Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4148 E. 2026/1848 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4148
- Karar No
- 2026/1848
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 08.08.2023 SAYISI : 2020/20 E., 2023/27 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... ve müşterekleri vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili, İlk Derece Mahkemesi ek kararı asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ..... ili ..... ilçesi ..... köyü çalışma alanında yapılan kadastro sırasında, 921 parsel sayılı 470,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek ve malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş; 737 parsel sayılı taşınmaz ... adına ve 17 64... parsel sayılı taşınmazlar ise Hazine adına tespit edilmiş ve süresinde itiraz edilmediği belirtilerek tespitleri de kesinleştirilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ...... köyü hudutlarında .... mevkiinde doğusu cebel, batısı cebel, kuzeyi deniz, güneyi cebel ile çevrili tahminen 600,00 metrekare ve içerisinde balıkçı damı bulunan tarla, yine aynı köy ve mevkinde doğusu yol, batısı ......... zeytinliği, kuzeyi cebel, güneyi şose yolu ile çevrili tahminen 400,00 metrekare ve içerisinde bir dam bulunan tarla, yine aynı köy azmak kıyısı mevkiinde doğusu deniz batısı, ....... kuzeyi patika yol, güneyi ....... tarlası ile çevrili tahminen 1.500,00 metrekarelik tapusuz olan tarlanın 30 seneden beri malik sıfatı zilyet oldukları ve muris ... ...... kendilerine intikal ettiğini belirterek, taşınmazların adlarına tescil edilmesini talep etmişlerdir. 3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... köyü hudutlarında ..... Kıyısı mevkinde doğusu deniz, batısı..., kuzeyi ......, Güneyi... tarlası ile çevrili tahminen 3 dönüm tarlanın, dedesinden kendisine miras kaldığını ve 8 sene zilyet olduğunu, 10 yıllık kiraya verdiğini belirterek taşınmazın kendi adına tescil edilmesini talep etmiştir. 4. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... köyü hudutlarında ............ mevkinde doğusu deniz, batısı şose yol, kuzeyi deniz ve şose yol, güneyi .......... ile çevrili sahibi bulunduğu zeytinliğin adına tescil edilmesini talep etmiştir. 5. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... köyü hudutlarında Körfez ve İçme mevkinde olup muris adına 12.06.1962 tarihli ve 34... sayı 2 sıra geldisi ve 155 yevmiye 35... sahife 53 sıra numarasında 23.08.1963 kayıtlı gittisi olan tapulu gayrimenkul olduğunu, davacıların 460, 00... ,00 metrekarelik zilyetlikle edinmek istedikleri yerlerin bahsettiği tapu içinde kaldığını, ancak yerlerin tapulu olup muris İsmail Sezen üzerine kayıtlı olduğunu ve zilyetlikle hak iddia edilemeyeceğini belirterek davaya katılmıtır. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2015 tarihli ve 2013/10 Esas, 2015/27 Karar sayılı kararı ile davacıları davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahillerin davalarının reddine, 921 parselin fen bilirkişi 18.02.2015 tarihli rapor ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen 95,00 metrekarelik kısmın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bu kısmın tescil harici bırakılmasına, rapor ve eki krokide 921 parsel olarak gösterilen 375,00 metrekarelik bölümün aynı parsel numarası ile 6/24 payın ..., 2/24 payın ..., 8/24 payın ........., 2/24 payın ..., 3/24'er payın ... ve ......... adlarına tapuya tesciline; 737, 17 65... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitleri kesinleştiğinden ve tapuya tescil edildiğinden bu parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. III. BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahiller ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/259 Esas ve 2019/3572 Karar sayılı ilamıyla "Dava konusu 737, 17 64... