Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/111 E. 2026/2785 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/111
Karar No
2026/2785
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1967/23 E., 2018/8 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Tunceli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1961 yılında yapılan kadastro sırasında, 436, 441, 442, 443, 444, 445, 448, 449, 451, 4 53... parsel sayılı taşınmazlar, tapu kayıtları ve vergi kayıtları nedeniyle 1/2 hissesi ... ve ... adlarına, kalan 1/2 hissesi bir kısım tapu maliklerinden tapuda hisse satın alma nedenine dayalı olarak ... ... adına; 481 parsel sayılı taşınmaz ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, eşit hisseyle ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... ile davacı ... ... ayrı ayrı sundukları dava dilekçelerinde; karşılıklı olarak taşınmazlarda tespiti yapılan 1/2 hisseler yönünden tespite itiraz ederek taşınmazların tamamının adlarına tescilini talep etmişlerdir. 3. Davacılar Hazine vekili ve ... ayrı ayrı sundukları dava dilekçelerinde; Tunceli ili ... ilçesi ... köyü 436, 441, 442, 443, 444, 445, 448, 449, 451, 4 53... parsel sayılı taşınmazların tamamı hakkında gerçek kişi davalılar adına yapılan tespite itiraz etmişlerdir. 4. Asli müdahiller ... ve arkadaşları müdahale dilekçelerinde; tespitlere dayanak tapu kaydında yer alan maliklerin mirasçısı ve hissedar olduklarını ileri sürerek müdahele talebinde bulunmuş ve tespite itiraz davasına katılmışlardır. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 436, 441, 442, 443, 444, 445, 448, 449, 451, 4 53... parsel sayılı taşınmazlar hakkında ayrı ayrı yapılan yargılamalar neticesinde 1965 yılında verilen kararlarda, davacılar ... ve ...'in davasının kabulüne, parsellerin tamamının 1/2'şer hisse ile ... ve ... adlarına tescillerine, davacı ...'nin davasının vazgeçme nedeniyle reddine, diğer davacıların davasının ise esastan reddine karar verilmiş; 481 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan yargılama neticesinde ise 1969/141 Esas, 1970/57 Karar sayılı kararla davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 436, 441, 442, 443, 444, 445, 448, 449, 451, 4 53... parsel sayılı taşınmazlar hakkında yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili ile asli müdahiller ... ve arkadaşları tarafından ayrı ayrı yapılan temyiz istemleri üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilamıyla, "asli müdahillerin talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerektiği, davacı ... ...'in davadan vazgeçmesinin feragat anlamına gelmeyeceği, davacı Hazinenin tespite itirazının ne olduğunun açıklatılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle, sair yönler incelenmeksizin hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası 436, 441, 442, 443, 444, 445, 451, 4 53... parsellerle ilgili dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin 1967/15 Esas ve 1970/33 Karar sayılı kararıyla, davacı ... ve ...'in davasının kabulüne, taşınmazların 1/2'şer hisseyle davacı ... ve ... adlarına tescillerine, diğer davacı ve asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiş, asli müdahiller ve davacı Hazine vekilinin temyiz istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 1970/4837 Esas ve 1970/4921 Karar sayılı ilamıyla, "asli müdahillerin davalarından vazgeçmedikleri anlaşıldığından talepleri incelenerek bir karar verilmesi gerektiği ve davacı Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise Hazinenin miktar fazlasına da itiraz ettiği, ispat yükünün iktisap koşullarını sağladığını iddia eden kişiye ait olduğu ve eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 481 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen tespit gibi tescil kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından yapılan temyiz istemi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme neticesinde, 1987/18423 Esas ve 988/414 Karar sayılı ilamla, "eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği açıklanarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yönünden taşınmaz başında keşif yapılıp tanıklar dinlenerek bir karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, tüm dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "... Toplanan tüm belge ve bilgilerden, mahallinde yapılan keşiften, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından, taşınmazın kadimden beri davalılar tarafından kullanıldığının, ancak maddi sıkıntılar nedeniyle ailenin göç etmek zorunda kaldığınının, daha önceden arazilerinin bulunduğu yerde evlerinin bulunduğunun, ancak içinde kimse yaşamadığı için şu an yıkık olduğunun anlaşıldığı, bir insan ömrünü aşan zaman dilimi içerisinde davalı ve davalıya taşınmazı devredenlerin kullandıklarının kabulünün zorunlu ve hayatın olağan akışının gereği olarak ortaya çıkmış olduğu, ayrıca davanın açıldığı tarih, tespiti gereken zilyetliğin neredeyse bir insan ömrünü aşar derecede geriye gitmesi karşısında, bölgede süren yoğun terör faaliyetleri nedeniyle de köyler neredeyse tamamen boşalmış olduğu, taşınmazın bir insan ömrünü aşan evveliyatının tespiti için tanık bulmanın imkânsız hale gelmiş olduğu, anlatılan bu sebeplerle ve davacı ve murislerinin