Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5991 E. 2026/2830 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5991
- Karar No
- 2026/2830
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/15 E., 2022/26 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...köyü çalışma alanında bulunan davaya konu 1 01... parsel sayılı 13273,88 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ırsen intikal, taksim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hisse satışları, miras yoluyla gelen hak, harici ve rızai taksim nedenlerine dayalı olarak 1/4 hissesi verasette iştirak şeklinde ... evlatları ... ve müşterekleri; 1/4 hissesi ... evladı ..., 1/4 hissesi ... kızı ... ve 1/4 hissesi ... oğlu ... adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacı ...; dava konusu taşınmazın evveliyatının ... ve ...'ya ait olduğunu; kendisinin de ... ...'nın oğlu ...'ın ve diğer kök muris ...'nın kızı olan ... eşi ...'in oğlu olduğunu, annesi ...'in hissesini noter senedi ile kendisine devrettiğini ve yine diğer muris ...'dan gelen miras hakkı bulunduğunu ileri sürerek, dava açmıştır. 3. Birleşen dosya davacıları ... oğlu ... ve ...oğlu ... ise dava konusu taşınmazın 1/8 hissesinin evveliyatının (... evlatları) ... ... ve 1/8 hissesinin (... evladı) ...'ya ait olup bu hisselerin adı geçenler adına tespit edilmesi gerekirken tamamının davalılar adına tespitinin hatalı olduğunu, ayrıca davacılardan ...'nın, babası ... ve kardeşi ....'ye ait hisseyi de satın aldığını, bu hisselerin de davacı ... adına yazılması gerektiğini ileri sürerek, dava açmıştır. Yargılama sırasında asli müdahiller ... ve ..., taşınmazın en evvelinde (... oğlu) ....'a ait olup miras yoluyla gelen hakları bulunduğu ve ayrıca müdahillerden ...'ın mirasçılardan (.... oğlu) ...'ın payını senetle satın aldığını, taşınmazın 1/4 hissesinin muris ....'a ait olup hisselerinin adlarına tescili istemiyle; asli müdahiller ... ve ... da yine muris ... oğlu ...'tan gelen hakları olduğunu ileri sürerek, davaya katılmışlarıdr. II. CEVAP Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2008 tarihmi ve 2007/48 Esas, 2008/111 Karar sayılı kararı ile davacı ve asli müdahillerin davasının kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılardan ... tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (7). Hukuk Dairesinin 07.07.2011 tarihli ve 2011/4304 Esas, 4696 Karar sayılı kararı ile "... mahkemece yapılan araştırmanın karar vermeye yeterli bulunmadığı; dava konusu taşınmazın maliki olduğu ileri sürülen miras bırakanların 1940 yıllarında öldükleri halde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanığın 1951 doğumlu olup görgüye dayalı bilgi vermelerinin mümkün olmadığı; ayrıca mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile tespitteki olgu çeliştiği halde tespit bilirkişilerinin tamamının da dinlenmediği; taşınmaz üzerinde zilyetlik araştırması yapılmadığı ve satış senetlerinin dikkate alınmadığı bu nedenlerle mahkemece yöreyi iyi bilen, el verdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, tutanak bilirkişilerinin de ayrı ayrı taşınmaz başında dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılığn giderilmesi, dava konusu taşınmaza sınırda komşu tüm taşınmazların tespit tutanağı ve varsa dayanağı belgelerin getirtilmesi, tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınan komşu taşınmazlar varsa sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde durulması..." gereklerine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava konusu taşınmazın evveliyatında 3 köke ait olduğu, yarısının kök muris ...'dan geldiği diğer yarısının iki pay halinde bir pay ... bir pay da Durmuş ... kökünden geldiği, bu hususun keşif esnasında davalı tanığı ... ... tarafından detaylı olarak izah edildiği ve keşif mahallinde hazır bulunan hem davacı hem davalı taraflar tarafından da bu beyanın doğru olduğunun belirtildiği; keşif esnasında, dava dosyasında mevcut olan 16.10.1948 tarihli noter senedi, 05.12.1948 tarihli noter senedi, 01.06. ... noter senedi, 04.05.1964 tarihli senet, 18.05.1964 tarihli senet ve 07.09.1964 tarihli senetlerin keşifte uygulandığı ve dava konusu taşınmazı kapsadıklarının anlaşıldığı; bu senetlere göre ... kızı ...nın dava konusu taşınmazdaki paylarını da içine alan bir takım paylarını oğlu ...'ya devrettiği, ... kızı ...'ın dava konusu taşınmazın bulunduğu köydeki paylarını ... Oğlu ... ...a devrettiği, ... kızı ..'nın dava konusu taşınmazın bulunduğu köydeki paylarını ... oğulları ..., ..., .. ve ..'a devrettiği, ... oğlu ... ...nın dava konusu taşınmazın bulunduğu köydeki paylarını 3 pay halinde 3 ayrı senet ile ... oğlu..'e, .. oğlu ...'ya ve ... Oğulları ... ve ...'e devrettiği gerekçesiyle 27.06.