarihinde .... bildirildiği ve 02/01/2020 tarihi itibariyle iş ortaklığının son bulduğu; iş ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığından iş ortaklığının sona ermesinin ortaklık sözleşmesinin sona ermesi anlamına geldiği; dava tarihi itibariyle sonlandırılmış ve tasfiyesi gerçekleştirilmiş iş ortaklığı adına bir hakkın tespitinin istenemeyeceği; davalılar arasında imzalanan 07/09/2020 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi ile ....Sözleşme Nolu Kadastro Haritalarının Sayısallaştırılması İşi'nin" üstlenildiği ve bu sözleşmeye göre .....'nin %99 ortaklık payına sahip olduğu; anılan işin yapımının hâlen devam ettiği ve bu işe münhasır kurulan iş ortaklığının sonlanmasının söz konusu olmadığı; bu iş ortaklığına ilişkin olarak borçlu ortağın kâr ve tasfiye payı üzerine konulmuş geçerli bir haczin de bulunmadığı, zira davanın 15/02/2019 tarihli haciz yazılarına ve ... Karar sayılı ve 05/04/2019 tarihli ilamıyla alınan yetkiye dayanılarak açılmış olması karşısında, bu tarihten sonra yani 07/09/2020 tarihinde kurulan iş ortaklığına ilişkin olarak uygulanan bir haciz işleminin ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi gereğince alınmış geçerli bir yetkinin bulunmadığı; geçerli bir haciz işleminin bulunduğu varsayılsa dahi, söz konusu iş ortaklığı tarafından yüklenilen işin yapımının hâlen devam ettiği, iş ortaklığının tasfiye edilmediği, kazancın ortaklar arasında taksim edilmediği, henüz taksim edilmeyen ortaklık geliri üzerinde bütün ortakların iştirak hâlinde mülkiyet hakkının bulunduğu ve bu nedenle ortaklara isabet edecek tasfiye payının belirlenemediği; bu aşamada borçlu ortağa ait, hacze kabil ve paraya çevrilmeye uygun bir hakkın varlığının söz konusu olmadığı; her davanın açıldığı tarihteki fiilî ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanacağı; gerek geçerli bir haciz işleminin bulunmaması gerekse iş ortaklığına konu işin hâlen devam ediyor olması karşısında, davacının henüz doğmamış bir hakkı talep etmesinde korunacak hukuki bir yararının bulunmadığı ve hukuki yararın dava şartı olduğu beyan edilmiş olup; davanın öncelikle usulden, aksi hâlde esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER .... Esas Sayılı İcra Dosyası. .... Esas Sayılı İcra Dosyası. ....Karar Sayılı Dosyası. .... Karar Sayılı Dosyası. .... Karar Sayılı Dosyası. .... Karar Sayılı Dosyası. .... ile ... .... Arasında Düzenlenen Adi Ortaklık Sözleşmesi. ... Yevmiye Numaralı, ... Mühendislik Müşavirlik ... Arasında Düzenlenen Ortak Girişim Sözleşmesi. ... ile İş Ortaklığı Arasında Düzenlenen 20/10/2017 Tarihli, 1.095.000,00.-TL Bedelli Sözleşme ile Ek Belgeleri. ... Tarafından Düzenlenen 02/11/2017 Tarihli İşyeri Teslim ve İşe Başlama Tutanakları. ... Tarafından Düzenlenen 1 ilâ 6 Numaralı Hakediş Raporları. .... Tarafından Düzenlenen Danışmanlık Hizmet Alımları Kabul Tutanağı ve Kabule Esas Yapılan İşler Listesi. .... Sayılı İş Deneyim (İş Bitirme) Belgesi. .... "Tapu ve Kadastro Modernizasyon .... .... İhale Dosyası. ....ile İş Ortaklığı Arasında Düzenlenen 28/09/2020 Tarihli, 2.751.622,00.-TL Bedelli Sözleşme ile Ek Belgeleri. ....Tarafından Düzenlenen 01/10/2020 Tarihli Yer Teslimi ve İşe Başlama Tutanağı. ... Tarafından Düzenlenen 1, 2 ve 3 Numaralı Ara Hakediş Raporları. .... 19/10/2022 Tarihli Müzekkere Cevabı. .... Sayılı Müzekkere Cevabı ile Ekleri. .... Verilen İşe Başlama / Bırakma Bildirimleri ve Mükellefiyet Bilgi Formları. ..... Tarafından Düzenlenen 09/01/2020 Tarihli Elektronik Yoklama Fişi. Adi Ortaklığa Ait 2017, 2018 ve 2019 Yıllarına İlişkin Ticari Defterler ile Ayrıntılı Bilanço ve Ayrıntılı Gelir Tabloları. .... ile ... Mühendislik Müşavirlik İnşaat ve Ticaret A.Ş.'ye Ait Ticari Defterler. ...... Sayılı Müzekkere Cevabı ile Diğer Ticaret Sicili Kayıtları ve ... Suretleri. Yeminli Mali Müşavir .... Tarafından Düzenlenen 09/03/2023 Tarihli ve YMM-... Sayılı Yeminli Mali Müşavirlik Özel Amaçlı Raporu (Uzman Görüşü). Mali Müşavir ...., Harita ve Kadastro Teknisyeni ... ile Ticaret ve İcra-İflas Mevzuatından Doğan Nitelikli Hesaplamalar ve Aktüerya Bilirkişisi ... Tarafından Düzenlenen 22/02/2023 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporu. Mali Müşavir ..., Harita ve Kadastro Teknisyeni ... ile ...n Nitelikli Hesaplamalar ve Aktüerya Bilirkişisi ... Tarafından Düzenlenen 04/10/2023 Tarihli Bilirkişi Heyeti Ek Raporu. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...., Harita Yüksek Mühendisi ... ile Nitelikli Hesaplama Uzmanı Av..... Tarafından Düzenlenen 30/05/2024 Tarihli Bilirkişi Kurulu Raporu. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir .... Harita Yüksek Mühendisi ....ile Nitelikli Hesaplama Uzmanı Av. ... Tarafından Düzenlenen 09/12/2024 Tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .....'ye yönelik açılan, Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; "davalılar arasında 18/10/2017 ve 07/09/2020 tarihlerinde olmak üzere iki ayrı adi ortaklık (ortak girişim) sözleşmesinin düzenlendiği; 18/10/2017 tarihli ortaklığa konu ... işinin yapımının tamamlanmış olduğu ve 07/09/2020 tarihli ortaklığa konu .... işinin dava tarihi itibariyle tamamlanmadığı" hususlarında, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; davacının, borçlu ortağın tasfiye payı üzerinde geçerli bir haczinin ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca alınmış dava açma yetkisinin dava konusu iki ortaklığı da kapsayıp kapsamadığı; 18/10/2017 tarihli ortaklığın dava tarihi itibariyle tasfiye edilip edilmediği ve borçlu ortağa isabet edecek bir tasfiye payı kalıp kalmadığı; 07/09/2020 tarihli ortaklıkta belirlenen pay oranının ve bu ortaklığın hukuki durumunun tespiti; ayrıca davalılar arasındaki cari hesap ilişkisinden doğduğu ileri sürülen alacağın tasfiye hesabına etkisinin bulunup bulunmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :

Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi Davasının, zorunlu arabuluculuk faaliyeti kapsamında bulunmadığı; 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da herhangi bir eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) Dava Konusu Uyuşmazlığın İrdelenmesi : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı vekili tarafından, davalıların teşkil ettiği adi ortaklıkta borçlu ortak ....'nin kâr payı ile tasfiye payının, .... sayılı dosyasında hacizli bulunduğu ve alınan yetkiye dayanılarak; davalıların teşkil ettiği ortaklığın feshi ile tasfiyesine, tasfiye işlemlerinin Mahkemece yaptırılmasına ve tasfiye neticesinde hesaplanacak borçlu ortağa ait kâr payı ile tasfiye hissesinin, borçlu ortağa ödenmeyerek anılan icra takip dosyasına gönderilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; davacının davalı ....kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığı; 18/10/2017 tarihli ortaklığın işin tamamlanmasıyla 31/12/2019 tarihinde sona erip tasfiye edildiği ve tasfiyesi tamamlanmış ortaklık adına hak istenemeyeceği; 07/09/2020 tarihinde kurulan ortaklığa ilişkin olarak uygulanmış geçerli bir haciz işlemi ile 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca alınmış geçerli bir yetkinin bulunmadığı, ayrıca bu ortaklığa konu işin hâlen devam etmesi nedeniyle tasfiye payının belirlenemeyeceği ve davacının hukuki yararının bulunmadığı belirtilerek; davanın öncelikle usulden, aksi hâlde esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. c.1) Bilirkişi İncelemeleri : Mahkememizce, feshi ve tasfiyesi talep edilen adi ortaklığın incelenmesi hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. i. Mali Müşavir ...., Harita ve Kadastro Teknisyeni .... ve Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ... Tarafından Düzenlenen 22/02/2023 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; .... sayılı dosyasında 362.061,53.-TL asıl alacak ve 194.947,82.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 557.009,35.-TL üzerinden icra takibi yapıldığı ve 15/02/2019 tarihinde haciz uygulandığı; ....Karar sayılı ilamı ile borçlu ortağın kâr payı ile tasfiye payının haczinin mümkün olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmesi gerektiğinin belirtilerek .... Karar sayılı ilamı ile alacaklı vekiline adi ortaklıkların tüm tasfiye işlemlerinin yapılması için dava açmak üzere yetki verildiği; .... yevmiye numaralı ortak girişim sözleşmesinde pilot ortağın ... Mühendislik Müşavirlik İnşaat ve Ticaret A.Ş., özel ortağın.... için %1 belirlendiği; .... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinde pilot ortağın ..... olduğu ve hisse oranlarının %50-%50 belirlendiği; ... müzekkere cevabı ekindeki dosya örneklerinden adi ortaklığın %50-%50 olarak 18/10/2017 tarihinde kurulduğunun görüldüğü; ortak girişime ait hakediş ödemelerinde ....nezdindeki hesabın kullanıldığı ve bu hesaba 09/09/2020 ilâ 04/03/2022 tarihleri arasında toplam 2.744.139,63.-TL tutarında hesap hareketi olduğu ve gelen ödemelerin ertesi günlerde ... Mühendislik Müşavirlik İnşaat ve Ticaret A.Ş.'ye aktarıldığı; adi ortaklığın kurulma amacı olan işin teslim edilmiş ve ortaklığın tasfiye edilmiş olması nedeniyle teknik yönden incelemeyi gerektirir bir husus bulunmadığı; adi ortaklığın 18/10/2017 tarihinde kurulup 31/12/2019 tarihinde fesih olup kapandığı ve fesih ile tasfiyesinin zaten tamamlandığı; 2017, 2018 ve 2019 yılları gelir tablolarına göre vergi ve yasal yükümlülükler hariç 31/12/2019 itibariyle şirket kârının 750.602,79.-TL olduğu; ortaklara kâr/zarar dağıtımı yapıldığı yönünde bir kayda rastlanmadığı; ortaklık oranının %50-%50 olması nedeniyle vergi ve yasal yükümlülükler hariç her bir ortağa 375.301,40.