zilyetliklerinin olmayışı karşısında, davalıların taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde öngörülen süreye ulaştığının kabulünün zorunlu bulunduğu, açıklanan bütün bu nedenlerle, dava konusu Tunceli ili ... ilçesi ... köyü 441, 443, 445, 451, 453, 436, 442, 444, 464, 4 49... parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı ... ... yönünden kesin hüküm nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, müdahil davacı ... ve arkadaşları ile davacı Hazinenin sabit olmayan davalarının reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, dosya kapsamında yapılan incelemede dava konusu 481 sayılı parselin senetsiz tarla vasfıyla ..., ... ve ... adına tespit edildiğinin, yapılan bu tespite ... ..., ... ve Hazine tarafından itiraz edildiğinin ve 31.03.1965 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararı ile taşınmazın tescil harici bırakıldığının, daha sonradan ilgili Danıştay kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapıldığının ve 15.05.1970 tarihli celsede dava konusu 481 sayılı parselin davalılar adına tespit edilmesine, Orman İdaresinin itirazının reddi ile Hazine temsilcisi ve davacı ... ...' in itiraz etmemiş sayılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, bu kararın, Hazine vekili tarafından temyiz edildiği ve 25.01.1988 tarihli Yargıtay temyiz incelemesi sonucunda Hazineye karşı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin eksik araştırıldığı, bu konuda mahallinde zilyetlik tanıklarının dinlenmediği gerekçesiyle hükmün bozulduğu, bu parsel yönünden ... ... hakkında verilen açılmamış sayılmasına kararının temyiz konusu yapılmamış olduğu ve bu yönüyle kararın kesinleştiği, 22.12.2017 tarihli keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin ortak beyanda bulunarak, dava konusu parselin Üstündağ ailesine ait olduğunu, tespitten çok öncesinde de onlar tarafından kullanıldığını bildirmiş oldukları, bahsi geçen mahalli bilirkişi beyanları dikkate alındığında, dava konusu 481 sayılı parsel yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği kanaatine varıldığı, bu parsel yönünden davacı Hazinenin davasının reddine, davacı ... ... yönünden ise 15.05.1970 tarihli hükmün kesinleştiği dikkate alınarak hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi sonuç ve kanaatine varıldığı ..." gerekçesiyle davacı ... ... davası yönünden kesin hüküm nedeniyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına, müdahil davacılar ... ve arkadaşları ile davacı Hazinenin sabit olmayan davalarının reddine, 441, 443, 445, 451, 453, 436, 442, 444, 464, 4 49... parsel sayılı taşınmazların ... ve ... mirasçıları adına tapuya tescillerine, 481 sayılı parsel yönünden davacı Hazinenin davasının reddine, davacı ... ... yönünden kesin hüküm nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, tespit gibi ..., ... ve ... mirasçıları arasında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. 1. Davacı Hazine vekilinin 448, 449, 451, 453, 464, 436, 441, 442, 443, 4 44... parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. b. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 448, 449, 451, 453, 464, 436, 441, 442, 443, 4 44... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalılar hakkında yapılan değerlendirme yerinde olmuş ise de, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde düzenlenen zilyetlik yoluyla belgesizden edinilebilecek taşınmaz miktarına ilişkin sınırlama yönünden araştırma yapılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. Bununla birlikte, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazlar hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlar hakkında uygulama kadastrosu yapılmış olduğu dikkate alınmaksızın, eski parsel numaralarıyla hüküm tesis edilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, davalılar hakkında senetsiz araştırması yapılıp sonucuna göre, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak uygulama kadastrosu yapıldığı da dikkate alınarak, sicil oluşturmaya elverişli bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Davacı Hazine vekilinin dava konusu 481 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, Yargıtay ilamları, keşif ve alınan teknik bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, senetsizden davalılar adına tespiti yapılan 481 parsel yönünden, 16.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazın dört hududunun tapulama harici (boşluk) ile çevrili olduğunun, 24.01.2018 tarihli ziraat mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmaz üzerinde emek unsuru teşkil edebilecek herhangi bir bulguya rastlanmadığının ve taşınmazla ilgili zilyetlikten bahsedilemeyeceğinin belirtilmiş olması karşısında, taşınmaz üzerinde kadastro tespit tarihi olan 07.06.1961 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki kazanım koşullarının oluşmadığı sabittir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin bu taşınmaz hakkındaki davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Yukarıda (V.B.1-a) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (V.B.1-b) ve (V.B.2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/111, K. 2026/2785, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-111-e-2026-2785-k-cf5a8e632b64