Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2842 E. 2026/2832 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2842
Karar No
2026/2832
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/11 E., 2024/7 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ......Mahallesi çalışma alanında bulunan 4 ada 20 parsel sayılı 19.045,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. 2. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; taşınmazın taşlık, çalılık ve kısmen ırmak yatağı niteliğinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, dava açmıştır. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2004 tarihli ve 193/5 Esas, 2004/94 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.03.2012 tarihli ve 2011/5307 Esas, 2012/2687 Karar sayılı ilamıyla "tespite esas tapu kaydının yöntemince uygulanmadığını, jeolog bilirkişisi raporları arasındaki çelişkiler ile mahalli bilirkişi beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini ve taşınmazın tarımsal niteliğinin kesin olarak belirlenmediğini açıklayarak; mahallinde yeniden keşif yapılarak davalı tarafın dayanağı tapu kaydının yöntemince uygulanması; tapu sınırında okunan .... tarlası yerlerinin nereleri olduğunun kesin olarak belirlenmesi, bilirkişi ve tanıkların kuzeyde sazak olduğunu söylemelerine rağmen kuzeyde 4 ada 12 sayılı parsel bulunduğu göz önüne alınarak 12 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının da bu parsele ait olup olmadığının belirlenmesi, yine kuzeyde okunan ..... oğlu tarlasının komşu 4 ada 19 parsel sayılı taşınmaz yeri olduğu bu parsele uygulanan tapu kaydında da kuzeyde sahibi senet okuduğu göz önüne alınarak bu tapu kaydının da ayrıntılı olarak uygulanması; tapu kaydının kapsamının, sazak sınırı nedeniyle gayri sabit sınırlı olduğu dikkate alınarak sabit sınırdan itibaren kapsamının belirlenmesi; taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümlerinin bulunması halinde, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği hususunda yerel bilirkişisi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı, dava konusu taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve tarımsal niteliğini belirtir, dava konusu taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, 3 kişilik jeolog bilirkişisi kuruluna dava konusu taşınmazın Devrek çayı yatağında kalıp kalmadığını, öncesinin dere yatağı olup olmadığını ve zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığını bildirir eski raproları da irdeler şekilde rapor düzenlettirilmesi,komşu parsellerden biri hakkında verilecek hükmün diğerlerini de etkileyeceği göz önüne alınarak dava konusu parsel hakkındaki dava ile komşu 19 sayılı parselle ilgili davanın birlikte değerlendirilmesi..." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazı dava tarihi ve evveliyatında dere yatağı yahut dere yatağının etkisinde bulunan yerlerden olmadığı; dinlenen mahalli bilirkişilerin taşınmazın evveliyatında tarım arazisi olarak kullanıldığını, öncesinde mera ya da dere yatağı niteliği olduğuna yönelik bilgilerinin olmadığına dair beyanda bulundukları, ayrıca dava konusu taşınmaza komşu parsel konumunda yer alan 4 ada 19 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Mahkemenin 2018/13 Esas sayılı dosyasının da incelendiği; dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile jeoloji mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 20.12.2023 havale tarihli bilirkişisi raporu ve ziraat bilirkişileri tarafından hazırlanan 28.12.2023 havale tarihli bilirkişisi raporunda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesinde sayılan dere yatağı, mera niteliğinde sayılan yerlerden olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, 4 ada 20 parsel (sayısallaştırma çalışmaları sonucunda .... Mahallesi 5 65... ) sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazın hakim vasfı, önceliği, toprak yapısı ve bitki örtüsü, çevre taşınmazlarla durumu kıyaslanmak ve incelenmek suretiyle taşınmazın önceliği ve hakim vasfının aynı karakteri taşıyıp taşımadığı hakkında yeterli inceleme yapılmadığını, hava fotoğraflarının ve memleket haritalarının yöntemince uygulanmadığını, hükme esas alınan son jeolog bilirkişisi raporunun önceki raporlar ile çeliştiğini, ayrıca tespite esas tapu kayıtlarının da taşınmaza uyup uymadığı hususunda noksan araştırma yapıldığını, dava konusu taşınmaza komşu 4 ada 19 parsel sayılı taşınmaz hakkında nehir yatağında kalması nedeniyle kadastro dışında bırakılmasına karar verildiğini, bozma ilamında her iki taşınmazın birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporlarında diğer taşınmazdan, diğer dava dosyasından ve o dosyadaki bilirkişi raporlarından hiçbir şekilde bahsedilmediğini ve farklı hüküm kurulduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığına ilişkindir. Mahkemece dava konusu taşınmazı dava tarihi ve evveliyatında dere yatağı yahut dere yatağının etkisinde bulunan yerlerden olmadığı; dinlenen mahalli bilirkişilerin taşınmazın evveliyatında tarım arazisi olarak kullanıldığını, öncesinde mera ya da dere yatağı niteliği olduğuna yönelik bilgilerinin olmadığına dair beyanda bulundukları gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler, komşu taşınmazlar ile davaya konu taşınmazın tespitine esas tapu kayıtlarının uygulanmasına yönelik keşif ve bilirkişi sözleri ile teknik bilirkişisi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tespite esas alınan davalı taraf ait tapu kaydının davaya konu taşınmaza ait olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ne var ki; işbu tapu kaydının bir hududu "..." yani "..." okumakta olup tapu kaydı bu hududu nedeniyle miktarı olan 13.780 m² yüzölçümü ile geçerli olduğuna, davaya konu taşınmazın tespit yüzölçümü ise 19.045,00 m² olduğuna, "..."ın "..." olduğu, sazlık ve bataklık gibi yerlerin ekolojik dengenin korunması, nadir bitki ve hayvan türlerinin barınma ve üzere yerleri olmasına göre, bu tarz yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceği dikkate alınarak; tespite esas tapu kaydında okunan "...." hududuna denk gelen batıdan komşu 12 parsel sayılı taşınmazdan doğuya doğru kuzey ve güneyden komşu 14... parsellerle bağlantı kesilmeksizin miktarınca kapsam tayin edilmesi, buna göre tapu kaydı miktarı kapsamı kadar yerin tespit gibi tesciline karar verilmesi; kayıt kapsamı dışında kalan kısmın ise Hazine adına tescil edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğundan davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2842, K. 2026/2832, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2842-e-2026-2832-k-5d1fde2fb214