-TL isabet ettiği ve borçlu ortağın bu tarih itibariyle tasfiye kâr payının 375.301,40.-TL olduğu hususları rapor edilmiştir. 22/02/2023 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "raporun eksik inceleme nedeniyle hatalı olduğu; iki ayrı sözleşme için tek vergi dairesi hesabı üzerinden faaliyet yürütüldüğü ve davalıların vergi dairesi kayıtlarında %50-%50 ortak göründüğü; banka kayıtlarında yalnızca .... işine ait olduğu; raporda bilançoya ve tasfiye bilançosuna yer verilmediği; heyette ... bulunmadığı ve %99-%1 ortaklık oranının incelenmediği" gerekçeleriyle; davalılar vekili tarafından ise "iki ayrı adi ortaklığın ayrı ayrı incelenmeksizin tek bir ortaklık gibi değerlendirildiği; sunulan uzman görüşü ile ... ...'den 4.223.941,60.-TL alacaklı olduğunun ortaya konulduğu ve bu nedenle borçlu ortağa isabet eden bir tasfiye payından söz edilemeyeceği" gerekçeleriyle itiraz edildiği anlaşılmış olup; davacı ve davalı tarafın itirazlarının heyet tarafından değerlendirilmesi ve heyete kadastro bilirkişisi olarak eklenen bilirkişinin giderlerin faaliyet konusuna ilişkin olup olmadığına yönelik tespitte bulunması amacıyla ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. ii. Mali Müşavir ...., Harita ve Kadastro Teknisyeni .... ve Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi .... Tarafından Düzenlenen 04/10/2023 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu : Anılan bilirkişi ek raporu kapsamında; adi ortaklığın 18/10/2017 tarihinde kurulup 31/12/2019 tarihinde fesih olup kapandığının ....elektronik yoklama sisteminden tespit edildiği ve ilgili elektronik yoklama fişinin dosyaya kazandırıldığı; ortak girişime ait banka hesabındaki 09/09/2020 - 04/03/2022 dönemine ilişkin 2.744.139,63.-TL tutarındaki hareketlerin kök raporda tablo hâlinde gösterildiği; gelir tablosundaki kâr tespitinin heyet tarafından yapılan bir tespit olmayıp davalı ortaklık tarafından maliyeye beyan edilen ve heyete ibraz edilen malî evraktan alındığı; 31/12/2019 tarihli ayrıntılı bilançonun dosyaya kazandırıldığı ve bu bilançoda dönen varlıklar toplamının 487.450,41.-TL, kısa vadeli yabancı kaynaklar toplamının 482.450,41.-TL ve özkaynaklar toplamının 5.000,00.-TL olduğu; ortaklık oranının olağan olup olmadığı, ihale şartnamesine aykırılık taşıyıp taşımadığı ve verimlilik ilkesine uygunluğu yönündeki hususların ... firmalarının işleri kapsamında kalması ve heyette görevli bilirkişinin Harita ve Kadastro Teknisyeni olması nedeniyle uzmanlık alanı dışında kaldığı ve bu konularda alanında uzman bir Harita Mühendisinin yer alması gerektiği; davalılar tarafından sunulan uzman görüşünde 31/12/2019 tarihli mutabakat sonucunda .....'ye 4.223.941,60.-TL borcu bulunduğunun belirtildiği, ancak dosyaya sunulan optik diskteki defteri kebir dökümlerinin incelenmesinde 2017 ve 2018 yıllarında cari hesapların detaylı tutulmadığı, 2018 yılından 2019 yılına devir gelen açılış bakiye tutarı olan 3.624.814,45.-TL'nin detayının tespit edilemediği; taraf itirazlarının kök rapor sonucunu değiştirir mahiyette olmadığı ve kök rapordaki tespitlerin (adi ortaklığın 31/12/2019 tarihinde fesih ve tasfiye olduğu, borçlu ortağın hissesinin %50 bulunduğu, vergi ve yasal yükümlülükler hariç tasfiye kâr payının 375.301,40.-TL olduğu) korunduğu hususları rapor edilmiştir. 04/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "uzman görüşünde belirtilen 4.223.941,60.-TL tutarındaki cari hesap bakiyesinin, ortak girişimin iki kamu kurumundan aldığı işlerin toplam bedeli olan 3.839.139,63.-TL'nin üzerinde olduğu ve bu durumun izah edilemediği; bilirkişilerin itirazlarda belirtilen hususları incelemeksizin kök rapordaki tespitleri tekrarladığı; ...gelen hakedişlerin gelir tablosunda yer alıp almadığının açıklanmadığı; vergi dairesi kapanışı ile fesih ve tasfiyenin farklı kavramlar olduğu ve tasfiye bilançosu bulunmadığı; ek rapora eklenen bilançodaki alacak ve borç kalemlerinin mizan ve muavin defter kayıtları üzerinden açıklanması gerektiği" gerekçeleriyle; davalılar vekili tarafından ise "kök rapora yönelik itirazlar ile uzman görüşünün yeterince incelenmediği; iki ayrı adi ortaklığın ayrı ayrı incelenmediği; heyette mali müşavir bulunmasına rağmen ticari defter ve kayıtların muhasebe tekniğine göre incelenmesi konusunda yetersiz kalındığı; dosyanın heyetine bir yeminli mali müşavir dâhil edilmek suretiyle yeni bir heyete tevdii gerektiği" gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; davacı ve davalı taraf vekillerinin itirazlarının her birinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi amacıyla, harita ve kadastro mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanından müteşekkil yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması cihetine gidilmiştir.

