Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4508 E. 2026/2821 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4508
Karar No
2026/2821
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/384 E., 2023/785 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre 2010 yılında yapılan kadastro sırasında; tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan 413 parsel sayılı 1.450 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 09... parsel numarasıyla ve 1.524,45 m² yüzölçümlü olarak ve 412 parsel sayılı 11.200 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 10... parsel numarasıyla ve 11.548,21 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi, daha önce sınırlaması yapılmayan ormanlarda 1984 yılında yapılan ve 11.12.1985 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, ilk tahdidin aplikasyonu ve 2/B uygulaması, 22.04.1992 tarihinde ilân edilen, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması çalışmaları ile 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılıp 1984 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu çalışmaları vardır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; 2 09... ve 2 10... parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün yörede 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra yapılan aplikasyon çalışmalarında da bu durumun değişmediğini ileri sürerek, tahdit içinde kalan taşınmaz bölümlerinin tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmış, Kadastro Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan çalışmaların kanun ve teknik ölçülere uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine, tapu iptali ve tescil istemi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosya, bu talep yönünden Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2015 tarihli ve 2013/173 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararı ile davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 09... parsel sayılı 1.524,45 m² büyüklüğünde tarla vasfında davalı ... adına tapuya kayıtlı taşınmazın, 16.06.2014 tarihli raporun ek-2'de (A) harfi ile gösterilen 10,23 m²lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.10.2017 tarihli ve 2016/2089 Esas, 2017/8018 Karar sayılı ilâmı ile "Hükme dayanak yapılan bilirkişi kurul raporunda; dava konusu taşınmazın bulunduğu Gedelme mevkiinde 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4999 sayılı Kanun) uyarınca düzeltme işlemi yapıldığının, ancak henüz ilân edilmediğinin, tahdit haritalarının grafik yöntemle yapıldığından doğru olmadıklarının, davaya konu taşınmazların 1963 tarihli memleket haritasında ve 1958 yılı hava fotoğrafında açık alanda gözüktüğünün, Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 21. maddesinde açıklanan yöntemle yaptıkları hat uygulamasına ve düzeltme haritasına göre dava konusu taşınmazın tahdit dışında kaldığının, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, ekli aplikeli memleket haritasında kısmen yeşil renkli ibreli ağaç rumuzlu ormanlık alanda kısmen açık alanda, hava fotoğrafında ise açık alanda işaretlendiği, memleket haritası ile hava fotoğrafı arasındaki bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi, 1941 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosunun yapımında esas alınan en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilip dava konusu taşınmazın anılan resmi belgelerdeki konumunun da belirlenmediği, diğer taraftan iade kararı üzerine aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen ek rapor ekindeki 1958 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın farklı yerde ve kısmen koyu alanda işaretlendiği, bu haliyle uzman bilirkişi kurul raporunun yeterli olmayıp dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tâbi tutulduğu yönünde duraksama meydana geldiği açıklanarak, Mahkemece öncelikle 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ilân edilmiş ise anılan düzeltme işlemine ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma ve sonuçları ilân tutanakları ile düzeltme haritasının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneklerinin bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, bilirkişiler vasıtasıyla 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve kesinleşen tahdit hattının belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2019 tarihli ve 2018/154 Esas, 2019/400 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 14.11.2022 tarihli ve 2022/3882 Esas, 2022/9071 Karar sayılı ilâmı ile "Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, dava konusu 2 09... ve 2 10... parsellerin tamamının bilirkişi heyetince belirlenen orman tahdit hattının dışında, P.5 sayılı orman sayılmayan iç parselde kaldığı belirtildiği halde, rapor ekinde yer alan Ek-5 numaralı