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştiği ve tapu kütüğüne kaydedildikleri gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, tüm dosya kapsamından anılan taşınmazların davacılar tarafından açılan ve aktarılan tescil davasına konu oldukları anlaşıldığına göre, hukuken malik haneleri açık sayılan tutanakların kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, hal böyle olunca, Mahkemece, 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince bu taşınmazlar yönünden de araştırma ve inceleme yapılarak gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, dava konusu 921 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, 18.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen 95,00 metrekarelik kısmın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, kalan kısmın her ne kadar davalı Hazine'nin dayanağı 17... tarih 7 sıra tapu kaydının içerisinde kaldığı anlaşılmış ise de bu kısmın aynı zamanda davacılara ait ... köyü 23 hesap no 327 tahrir nolu vergi kaydı kapsamında da kaldığı, dava konusu 921 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı içerisinde yer alan Karaburun Mal müdürlüğü Milli Emlak Servisinin 19 73... sayılı yazısında, bu yeri ... ... Efendi'nin Hazine'den satın aldığının bildirildiği ve dinlenen mahalli bilirkişilerin bu yeri ... ...'e ait olduğunu bildiklerini beyan ettikleri, müdahillerin dayandıkları kayıtların bu yeri kapsamadığı gerekçesiyle, dava konusu 921 parselin kıyı kenar çizgisi dışında kalan 375,00 metrekarelik kısmının davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahillerin taleplerinin reddine karar verildiği, çekişmeli taşınmazın metruk arazi olduğu anlaşılmakta olup mahkemece, dava konusu taşınmazın Hazine tarafından satılıp satılmadığı kesin olarak saptanmadan eksik inceleme ile karar verildiği, yargılama sırasında ............ Mevkiinde bulunan taşınmazın satışına dair ihale evrakı ve satış şartnameleri Hazineden istenildiğini, Hazine tarafından yapılan araştırma neticesinde, .......... Mevkii ile ......... Mevkiinde bulunan taşınmazlara ilişkin evrakın bulunabildiğinden bahisle burada bulunan taşınmazların satışına dair evrak mahkeme dosyasına yollandığını, dinlenen tanık ve yerel bilirkişiler, taşınmazın davacıların murisine ait olduğunu bildiklerini beyan etmiş iseler de, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanlarının dışında, davacıların murisinin bu taşınmazı Hazineden ihale yoluyla satın aldığını kanıtlar nitelikte bir evraka dosya kapsamında rastlanmadığı, bununla birlikte, 08.09.1981 tarihli celsede Hazine vekili, bu taşınmazın davacıların murisine satılmasına karar verildiğini ancak, bazı ihalelerde ihale bedeli ödenmediği için ihalelerin fesh olduğunu beyan ettiği, 15.12.2009 tarihli Hazine yazısında da, çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağı arasında bulunan ve hükme esas alınan Karaburun Mal müdürlüğü Milli Emlak Servisi'nin 19 73... sayılı yazısında bahsi geçen 27.09.1935 tarih ve 5 numaralı şartnamenin ve yapılan satışlara ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı bildirildiği, Mahkemece, davacıların murisinin ihale bedelini ödeyip ödemediği kesin olarak saptanmadığı gibi, 24.10.2002 tarihli Hazine yazısına göre, yargılama devam ederken 21.03.2002 tarihli dilekçe ile davacı ... ve müştereklerinin 4071 sayılı Kanun uyarınca taşınmazı satın alma taleplerinin olduğu da göz ardı edildiğini, davacıların, dava konusu taşınmazın murisleri tarafından Hazine'den satın alındığı yönündeki iddialarını kesin olarak kanıtladıklarından söz edilemeyeceği, mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli olmadığı, hal böyle olunca, mahkemece öncelikle satışa konu olduğu iddia edilen taşınmaza ait ihale ve satış evrakı olup olmadığı kesin olarak belirlenmesi, satışa konu olmuş ise haritası sorulup getirtilmeli, bundan sonra mahallinde keşif yapılarak dava konusu taşınmaz ile satışa konu yerin aynı yer olup olmadığı saptanmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "921 parsel yönünden değerlendirmede; 921 parsel sayılı taşınmazın batısında bulunan komşu 920 parsele dayanak 1565 tahrir vergi kaydının 921 parsel yönünü ''metruk arazi'' okuduğu, 920 parselin dayanak 29.4.19 70... sıra nolu tapu kaydında rum isimlerinin okunduğu, 921 parselin güneyinde bulunan 924 parselin dayanak kaydının 921 parsel yönünü karaburun izmir şose yolu ve deniz okuduğu, 921 parsele yönelik davacıların mirasen intikal, zilyetlik ve Hazine'den satın alma iddialarında bulundukları, 27.09.1935 tarihli 5 nolu satış kararı gereğince taşınmazın davacılar murisi ... ....... 