iii. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...., Harita Yüksek Mühendisi ... ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı Av. .... Tarafından Düzenlenen 30/05/2024 Tarihli Bilirkişi Kurulu Raporu : Anılan bilirkişi kurulu raporu kapsamında; davalılar arasında 18/10/2017 ve 07/09/2020 tarihlerinde olmak üzere iki ayrı adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiği; 18/10/2017 tarihli sözleşmede pilot ortağın .... olduğu ve hisse oranlarının %50-%50 bulunduğu, 07/09/2020 tarihli sözleşmede ise pilot ortağın ... M.... olduğu ve hisse oranlarının %99-%1 bulunduğu, her iki sözleşmede de bir ortağın alacaklılarının o ortağın tasfiye payına haciz koyamayacağına dair düzenleme bulunmadığı; .... sayılı dosyasında toplam 557.009,35.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, 15/02/2019 tarihinde borçlu ortağın kâr payına ve tasfiye payına haciz uygulandığı ve borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği; .... Karar sayılı ilamı ile davalı .... Müşavirlik ve Ticaret Ltd. Şti.'nin davacıya karşı 29/12/2011 icra takip tarihi itibariyle 362.061,53.-TL borçlu olduğunun tespit edildiği, ancak bu kararın istinaf edilmiş olması nedeniyle kesinleşip kesinleşmediğinin dosya kapsamından tespit edilemediği; Karayolları Genel Müdürlüğü işine ilişkin 20/10/2017 tarihli, 1.095.000,00.-TL bedelli sözleşme kapsamında işin süresinin uzatılarak 11/09/2019 tarihinde tamamlandığı ve 16/12/2019 tarihli 6 numaralı kesin hakediş ile yapılan işin katma değer vergisi hariç 1.095.000,00.-TL olduğu; 18/10/2017 tarihli iş ortaklığının, süresinin işin bitimi olarak belirlenmiş bulunması ve 16/12/2019 tarihinde kesin hesabın yapılarak işin sonlandırılması karşısında, malî yıl sonu itibariyle 31/12/2019 tarihinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 639/1. maddesi uyarınca amacın gerçekleşmesiyle sona erdiğinin kabulü gerektiği; ... 02/01/2020 tarihinde verilen İşi Bırakma Bildirimi ile 31/12/2019 tarihi itibariyle mükellefiyetin terkininin talep edildiği ve 09/01/2020 tarihli yoklama fişi ile adi ortaklığın iş bitimi nedeniyle işi terk ettiğinin tespit edildiği; ayrıntılı gelir tablolarına göre 2017 yılı net kârının 70.990,96.-TL, 2018 yılı net kârının 117.427,05.-TL ve 2019 yılı net kârının 750.602,79.-TL olmak üzere toplam net kârın 939.010,80.-TL olduğu ve %50 hisse oranına göre her bir ortağa 469.505,40.-TL isabet ettiği; 31/12/2019 tarihli bilançoda ... kalemi altında gösterilmesi gereken dağıtılmayan geçmiş yıl kârları ile dönem net kârına ait herhangi bir değer bulunmadığından, kârın yıl sonları itibariyle dağıtıma tabi tutulduğunun anlaşıldığı; 31/12/2019 tarihli bilanço kalemleri itibariyle iş ortaklığının ... ...'ye 481.010,41.-TL borçlu olduğu ve kâr dağıtımı hariç ortaklar arasında mahsuplaşma safhasında tasfiye edilmiş olduğu; bu nedenle 18/10/2017 tarihli adi ortaklıkta borçlu ortağın ve diğer ortağın tasfiye payı ve kâr payının kalmadığı; .... işine ilişkin 2.751.622,00.-TL bedelli sözleşme kapsamında 20/05/2021 tarihli 3 numaralı ara hakedişe göre 18/05/2021 tarihine kadar yapılan işin 1.350.375,40.-TL olduğu ve yapılması gereken kalan iş bedelinin 1.401.246,60.-TL bulunduğu, dava tarihi itibariyle işin bitmemesi nedeniyle nihai kâr veya zararın hesaplanamayacağı; adi ortaklığın üstlendiği işin tamamlanmamış olmasının sona ermeye engel bulunmadığı ve sona erme ile birlikte ortaklığın tasfiyeye gireceği; 07/09/2020 tarihli sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin hüküm bulunmadığından, borçlu ortağın kişisel borcu sebebiyle kâr payı ve tasfiye payına 6098 Sayılı TBK.'nın 638/2. maddesi uyarınca haciz konulmasının aynı Kanun'un 639/3. maddesi uyarınca fesih ve tasfiye sebebi olduğu ve bu ortaklığın 6098 Sayılı TBK.'nın 644. maddesi ve devamı hükümleri uyarınca tasfiyesinin gerekeceği; iş ortaklığını oluşturan şirketlerin iş ortaklığından bağımsız biçimde birbirleriyle olan ticari ilişkileri kapsamında sunulan uzman görüşünün, iş ortaklığı uhdesinde bulunan iş ve bu işten sağlanacak kazanç ile ilgisi bulunmadığı ve ortaklar arasındaki adi ortaklık dışındaki borç ve alacağın kârın bölüşümüne etkisinin Mahkemenin takdirinde olduğu; tasfiye işlemlerinin taraflarca belirlenecek (veya bunun mümkün olmaması halinde Mahkemece resen belirlenecek) tasfiye memuru marifetiyle yapılabileceği hususları rapor edilmiştir. 30/05/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "iki ayrı sözleşme için tek vergi dairesi hesabı üzerinden faaliyet yürütüldüğü ve %50-%50 oranın esas alınması gerektiği; haciz işleminden sonra ortaklık oranının %1'e düşürülmesinin alacaklıya yönelik mevcudiyet azaltma amacından kaynaklandığı; vergi kaydına yönelik terkin işleminin tasfiye olmadığı ve tasfiye bilançosu bulunmadığı; borçlu şirketin ortaklığa 481.010,41.-TL borçlu, diğer ortağın 485.996,02.-TL alacaklı görünmesinin incelenmediği; %99-%1 ortaklık oranının ihale şartnamesine ve verimlilik ilkesine uygunluğunun incelenmediği; tasfiye payının haczi için 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesine göre haciz işleminin yeterli olmadığı yönündeki değerlendirmenin bilirkişilerin görevini aşan hukuki değerlendirme olduğu" gerekçeleriyle; davalılar vekili tarafından ise "tasfiye işleminin ekonomik bir faaliyet olması ve bu faaliyetlerin gerçekleştirilmiş bulunması karşısında kâr ve tasfiye payının belirlenmesi yoluna gitmenin mümkün olmadığı; usulüne uygun tutulmuş defter ve kayıtlar kapsamında ... ...'den 4.223.941,60.-TL alacaklı olduğu; 07/09/2020 tarihinde kurulan iş ortaklığına ilişkin geçerli bir haciz ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi gereğince alınmış geçerli bir yetki bulunmadığı" gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; davacı ve davalılar vekillerinin itirazlarının her birinin, özellikle Harita Mühendisinden talep edilen hususların da dikkate alınması suretiyle ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekçeleriyle ek rapor alınması cihetine gidilmiştir.

