Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4280 E. 2026/2795 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4280
- Karar No
- 2026/2795
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2024/2 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Kars ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 06... parsel sayılı 1.376.691,54 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili, kadastro tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettiği dava dilekçesinde; Kars ili ... ilçesi ... köyünde bulunan, dava dilekçesinde hudutları belirtilen taşınmazların, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak müvekkili olan davacı adına tescilini istemiştir. 3. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, dava konusu parsel hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2018 tarihli ve 2010/15 Esas, 2018/13 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne, 1 06... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 23.11.2009 tarihli rapor ve eki haritada (T) harfiyle gösterilen 5.610,04 m² yüzölçümündeki bölümünün çayır vasfıyla davacı ... adına, geriye kalan bölümünün aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ham toprak vasfıyla tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 05.02.2018 tarihli ve 2010/15 Esas, 2018/13 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.03.201 tarihli ve 2018/2285 Esas, 2021/3003 Karar sayılı ilamında "... köyü çalışma alanında bulunduğu belirlenen dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanun'u (3402 sayılı Kanun) 11. maddesinde öngörülen 30 günlük askı ilanı yapılmamıştır. Öte yandan, dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmaz, ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiş olup, ziraate elverişli olmayan alanların, zilyetlikle iktisabı, imar-ihya edilerek tarım arazisi haline getirilmeleri ve bundan sonra 20 yıl nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet edilmeleri halinde mümkün bulunduğu halde taşınmaz bölümünün niteliğinin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklinin ve süresinin ne olduğunun belirlenmesi amacıyla 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmaksızın, taşınmazın niteliğini ve kullanım durumunu belirlemekten uzak, tek ziraatçi bilirkişisi tarafından hazırlanan raporla yetinilmiş, taşınmazın niteliği ile kullanım şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde hava fotograflarından yararlanılmamış, taşınmaz sınırında dere bulunmasına rağmen jeolog bilirkişisi tarafından derenin aktif olup olmadığı belirlenmemiş, yerel bilirkişinin soyut ve yetersiz beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazla ilgili olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11... . maddelerinde öngörülen şekilde yöntemine uygun olarak askı ilanı yapılmalı, askı ilan tutanakları dosya arasına konulmalı ve askı ilan süresi dolduktan sonra yargılamaya devam edilerek; Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasından taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15, 20, 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin tamamının kadastro tutanakları ve varsa dayanakları ile davalı iseler dava dosyaları temin edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, jeolog bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanılıp kullanılmadığı, varsa taşınmaz üzerinde zilyetliğin hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmaz bölümünün toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümünün her yönünden çekilmiş ve sınırları kabaca işaretlenmiş renkli fotoğraflarını içerir, önceki ziraat bilirkişi raporunun irdelendiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, dava dilekçesi ile işaret edilen dava konusu taşınmazı gösterir ve keşfi takibe elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki düzenlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak, çekişme konusu taşınmaz bölümünün konumunun hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine yönelik rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden, dava konusu taşınmaz bölümünün, dere yatağı vasfında olup olmadığı, dereden kazanılıp kazanılmadığı, derenin taşkın sahası kapsamında bulunup bulunmadığı ve derenin aktif olup olmadığı hususlarında rapor düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu taşınmaz bölümünün davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "... ve ... köyü sınırları içerisinde bulunan ve fen raporuna ekli krokide (T) harfiyle gösterilen alanın 1984 yılında imar-ihya edildiği, taşınmazın mera vasfında olmadığı, tarla vasfında olduğu, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 06... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 23.11.2009 tarihli rapor ve eki haritada (T) harfiyle gösterilen 5.610,04 metrekare yüzölçümündeki bölümünün çayır vasfıyla davacı ... adına, geriye kalan bölümünün aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ham toprak vasfıyla tespit gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; zilyetlik süresinin kesin olarak belirlenemediğini, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu bu nedenle zilyetlikle kazanılamayacağını, imar-ihya şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, taşınmazın komşu taşınmazlarla arasında doğal ya da yapay ayırıcı sınırının bulunup bulunmadığının tespit edilmediğini, davacının davasının kısmen kabul edilmesi gerekirken tam kabul edilmesinin ve müvekkili lehine vekalet ücreti ve yargılama giderinine hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığını, davacının dava konusu alanı haksız bir şekilde kullanarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın özelliğini kaybetmesine ve diğer Hazine taşınmazları ile aralarındaki bütünlüğün bozulmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına aktarılan dava tarihi itibariyle zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve jeolog bilirkişisinden raporlar alınmış ve yukarıda izah edilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca mera vasfında olan taşınmazlar özel mülkiyete konu olamaz ancak sınırlandırılarak özel sicile kaydedilebilir. Bu nedenle dava konusu taşınmazın mera vasfında olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Ne var ki; hükme esas alınan 20.07.2023 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmaza doğu sınırından komşu olan ... köyü hudutları içinde yer alan 1 01... parsel sayılı taşınmazın vasfı üzerinde durulmamış, taşınmazın uzun süredir tarımsal faaliyette kullanılmış olması nedeniyle toprağın hamur haline gelmiş olduğu belirtilmiş ise de dava tarihi olan 2003 yılından 20 yıl öncesinde taşınmazın durumuna ilişkin bilgi verilmemiş ve taşınmazın sınırlarının sabit olduğunun belirtilmesi yetinilmiştir. Öte yandan; dosyada yer alan 19.12.2023 tarihli jeolog bilirkişisi raporunda, genel ve soyut ifadelere yer verilmek suretiyle dava konusu taşınmazın doğu sınırında Orta, güney sınırında ... deresinin yer aldığı, taşınmaz üzerinde yapılan tespitlerde bu alan içinde doğal jeolojik yanın değişmediği, taşların toplanmış olduğu, tarımsal alan vasfında olduğu ve imar-ihya gördüğünün tespit edildiği belirtilmekle yetinilmiş, söz konusu raporda, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği şekilde dava konusu taşınmaz bölümünün, dere yatağı vasfında olup olmadığı, dereden kazanılıp kazanılmadığı, derenin taşkın sahası kapsamında bulunup bulunmadığı ve derenin aktif olup olmadığı hususlarına ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 1 06... parsel sayılı taşınmaza komşu taşınmazların tamamının kadastro tutanakları ve varsa dayanakları ile davalı iseler dava dosyaları temin edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, jeolog bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, kadim mera vasfında olup olmadığı, dava konusu bölümün meradan açılıp açılmadığı, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanılıp kullanılmadığı, varsa taşınmaz üzerinde zilyetliğin hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu 1 01... parsel sayılı taşınmazın mera parseli olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla bilirkişilerce bu hususun üzerinde durulmalı, mera parseli ile arasında ayırıcı unsurun bulunup bulunmadığını, ayırıcı unsur bulunuyorsa ayırıcı unsurun niteliğini, dava konusu taşınmaz bölümünün toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümünün her yönünden çekilmiş ve sınırları kabaca işaretlenmiş renkli fotoğraflarını içerir, önceki ziraat bilirkişi raporunun irdelendiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, dava dilekçesi ile işaret edilen dava konusu taşınmazı ve komşu taşınmazları gösterir ve keşfi takibe elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki düzenlettirilmeli; jeolog bilirkişiden, dava konusu taşınmaz bölümünün, dere yatağı vasfında olup olmadığı, dereden kazanılıp kazanılmadığı, derenin taşkın sahası kapsamında bulunup bulunmadığı ve derenin aktif olup olmadığı hususlarında denetime elverişli rapor düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeden karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.