6,50 TL bedelle ihale edildiği ancak ihale bedelinin ödendiğine ilişkin davacılarca makbuz, senet vb. Bilgi ve belge sunulamadığı, ilgili yerlere yazılan yazılarda da satışa dayanak bilgi ve belgenin temin edilemediği, ihale bedeli ödenmediği takdirde yapılan ihalenin geçersiz olacağı, 921 parselin K.evvel 13 23... /13 nolu ve gittisi 17.05.13 40... sıra nolu Hazine'ye ait tapu kaydının kapsamında kaldığı ve komşu parsel uygulamasından çekişmeli taşınmaz yönünün metruk arazi olarak okunduğu dikkate alındığında buranın özel kanunları gereğince Hazine'ye kalan yerlerden olduğu ve Hazinece bir temlik, satış olmadığı takdirde zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, davacıların taşınmazın satın alındığına yönelik iddialarını kesin olarak ispatlayamadıkları tüm dosya kapsamının değerlendirmesinden sabit olduğu, 1764-1765 parsel sayılı taşınmazlar yönünden değerlendirmede; dosya kapsamında yapılan 1971 tarihli ve 2022 tarihli keşiflerden anlaşıldığı üzere taşınmazın eskiden rumların kilisesi olduğu, davacılar murisi ... ....... buradaki harap yeri inşa edip düzenleyerek kahvehane, mola yeri olarak kullandığı, bu yerin K.evvel 13 23... /13 nolu ve gittisi 17.05.13 40... sıra nolu Hazine tapusu kapsamında kaldığı, davacılar murisinin burayı kısa süreli 3-5 sene olarak kullandığı o öldükten sonra metruk vaziyette kaldığı, Hazine dayanak tapu kapsamında kaldığından tapu kaydına karşı zilyetliğin anlam ifade etmeyeceği zilyetlik dışında bu parsellere yönelik herhangi bir dayanak kayıt sunulamadığı bu sebeple davacıların bu parsellere yönelik davasının sübut bulmadığı, asli müdahiller ... ve ...'in davaya bu taşınmazların dayanak tapuları kapsamında kaldığı iddiasıyla müdahil oldukları ancak her ikisinin de dayanak tapusunun eşcar(ağaç) tapusu olduğu ve kapsam itibariyle 17 64... parseli de içine alan çok geniş bir alanı kapsadığının keşifte dinlenen yerel bilirkişilerce ve bilirkişi raporu tanzim eden teknik bilirkişilerce raporda açıklandığı ve bu hususta sabit olduğu ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 718. maddesi ''Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar'', ''Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar bitkiler ve kaynaklar da girer'' hükmü gereğince arzın üzerindeki ve altındaki eklentilerini de kapsayacağı ancak bitki ve kaynaklar gibi eklentilerin tek başına arzın mülkiyetini kazandıramayacağı, ağaç tapusunun içerisinde arz sahibi başka maliklerin de olduğu, ağaç tapusuna dayanarak zeytinlik niteliğiyle tescilin istenemeyeceği, kaldı ki 17 64... parsel içerisinde zeytin ağaçlarının da bulunmadığı bu kısımların sırasıyla 1.216,00 metrekare ve 370,00 metrekare gibi küçük bir alanı kapsadığı, 737 parsel yönünden değerlendirme; 25.11.1971 tarihli keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi beyanlarına göre bu taşınmazın davacıların dedesi .... Efendiden intikal ettiği, ..... Efendi'nin ... ....... isminde oğlu, ...adında kızı olduğu, ...... kardeşi ... ...... ve babası .... Efendi'den önce vefat ettiği, ... ....... bu yeri bir süre kullandığı, kardeşi ..... çocuklarından ...'ın yetim ve kimsesiz kaldığı için onu iktisadi yönden kalkındırmak amacıyla bu gayrimenkuldeki kendi hissesini ona bıraktığı hatta bu hususta bu yerin ..... bırakılmasında .... kardeşleri .... ve .... ...... da muvafakat ettiği, bir ara ...'