Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3282 E. 2026/2373 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3282
Karar No
2026/2373
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/865 E., 2025/736 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/345 E., 2023/116 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ...'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi uyarınca görüşmenin bırakıldığı 21.04.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalıların kardeş olup bir süre birlikte ticaret yaptıktan sonra yollarını ayırdıklarını ve aralarında 21.06.2021 tarihli bir sözleşme düzenlediklerini, müvekkilinin sözleşmede yazılı edimini ifaya hazır olduğunu bildirmesine rağmen davalıların sözleşme hükümlerine aykırı olarak edimi ifadan kaçındıklarını, 29.07.2021 tarihinde ihtar çekilmesine rağmen durumun değişmediğini ileri sürerek; taraflar arasında 21.06.2021 tarihinde imzalanan sözleşme hükümlerinin davalılar tarafınca da aynen ifa edilmesini, aynen ifa olmadığı takdirde belirlenecek olan alacağın mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; taraflar arasında yapılan sözleşmenin her iki tarafa borç yüklediğini, sözleşmede tarafların karşılıklı hem alacaklı hem de borçlu olduklarını, tarafların üzerine düşen edimlerin karşılıklı olarak yerine getirmeleri gerektiğini, bu nedenle davacı taraf edimlerini yerine getirmeden müvekkillerinden edimleri yerine getirmesini istemeyemeyeceğini, davacının kusurlu ve güven sarsıcı davranışları nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin 03.08.2021 tarihli cevabı ihtarname ile bildirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların özgür iradeleriyle akdettikleri 21.06.2021 tarihli protokolün içeriği itibarıyla tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğinde olduğu, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince tarafların aralarında yapmış oldukları bu sözleşmenin geçerli bulunduğu, davacı tarafın ifaya hazır olduğunun sözleşmenin ifası için davalılara gönderdiği ihtarnameden anlaşıldığı, davalıların sözleşmenin haklı sebebe dayanarak tek taraflı olarak feshedildiğini savunduğu ancak bu hususu ispatlayamadığı, her iki tarafın sözleşmeye bağlı hak ve borçlarını birbirlerinden talep edebilecekleri, sözleşmeye konu edilen taşınmazlardan dava tarihi itibariyle taraflar adına kayıtlı olanlar yönünden davanın kabulüne ve sözleşme hükümleri gereğince belirtilen taraf adına tesciline karar verildiği, tarafların kendi adlarına tescilli olmayan taşınmazlar yönünden yapmış oldukları sözleşmenin dava dışı tapu maliki/malikleri yönünden geçerli olmayacağından bu taşınmaza ilişkin davanın reddine, 06... sayılı taksi plakasının davacı ...'a ait olduğunun tespitine, tescil idari işlem olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 29... plakalı otomobilin davalı ...'a ait olduğunun tespitine, tescil idari işlem olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 06... plakalı aracın tescil kaydının dava dışı üçüncü kişi adına olduğu anlaşılmakla bu araca ilişkin davanın reddine, 06... plakalı aracın dava dışı şirket adına olduğu anlaşılmakla bu araca ilişkin davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; adi ortaklık ilişkisinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 639. maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erdiği ve sona ermeyle birlikte adi ortaklığın tasfiyesinin gündeme geldiği, ortaklığın tasfiyesine yönelik taşınmazların devri ile ilgili düzenlemenin resmi şekilde yapılması zorunlu olmayıp, resmi şekilde düzenleme şartının, ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin katılım payı olarak ortaklığa konulması halinde arandığı, somut olayda, taraflar arasında imzalanan 21.06.2021 tarihli "protokoldür" başlıklı sözleşmenin, taraflar arasındaki adi ortaklığın sonlandırılması ve tasfiyesi hükümlerini içerdiği, bu sebeple bir tasfiye sözleşmesi olduğunun taraflar arasında da tartışmasız olduğu, sözleşmenin feshedildiğini haklı gösteren bir nedenin varlığının ispat edilemediği, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; öncelikle dava konusu taşınır ve taşınmaz malların bedeli üzerinden alınması gereken harç eksikliğinin tamamlanması gerektiğini, taleple bağlılık ilkesi aşılarak karar verildiğini, feshedilen sözleşmeye göre tapu iptal ve tescil kararı verilemeyeceğini, sözleşmenin geçerli olduğu yönünde hukuki değerlendirme yapılamayacağını, davacı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilirken müvekkilleri lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, protokolün geçerliliğini kabul etmediklerini, kabul edilse dahi davacının kendi edimini yerine getirmediği ya da getirmek için müvekkillerini temerrüde düşürmediğini, ihtarnamede yer almamasına rağmen Mahkemenin davacının kendi edimini davalılara teklif ettiğine yönelik tespitinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, ahde vefa ilkesine uymayan tarafın müvekkilleri değil davacı olduğunu, davacının ağır kusurlu davranışı nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, bu durumun tanık ifadeleri ile de açıkça ortaya konduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen 21.06.2021 tarihli "protokoldür" başlıklı adi ortaklık tasfiye sözleşmesinin aynen ifası, bu mümkün değilse alacak istemine ilişkindir. 1. Taraflar arasında akdedilen "protokoldür" başlıklı 21.06.2021 tarihli sözleşmenin; taraflar arasındaki adi ortaklığın sonlandırılması ve tasfiyesi hükümlerini içerdiği, ahde vefa ilkesi gereğince; tarafların özgür iradeleri ile oluşturup, içeriğini serbestçe belirledikleri sözleşmenin kurulmasından sonra, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda oldukları, Mahkemece tarafların iradesi doğrultusunda hüküm kurulmasının usul ve kanuna uygun bulunduğu, yargılama harç ve giderlerinin tespitinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326/1.maddesine göre; Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kamu düzeni nedeniyle re'sen yapılan incelemede; karar ilam harcı harçtan muaf olmamak koşulu ile davayı kaybeden tarafa yükletilmesi gereken bir harç türü olup İlk Derece Mahkemesince davacı lehine kabulüne karar verilen kısım üzerinden aleyhe nisbi harca hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının 2.bendinde yer alan ''Davacı ... adına tescil edilen taşınmazların keşfen belirlenen harca esas değerleri üzerinden hesaplanan 870.612,90 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça ikmal edilen 59,30 TL peşin harç ile 570.784,30 TL tamamlama harcı toplamı 570.843,60 TL'nin indirilmesiyle bakiye 299.769,30 TL harcın davacı ...'tan alınarak Hazine'ye gelir kaydına'' ibaresinini hükümden çıkartılarak yerine; ''Davacı tarafça ikmal edilen 59,30 TL peşin harç ile 570.784,30 TL tamamlama harcı toplamı 570.843,60 TL'nin talep halinde davacıya iadesine'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3282, K. 2026/2373, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3282-e-2026-2373-k-03fd10804366