iv. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ..., Harita Yüksek Mühendisi ... ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı Av. .... Tarafından Düzenlenen 09/12/2024 Tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporu : Anılan bilirkişi kurulu ek raporu kapsamında; davalılar arasında iki ayrı adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiğinden her iki sözleşmeye göre ayrı ayrı değerlendirme yapıldığı; farklı zamanlara tekabül eden iş ortaklığı işlerinin aynı vergi hesap numarası üzerinden takibine imkân bulunmadığı ve 31/12/2019 tarihinde terkin edildiği kesin olan bir mükellefiyet kaydı üzerinden dokuz ay sonra kurulan bir başka iş ortaklığının devam etmesinin teknik olarak mümkün olmadığı; 18/10/2017 tarihli iş ortaklığının 16/12/2019 tarihinde kesin hesabının yapılarak 31/12/2019 tarihinde tasfiye edilmiş olacağının kabulü gerektiği ve davacının itirazı üzerine bu tespitte değişiklik olmadığı; kasa ve banka kayıtlarının dağıtılacak kâr veya zarara etkisinin bulunmadığı, dağıtılacak kâr veya zarar payının gelir ve giderler arasındaki farktan kaynaklanacağı, bu hususun 1 Numaralı Muhasebe Uygulama Genel Tebliği ile düzenlendiği; davalılar arasında tasfiye hesabı belirlenmemiş olsa da iş ortaklığı ticari defterinde her yıl sonu itibariyle dağıtılacak kâr hesabının yapıldığı ve kârın dağıtıldığı, 31/12/2019 tarihine gelindiğinde tasfiyesi yapılacak herhangi bir malî değerin ortada kalmadığı; ortaklar arasındaki adi ortaklık dışındaki borç ve alacağın kârın bölüşümüne etkisinin Mahkemenin takdirinde olduğu ve iş ortaklığına ait ticari defter kayıtlarındaki hesaplamanın defter sahiplerini bağlayacağı; teknik yönden, 2017/233144 numaralı ihalede iş ortaklığının 2017-2019 yılları faaliyet kâr ve zarar toplamının 939.010,80.-TL olduğu, altı hakediş ödemesi yapıldığı, yükleniciye net ödenen toplam tutarın 1.014.710,00.-TL bulunduğu ve işin gerçekleşme oranının tamamının sağlanarak işin tamamlandığı; .... yönünden ise iş ortaklığının 21/05/2021 tarihine kadar işi devam ettirdiği, 2020 ve 2021 yıllarına ait gelir ve gider tablolarının dosyada bulunmaması nedeniyle hesaplama yapılamadığı, üç hakediş ödemesi yapıldığı, yükleniciye net ödenen toplam tutarın 1.103.326,93.-TL olduğu, sözleşme bedelinin 2.751.622,00.-TL bulunduğu, iş tamamlanamadığından yapılması gereken kalan iş bedelinin 1.401.246,60.-TL olduğu ve işin geçici ve/veya kesin kabulünün yapılmadığı, bu nedenle iş ortaklığının bu işte ne kadar gelir sağlayacağının tespit edilemediği; her iki ihale incelendiğinde ortak olarak ödenen herhangi bir iş kaleminin bulunmadığı; Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 32. maddesi uyarınca iş ortaklığı sözleşmesindeki ortaklık oranlarının taraflarca belirlenerek noter onaylı biçimde İdareye verilmesinin zorunlu olduğu ve bu oranların İdarenin onayı olmadan iş sonuna kadar değiştirilemeyeceği, dava dışı İdarenin işi ihale etmekle 07/09/2020 tarihli Ortaklık Sözleşmesini kabul ve onayladığı, dolayısıyla ihale mevzuatına aykırı bir durum bulunmadığı; davalıların, davacıya yetki verilip verilmediği ile tasfiye payının haczi için 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesine göre haciz işleminin yeterli olmadığı hususundaki rapora itirazlarının yerinde olmadığı; sonuç olarak 18/10/2017 tarihli adi ortaklığın işin tamamlanması ile 31/12/2019 tarihinde sona erdiği ve tasfiye edildiği, elde edilen kârın yıllar içinde dağıtıldığı ve borçlu ortak ile diğer ortağın tasfiye payı ve kâr payının kalmadığı; 07/09/2020 tarihli adi ortaklık yönünden ise dava tarihi itibariyle işin yapımının bitmediği ve geçici ve/veya kesin kabulü yapılmadığından işin nihai kâr veya zararının bu aşamada hesaplanamayacağı hususları rapor edilmiştir. 09/12/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan 06/01/2025 tarihli dilekçe kapsamında, "ek raporun önceki eksik ve hatalı değerlendirmeleri gidermediği; bilirkişilerce seçenekli hesaplama yapılması gerekirken yalnızca kendi kabulleri doğrultusunda rapor tanzim edildiği; iki ayrı sözleşme için tek vergi dairesi hesabı üzerinden faaliyet yürütüldüğü ve davalıların vergi dairesi kayıtlarında %50-%50 ortak göründüğü; haciz işleminden sonra ortaklık oranının %1 gibi ticari hayatın gerçekliğine aykırı biçimde değiştirilmesinin alacaklıya yönelik mevcudiyet azaltma amacından ileri geldiği; vergi kaydına yönelik terkin işleminin tasfiye olmadığı ve tasfiye bilançosu bulunmadığı; ortak girişimin iki kurumdan aldığı işlerin toplam tutarının 3.846.622,00.-TL olduğu, %50-%50 ortaklıkta taraflardan birinin diğerine kendi payının iki katından fazla borçlanmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı; borçlu şirketin ortaklığa 481.010,41.-TL borçlu, diğer ortağın 485.996,02.-TL alacaklı görünmesinin incelenmediği; ikinci ihaleye ilişkin faaliyet giderlerinin tespit edilerek sözleşme bedelinden mahsup edilmesi gerektiği; Ulusal Rekabetçi İhale Dokümanı uyarınca özel ortağın asgari yeterlilik kriterlerinin en az %25'ini karşılaması gerektiği, bu hâlde %1-%99 oranlı ortaklık sözleşmesinin ihale şartlarını taşımadığı" gerekçeleriyle itiraz edildiği; davalı ... ... vekili tarafından 06/01/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında ise "ek raporda müvekkil aleyhine olan hususların kabul edilmediği; ek rapordaki tespitler karşısında, dava tarihi itibariyle sonlandırılmış ve tasfiyesi gerçekleştirilmiş iş ortaklığı adına bir hakkın tespitinin istenemeyeceğine ilişkin itirazların haklılığının sübuta erdiği; usulüne uygun tutulmuş defter ve kayıtlar kapsamında ... ...'den 4.223.941,60.