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen pay dağılımları dikkate alınarak davacı ve asli müdahillerin davalarının kabulüne; taşınmazın hükümde gösterilen paylarla davacı ve asli müdahiller ve müşterekleri adlarına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... temyiz dilekçesinde; birleşen dosya davacıları ile müdahil davacıların davasının kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu; zira davaya konu 1 01... parsel ile komşu 1 01... parselin evveliyatında bir bütün iken kadastro tespiti sırasında iki parçaya bölünerek komşu 216 parselin zaten kendileri adına yazıldığını ve bu nedenle davalarının reddi gerektiğini; zira tarafların murisi evvellerince çok öncesinde rıza-i taksim yapıldığını, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve ... temyiz dilekçelerinde; davacı ... ile aynı nedenleri ileri sürerek birleşen dosya davacıları ile müdahil davacıların davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün isabetsiz olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla taraflar leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi yönünden somut olay ve olgulara dayalı ve ayrıntılı beyan alınmasına işaret edildiği halde bozma sonrası keşifte alınan beyanların uyuşmazlığı çözmeye son derece yetersiz ve elverişsizdir. Bozma sonrası taşınmaz başında yapılan 09.06.2022 tarihli keşifte beyanına başvurulan bilirkişi ve tanıklar genel olarak taşınmazın ...ve ... soy isimli kişilerden geldiği söylemekle birlikte bunların murislerinin ve murisi evvellerinin açıkça kim olduğu hususunda somut uyuşmazlığı çözmeye elverişli ve ayrıntılı beyanları alınmamış ve dahi taşınmazın 1/2 hissesinin tespit malikinin murisi ......'ya diğer yarısının ise "diğer taraflara" ait olduğu yahut "...ve ... lara ait olduğu şeklindeki son derece soyut beyanlarla yetinilmiş yine bu kişilerin birbirleriyle ve taraflarla arasında ırsi-akdi ilişkisi olup olmadığı varsa ne olduğu hususu üzerinde de durulmamıştır. Yine bozma ilamında dava konusu taşınmaza sınırda komşu tüm taşınmazların tespit tutanağı ve varsa dayanağı belgelerin getirtilmesi, tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınan komşu taşınmazlar varsa sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde durulmasına işaret edildiği halde komşu taşınmazların tutanak ve varsa dayanakları da getirtilip uygulanmamıştır. Öte yandan yine taşınmazın tamamı 760 pay kabul edilip ve taşınmazın yarısının (mahkeme kabulüne göre 360 payının) (... oğlu) ... ...'ya ait olduğu kabul edildiği halde, bu koldaki mirasçılara toplamda 288 pay dağıtılmış ve buna göre de gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmak suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesine aykırı davranılması dahi isabetsiz olmuştur. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle tarafların murislerinden (... oğlu) ......'nın 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nden önce öldüğü, diğer murislerin ölüm tarihlerinin de 1936 ( ... oğlu ... ...) ve 1944 (... oğlu ...) olduğu dikkate alınarak; öncelikle davanın tarafları ile bu kişiler arasındaki ırsı ilişkinin belirlenebilmesi için bu kişilere ait veraset ilamları varsa taraflardan istenerek dosya arasına konulmalı, yok ise taraflara adı geçenlerin veraset ilamlarını çıkarttırıp dosyaya sunmaları için süre ve imkan tanınmalı; bundan sonra hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere mahkemece yöreyi iyi bilen, el verdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve sağ iseler tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi irdeler şekilde ve taşınmazın tarafların murisleri ile ilgisini somut olgu ve olaylar ile ortaya koyar şekilde yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınmalı, tutanak bilirkişilerinin de ayrı ayrı taşınmaz başında dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeye çalışılmalı, tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınan komşu taşınmazlar varsa sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde de durulmalı, bozma öncesi yapılan 23.08.2007 tarihli keşifte taşınmazın 1/4 payının ... ...ya ait olduğuna ilişkin mahalli bilirkişi beyanı da okunarak, beyanlar arasındaki çelişki giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra dayanılan senetlerin hukuki durumu (bir başka ifade ile senet satıcısının taşınmazda hakkı bulunup bulunmadığı, varsa devir yetkisi olup olmadığı, devir yetkisi var ise devralan kişinin tapusuz bu taşınmazdaki zilyetliği de devralıp devralmadığı, bir başka ifade ile zilyetlik devri ile mülkiyetin devralana geçip geçmediği) tartışılmalı bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine uygun bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... ile davalılar ... ve ...'nın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.