Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2954 E. 2026/2831 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2954
Karar No
2026/2831
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/434 E., 2019/495 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili ile davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun (2859 sayılı Kanun) uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sonucunda, tapuda davacılar adına kayıtlı olan eski 434 parsel sayılı 3980 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 434 parsel numarasıyla ve 3734 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1097 parsel sayılı 1695 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1097 parsel numarasıyla ve 1716 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 433 parsel sayılı 4973 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 433 parsel numarasıyla ve 5301 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 461 parsel numaralı 3541 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 461 parsel numarasıyla ve 3283 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları; uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait 434 parsel sayılı taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yanlışlığın 433, 4 61... parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.

II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2013 tarihli ve 2010/75 Esas, 2013/348 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/13108 Esas, 2016/9298 Karar sayılı ilamıyla "uygulama (yenileme) kadastrosu sırasında davacıların taşınmazının eksik ölçüldüğü, eksikliğin davalılara ait taşınmazda kaldığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, 1097 parsel maliklerinden ...; 461 parsel makilerinden ...'in yöntemince davaya dahil edilmediği; yine dava devam ederken 461 parsel sayılı taşınmazda 1/2 pay maliki olan ve davalı durumda bulunan ... ...'un , bu taşınmazdaki payını kayden 27.10.2009 tarihinde ...’e satmış olduğu dosya arasında bulunan güncel tapu kaydından anlaşıldığı halde ...’in de yöntemince davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanınmadığı ve dolayısıyla dosyada taraf teşkili sağlanmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olmasının isabetsiz olduğu; çekişmeli taşınmazlardan 433, 461 ve davacıya ait 434 parsellerin tesis kadastrosu sırasında 249 parsel numarası ile tespit edilen taşınmazın; 1097 parselin ise tesis kadastrosunda 250 parsel numarası ile tespit edilen taşınmazın ifrazından oluştuğu Tapu Müdürlüğünün dosya arasında bulunan 9.7.2015 tarihli yazısından anlaşıldığı halde ifraz krokilerinin dosya arasına alınmadan; ifraz haritalarından ve ölçü krokilerinden yararlanılmadan zemindeki fiili kullanım durumu dikkate alınarak sonuca gidilmiş olmasının isabetsiz olduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif sonucu düzenlenen 04.01.2019 tarihli teknik bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli ve yeterli olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, 04.01.2019 tarihli bilirkişi raporuna ekli harita mühendisi tarafından düzenlenen 1/1000 ölçekli kroki doğrultusunda; 433 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 55,72 m²lik kısmının, 1097 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 6,96 m²lik kısmının, 461 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 5,35 m²lik ve (D) harfi ile gösterilen 25,17 m²lik kısmının davacının hissedarı bulunduğu 434 parsel numaralı taşınmazın yüzölçümüne ilave edilmek suretiyle (A, B, C ve D harfi ile gösterilen kısımların hüküm doğrultusunda infazı için gerekli ise tapularının iptali ile) tapuya tesciline; 434 parsel numarasında tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın (E) harfi ile gösterilen 12,44 m²lik kısmının, ise 461 parsel numarasında tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın yüzölçümüne ilave edilmek suretiyle (E harfi ile gösterilen kısımın hüküm doğrultusunda infazı için gerekli ise tapularının iptali ile) tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... (433 parsel maliklerinden) vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hatalı raporun hükme esas alınarak müvekkilinin mağdur edildiğini, uyuşmazlığın çözümü için gereken teknik evrakların bir bölümünün dosya arasında yer almadığını; müşterek sınırlar hakkında bilgisi olmayan bilirkişi beyanlarına başvurulduğunu, bilirkişi raporunun dava konusu taşınmazın eski ve yeni yüzölçümleri arasındaki bu farkın nedenlerini açıklamak için yeterli olmadığını, raporda hatanın neden kaynaklandığı hususunun da açıklanmadığını, hava fotoğraflarının harita üzerinde çakıştırılmadığını ve tesis paftası ile uygulama paftasının da çakıştırılmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da görüldüğü üzere müvekkillerine ait dava konusu 434 parsel sayılı taşınmazda yenileme çalışmaları sonucu 246 metrekare azalma olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından müvekkilin parsellerine eklenmesine karar verilen (A), (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımların toplamının ise 93,2 metrekare olup eksikliği karşılar nitelikte olmadığını, ayrıca müvekkillerinin taşınmazına ait (E) harfi ile gösterilen bölümün davalı 461 parsele eklenmesinin de hatalı olduğunu zira davalı tarafın bu yönde bir davası ve talebi bulunmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2859 sayılı Kanun uyarınca yapılan yenileme kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Uygulama (yenileme) kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama (yenileme) kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama (yenileme) tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda ise davacı tarafa ait 434 parsel sayılı taşınmaz ile davalı tarafa ait 4 33... parsel sayılı taşınmazların 249 sayılı tesis kadastro parselinin 1961 yılında yapılan ifrazından, davalı 1097 parsel sayılı taşınmazın ise tesis kadastrosunun 250 sayılı parselinin 1984 yılında yapılan ifrazından oluştuğu dosya arasında bulunan belge ve ifraz harita ve krokilerinden anlaşıldığına göre İlk Derece Mahkemesince ifraz tarihleri olan 19 84... tarihli hava fotoğrafları üzerinde yukarında belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılması gerekirken sadece 1953 tarihli hava fotoğrafı üzerinde inceleme yapılmakla yetinilmiş; yine üretilen haritaların zeminle uyumlu olup olmadığı, uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği, hesap hatası varsa tevciz sınırları içerisinde kalıp kalmadığı gibi hususlarda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, neticeten uyuşmazlığı çözmeye elverişsiz ve yetersiz rapora değer verilerek hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu gibi yine eldeki davada davacının 434 parsel maliki olduğu, 461 parsel malikleri tarafından açılan bir dava bulunmadığı halde, 434 parsel numarasında tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın (E) harfi ile gösterilen 12,44 m²lik kısmının davalı 461 parsele eklenmek suretiyle hüküm kurulmuş olması dahi isabetsizdir. Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu taşınmazların ifraz tarihleri olan 19 84... tarihli ya da bu tarihlere en yakın hava fotoğrafları getirtilerek dosya ikmal edilmeli, daha sonra önceki bilirkişiler dışında harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, taşınmazlardaki sınır farklılıklarının nedeni denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı, uzman bilirkişi raporunda özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak hangi nedenle hangi kadastro sınırının esas alınması gerektiği, taşınmazların sınırlarında tesis kadastrosu tarihinde ve ifrazlar sırasında hata yapılıp yapılmadığı ve hata var ise hangi teknik veriler ile açıklandığı gibi hususlar tartışılarak denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve oluşan usuli müktesep haklarda gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2954, K. 2026/2831, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2954-e-2026-2831-k-33053e3644a2