-TL alacaklı olduğunun ihtilaf konusu olmaktan çıktığı; huzurdaki davada tasfiyesi talep edilen 07/09/2020 tarihli iş ortaklığına ilişkin uygulanmış bir haciz işlemi ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi gereğince alınmış geçerli bir yetki bulunmadığı" beyanlarında bulunulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan 09/12/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna yönelik sunulan itiraz beyanları üzerinde yapılan değerlendirmede; davacı vekili tarafından, iki ayrı sözleşme için tek vergi dairesi hesabı kullanıldığından ortaklığın tek sayılması ve %50-%50 oranın esas alınması gerektiği hususunda sunulan itiraz beyanının, vergi mükellefiyeti kaydının adi ortaklığın kurulmasının, sona ermesinin veya pay oranlarının kurucu unsuru olmayıp 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesi uyarınca ortaklığın tarafların iradesiyle kurulduğu ve pay oranlarının sözleşme ile belirlendiği, kaldı ki 18/10/2017 tarihli ortaklığın mükellefiyetinin 31/12/2019 tarihinde terkin edilerek işi terk ettiğinin tespit edilmiş bulunması karşısında terkin edilmiş bir kayıt üzerinden dokuz ay sonra kurulan yeni bir ortaklığın faaliyetinin sürdürülmüş sayılamayacağı gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davacı vekili tarafından, haciz işleminden sonra ortaklık oranının %1'e düşürülmesinin alacaklıya yönelik mevcudiyet azaltma amacı taşıdığı hususunda sunulan itiraz beyanının, 07/09/2020 tarihli sözleşme ile mevcut bir ortaklığın pay oranının değiştirilmediği, tamamen farklı bir iş için farklı pay oranıyla yeni bir ortaklık kurulduğu ve bu sözleşmenin noter onaylı olarak İdareye sunulup kabul edildiği gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davacı vekili tarafından, Ulusal Rekabetçi İhale Dokümanının 4.5. maddesi uyarınca %1-%99 oranlı ortaklığın ihale şartlarını taşımadığı hususunda sunulan itiraz beyanının, anılan hükümde düzenlenen oranın ortakların yeterlilik kriterlerini karşılama oranına ilişkin olup hisse oranına ilişkin bulunmadığı, kaldı ki ihale mevzuatına aykırılık iddiasının İdare ile yüklenici arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiği ve üçüncü kişi konumundaki davacıya ortaklar arasındaki pay oranının geçersizliğini ileri sürme hakkı vermeyeceği gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davacı vekili tarafından, vergi kaydına yönelik terkin işleminin tasfiye olmadığı ve tasfiye bilançosu bulunmadığından tasfiyenin de gerçekleşmediği hususunda sunulan itiraz beyanının, vergi mükellefiyetinin terkininin tek başına tasfiye anlamına gelmemekle birlikte 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 644. maddesinde adi ortaklığın tasfiyesi için ayrı bir tasfiye bilançosu düzenlenmesinin şart koşulmadığı ve dosya kapsamında işin tamamlanıp kesin hakedişin düzenlendiği, kârın ortaklara dağıtıldığı ve ortaklar arasındaki alacak-borç kalemlerinin mahsuplaşma safhasına geldiği tespit edilmiş bulunmakla tasfiyenin fiilen gerçekleştiğinin kabulü gerektiği gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı ... ....'den 4.223.941,60.-TL alacaklı olması nedeniyle borçlu ortağa isabet eden bir tasfiye payından söz edilemeyeceği hususunda sunulan itiraz beyanının ise, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 643. maddesi uyarınca tasfiyede dikkate alınacak olanın ortaklığın borçları ile ortakların ortaklığa verdiği avanslar ve ortaklık için yaptığı giderler olduğu, ortakların birbirlerine karşı ortaklık ilişkisi dışındaki ticari münasebetlerinden doğan alacaklarının bu kapsamda bulunmadığı ve nitekim her iki ortak girişim sözleşmesinde de ortakların bu iş dışındaki borç ve alacaklardan sorumlu olmadıklarının kararlaştırıldığı gerekçeleriyle yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. v. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...., Harita Yüksek Mühendisi .... ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı Av. .... Tarafından Düzenlenen Bilirkişi Kök ve Ek Raporları İle İlgili Nihai Değerlendirme: Mahkememizce hükme esas alınan işbu 30/05/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile bunun eki niteliğindeki 09/12/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu üzerinde yapılan nihai değerlendirmede; anılan raporlarda, dava konusu uyuşmazlık ve Mahkeme talimatları yönünden genel anlamda yeterli inceleme bulunmakla birlikte, kök raporda 18/10/2017 tarihli ortaklığın 2017-2019 yılları net kâr toplamının bir yerde 939.010,80.-TL, 2019 yılı net kârının bir yerde 750.592,79.-TL ve bir başka yerde 750.602,79.-TL gösterilmesi suretiyle 10,00.-TL'lik bir maddi hata bulunduğu, ancak bu farkın hükme müessir nitelikte olmadığı; yine kök raporda 18/10/2017 tarihli ortaklığın 31/12/2019 tarihli bilançosunda ortaklara borç ve ortaklardan alacak kalemleri mevcut iken tasfiyesi yapılacak hiçbir malî değerin kalmadığının belirtilmesinin lafzen bir iç çelişki oluşturduğu, ancak anılan iki kalemin birbirini büyük ölçüde karşıladığı ve aradaki farkın ortaklığın ödenmiş sermayesi olan 5.000,00.-TL ile örtüştüğü dikkate alındığında bu hususun da esasa müessir nitelikte bulunmadığı; kök ve ek raporda yer alan verilerin (her iki ortaklık sözleşmesinin tarih, taraf ve pay oranları; her iki ihaleye ait sözleşme bedelleri, yer teslim tarihleri ve hakediş tutarları) dosyadaki noter onaylı sözleşmeler ile kurum müzekkere cevapları ekindeki belgelerle örtüştüğü; buna karşılık 18/10/2017 tarihli ortaklığa ait gelir tablosundaki net satışlar toplamı olan 1.095.000,00.-TL ile ortak girişimin banka hesabına .... gelen 2.744.139,63.