ın kendisine bırakılan taşınmazı harici olarak ... ..... sattığını duyduklarını, ... ...... burayı 6-7 sene işlediği, ... .... de davacıların taşınmazı satın aldığı ve halen işlemeye devam ettikleri, ilk malik ve son maliklerin nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetliklerinin en az 40 yıldır devam ettiği şeklindeki beyanlarının, asli müdahil ...'ın 17.11.1971 havale tarihte asli müdahale dilekçesiyle tevil yoluyla tevsik ve tasdik edildiği, şöyle ki taşınmazın davacılar ve asli müdahil ...'ın dedelerinden kaldığı hususunun sabit olduğu, 737 parsele dayanak 1937 tarihli 696 tahrir nolu vergi kaydının ..... demekle ...... kastettiği, ..... ..... demekle...'i kastettiği, ..... yol demekle taşınnazın önünden geçen yolu kastettiği, ..... ...... demekle...'i kastettiği ve 696 tahrir vergi kaydının mükellefi olarak ... ....... görüldüğü, 737 parselin güney hudut komşusu 738 parselin dayanak 697 tahrir nolu vergi kaydında 737 parsel yönünü ... gazioğlu olarak okuduğu, 738 parselin 697 tahrir nolu vergi kaydının mükellefinin... olduğu, dosya kapsamında 19.01.2023 tarihli bilirkişi raporu 10. sayfasında pafta haritasında 737 parsel sayılı taşınmazın dayanak vergi kaydının buraya uyduğunun sabit olduğu, 26.09.1973 yılında yapılan kadastro tespitinin ... oğlu ... adına yapıldığı, yapılan tespite itiraz edilmediği ancak tespitten önce 1971 tarihinde dava açılması sebebiyle bu parsele ilişkin tutanakların kesinleşmediği ancak dava açıldığı gözden kaçırılarak kesinleştiği gerekçesiyle 23.09.1974 tarihinde yolsuz olarak tapu siciline tescilin gerçekleştiği, taşınmazın 04.06.1998 tarihinde ....... mirasçıları adına intikal gördüğü, 06.09.2002 tarihinde ...'na devredildiği, sonrasında imar uygulamasıyla eski 737 parselin yeni 3 09... ,5,6 parseller olarak ...'na geçtiği anlaşıldığından ilk malik davacılar murisinden tespit tarihi olan 1973 tarihine kadar tespit maliki nezdinde en az 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulduğu sonrasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu 12-son maddesi gereğince 23.09.1974 yolsuz tescil tarihinden itibaren en az 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğin sabit olduğu kanaatine varılmakla aktif tapu maliki ... adına tapuya kayıtlı olan taşınmazın kazanımının ''tapuya itimat prensibi'' gereğince korunacağı, dava sırasında dava konusu 921-1764-1765 parsel çevresinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu 22/2-a maddesi gereğince güncelleme çalışmaları yapılmış eski 921 parsel 5 13... parsel, eski 1764 parsel yeni 5 08... parsel, eski 1765 parsel 5 08... parsel olarak tespit edilmiş olup eski 737 parsel güncelleme çalışmalarına tabi tutulmamış mahkemece güncelleme çalışmalarına tabi tutulan taşınmazların güncelleme tutanak asıl ve dayanak kayıtları dosya arasına alınmış ancak eldeki dava mülkiyete ilişkin olduğundan 3402 sayılı Kadastro Kanunu 22-a maddesi gereğince yapılan çalışmalar sonucu tanzim edilen güncelleme tutanak asıllarının eldeki davada davalı olarak kabul edilemeyeceği yapılması gerekenin güncelleme tutanaklarının olağan usulde kesinleştirme yapmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesi olduğu, olağan usulden kesinleştirmeden anlaşılması gerekenin kadastro ekiplerince rutin sınır ve yüzölçümüne ilişkin tespitlerin askı ilanına alınarak sınır ve yüzölçüm bakımından kesinleştirme sürecini uygulamak olduğu" gerekçesiyle 921 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi heyetinin 18.02.2015 tarihli bilirkişi raporu eki krokisinde (A) harfiyle gösterilen 95,00 metrekarelik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bu kısmın 3402 sayılı Kadastro Kanunu 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, krokisinde 921 parsel olarak gösterilen kısmın kuyuyu havi kargir balıkçı damı niteliği ve 375,00 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tapuya tesciline malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 1764 parsel sayılı taşınmazın yolsuz olarak tescil edilen tapu kaydının iptali ile tespitteki kilise yeri niteliği ve 1.216,00 metrekare yüzölçümüyle Hazine adına tapuya tesciline malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 1765 parsel sayılı taşınmazın yolsuz olarak tescil edilen tapu kaydının iptali ile tespitteki dam ve arsası niteliği ve 370,00 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tapuya tesciline malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 737 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu 12/son maddesi gereğince aktif tapu kaydında malik olarak kayıtlı kişi adına kazanımının korunacağı kanaatine varılmakla yeni tescil hükmü kurulmasına yer olmadığına, iş bu dava mülkiyete ilişkin olduğundan 921, 17 64... parsel sayılı taşınmazların güncelleme tutanak asıllarının olağan usulde kesinleştirme işlemleri yapmak üzere Karaburun Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 08.08.2023 tarihli ek kararıyla "Mahkemenin 2020/20 Esas, 2023/27 Karar sayılı gerekçeli kararının 09.07.2023 tarihinde asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili Avukat ...'a tebliğ edildiği, Kadastro Mahkemesinin adli tatile tabi olmadığı, adli tatil sürecinde de sürelerin işlemeye devam ettiği, asli müdahiller vekilinin süresi geçtikten sonra 07.08.2023 tarihinde temyiz dilekçesi sunduğu" gerekçesiyle asli müdahiller ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkillerinin açıkça 921 parselin satın alındığına ilişkin belgeyi sunduğunu, murisin satın aldığı söz konusu parselle ilgili hiçbir bilgi ve belge kurumlarda bulunamadığını, belgelerin tamamen kayıp duruma geçtiğini, müvekkillerinin veya murisin kusuru mevcut olmadığını, müvekkillerinin 1973/121 sayı numarası ile Maliye Bakanlığı Karaburun Mal Müdürlüğü Milli Emlak Servisinden alınan ve milli emlak müdürünün imzası bulunan belgede açıkça bedelin ödendiğinin yer aldığını, 737, 1764, 1765 parsellere ilişkin Yargıtay ilamı doğrultusunda yeteri kadar araştırma yapılmadığını, 737, 1764, 17656 parselleri muris ... ............ kullandığının dosyadan anlaşıldığını, bu parsellerin kahvehane ve mola yeri olarak kullanıldığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin murisi ...'ın dayanağı ... köyü 13.03.1962 tarihli ve 5 numaralı tapu kaydını resmi kayıt sunarak ispat ettiğini, tapu kaydı ile murisin malik olduğunun sabit olduğunu ve mahalli bilirkişilerin konu hakkında bilgiye dayalı olarak beyanda bulunmadıklarının açık olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 3. Asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; 08.06.2023 tarihinde temyiz kanun yolu harçlarının yatırılmış olması başvuru iradesini açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenle ek kararın hatalı olduğunu, 921 parsele ilişkin olan tespitin hukuka, dosya kapsamına aykırı olduğunu, davacıların satın alındığına ilişkin belgeyi sunduğunu ve kurumlarda belge olmamasında asli müdahillerin davacıların murisin kusuru olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi ek kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasında ki uyuşmazlık, taraflarca dayanılan kayıtların taşınmazları kapsayıp kapsamadığı kapsamaması halinde taşınmazlar üzerinde zilyetlikde iktisap koşullarının oluşup oluşadığına ilişkindir. 1. Davacılar ... ve arkadaşları vekili ile asli müdahiller ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin ve asli müdahiller ... ve arkadaşlarının vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Asli müdahiller ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen ek karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ek kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin asıl ve ek kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden asli müdahiller ... ve arkadaşlarından alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.