Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4015 E. 2026/2315 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4015
- Karar No
- 2026/2315
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1864 E., 2025/1246 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/602 E., 2022/473 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirket ile ...nın (...) ihalesine girmeyi planladıklarını, Türkiye' deki diğer sismik gemi ... Gemisinin sismik yönetimini yapmakta olan davalı şirket ile müvekkili şirketin ihaleye ... iş ortaklığı olarak girmeyi önerdiğini, ihale günü tüm evraklarının ...'ya teslim edildiği, özellikle davalı şirket ...'ya SGK ve vergi borcu olmaması gerektiği, olması halinde yaşanabilecek mağduriyetlerin anlatıldığı, ancak davalı şirketin SGK borcu çıktığını, ihale tarihi itibarıyla borcu çıkması nedeniyle ...'nın sözleşmeyi imzalamadığını, davalı şirketin ihale sonrası SGK borcunu kapatsa da ihale tarihinde borçlu olduğundan geçici teminat mektubunu bankaya göndererek paraya çevirdiğini, davalının zararın kendisi tarafından karşılanacağını belirttiğini, ancak 31.07.2019 tarihinde 230.000,00 TL EFT yaptığını, oluşan zararın tamamının davalı şirketin kusurlu davranması ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi sonucu oluştuğunu, davalı hakkında Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019/11681 E. sayılı dosyasından toplam 299.000,00 TL üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; icra dosyasına yetki itirazında bulunduklarını, itirazın incelenip sonuçlandırılmadığını, müvekkili şirketin bu işlemden doğan zararlardan haklarına düşen kısmı ödediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafın sigorta ve prim borcunun bulunması nedeniyle iş ortaklığının ihale sözleşmesi imzalayamadığından, davacının zararının tamamını davalıdan talep edebileceği, bilirkişilerin buna ilişkin görüşü kabul edilerek, bu kapsamda dosyaya sunulan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu ve bilirkişi raporunda hesaplanan itiraza konu alacak toplamının 291.559,70.TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının, icra dosyasına yöneltilmiş olan itirazının kısmen iptali ile 291.559,70 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olup davalı taraf haksız olduğundan alacağın %20'si olan 58.311,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yapılan anlaşma gereği ortaya çıkacak zararlardan ( %50- %50 ) eşit oranda sorumlu olacağının düzenlendiği, bu zararlarda kusur izafesine dair bir belirleme yapılmadığı, hangi tarafın kusurlu olduğuna bakılmaksızın bu oranın belirlendiği, tarafların kâr ve zararlarının ortak olduğu, davalı şirketin kendi üzerine düşen zararın ödemesini yaptığı anlaşıldığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; ortaklığa konu sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle oluşan zararın davalının sigorta prim borcundan kaynaklandığı, ortakların müşterek amaç ve özen borcu kapsamında yükümlüğünü yerine getirmeyen davalı tarafın davacının zararını karşılaması gerektiğini, ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iptal edilen ihale masraflarının kusurlu olduğu iddia edilen iş ortağından tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Adi ortaklık doktrinde, “Emeklerini veya araçlarını herhangi bir müsterek amaç doğrultusunda birleştirerek, bu amaca ulaşma konusunda birlikte çaba göstermeyi sözlesmeyle birbirlerine karsı yükümlenen kişilerce oluşturulan, tüzel kişiliği bulunmayan bir kişi topluluğudur” şeklinde tanımlanmıştır. Adi ortaklıkta müşterek amaç, iktisadî bir amaçtır veya daha dar anlamda kazanç paylastırma amacıdır. Ancak adi ortaklığın varlığından söz edebilmek için ortakların müşterek bir amaç etrafında toplanmış bulunmaları yetmez. Ortakların ayrıca ortaklığın amacının gerçekleşmesine yönelik faaliyetlere katılmayı, bu yolda diğer ortaklarla işbirligi yaparak, onlarla birlikte çaba sarf etmeyi de üstlenmiş olmaları gereklidir. Amaç, ortak araç veya güçlerle izlenmeli, taraflar amacın izlenmesinde birlikte etkin olmalıdırlar. Her bir ortak şu veya bu sekilde amacın gerçeklesmesine katkıda bulunmak zorundadır. Birlikte çaba yükümlülüğü, bir yan edim yükümü olmayıp asli edim yükümü durumundadır ve adi ortaklıgın sürekli borç ilişkişi karakterine uygun olarak süreklilik arz etmelidir. Ortaklığın varlık sebebi olan amaç birlikteliğinin bir sonucu olarak, ortaklar arası ilişki karşılıklı güven ve iyiniyet temeline dayanmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 10.04.1991 tarihli ve 1991/13-76 E., 1991/199 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; ortaklar öteki sözleşmelerden tamamen farklı şekilde, emeklerini ve sermayelerini ortak bir amaç için birleştirdiklerinden, aralarında sıkı bir işbirliği kurulur ve güvene dayanan bu işbirliği iliskisi nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi, ortaklık islerinden dolayı özenle hareket etmek, ortakları zarara uğratmamak durumdadırlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "özen borcu" başlıklı 628. maddesi; "Her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür. Her ortak, diğerlerine karşı, kendi kusuruyla verdiği zararları, başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür. Ortaklık işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekalet hükümlerine göre sorumlu olur." hükmünü içermektedir.
Somut olayda; tarafların iş ortaklığı beyannamesi ile ... Genel Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılan operasyon ve hizmet alımı işi ihalesine katılmak amacıyla ortaklık kurdukları, sözleşmeden doğan yükümlülükler kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ifade ettikleri, ortaklığın %50 hisseli olmasının kararlaştırıldığı, ihale sonucunda ortaklığın sözleşme yapmaya davet edildiği, ancak 23.07.2019 tarihli Kurum yazısı ile 4734 sayılı Kanun ve şartname gereği davalının sigorta prim borcu bulunması nedeniyle sözleşme imzalanmadığından %3'lük geçici teminatın gelir kaydedildiği görülmektedir. Ortaklığa konu sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle oluşan zararın, davalının sigorta prim borcundan kaynaklanması nedeniyle özen borcu yükümlüğünü yerine getirmeyen davalı davacının zararını karşılamakla yükümlüdür. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince; davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.