-TL tutarındaki hareketler arasındaki farkın, iki işin iki ayrı ortaklığa ait bulunmasından ve 07/09/2020 tarihli ortaklığa ait gelir tablolarının dosyaya sunulmamış olmasından kaynaklandığı ve bu hâliyle veri-rapor uyumu esasında, sonuca müessir bir çelişki oluşturmadığı; dosyadaki uyuşmazlığın çözümünde etkili delillerin tümünün değerlendirilmiş olduğu, yalnızca 07/09/2020 tarihli ortaklığa ait 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin gelir ve gider tablolarının temin edilememiş olması nedeniyle bu ortaklık yönünden malî inceleme yapılamadığı, ancak anılan işin dava tarihi itibariyle tamamlanmamış ve kesin hesabının çıkarılmamış olması karşısında bu belgeler mevcut olsaydı dahi nihai kâr veya zararın hesaplanmasının mümkün olmayacağı ve bu eksikliğin de davanın sonucuna etkili bulunmadığı; raporların kendi içinde, ilk heyetin iki ayrı ortaklığı tek bir ortaklık gibi değerlendirmesi ve borçlu ortağın tasfiye payını yalnızca 2019 yılı kârı üzerinden 375.301,40.-TL hesaplaması yönündeki eksikliğin, hükme esas alınan ikinci heyet raporlarında iki ortaklığın ayrı ayrı incelenmesi ve tüm faaliyet dönemi kârının esas alınması suretiyle giderildiği; sonuç olarak, hükme esas alınan kök ve ek raporların, dava konusu uyuşmazlığın çözümü bakımından yeterli ve denetime elverişli olduğu, tespit edilen eksiklik ve tutarsızlıkların hiçbirinin davanın sonucunu değiştirir nitelikte bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

c.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede davanın; davalı....nin kâr payı ve tasfiye hisselerinin haczi nedeniyle, davalılar arasındaki adi ortaklıkların fesih ve tasfiyesi ile tasfiye neticesinde hesaplanacak, borçlu ortağa ait kâr payı ve tasfiye hissesinin .... sayılı icra takip dosyasına gönderilmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesinde adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 638. maddesinin birinci fıkrasında, ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni hakların ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olacağı; ikinci fıkrasında ise, ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça bir ortağın alacaklılarının haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme uyarınca, adi ortaklık malvarlığı üzerinde ortaklar elbirliğiyle hak sahibi olduğundan, bir ortağın kişisel alacaklısı ortaklığın malları veya ortağın payı üzerine doğrudan haciz koyduramaz; ancak borçlu ortağın tasfiyedeki payı üzerine haciz koydurabilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 639/3. maddesinde, sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa bir ortağın tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle ortaklığın sona ereceği; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesinde ise, iştirak hâlinde tasarruf olunan bir mal hissesinin satılması gerektiğinde icra müdürünün satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesinden soracağı ve icra mahkemesinin gereken tedbiri alabileceği hüküm altına alınmıştır. Yerleşik uygulamada, borçlu ortağın tasfiye payının paraya çevrilebilmesi için, alacaklıya icra mahkemesince 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca ortaklığın feshi ve tasfiyesi davası açmak üzere yetki verilmesi gerekmektedir. Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası, alacaklı üçüncü kişiye tanınmış bağımsız ve mutlak bir dava hakkı olmayıp; alacaklının, borçlu ortağın tasfiye payını paraya çevirebilmesi amacına hizmet eden, cebrî icra hukukuna bağlı ve fer'î nitelikte bir taleptir. Alacaklının bu davayı açabilmesini sağlayan dava hakkı; davacının borçlu ortaktan alacağının bulunması, bu alacak için borçlu ortağın tasfiye payı üzerine geçerli bir haciz uygulanmış olması ve alacaklıya haczedilen bu pay bakımından 2004 Sayılı İİK.'nın 121. maddesi uyarınca dava açma yetkisi verilmiş olması koşullarının birlikte gerçekleşmesiyle maddi hukuk bakımından doğar. Bu koşulların gerçekleşmediği bir ortaklık yönünden davacının maddi hukuktan kaynaklanan bir dava hakkı doğmayacağından, o ortaklık bakımından davacının aktif husumet ehliyeti (sıfatı) de bulunmaz. 18/10/2017 tarihli adi ortaklık yönünden yapılan değerlendirmede; .... yevmiye numaralı sözleşmesi ile davalılar arasında, .... işine yönelik, pilot ortağı ... olan, payları %50-%50 belirlenen ve süresi işin bitimi olarak öngörülen bir adi ortaklık kurulduğu; bu işin 11/09/2019 tarihinde tamamlandığı, 16/12/2019 tarihinde 6 numaralı kesin hakedişin düzenlenerek kesin hesabın yapıldığı; .... 02/01/2020 tarihinde verilen İşi Bırakma Bildirimi ile 31/12/2019 tarihi itibariyle mükellefiyetin terkininin talep edildiği ve 09/01/2020 tarihli yoklama fişi ile ortaklığın işi terk ettiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu tespitler karşısında anılan ortaklık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 639/1. maddesi uyarınca ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi ile malî yıl sonu itibariyle 31/12/2019 tarihinde ve dava tarihi olan 15/01/2021 tarihinden yaklaşık bir yıl önce sona ermiştir. Kaldı ki; ortaklığın 2017, 2018 ve 2019 yılları toplam net kârının 939.010,80.-TL olduğu, 31/12/2019 tarihli bilançoda dağıtılmayan geçmiş yıl kârı ile dönem net kârının bulunmadığı ve dolayısıyla kârın yıl sonları itibariyle ortaklara dağıtıldığı, bilançoda ortaklığın ... ...'den 485.996,02.-TL alacaklı, .....'ye 481.010,41.