krokide yapılan çakıştırmada 2 09... parsel orman sınırları dışında gösterilmiş iken, Ek-6 numaralı uydu fotoğrafı üzerindeki çakıştırmada ise parselin bir kısmının bilirkişi heyetince belirlenen orman tahdit hattının içinde, orman olan alan içerisinde gösterildiğinin anlaşıldığı, bu haliyle, bilirkişilerin rapor içeriğindeki ifadeleriyle Ek-5 numaralı krokide ve Ek-6 numaralı uydu fotoğrafı üzerinde çakıştırmalı olarak gösterilen tahdit hattı çeliştiğinden ve bu raporda dava konusu 2 09... parselin orman tahdit hattı içinde olup olmadığı kesin olarak belirlenemediğinden, söz konusu bilirkişi heyet raporu esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna uygun bulunmadığı, ayrıca, anılan bilirkişi heyeti raporu ekinde düzenlenen Ek-5 numaralı krokide, çekişme konusu 2 10... parsel sayılı taşınmazın da orman tahdit hattı içinde kalıp kalmadığının anlaşılamadığı, bu doğrultuda dosyanın aynı bilirkişilere tevdii ile ek rapor aldırılarak bahsi geçen çelişkinin giderilmesi ve 2 10... parselin orman tahdit hattına göre konumunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği" belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...1252, 1253, 1254, 1255 sayılı OTS noktaları açısından 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi kapsamındaki çalışmaların daha uygun olduğu, 3402 sayılı Kanun'a göre yapılan çalışmalarda 22/A uygulaması ile ilgili orman sınır hattının olduğu arazinin yapısına en uygun olan sınır hattının 22/A çalışması ile belirlenen sınır hattı olduğu, gerek bilirkişilerce yapılan aplikasyon ve gerekse 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi kapsamındaki çalışmalarda dava konusu yerin, tamamının orman sayılmayan alanda P.5 parsel sayılı iç parsel içinde kaldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ve verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığına ilişkindir. Her ne kadar, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların yer aldığı orman tahdit hattına ilişkin orman sınır noktalarının bulunamadığı, orman tahdit hattı aplikasyonunun mümkün olmadığı ve bu nedenle arazinin yapısına en uygun tahdit sınır hattının 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uygulaması sırasında belirlenen sınır hattı olduğu ve bu hatta göre, dava konusu taşınmazların orman sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma da hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, somut uyuşmazlıkta esas olan, zemine göre en uygun sınırın belirlenmesi değil, 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahdit çalışmasındaki sınırın, tahdit tutanaklarının da dikkate alınması suretiyle saptanmasıdır. Bu doğrultuda, bilirkişilerce dosyaya sunulan 31.07.2023 tarihli ek raporda; 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan dava konusu taşınmazların yer aldığı orman tahdit hattına ilişkin orman sınır noktalarının, tutanaklarda tam tarif edilmeyip, mevki isimleri ile yazıldığı ve zeminde bulunamadığı, ancak tarifi yapılan tek ... noktasının ... numaralı nokta olduğu, 1941 tarihli tahdit zabıtnamesinde; "... kesme boğazı köprüsü üstündeki ... numaralı rasat noktasına gelinerek..." ifadesinin kullanılmış olduğu, bu ibarede kesme boğazı köprüsü ifadesi ile kesme boğazı eski köprüsünün anlaşıldığı ve halen bu köprünün mevcut olduğunun belirtildiği, bu çerçevede, bilirkişilerce ... numaralı ... noktası olan kesme boğazı köprüsü üzerinden yapılan tahdit hattı uygulamasında belirlenen ve ek raporun 15. sayfası ile asıl rapora ekli Ek-5 numaralı krokide en dıştaki mavi renkli hattın solunda turuncu renk ile gösterilen orman tahdit hattının, 1941 yılında yapılan orman tahdit hattı olduğu anlaşılmış olup, davacı ... İdaresinin talebinin bu hatta göre belirlenmesi gerekmektedir. Zira, bilirkişilerce, zeminde yeri belli olan ... nolu ... noktası baz alınarak, 1222 - 1223 ... noktası arasındaki açı ve mesafe düzeltmesi ile birlikte belirlenen turuncu renkli 3116 tahdit hattına göre; P.5 iç parsel poligonunun, tahdidin yapıldığı esnadaki araziye uygun olarak kapandığı, memleket haritaları, hava fotoğrafları ve arazi yapısının durumuna göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden geçen ... noktalarının da tahdit tutanaklarındaki tariflere uygun mevkilere geldiği, açı ve mesafelerinde hata olmadığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca; 2 09... ve 2 10... parsel sayılı taşınmazların yukarıda adı geçen krokilerdeki turuncu hatta göre konumu belirlenip, tereddüte mahal vermeyecek şekilde gösterimi yapıldıktan sonra, dava konusu taşınmazların orman sınırları içinde kalıp kalmamasına göre usuli müktesep haklar da gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4508, K. 2026/2821, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4508-e-2026-2821-k-1e1879cd2975