-TL borçlu göründüğü ve ortaklar arasında mahsuplaşmanın gerçekleşerek tasfiyesi yapılacak herhangi bir malî değerin kalmadığı bilirkişi incelemesiyle tespit edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 644. maddesinde adi ortaklığın tasfiyesi için ayrı bir tasfiye bilançosu düzenlenmesi zorunlu tutulmadığından ve tasfiye işlemleri fiilen tamamlanmış bulunduğundan; dava tarihi itibariyle hem sona ermiş hem de tasfiyesi fiilen tamamlanmış ve borçlu ortağa isabet edecek dağıtılabilir bir tasfiye payı kalmamış olan bir ortaklığın yeniden fesih ve tasfiyesine karar verilmesi mümkün olmayıp; bu ortaklık yönünden davanın esastan reddi gerekmiştir. Davacının, ortaklık kârının fiilen dağıtılmadığı ve bu paranın diğer ortakta kaldığı yönündeki iddiası ise; ortaklık sona erip tasfiye edildikten sonra borçlu ortağın diğer ortaktan olan alacağının artık "tasfiye payı" niteliğini kaybederek borçlunun üçüncü kişideki hak ve alacağı hâline geldiği, böyle bir alacağın takibinin 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilmesi yoluyla mümkün olup adi ortaklığın tasfiyesi davasının konusunu oluşturmadığı gözetildiğinde, bu davada değerlendirilemez. 07/09/2020 tarihli adi ortaklık yönünden yapılan değerlendirmede; ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile davalılar arasında, ..... olan, payları %99-%1 belirlenen ayrı ve yeni bir ortak girişim kurulduğu sabittir. Davacının dayandığı haciz işlemi 15/02/2019, dava açma yetkisi veren ... Karar sayılı kararı ise 05/04/2019 tarihli olup, her ikisi de bu ortaklığın kuruluşundan yaklaşık bir buçuk yıl öncesine aittir. Mevcut olmayan bir hak üzerine haciz konulamayacağından, 15/02/2019 tarihinde henüz kurulmamış bulunan bir ortaklıktaki tasfiye payının anılan haciz işleminin kapsamında bulunması mümkün değildir. Aynı şekilde, 05/04/2019 tarihli yetki kararında tasfiyesi için yetki verilen ortaklıklar açıkça sayılmış olup, bu kararın verildiği tarihte var olan ortaklıklara ilişkin olduğu açıktır; anılan kararın, sonradan kurulacak, konusu, süresi ve pay oranları tamamen farklı bir ortaklığı da kendiliğinden kapsadığının kabulü, cebrî icra hukukunun belirlilik ilkesine ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesinin amacına aykırıdır. Nitekim... Karar sayılı, 04/12/2019 tarihli kararı ile de davacıya yeniden yetki verilmesine yer olmadığına, mevcut yetkinin 15/02/2019 tarihli haciz kararına münhasır bulunduğu gerekçesiyle karar verilmiştir. Hukuken henüz kurulmamış ve var olmayan bir ortaklığın tasfiye payı üzerine geçmişe etkili biçimde haciz konulması ve bu pay bakımından tasfiye yetkisi alınması mümkün olmadığından; 15/02/2019 tarihli haciz işleminin ve 05/04/2019 tarihli yetki kararının, bunlardan sonra 07/09/2020 tarihinde kurulan ortaklığı kapsadığından söz edilemez. Bu itibarla, 07/09/2020 tarihinde kurulan ortaklık yönünden davacının borçlu ortağın tasfiye payı üzerinde geçerli bir haczi ve 2004 Sayılı İİK.'nın 121. maddesi uyarınca alınmış geçerli bir dava açma yetkisi bulunmadığından; davacının bu ortaklığın feshini ve tasfiyesini isteme hususunda maddi hukuktan kaynaklanan bir dava hakkı doğmamış ve dolayısıyla bu ortaklık yönünden aktif husumet ehliyeti (sıfatı) da oluşmamıştır. Bu nedenle 07/09/2020 tarihli ortaklık yönünden davanın aktif husumet yokluğundan esastan reddi gerekmiştir. Kaldı ki; bu ortaklık yönünden aktif husumet bulunsaydı dahi, dava tarihi itibariyle işin tamamlanmamış olması, geçici ve/veya kesin kabulünün yapılmaması ve kesin hesabının çıkarılmaması nedeniyle borçlu ortağa isabet edecek tasfiye payının hesaplanmasının bu aşamada mümkün olmadığı bilirkişi incelemesiyle tespit edilmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; 18/10/2017 tarihli adi ortaklığın dava tarihinden önce 31/12/2019 tarihinde 6098 Sayılı TBK.'nın 639/1. maddesi uyarınca sona erdiği, tasfiyesinin fiilen tamamlandığı ve borçlu ortağa isabet edecek dağıtılabilir bir tasfiye payı kalmadığı, bu nedenle bu ortaklık yönünden davanın esastan reddi gerektiği; 07/09/2020 tarihli adi ortaklık yönünden ise davacının geçerli bir haczinin ve 2004 Sayılı İİK.'nın 121. maddesi uyarınca alınmış dava açma yetkisinin bulunmadığı, hukuken henüz kurulmamış ve var olmayan bir ortaklığın tasfiye payı üzerine geçmişe etkili haciz konulmasının ve tasfiye yetkisi alınmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının bu yeni ortaklığın feshini ve tasfiyesini isteme hususunda maddi hukuktan kaynaklanan hakkının doğmadığı ve aktif husumet ehliyetinin (sıfatının) bulunmadığı, bu nedenle bu ortaklık yönünden de davanın aktif husumet yokluğundan esastan reddi gerektiği anlaşılmakla; hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM 1) Davanın REDDİNE, 2) Karar ve İlâm Harcı : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00.-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılmış bulunan 59,30.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 672,70.-TL harcın; davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 59,30.-TL başvurma harcı ve 8,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 67,80.-TL harcın; davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan yargılama giderlerinin, davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, b) Davalılar tarafından yatırılmış bulunan 4.500,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.500,00.-TL yargılama giderinin; davacı taraftan tahsili ile davalılara ÖDENMESİNE, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde; HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davalıların, kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca takdir edilen 45.000,00.-TL vekalet ücretinin, davacı taraftan tahsili ile davalılara ÖDENMESİNE. Dair; davacı vekili ve davalı ......A.Ş. Vekilinin yüzüne karşı, diğer davalını yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 22/05/2026

... ¸ ¸

Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/269, K. 2026/425, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-269-e-2026-425-k-ffd340f1ee03